ÜST REKLAM

logo

reklam
17 Nisan 2017

Mehmet Yuva – İBRAHİM KARAGÜL KARDEŞİME AÇIK MEKTUP


admin
bereket@prestijbilgisayar.org

 

Türkiye-Suriye ilişkilerinin “sıcak” yaşandığı 2011 öncesi yıllarda İbrahim Karagül kardeşimizi Şam Üniversitesi, Tarih bölümünde ağırlamıştık. AKP sultasının “sözcüsü” Yeni Şafak gazetesinde yazan genç ama hitabeti etkili, altyapısı pehlivan ve donanımlı bir gazeteciydi. İbrahim, Türk sinemasının emektar oyuncu ve yönetmeni Kartal Tibet’in canlandırdığı efsane kahraman Tarkan misali yüz hatları ve omuzlarına kadar düşen saçlarıyla, özellikle kız öğrencilerimizin ilgi odağı haline gelmişti.

Suriye ve Anadolu’nun dünyada yaşanacak kamplaşmanın, cepheleşmenin, Doğu-Batı hesaplaşmasının ana merkezi olduğu gerçeğinin altını çizmişti. Suriye-Türkiye yakınlaşmasının ehemmiyetine vurgu yapmıştı. Farklı siyasi bir tarihe sahip ve iki ayrı rejimin hüküm sürdüğü Suriye ve Türkiye dostluğunun bölge barışı ve huzurunun teminatı olduğunu söylemişti. Farklılıklarımıza değil ortak paydalarımıza ve ortak çıkarlarımıza odaklanmamızın elzem olduğunun altını çizmişti.

Düğüm Notası Şam Coğrafyası

Küresel Siyonizm, ABD’nin başını çektiği emperyalist mahfil ve Suudi Vahhabizm’in bölge ülkeleri ve İslam için oluşturduğu tehdit ve tehlikeye dikkat çekmişti. Şam coğrafyasının dünyanın ağır sıklet ve düğüm noktası olduğunu söylemişti. İnsanlığın utanç yarası Filistin üzerine konuşmuş ve İsrail’in, başta Suriye’nin Golan bölgesi, işgal ettiği Filistin topraklarından çıkması veya çıkartılması gerektiğinden bahsetmişti.

Panelden sonra kadim Şam mahallesinde geleneksel bir lokantada yemek yedik, sohbet ettik. Suriye kadim tarihi üzerine çalışmış, Suriye devlet televizyonunda “Biz ve Alem” adlı tarih programı ilebBatı eğitim kurumlarının,  yanlış-yalan-yanlı bölgemiz tarihi üzerine tedavüle soktuğu çalışmalarını deşifre etmiş tarih alimi Dr. Ahmet Davut’un çalışmalarından bahsettim.

“Merkez Suriye” adlı eseriyle “Suriye’nin neden Merkez ve âlemin terazisi olduğunu” yetkin bir ağızdan dinlemesini istemiştim. “Bu coğrafya insanlığın anavatanıdır ve anavatanı kontrol eden dünyayı kontrol edecektir ama kontrol edemiyorsan onu korumasını bilmeli” temel tespitinde hem fikir olmuştuk.

Rezil Bir Kabus

Suriye ziyareti daha sık görüşmemize olanak sağladı. Sonra bir gün Merkez ve Terazi Suriye’ye ihraç edilen rezil savaşın kâbusu ile uyandık. Türkiye’nin,  bu savaşın taraftarı ve hatta öncüsü olmak yerine, devlet ve muhalefet ile yaşadığı özel ilişkilerini merkez ve terazi Suriye’nin korunması ve savunulması için kullanacağını umduk. Ateşe benzin döken taraf değil krizi çözen sadık bir arabulucu olmasını bekledik.

İbrahim ve Suriye’de misafir ettiğimiz, Şam coğrafyasının ehemmiyetine müdrik birçok gazeteci kardeşimizden iktidarı olumlu yönde Suriye-Türkiye münasebetlerine zarar vermeyen telkinlerde bulunmasını ve uyarmasını arzuladık. Maalesef tam tersi oldu. Akıllı, ilkeli, müdrik ve vicdanlı telakki ettiğimiz İbrahim kardeşimiz ve gazeteciler cüzdanlı iktidarın sözcülerine dönüştüler. İktidar mı onları kışkırtıyordu yoksa onlar mı Suriye düşmanlığında sultaya gaz veriyordu bu hususta at izi it izine karışmıştı. Suriye ve bölge olaylarını dini-dar mezhepçi açıklamalar ile telakki ve telkin ettiler.

Karagül’ün Tespitleri

En nihayet yazdığı gazete ve bir televizyonun genel yayın yönetmenliğine kadar yükselen, Cumhurbaşkanlığı uçağında ağırlanan İbrahim kardeşimiz “yaşanan şey Suriye iç savaşı değildir. Rejim meselesi değildir. Demokrasi ve özgürlük meselesi olmaktan çıkmıştır. Atlantikçi güçlerle Asyalı güçlerin kavgasıdır. Suriyeli örgütler, hangi tarafta olursa olsun, bu büyük kapışmanın figüranları haline gelmiştir” diye yazdı ve Türkiye’nin Suriye konusundaki “bakışının değiştirmesinin zorunluluğuna dikkat” çekti.

