ÜST REKLAM

logo

reklam
05 Temmuz 2017

Makina Mühendisi Asaf Hişmi BİR RUS KIZININ AĞZINDAN ÇERNOBİL KAZASI


admin
bereket@prestijbilgisayar.org

 

Santralde çalışan teknisyenler, Kritik kontrol sistemlerini devre dışı bırakınca, 26 Nisan gecesisaat1:00 de soğutucu suyun akışı yavaşladı. Güç yükselmeye başladı.1: 23’te operatör reaktörü kapatmak için harekete geçti. Ancak, hataların birbirini tetiklemesi, gücün aşırı şekilde yükselmesine neden oldu. Bu da buharın patlamasına ve 1000 tonluk reaktör kapağının havaya uçmasına neden oldu. Daha sonra Uranyum ve plütonyumun kendi kendini fizyonlayarak kontrolden çıkmasını önleyen, kontrol çubuklarından 211 âdeti erdi. Ardından halen nedeni uzmanlar tarafından tartışılan bir patlama daha meydana geldi. Yanan radyoaktif yakıt merkezinin parçalarını fırlatarak içeriye hava girmesini sağladı. İçeriye giren hava, izolasyonu sağlayan birkaç tonluk grafit bloklarını tutuşturdu. Yanan grafit bloklunu söndürmek kolay olmadı. Söndürme işlemi 9 gün sürdü. Helikopterden 5000 ton kum, bor, dolomit, kil ve kurşun atıldı. Pilotların çoğu, radyasyon şiddetinden öldü. Yanan grafit, radyasyonun atmosfere yayılmasına neden oldu. Radyasyon binlerce mil uzaktan ölçülebiliyordu. Bunlar, tasarım hatalarından kaynaklanıyordu. Kazanın nedenleri, insan hatası ve kusurlu teknolojinin vahim bir bileşimi olarak tanımlandı. Andrei Sakharv şöyle diyordu: ‘’ Çernobil’deki kaza, sistemimizin modern teknolojiyi yönetemediğini göstermiştir.’’ Buçuk önemlidir. Bizim ülkede modern teknolojiyi yönetecek sistemimiz hiç yok. Düşündürücü değil mi?

Sovyet adalet geleneği doğrultusunda kazanın olduğu vardiyada çalışan birkaç kişi hapsedildi. Vardiyada 25 kişi öldü

Çernobil bölgesinde radyasyon 1000 yıl boyunca kalacaktır. Uzmanlar o vakte kadar en tehlikeli elementlerin büyük bir bölümü havaya, suya ve toprağa karışacağı hesabıyla insanların 600 yıl sonra Çernobil’e döne bilecekleri düşünülmektedir. En düşük bilimsel tahmin 300 yıl ön görülüyor. Bazı bilim adamları ise, insanların tekrar Çernobil’e geri dönüşleri 900 yıl sonra gerçekleşebileceğini tahmin etmektedirler. Eğer ağaçlar, bitkiler, boşaltılan evler, apartmanlar ve ıssızlaşan sokaklar caddeler ve devlet yolları konuşabilselerdi, hikâyelerini en içten duygularımla dinlerdim. Tıpkı, hikâye dinleyen çocuk gibi sesiz ve sakin… Özelliği tarihten gelen bir ağaç var oralarda. Bu ağaç, ikinci dünya savaşında Naziler, gerilla savaşı veren halk savaşçılarını asarlardı. Adaletsizliklerin sembolü olarak ayakta duruyordu Kazadan sonra, olayların tanığı ve Çernobil trajedisinin sembolü olarak ayakta duruyordu. Daha sonra ağaç yıkıldı. Yerine parlak alüminyumdan benzer bir ağaç kuruldu.  Belki kitlesel aptallık gibi ölmeyen şeylere adanmış bir mabet…

Ukrayna dilinde Çernobil bir çiçeğin adıdır. Pelin çiçeği, buradaki insanları korkutur. Belki; bunun sebebi, incilin vahi bölümünde Pelin çiçeğinden, kıyamet alameti olarak söz etmesinden olabilir. Birine Çerni’ye gittiğimi söylediğimde, aldığım cevap: ‘’Delirdin mi? ‘’ oluyordu.

Babam, insanların görmedikleri, hissetmedikleri, koklayamadıkları, dokunamadıkları, göremedikleri ölümcül bir şeyden korktuklarını söylerdi. Belki bu, Sözcüklerin ölümün iyi bir tarifi olduğundandır. Babam nükleer fizikçidir. Beni birçok konuda eğitti. Gittiğim yerden çok, motosikletimin hızından endişe ederdi. Çernobil’le yaptığım birçok yolculuk, parkta yürüyüş yapar gibi olmasa da, risk kontrol altında tutulabilir. Bazen tek başıma geziyorum. Bazen de motosikletimin arkasına bir yolcu alıyorum. Ama asla başka bir araçla birlikte gitmiyorum. Çünkü başka bir aracın önümden gitmesini ve toz kaldırmasını istemem. Radyasyon açısından tehlike yaratır.

