ÜST REKLAM

logo

reklam

KORKACAK NEYİNİZ VAR Kİ; GÜVENLİKÇİ ÜSTELİK ‘SİLAHLI’ ALACAKSINIZ !


Ümit Sağaltıcı
deneme01@hotmail.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sayın Başkan, şayet psikoloji biliminden zerrece anlamış olsaydım çocukluğunuzu, genç delikanlılığınızı irdelemek isterdim. Size ‘açık mektup’ yazma düşüncem, geçtiğimiz Cumartesi günkü bir Yerel Gazetede 23 Şubat 2017 tarihinde yapılacak olan ‘’Silahlı özel güvenlik 3 kişi’’ ilanınız ile ilgili oldu. 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde Başkan seçildiğinde ‘’Sosyal Belediyecilik’’ demiştiniz. Şimdi ne oldu da o sosyal tarafınız, antısosyal oldu da kendinize ‘’Silahlı 3 güvenlikçi almaya gerek duydunuz. Kim sizi tehdit etti, ediyor da koruma alıyorsunuz.

Siz güvende değilseniz Samandağ halkı mı güvende?

Sizi seçen, oy vermiş Samandağlının bilmesi gerekmiyor mu sizi kim, kimlerin tehdit ettiğini? ‘’Şeffaf, eşitlikci bir belediye başkanını kim neden tehdit etsin, endişeniz niye ? Bu denli ısrar edip sormamın nedeni ‘’3 silahlı güvenlikçiye ödenecek para bizim, tüm Samandağ esnafının vatandaşının cebinden çıkacak olmasıdır.

Haklı olarak soruyoruz! Kimden korkuyorsunuz? Düşmanınız kim?

Kimin tavuğuna ‘KIŞ’ demiş olabilirsiniz ki? Kaldı ki biz sizi çok iyi meslek erbabı, iyi bir Veteriner biliriz. Tavuğu da, Sarı civcivi de korur, ayağı kırık köpeği tedavi eder muhabbet edersiniz ! yanılıyor muyuz yoksa?

Acaba diyorum Sayın başkan, Çocukluğunuzun geçtiğini tahmin ettiğim Samandağ sonra Elazığ’da okuduğunuz Fakülte ve kat ettiğiniz onca yokuşlardan sonra Belediye Başkanlığına gelmiş olmanızdan kim, kimler rahatsız ki silahlı korumaya ihtiyaç hâsıl oldu?

Yeteri derece de kapitalist çevrelerin çıkarlarını koruyamadınız da, hemencecik düşmanlar mı peydahlandı karanlık dehlizlerden !… Fırsat bu fırsat deyip çevrenizde ne kadar yaralı parmak varsa bi güzel bandaj çekip iyileştirdiniz, paylaştınız bölüştünüz de bir parmak dışarıda kalıpta size mi kastedip içerledi acaba?

Hani kanadı kırık bir serçeyi alıp göğsüne bastıran, gecenin bir yarısı miyavlayan bir kedinin karnını doyurmak için uykusunu bölen, rengine diline bakmaksızın bir çocuğun saçlarını okşamaktan haz alan, ‘’kendinden vermeyi’’ ve zor durumda olanların yardımına koşmayı ‘’insanım’’ diyebilmenin  ‘’olmazsa olmazı’’ bilen Sayın Başkan!  Siz bizim yeryüzü şairi dediğimiz Nazım Hikmet’ten iki dize bile okuyabilirdiniz.

‘’Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

Ve

Bir orman gibi kardeşçesine…’’

Dudağınıza yayılan tebessümün sizi dünyanın en dürüst Başkanı yaptığına haklı olarak inandırabilirdiniz…

Daha ileri gidip, ‘’Kapitali’’ merak eder, bir kucak sakalıyla Engels’i yedi yaşında bir çocuğa benzetip, Prudonun ‘’ Mülkiyet hırsızlıktır’’ veciz deyişine bir kahkaha atar mıydınız?

