logo

reklam

MIZRAKLI DA ÖFKE KABARIYOR!

Yıllar önce gelip gördüğüm Mızraklı köyü, inekleriyle kuzularıyla bambaşka bir güzellikte doğa harikasıydı. Yeni kurulan sulama kanalları, inişli çıkışlı taş kaldırım yolları, evlerin önlerinde kurulmuş tandırlarla pişirilen yufka ekmekler, şen şakrak insanları ile büyülemişti beni. Burada yaşamam, burada ölmem lazım. Sevgiyi paylaşmayı, üretmeyi, ürettiğini ikram etmeyi, karşılıksız, sadece sevmek olan duyguyu ilk öğrendiğim yerlerden bir yer Mızraklı. Nüfus arttıkça, kentler geliştikçe, doğal olarak sorunlar da büyüyor. Sorunları takip, bir gün ile sığdırılamaz; Mızraklı da uzun vadeli sorunlar arasında çevre düzenlemesi, temizlik, Çöp, su kanallarının oluşturduğu (çocuklar ve yaşlılar için) risk ve plansız projesiz yapılan evlerin yarattığı kadastral sorunlar ilk gözlemlediklerim.

Geçmiş dönemlerdeki yönetimlerin sorumsuz ve işbilgisizliği,  artan nüfusla birlikte katlanarak daha sonra, kaldırılan Belediyenin, Büyükşehir yasası ile Samandağ Belediyesine bağlanması sonrası dağ gibi sorunlara sahip çıkıp üstlenen yok.

Mızraklı köylüsünün öyküsü ‘’Yarım elma, gönül alma’’ ile başlar.  Yarım, paylaşmak demekti!

Mızraklılı köylü parası az olduğu zamanlarda, elinde avucunda ne varsa komşusuna verir, bağ bahçe işlerini imece yardımı ile yapar mutluğun ve huzurun tüm tadını alırdı.

Ama yarımla olan muhabbeti ne kadar insan, ne kadar mutlu ettiyse,’’Yarım yamalak’’ ile olan samimiyetinden o kadar gördü. Ocak ayının güneşli ama serin bir öğleyin saatin de dinlediğimiz mızraklılar, anlattığı tüm sıkıntılarını o yarım yamalak yaşamının bir parçası gibi hep eksik bıraktı, ‘SİZ TAMAMLAYIN’ der gibi.

Mızraklı köyünün bir ucundan bir ucuna hatta meralarına kadar, Hatsu’nun köy çıkışından ki deposunun olduğu yerden seyrettik dört bir tarafı.

İlk gözüme çarpan Mızraklı’nın komşu köylerle bağlantı yollarının olmadığı olanların da stabilize olduğu, at ve eşek arabalarının zor geçebileceği…

Sulama kanallarının çocuklar için tehlikeli, güvenli olmadığını özellikle altını çizelim.

Kuşalanı sınırındaki geçitlerinde de kenarlarda bariyerler yok. Yoldan geçen arabalar için ciddi tehlike hele gece trafiği, hele hele yaya, hatta çocuklar için!

Mızraklının beter durumda birde Dereleri, Irmak yatakları var.

Aşırı yağmur yağdığında tıkanabilecek, köyün yerleşim alanlarında heyelan yaratmaya müsait, ırmak ve derelere yakın evlerine ise çok daha tehlike yaratabilecek durumda.

Ve acilen bu dere yatakların ırmakların yeri değiştirilmeden ıslah edilmeli, ıslahtan öteye geçilerek kalıcı çözüm üretilmeli.

Hatsun’nun Mızraklı arıtma tesisinin olduğu yerden baktığımızda gördüğümüz arazilerinin kullanılmadığını, bu arazilerin Hazine ve Belediye’ye ait yerlerin de olduğunu söyleyen Mızraklı köylüleri, sözlerini şöyle sürdürürler; “bizde de eski şevk yok, tarla bağ bahçe işleri yapmak için. Çünkü mandalina da para etmiyor. Yollarda görmüş olmalısınız, portakal ve mandalina sokaklara dökmüş milletçe keyfimiz kaçtı iyice. Eskiden bizim belediye varken de bu sorunlar vardı. Yapılacak edilecek, gelecek gidecek denildi ama bugün gördüğünüz sorunlar hep vardı. Bizim yaşlılarımız hiçbir beklentileri olmadığı için çok daha iyi mutlu kendi hallerine yaşardı. Yardımlaşmak vardı. Hatay büyükşehirle mahallemize kendimizin kazandırdığı su depomuzdan olduk, sokaktaki çeşmelerimizin yerlerinde yeller esiyor. Hatay Büyükşehir ile mahallemiz harabeye döndü. Daha önce bu kadar sorunumuz yoktu. Hatsu geldi bizi resmen haraca bağladı.’’

Vallahi, yeminler olsun ki insanları dinleyince insanın nutku tutuluyor .

Halka baskı ve yok sayması, Ulusal gelirden düşen payın kontrolsüz, denetimsiz ve de, belediye ye gelen hazine yardımın hakkaniyet ölçülerinde yapılmaması ibretlik bir durum.