1986’da okula giden bir kızım var. Kiev’de radyasyon seviyesi yükselmeye başlamıştı. Bizi korumak adına babam, bizleri trene bindirip büyükannemin evine yolladı. Büyükannem 800km. Uzakta yaşıyordu. Bu uzaklığa rağmen, kalbi eriyen nükleer santralin yaydığı radyasyonundan korunabileceğimize pek emin değildi.

Gücü elinde bulunduran hükümet, sessizliğini bozmuyordu. Halkı, işçi bayramına katılmasını sağlamak için çağrılar yapıyordu. İşte bu sırada insanlar, yabancı ajanslardan, Çernobil gerçeğini öğrenebiliyordu. Gerçek panik, kazadan 7 – 10 gün sonra başladı. İlk 10 gün kaza bir devlet sırrı gibi gizli tutuldu. On gün boyunca halk korumasız olarak radyasyona maruz kaldı. Bölgeye gelen misafirler de aynı şekilde korumasız idiler. Bu insanlar, misafirleriyle birlikte ya öldüler ya da ciddi sağlık sorunları yaşadılar.

Hareket başlamak üzeredir. Kuzeye doğru yola çıkma zamanı geldi. Kullanacağımız yollar tenhadır. Yollarda fazla araba Olmayacak. Çükü, geçeceğimiz yerlerde insanlar yaşamıyorlar artık. Herkes göç etmiş, geriye uçsuz bucaksız boş alanlar kalmıştır. İlerledikçe insanlar azalıyor, doğa güzelleşiyordu. 86. km’yi geçerken, bitiğimiz anlamda medeniyet bitiyor ve Çernobil turu başlıyordu. Bunu kanıtlayan Doğanın güzeliyle birlikte gömüldüğü ıssızlığa dayalı derin sessizlik, medeniyetin bitiş noktasıydı.

 

Share
562 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TURGUT ÖZAL’I ÖVEN CHP

    20 Eylül 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Bir süre önce CHP’li Yenimahalle Belediyesi, açtığı kültür merkezine "Turgut Özal" adını koymuştur. Belediye başkanı Fethi YAŞAR ve CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU, kültür merkezinin açılışında birer konuşma yaparak Turgut Özal’a methiyeler düzmüşlerdir. Bu nasıl bir ikiyüzlülük? Kültür merkezine ismini verecek başka değerli büyük insan kalmadı mı? Sayın Kılıçdaroğlu; Turgut Özal’ın 10 Eylül 1986 tarihinde “geçinemiyoruz açız” diyen işçiye “senin oyuna ihtiyacım yok, hadi yürü kime oy verirsen ver” dediğini hatırlıyor mu acaba? Bugün...
  • KADIN CİNAYETLERİ

    30 Ağustos 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Kadın cinayetleri çok çoğaldığı günümüzde, yeni arayışlar içine girmek yerine, sonuçlar üzerinde durulduğu, cinayetlerin sebepleri üzerinde kafa yoran yok. Herkes idamdan söz ediyor. Canilerin yetiştiği ortamı, aldığı eğitim türü ve niteliği üzerinde düşünülmesi gerektiğini söylemeliyim. İdam cezasının Hukuki yönü ile ilgilenmiyorum. Onu hukukçu arkadaşlar düşünür. Ancak kadın cinayetlerini işleyenler yazılı ve görsel basına yansıdığı kadarıyla, 20yıllık zaman diliminde 15.000 kadın cinayeti işlenmiş olduğu ifadesi yer alıyordu. Varsaya...
  • SORU ÇEŞİTLERİ

    28 Ağustos 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Bu gün ahmak üzerinde düşünmeye çalışacağım. Ahmak nedir, ne değildir? Sorularına yanıt arayacağım. Ahmak sözcüğünün sözlük anlamı:. Aklını gereği gibi kullanmayan, bön, budala, aptal:’’ Ahmak misafir ev sahibini ağırlar.’’  Atasözü. Bir diğer örnek; ’’Ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez.’’ Başka bir örnek; ‘’Nerede zekâ umarsak orada ahmaklıkla karşılarız.  – A. Ş. Hisar. ’’TDK Cilt 1, Sayfa: 49 Memlekette kaç tane ahmak var? Bulunacağı var saydığımız ahmakların kaçi okumu, kaçı cahil çıkar. Okumuş ahmaklar ne iş yapıyor...
  • TARAFSIZ BASINA FRANSIZ KALMAK

    29 Temmuz 2019 Dünya, Eğitim, Ekonomi, Emlak, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Otomotiv, Röportajlar, Sağlık, Siyaset, Spor, Teknoloji, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

    Halkımıza, İlçemiz kısa bir süre önce Evvel Temmuz etkinliklerine ev sahipliği yaptı. Gazetemiz, halkın haber alma hakkını mümkün mertebe engellemeyerek, (gazetemizin yayınının engellenmesine rağmen) çoğu etkinliği yeri geldi canlı çekim ile uluslararası alana taşıdı, yeri geldi matbuat üzerinden okurlarla buluşturdu. Takdir edersiniz ki ilçede Evvel Temmuz Festivalini destekleyenler olduğu gibi kimi vatandaşımız, kültürden uzak, kimileri de özünden saptırılmış olarak değerlendirdi. Biz Samandağ AYNA’sı olarak her türlü görüşü eşit...