ÜST REKLAM

logo

reklam
28 Ağustos 2019

KUR’AN’IN TÜRKÇE OKUNMASI DİN ADINA YAŞANAN SAPKINLIKLARI ORTADAN KALDIRIR MI?

Türkiye Cumhuriyetinde 3 Mart 1924’te Atatürk’ün hilafeti kaldırıp yerine kurduğu Diyanet işleri Başkanlığının; Demirel başbakanlığında Türkiye’nin 80 sente muhtaç olduğu bir dönemde Suudi Vahabi Rabıta’nın eline güçmesiyle Vahabi Rabıta, Marmara üniversitesi İlahiyet fakültesine yaptırdığı Türkçe Kur’an mealine Vahabiliği doldurdu.

O tarihten sonra Türkiye’de resmi Kur’an yayıncısı Türk Diyanet Vakfı; Rabıtanın, kral Fshd’ın desteğiyle yayınladığı Türkçe Kur’an meali, Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığının Türk vatandaşlarına uygun gördüğü resmi Kur’an olmuştur.

Türkiye Cumhuriyetinin Resmi Kur’anından örnek: Hüd 40. “Nihayet emrimiz gelip de sular coşup yükselmeye başlayınca Nuh’a dedik ki: «(Canlı çeşitlerinin) her birinden birer çift ile -(boğulacağına dair) aleyhinde söz geçmiş olanlar dışında- aileni ve iman edenleri gemiye yükle!» Zaten onunla beraber pek azı iman etmişti”. Diyor ayet.

Ayete yapılan yorum: “Meâlin «sular coşup yükselmeye başlayınca» kısmını «tandır (tennûr) kaynayınca» şeklinde çevirenler de olmuştur. Müfessirler tandırın kaynamasını çeşitli şekillerde tefsir etmişlerdir. Son asrın müfessirlerinden M. ‘Hamdi Yazır, Hz. Nuh’un gemisinin alelâde yelkenli bir gemi olmayıp buharlı bir vapur olduğuna işaret etmektedir- ki, buna göre, «tandır kaynadı» demek, vapurun ocağı yandı ve harekete hazır duruma getirildi, demek olur.”

Aklı başında Vahabi dinci; ayetteki Far Ettennur değimini tarihin karanlıklarında kalmış bir şahsiyetin yorumunu dayanak göstererek Nuh gemisinin buharlı olduğunu, keyifle yazabilmiş.

İnsanlık tarihi ise: ilk buhar makinasını 1679 yılında Denis Papin tarafından üretilen düdüklü tencereyle gürdü.

Dinlerinin ıslahını Türkçe Kur’anda görenlere! Toplumların ibadetleri kendi dillerinde yapmaları en doğal hakları ve en sağlıklı yoldur ama dinin orjin dilindeki yapısını orjinine sadık kalarak çevirecek bir heyetin olması şartıyla, aksi takdirde hangi dile tercüme edilirse edilsin dinin tepesine çöreklenmiş talan zihniyetli ruhban sınıfı, kendi varlığını idame ettirecek söylemleri, Nuh gemisini buharlı yaptığı gibi yorum olarak olarak ekleyecek ve halkı saptırarak kendine bağlamanın yollarını arayacaktır.

Not: Dinlerin tepesindeki ruhban sınıfı değimi; dini siyasetin hizmetine sunan ve din pazarlayarak halkın sırtından geçinen bütün inanç ve mezhep erbabını kapsamaktadır.

S. Güzel

Share
148 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+1 = ?