logo

reklam

MUHARREM İNCE


Hüsamettin Kazan
deneme18@hotmail.com

Devlet başkanlığı seçimlerinde Samandağ’ının % 89.94’ü Muharrem İnce’nin seçim sonrası açıklamalarını takip ettik.

Söyledikleri, birilerinin hoşuna gitmedi. Alışılmışın- beklenilenin dışında realist bir bakış ile durumları değerlendirdi. Bu gerçekçi bakış açısı rahatsızlık verdiğinden dolayı üretilen komplo teorilerine daha çok inanmaya başladık. Bu teorilere kendimizi o kadar kaptırıyoruz ki yalın gerçekleri bile anlamakta zorlanıyoruz.

Tehdit, kaçırılma gibi ‘’sosyal medya’’  dedikodularına:  çok açık bir şekilde en yüksek tondan cevap veriyor Muharrem İnce: ‘’ Beni tehdit edecek adam, daha anasının karnından doğmadı.’’  diyor.

Buna rağmen: ‘’Yok yok kesin tehdit altında. Tehdit altında değilse; ‘’bilmem kim ile anlaştı.’’ gibi yorumlar azımsanmayacak durumda.

Bir hafta önce % 89.94  oy verdikleri Muharrem İnce’nin bir hafta sonra tehdit altında değilse: ‘’Bilmem kimlerle anlaşmış.’’ şeklinde belki hakarete varan yorumlarda nasıl bulunuyorlar anlamıyorum. Daha önce de yazdım:  ‘’Samandağ’ında olanlar hayatın doğal akışına aykırı.’’

İşte sığ Samandağ siyaseti; bu kadar. Yapmayın. Yakışmıyor.

Muharrem İnce ne tehdit altında ne de anlaşma yaptığı birileri var. Gerçekçi bir bakış açısına sahip.  Yüzde 30 oy oranını yüzde 50 yapmak istiyor. Bu da toplumun yüzde 70’lik bir kesimini göz ardı ederek olamaz.

Muharrem İnce, Hürriyet  gazetesi yazarlarından Ayşe Arman’a verdiği röportajda sorulara içtenlikle cevap veriyor.

 Ayşe arman: Gelelim o geceye… Ne kadar süre “Seçimde hile yapılmıştır!” diye düşündünüz?

– Bunu biraz açalım: Islak imzalı tutanaklar var. Benim konumumdaki biri, Türkiye’yi karış karış bilir. Siz bana bir il, ilçe söyleyin, ben size tahmini oyları söyleyeyim. Şimdi hile olabilir mi? Olabilir! Olmuş mudur? Olmuştur! Fakat ben 16.50’de YSK’nın önüne gittim, iki arkadaşımla birlikte. Dedim ki, “Ben buradayım. Görevinizi doğru yapın! Referandumda olduğu gibi mühürsüz oylar geçerlidir falan böyle kararlar almayın!” Şimdi size soruyorum; YSK, toplumu rahatsız edecek bir karar aldı mı? Almadı. Peki yüzde 50.1’e yüzde 50.06 gibi bir sonuç var mı ortada? Yok. Ortada kazanılmış bir seçim var. Rakibim -mutlu olalım, olmayalım- seçimi kazanmış. Bana diyorlar ki, “İnsanları sokaklara niye davet etmedin!” Neden edeyim? Etmem için ortada belgelenmiş bir hırsızlık olması lazım. Var mı? Yok! Partinin ıslak imzalı tutanakları var. Tutuyor mu? Tutuyor. YSK’nın vicdana, hukuka aykırı bir kararı var mı? Yok! E niye sokağa davet edeceğim milleti? Sadece iş olsun diye mi? “Bak helâl olsun!” desinler diye mi?