Pek çok insanı rahatsız edip, Samandağ halkının malının mülkünün üstüne çöreklendiğinizin siz de farkındasınız ki ‘Silahlı özel güvenlik 3 kişi’ ihaleye çıkardınız. Nazilerin, hani şu meşhur ölüm kamplarında, ilericileri, devrimcileri, Çingeneleri, Yahudileri… Yani kendilerinden olmayan herkesi fırınlarda yakarken, çığlıkları bastırmak için Wagner’in müziğini yüksek sesle çalan SS şeflerini, işgal planları yaparken Beetowen dinleyen Hitleri anımsatıyorsunuz desem çok mu ağır gelir, ağır gelir de bir gün o silahlı özel güvenlikçileri üstüme mi salarsınız…

Ne ben, ne de insanlık size yalvarmayacak ! Adınız Samandağ tarihine yazılacak yazılmasına da nasıl yazılır bari o kadarını da ben söylemeyim; hoş çevrenizde o kadar çok danışman, bilgi küpü insan var ki tarih yazmak neyime benim.

Bir gün, sokaklarımızda Brahms ve Wagner çalınan insanlığın ortak dünyasına düşerse, size soframızda yer açmak, ‘hoş geldiniz’ demek isterdi insanlık, Sayın Başkan. Yanlız İnsanlığın bir şartı var. Lütfen ellerinizi yıkayın.

Ümit Sağaltıcı

 

Share
2128 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • MEMLEKETTE HAK, HUKUK ADALET VAR MI?

    17 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Bu üç kavram varsa, iyi yoldayız, başarı mutlak olacak. Bu kavramları Samandağ ilçesinde arayalım. Bizim ilçede var mı? Varsa, nerede saklanmışlar da bizler göremiyoruz? Ben bu yüce değerleri çok aradım. Merak ediyordum. Bulamadım. Örneğin; Şehir merkezinde bulunan ve davası 1991 yılından beri çözüm bekleyen Park sorununun yasa ve yönetmelik açısından beraber bakalım ‘’İlimiz Samandağ İlçesi Atatürk Mahallesinde kâin 1042,1998 ve 4241 sayılı parseller, Mahkeme kararlarıyla Park olarak ihdas edildi Hatay Valiliğinin 17.10.2018 tarih ...
  • KAPİTALİST SİSTEMDE ONUR, HAYSİYET VE ŞEREF; PARADIR

    15 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan / Sami Aslan İnsanlık Kapitalizm ile birlikte Basit yeniden üretimden (sanayi öncesi antik ve orta çağlardaki tarıma dayanan üretim) Geniş yeniden üretim  ( teknolojik sanayiye dayanan üretim) sistemine geçmiştir. Çok uluslu tekelci şirketler ve Bankalar sistemi olan KAPİTALİST sistem demek, GENİŞ YENİDEN ÜRETİM SİSTEMİ demektir. Geniş yeniden üretim demek yüzbinlerce işçi ile en son teknoloji kullanarak dağlar gibi yığılan matahlar (mallar) üretmek demektir. Dağlar gibi yığılan üretilmiş MATAHLAR’ın milli sınır...
  • ZEYTİNİN TARİHÇESİ VE FAYDALARI

    08 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Zeytin, çok yönlü bir kültür bitkisi olarak, Anadolu mutfak kültüründe binlerce yıldan bu yana birçok alanda kullanılır. Anadolu’da yaşayan eski medeniyetler, zeytin ve zeytinyağını, dini kutsamalarda, nazardan korunmada, birçok hastalığın tedavisinde kullanırlardı. Tüm dinlerde zeytin, bereket, barış, akıl, uzun ömür ve olgunluk gibi simgesel anlamlar taşır. Zeytin ağacı, ağır büyüyen, fakat oldukça uzun yaşayan bir ağaçtır. Gövdesi çürümeye karşı çok dayanıklıdır. Üstelik de ömrünü tamamladığında köklerinden yeni bir ağaç filizlenmekt...
  • YEMEĞİN AZI KARAR ÇOĞU ZARAR

    01 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Hz. Muhammed’in şu sözünü hiç aklımızdan çıkarmayalım: “ sofradan tam doymadan kalkınız.” Bu sözün değerini sağlıkçılar daha iyi bilir. Yemek yemekten anladığımız, karnımızı doyurmak anlamında midemizi doldurmaktır. Midelerimizi bir çöp kutusu gibi dolduruyoruz. Doygunluğa ulaştığında yani tam doluluk sağlandığında “doydum” diyoruz. Maalesef bunu destekleyen diğer olgu ise lezzet adı altında damak tadı dediğimiz, yediklerimizin tatlı, ekşi, acı,tuzlu olmasının ön plana çıkmasıdır.M.Ö.106 –M.Ö.43 yılları arasında yaşamış ...