ÜST REKLAM

logo

reklam

Mavi Psikolojik Danışmanlık Corona Virüsün Psikolojik Etkilerini Anlattı “ÇOCUKLARINIZA KURALLARA UYARAK HASTALIKTAN KORUNABİLECEĞİMİZİ SÖYLEYİN”

Mavi Psikolojik Danışmanlık şuan pandemi olarak ilan edilen ve insanlığı tehdit eden Corona Virüsünün psikolojik etkilerini masaya yatırdılar.

Samandağ Belediyesi hizmet binasında bir toplantı gerçekleştiren Mavi Psikolojik Danışmanlık işletme yetkilileri korona virüsle ilgili en sağlıklı bilgi alınabilecek yerin Sağlık Bakanlığı olduğunu ifade ederek bunun dışında konunun uzmanı olmayan kişiler tarafından yayılan bilgilerin çocukları hatta ve hatta yetişkinleri bile tedirgin ettiğini belirtti.

Konu üzerine konuşan Mavi Psikolojik Danışmanlık işletme yetkililerinden Psikolojik Danışman Kemal Fırıncı; “Şu an için olağanüstü bir dönem yaşıyoruz. Tam bir kriz dönemi buna bağlı olarak zaman zaman kaotik durum meydana gelmektedir. Bu kaotik durum beraberinde belirsizliği, belirsizlik beraberinde kaygı ve korkuyu getirir. Bu duyguları belli bir seviyeye kadar hissetmemiz gayet normal fakat bu duygular sonucunda davranışlarımız panik seviyesine gelirse orada sağlıklı bir ortam oluşmaz. Aynı şekilde çok rahat davranmamızın da faturası ağır olur. Krizi en sağlıklı şekilde atlatabilmek için sağlık bakanlığının önlemleri almak şart. Modern toplumun bize sağladığı en büyük birisi kitle iletişim araçlarıdır. Bunun olumlu tarafı olduğu kadar olumsuz tarafı da var. Her avantaj beraberinde dezavantajı da barındırır. Bunun tam tersi de söz konusu. Örneğin; haberleri ve sosyal medyayı takip ettiğimizde aşırı bir bilgi kirliliği söz konusu. Kendi uzmanlık alanı olmadığı halde koronavirüs hakkında bilgi vermeye çalışan uzmanlar var. Daha da vahimi geçen hafta YouTube’n trend videolar bölümüne bakarken koronavirüsle ilgili en popüler birkaç videonun ünlü YouTuberlar tarafından çekildiğine tanık oldum.

Bu durum sosyal medyayı sık kullanan çocuklar ve biz yetişkinler için büyük bir risk oluşturmaktadır. Bu bakımdan koronavirüs ile ilgili tıbbi bilgileri almak için Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı söylemleri takip etmek en sağlıklı ve güvenilir yöntem. Ayrıca medyada da sürekli koronavirüsle ilgili bildiler dolaştığı İçin en güvenilir kaynakları takip etmeli bu kaynaklar sadece tek bir kaynak olmamalı aynı zamanda yurtdışı kaynaklar da takip edilebilir. Biz vatandaşlar olarak da üzerimize bu süreçte paylaşımlarımıza dikkat etmek kaynağı belli olmayan bilgileri yaymamak. Bu sayede bilgi kirliliğinin önüne geçmede katkımız olur. Samandağ özeline bakacak olursak Samandağ şu açıdan çok fazla risk taşıyor: YÖK geçtiğimiz günlerde üniversiteleri tatil etti. Dolayısıyla Kıbrıs’ta ve şehir dışında okuyan öğrenciler memleketlerine döndüler. Aynı şekilde yurtdışında çalışan bazı vatandaşlarımız Samandağ’a döndü. Bu bakımdan Samandağ risk altındadır ve konuda elimizden geldiğince tedbirli davranmak zorundayız.      

“Corona Virüsü Sürekli Konuşmayın”                          

Bu konuda “önce can sonra canan.” mantığıyla hareket etmeliyiz. Çocuklar bizim yaşadığımız korku, kaygı ve panikten çok etkilenirler bu yüzden öncelikle kendimiz ihtiyatlı davranmalıyız. Bu süreçte evde haberler sık sık olumsuz durumları paylaştığı İçin bu olumsuz durumlara çocukları çok fazla maruz bırakmamaya özen göstermeliyiz. Ayrıca evdeki gündem sürekli olarak koronavirüs olmamalıdır.               

Çocuklar bu süreçte en fazla sıkılıyor olmaktan şikayet etmektedirler. Bu konuda ebeveyn olarak çocukların sıkılmasına izin vermeliyiz. Çünkü canı sıkılan çocuk etrafa bakmaya başlar, ilgisini çekecek bir şey arar. Çevreyi merak eder ve çevreyle etkileşim içerisinde bir oyalayıcı oluşturur. Bu durum çocuklarda yaratıcılığın gelişmesini sağlar.