Ayşe Arman: Peki o gece niye ses vermediniz? Ortadan kayboldunuz. Tamam, “Tam emin olmak istedim, bekledim” dediniz. Ama bu millet ikna olmadı. Tehdit edildiğinizi, Afgan askerlerinin geldiğini, iç savaş çıkmasını önlemek için tavır değiştirdiğinizi filan söylüyorlar. Bunlara ne diyeceksiniz?

– Komik bunlar, gülüyorum. Olacak şey mi? Bir yere kaçmadım, kaçırılmadım, karım da kaçırılmadı! Deli saçması bunlar! Perde arkasını tam anlatayım: 16.50’de YSK’ya gittim. Saate baktım, tam 6 dakikada. Sonra geri döndüm karargâh yaptığımız yere. O zaman da saate baktım, 7 dakikada gelmişim. Yani ben sadece 6-7 dakikalık bir mesafedeydim. Yanımda kimler vardı? CHP’nin grup başkanvekili Engin Altay, Meclis Başkanvekili Yaşar Tüzün, eşim, kardeşlerim vardı. Sistem kurulmuştu, televizyonlar vardı, bana seçimde yardımcı olan bürokratlar vardı. Adım adım Türkiye’yi oradan takip ediyorduk. Islak imzalı tutanaklar nereye geliyor? Partiye geliyor. E sen de takip ediyorsun. Ortada benim YSK’nın önüne gidip “Çaldırmayacağım size, yaptırmayacağım!” diyeceğim bir şey yok ki! YSK kötü bir karar aldı mı? Almadı. Peki elimizdeki ıslak imzalı tutanakta ne yazıyor? Muharrem İnce 150 oy, işlenen de 150 oy yazıyor. E ne diye bağıracaksınız? Anormal olan, müdahale gereken bir durum yoktu ki!

Peki nereden çıkıyor bu laflar?

– Bunlar delirmiş! Bunları yazanlar gerçekten hasta. Yok eşimi kaçırmışlar, yok sarayda albaylar varmış… Ya rüya gördüler ya gerçekten hastalar! Başka bir açıklaması yok.

 Belki de sizi desteklemek için böyle söylüyorlar.

– Aman yok, böyle destek olmaz olsun! Bunlar tehlikeli insanlar! Diyorlar ki, “YSK’nın önüne geldiğinde neden ceketinde Türk bayrağı rozeti yoktu? Yoksa bu bir mesaj mıydı? Hep oluyordu, ama o anda yoktu!” Ona dikkat etmişler.

Neden yoktu peki?

– E çünkü yolda giderken ayran döküldü ceketime! Ben de o anda ceketi değiştirdim ve unuttum rozeti takmayı. Engin Altay’a böyle bir yorum gelmiş, bana söyledi, inanamadım dikkat ettikleri şeylere, hemen taktım. Ama yani bundan çeşitli mesajlar çıkarmak akıl kârı mı? Bunlar paranoyak! İnanın böylelerinin desteği olmaması daha iyi. Resmen kötülük yapıyor. Türkiye’de böyle kime hizmet ettiği belli olmayan bir kesim var. Sözde Atatürkçü, sözde cumhuriyetçi ama aslında değil, ortalığı karıştırmaktan başka bir şey yapmıyorlar!

( Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ayse-arman/bir-yarisa-girmissin-kaybettiginde-nerede-eksik-yaptik-deyip-yeniden-hazirlanacaksin-40882610)

Özetle; her seçimden sonra insanlarımız bir travma yaşıyorlar. Söylentilere inanıyorlar. Muharrem İnce’nin deyişi ile:  Deli saçması bunlar! Bunlar paranoyak! İnanın böylelerinin desteği olmaması daha iyi. Resmen kötülük yapıyor. Türkiye’de böyle kime hizmet ettiği belli olmayan bir kesim var. Sözde Atatürkçü, sözde cumhuriyetçi ama aslında değil, ortalığı karıştırmaktan başka bir şey yapmıyorlar!