Sevgili İbrahim Kardeşim, bu telkinlerinizi yıllardır yapan bu  yönde çaba gösteren bizlere gazeteniz, camianız “Esed’in sevdalıları veya casusları”  yaftasını taktı, saldırdı. Gazeteniz halen sizin korktuğunuz senaryolara hizmet eden zehirli kimyasal haberleri manşetlere taşıyarak ateşe benzin dökmeye devam ediyor. ABD füzelerinden ve muhtemel yeni saldırılardan medet umuyor. Bu füzelere umut bağlayan iktidarsızları uyarmıyor.

Hayırlara Vesile Olsun

Suriye devletinin veya tabirinizle “Esad rejiminin” bu olaylarda veya bu olaylara giden süreçte hiç mi suçu yok? Hangi vicdanlı insan yok diyebilir. Hani soyulan evi için tüm suçu Nasrettin Hocamıza yüklemeye çalışan hanımına hitaben, “tamam haklısın şu önlemi almalıydık bunu yapmalıydık ama bu hırsızın da hiç suçu yok mu?” misali sittin cehennemden getirilen psikopat dini-darların Suriye ve Türkiye için istihdam edildiklerini, cebinde akreple dolaşanın maruz kalacağı tehlikeleri yazdık.

Irak’ı Lübnanlaştırdıklarını, Suriye’yi Iraklaştırmak istediklerini ve ana hedef olan Türkiye’nin Suriye üzerinden yutulmak istendiğine dikkat çektik. İlk lahzadan itibaren yaşanan şeyin Suriye iç savaşı, rejim meselesi hele ki demokrasi ve özgürlük meselesi olmadığını anlattık. Bu noktaya gelmiş olmanız önemli ve sevindiricidir. İnşallah hayırlı neticelere vesile olur.

 

 

Share
705 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İMAM CAFER’İ SADIK’TAN BİRKAÇ HADİS

    20 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan 1- Erkek, hanımına karşı üç şeye riayet etmelidir: Hanımının muhabbet ve ilgisini kazanmak için onunla uyum sağlamak; ona karşı güzel ahlaklı olmak; onun gözünde güzel görünmek ve refahını sağlamakla kalbini elde etmek. Kadın da kocasına karşı şu üç şeye riayet etmesi gerekir: Kocasının tüm hallerde güvenini sağlayacak şekilde kendisini kötülüklerden korumak; muhtemel hatalarının affedilmesi için sürekli kocasının hakkını gözetmesi; tatlı dil ve çekici tavırlarıyla kocasına olan sevgisini bildirmesi. 2- Basi...
  • YOLSUZLUKLARIN KİLOMETRE TAŞLARI

    15 Ocak 2020 Genel, Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Asaf Hişmi BEL – BİR AŞ.’ye bulaşmayan kişilerin sayısı azdır. BU şirketle yapılan iş ve işlemlerin fiyat belirlemesi iki türlü. Hesabı kitabı yok. Şirket lehine sonuçlar çıkartılmaya çalışılmıştır. Toplumsal çıkar, ikinci plana atılmıştır.  Şirket kar etsin diye Asliye Hukuk Hâkimliğine sunulan Bilirkişi Raporu sahtedir. Mahkemeyi olumsuz yönden etkilemeye çalışılmıştır. Raporda kullanılan veriler sahtedir. Kıymet takdir komisyonu da sahte bedel takdiri yapmıştır. İşin aslına geçelim. BEL – BİR AŞ.’ye kat karşılığı olmak üze...
  • DOĞAL YAŞAMDAN KOPUNCA

    13 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Yaşanacak bir tek ömrümüz var. Onu da uzun ve mutlu yaşamak için sağlıklı olmak gerekiyor. Oysa günümüz insanı çok erken, hatta küçücük yaşlarda kanser, kalp, şeker, tansiyon, obezite sorunlarıyla sarmalanıyor. Paketlerle ilaç, antidepresanlar, antibiyotikler yanımızdan ayırmadığımız aksesuarlarımız oldu. İnsan ömrü uzadı, evet uzadı ama, ne pahasına. Sağlıksız, hastalıklı, bir gün bile kullanmadığımızda ölümümüze neden olabilecek ilaçlara mahkum bir yaşam. Neden bu hale geldik: Doğadan uzaklaştıkça, bizi...
  • RANTIN ŞEYTANİ YÖNÜ ( 2 )

    13 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Asaf Hişmi 2 – 03.05 1991 tarih ve 11 sayılı Samandağ Belediyesi, Belediye Meclis Kararında rantın şeytani yönü, sırıtır derecede görünüyordu. BEL – BİR A.Ş.’ne Projesiz, ihalesiz  (resmi belgelerde belirtildiğine göre: 1991 yılı Birim fiyat tariflerine göre İhale Bedeli: 20.000.000 TL) iş vermek için bu şirkete kamu kurumu olarak tanıttılar. Belediye encümen ve belediye meclis kararlarında böyle tanıtılmıştı. Kamu kurumu olmayan, Kamu kurumu niteliğini taşımayan ve maliye bakanlığından uygun görüş almayan bu şirketin ödenmiş serma...