Ancak şunu belirtmek gerekir ki, zaten belediye ye verilen, gelen hazine yardımı ‘Köy –Kent’ kalkındırılmasında kullanılmadığı gibi, sanki Samandağ özellikle siyasi iktidarın özel bir çabası var bu bölgenin üzerinde, kalkınmasın, gelişmesin diye.

Vatandaş kendi dili ile köyüne Muskalı Köy diyor; diyor amma bu Mahhalleye muska yazılsa da bu kadarı tutmaz kardeşim…

Anlatıyor Mahalleli, iki yıl önce 2,5 trilyon ile bir bölüm dere yataklarının ıslah edilmesi için ihaleye çıkılıyor. Vatandaş yapmayın, etmeyin bu çözüm geçici ağaçları katletmeyin desede ıslah gerekçesi ile koca çınarlar, çamlar, kayınlar heba oluyor.

Hatsun’nun ‘YAPTI’ dedikleri dere yatağına gidip gördük ki, Hatsu, dereyi temizlemiş temizlemesine lakin, kalıcı bir ıslah çalışması yapılmamış. Yüzyıllık- Üçyüzyıllık ağaçlar feda edilip kesilmesine rağmen.

Haklı olarak soruyoruz?

Irmaklar, Dereler, Akarsular, DSİ’ne aitir neden bu denetlenmez.

Mızraklı da Hatsu’nun ‘islah edilmiş’  dedikleri yeri görünce ‘’Samandağ bir bütün olarak devlet politikaları sorgulanmalı’’ tespitimizin ne anlama geldiğini bir kez daha anlıyoruz ki, Samandağ Belediyesi bu yanlışlıkta sadece devede kulak olmayı tercih etmiştir. Öyle olmasa demez mi ‘benim vatandaşım yaşanabilir bir memleket hak eder.’ Hazine arazilerini Ovacık’taki gibi ektirip biçtirmez mi gurbetçimize. Ya annelerimiz koşa koşa gitmez mi evlatlarının alın terini silmeye…

Yeri gelmişken: Belediye ulusal gelirden- Hazine yardımı talebi için ‘Demokratik Katılımcı Belediye’ için hakikaten halkıyla, küçük esnafıyla üretici köylüsünü de yanına alarak etkin bir mücadele yürütse olmaz mı?

Tabii ki bu söylediğimden Samandağ Belediyesi çok ama çok uzakta.

Mızraklı köyü muhtarını çok görmek istedim, Dağ gibi sorunları olan Mızraklı  için neler yaptığını öğrenmek için.

Ancak, bize anlatılan İlçe Tarım Müdürlüğünün  ‘doğrudan gelir desteği’ kapsamında mazot gübre ve diğer yardım verilmesi için başvuran Mızraklılı bir yurttaşın Muhtar ile yaşadığı anlatılınca görmekten vazgeçtim.

Birde duyduğunda insanı HİNDİ GİBİ KABARTAN durum, bu konu gün yüzüne çıkartılmalıdır.

Tehdit!

Mızraklı köylüsü ne yapmıştır ki tehdit ediliyor?

Kadını, kızı, genci, yaşlısı!!

Ve sistematik olarak mızraklıya sokulmak istenen uyuşturucu.

Buradan yerel yönetim ve bütün devletin kurumlarına çok büyük sorumluluk düşmektedir.

Bir de konuştuğumuz her Mızraklılı aynı zamanda bir proje sunacak kadar bilgili, sorunlara çözüm üretecek kadar akıllı, peki halk neden dinlenmiyor? Halka hizmet vaadiyle yola çıkanlar neden hizmet vermekten yoksunlar? Var bu işin içinde bir iş.

Diyorlar ki: “Gurbet kapısını Mızraklı topraklarında oluşturulacak proje ile ortadan tümü değilse bile % 40/50 oranında işsizlik çözülür. Hazine ve Belediye ye ait topraklar ve bizim de topraklarımızı bu anlamda sunmak kaydıyla geliştirilecek projelerle üretim- iş olanağı yaratılır.’’

‘’Eskiden Samandağ Ekonomisinin kalbi Mızraklı’da atarken, ülkeler arası yaşanan politika ekonomiye resmen darbe vurmuş. Birçok firma mahallede kepenk kapatmış. Okur oranını sorduğum Mızraklı tam bir beyin göçü ile karı karşıya. Sermayesi olanlar da başka alanlara kayıyor.

Halk, korkutularak, yoksullaştırılarak nereye varılmak isteniyor? Bunları söylüyoruz da söylemediklerimiz var. Şimdi yerel yönetimler Büyükşehir olsun, kendi belediyemiz olsun hani yanımızda olsa gam yemeyeceğiz. Onlar da küçük bir sopa gösteriyorlar. Korkutuyorlar sinmemizi istiyorlar. Sorarım size hangi insan doğduğuna bu kadar bin pişman ! (Devam edecek…)

Haber-Foto: Ümit Sağaltıcı

 

 

Share
434 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+1 = ?

#

MIZRAKLI DA ÖFKE KABARIYOR!” için 1 yorum

  1. Uğur : diyor ki:

    Sorunlarımızı dile getirdiğiniz
    için teşekkürler ?