Muharrem İnce; ‘’bir yarış kaybettim’’ diyor. ‘’Neden kaybettim, nerede eksik yaptım; ona bakıyorum. Diğer yarışı kazanmak için şimdiden çalışacağım’’ diyor

Siyaset vatandaşa inme, ikna etme, gönül bağı kurma işidir. En önemli hedefi de ekonomik hayatı canlandırmak.  Türkiye’de siyaset yapanlar sadece bir kesime hitap edip çoğunluğu sağlayamazlar. Solcu olsa da bu böyledir. Sağcı da olsa bu böyledir. Orta yolcu olsa da böyledir.

Hüsamettin Kazan

Share
240 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • PROBİYOTİKLER VE SAĞLIKLI YAŞAM

    30 Ocak 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    “Probiyotikler “ son dönemde sağlık alanında en çok konuşulan ve tartışılan bir konu olmuştur.” Probiyotik” ne anlama gelmektedir? Aşırı kazanç ve aşırı tüketime dayanan kapitalist üretim düzeninin dayattığı “hazır gıdalarla beslendiğimiz günümüzde, bağırsaklarımızdaki probiyotikler (dost bakteriler) azalarak hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Probiyotikler, sindirim sistemindeki dengeyle birlikte sağlıklı bir metabolizmaya sahip olmamızı sağlayan dost bakterilerdir. Sağlıklı bir sindirim ve bağışıklık sistemi için vücuda mutla...
  • ABD EMPERYALİZMİNİN KATLİAMLARI

    23 Ocak 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    ABD, büyük zulümlerle kendisini var etti. Daha kuruluş aşamasında milyonlarca Kızılderiliyi aileleriyle birlikte katletti. İlk aşamada “size huzur, barış ve medeniyet getireceğiz” vaadiyle işe koyulan ABD, sürgüne gönderdiği milyonlarca Kızılderiliye dağıttığı battaniyelere çiçek mikrobu bulaştırdı. Afrika’dan getirdiği siyahileri köle olarak en ağır işlerde çalıştırıp,yüzbinlerce siyahi köleyi yok etti. Takvimler 6 Ağustos 1945’i gösterdiğinde ise ABD’nin demokrat başkanı Truman’ın emriyle Hiroşima’ya atom bombası atıldı. Bomba sabah sa...
  • ABD EMPERYALİZMİ’NİN SAVAŞ FATURALARI

    16 Ocak 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Savaş Politikasının ABD'ye Faturası 6 Trilyon Dolar… Bir an durup bu Rakamın Türkiye gibi Kaç Ülkenin Milli Gelirinin Toplamından çok daha Fazla Olduğunu ve ne denli Korkunç Sonuçlar için HARCANDIĞINI kafanızda CANLANDIRMAYI deneyin… Habere göre ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) 11 Eylül saldırılarından bu yana "Teröre Karşı Savaş" kapsamında 1,5 Trilyon Dolar harcadığını iddia etse de George W. Bush'un başlattığı teröre karşı savaş politikasının Amerikan hükümetine 2019 itibariyle neredeyse 6 Trilyon Dolara Mal Olacağı belirtiliyor… P...
  • KUZU POSTUNA BÜRÜNMÜŞ KURT

    11 Ocak 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    "Modern çağda İşçi Sınıfının benimsediği akım Sosyalizm’dir. İşveren Sınıfı Antika egemen sınıflar gibi, halkın benimsediği akımı, yani Sosyalizmi ele geçirmenin yollarını aradı ve buldu. İslam Tarihinde Tefeci-Bezirgânlar nasıl Hazreti Muhammed’in fakir fukara ile ve kölelerle kurmuş olduğu Müslümanlığı savunuyormuş gibi görünerek baltaladılarsa, tıpkı öyle, Modern Tarihin sömürücü İşveren Sınıfı ile Büyük Toprak ve Mülk Sahipleri Sınıfı, fakir fukaranın dört elle sarıldığı son umudu Sosyalizmi savunuyormuş gibi görünerek baltalamanın yoll...