Türk PDR derneğinin konu ile ilgili yaptığı açıklama ise şöyle: “Öncelikle ailelerimiz, bu dönemin  öğrencilerimiz için gezme ya da tatile çıkma fırsatı değil, bir tedbir dönemi olduğunu göz ardı etmemelidir. Öğrencilerimiz, bu dönemi mümkün olduğunca hobileri ile ilgilenerek, kitap okuyarak ve dinlenerek, kalabalık ortamlardan uzak, mümkünse evde kalarak,  izole biçimde geçirmelidir.

Ailelerin bu süreçte çocuklarla geçireceği nitelikli zaman çok önemlidir. Birlikte etkinlikler yapabilir,  oyun oynayarak çocukların süreci daha iyi hissederek geçirmelerini sağlayabilir, çocuklarınıza masal/hikaye okuyarak huzurlu bir ev ortamı oluşturabilirsiniz. Bu tedbirler,  pedagojik açıdan oldukça gerekli ve önemlidir.

Öğrencilerimiz Koronovirüs Karşısında Psikolojik Olarak Neler Hisseder?

Okul psikolojik danışmanları olarak gözlemlediğimiz kadarıyla okul öncesinde çocuklarımız durumun çok fazla farkında olmadıkları için psikolojik bakımdan süreci daha rahat atlatmaktadır. İlkokul çağı çocuklarında korku ve kaygı daha yüksek olmaktadır ve bu durumun kaynağında çocuklarımızın haber programlarından veya çevrelerinden duydukları olumsuz sözler ya da maruz kaldıkları görseller birincil olarak etkilidir.

İlkokul çağı çocuklarında hastalıkla ilgili “yaşlılar ölüyormuş, anneannemle dedem ölür mü?’, ‘çocuklar ölecek mi’, ‘biranda yere yığılıp düşersem, ne olacak?’ biçiminde sorular, bu durumun açık kanıtıdır.

Ortaokul çağında ise öğrenciler genel olarak daha bilinçli olmakla beraber 5. ve 6. Sınıf çocuklarında kaygı aileden aldığı geribildirimlerle orantılı olmakta, 7. ve 8. sınıf çocuklarının duyguları akran grupları içinde gerçekleşen konuşmalardan etkilenmektedir.

Dolayısıyla içinde bulunduğumuz süreçte çocuk ve ilk ergenlere konuyla ilgili olarak yaş ve gelişim dönemlerine uygun biçimde yaklaşılmalıdır.  Şu genel kurallara dikkat edilmelidir;

Çocuğunuzun konuyla ilgili, gerek televizyonda, gerekse sosyal medyada ve aile içinde yapılan konuşmalarda onları tedirgin edici, korku ve kaygı içinde bırakacak türde içeriklere maruz kalmamalarına özen gösteriniz.

Çocuğunuz konuyu konuşmak istediğinde konuyu geçiştirmeyiniz.  Çocuğun konuyla ilgili kaygı, korku ve endişelerini dinleyerek onu sakince ve yumuşak bir ses tonu ile rahatlatınız.

Bu süreçte kişisel olarak bazı kurallara uyarak hastalıktan korunacağımızı söyleyebilir, hijyen kurallarını oyun ve eğlenceli bir etkinliğe çevirerek birlikte uygulayabilirsiniz.

Çocuğunuza mümkün olduğunca yaşına uygun tepkiler vermeye çalışınız. Okul öncesi çocuklar, konuyla ilgisiz olduğu ve konuyla ilgili soru sormadığı sürece konuşmaya gerek yoktur. İlkokul çağı çocuğunuz özellikle çevresinde duyduklarından felaket senaryoları üretmiş halde yanınıza gelebilir. ‘Korkma, bir şey olmaz’ demek yerine ‘korkuyorsun, seni anlıyorum. Ama mümkün olduğunca kurallara uyarak dikkat edersek hastalanmayacağız’ şeklinde onun duygularını anladığınızı ifade edin. Ortaokul çağında çocuklar ‘maske takalım mı? maske takmalı mıyız?’ şeklinde daha farkında ve bilinçli sorularla gelebilirler, bu sorulara olabildiğince basit düzeyde bilimsel yanıtlar veriniz. Cevabını bilmediğiniz bir soru için doğru kaynaklardan konuyu çocuğunuzla birlikte araştırınız.

Sizlere ve çocuğunuza sağlıklı günler dileriz” ifadelerine yer verdi.

 Haber- Foto: Hasan Dadük

Share
187 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+2 = ?