ÜST REKLAM

logo

reklam

KIYI KENAR ÇİZGİSİNE KARŞI DİRENEN O HUKUKÇULARA…

Samandağı’nda kıyı kenar çizgisi kamulaştırması yıllar önce yapıldı.

Gelinen nokta itibariyle Samandağ kaymakalığının yıkım tebliğatı kıyıda yazlığı iş yeri olan şahıslara ulaştırıldı.

Tam bu noktada kıyıda mülk sahibi olan Samandağlıların yanı sıra siyasi kimliği malum bazı avukatlar yıkıma karşı “mağdur insanlar” edebiyatının baş aktörleri olarak gündemde yerini aldı.

Oysa kamulaştırma sonucunda kıyı kenar çizgisinde mal sahibi olan şahısların mal bedeli yıllar öncesinden ödenmiş olup herhangi bir mağduriyet söz konusu değildir.

Konu enine boyuna tartışıldı. itirazlar değerlendirildi, mahkemeler sonuçlandı. Sonuçlanmayan tek şey asılsız bir mağduriyet söyleminin her yerde farklı boyutlarda hala dillendiriliyor olmasıdır.

İşte bu gün, bu yazımızda, mağduriyeti hukuki ve siyasi anlamda dilendirmeyi kendine vazife edinmiş bir kaç hukukçuya cevaben bir şeyler söylemek istiyorum.Umarım bu yazdıklarımı önyargılarından arınarak değerlendirme ihtiyacı hisederler.

Değerli Arkadaşlar.

Nasıl ki Anayasanın Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Madde 10 düsturuna karşı çıkmak için aklını ırkçı seksist mezhepçi ayrımcı peynir, ekmek çeşitleriyle yemiş olmak gerekiyorsa yine anayasanın “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir MADDE 43. düsturuna da karşı çıkmak iflah olmaz özel mülkiyetçi yağmalama sevdalılarının tavrı olabilir ancak.

Devamla Anayasa ve Kıyı Kanununa göre, “kıyılar kamunun hüküm ve tasarrufu altındadır ve mülkiyete konu olamamaktadır”..” Kıyı, herhangi bir tahsis işlemine gerek olmaksızın doğrudan doğruya doğal yapısından dolayı herkesin serbestçe yararlanmasına sunulmuş sahipsiz kamu malıdır. Hiçbir karşılık ödemeksizin herkesin kıyılardan ortaklaşa yararlanma hakkı vardır. Zira kıyılar kendi doğal yapılarından ötürü tahsis işlemine konu olmadan herkesin serbestçe yararlanılmasına sunulmuş sahipsiz kamu malıdır”

Esas olan kamu yararıdır.

Önce bir hususta anlaşalım siz kamusal mülkiyetten mi yanasınız yoksa yüzü aşkın kumsala saplanmış yazlık diye tabir edilen özel mülklerden yana mı?

Eğer kamusal mülkiyetten yanasanız kıyıların kimsenin mülkiyetinde olmadığını kabul etmeniz ve kamunun bu kumsallardan eşit ve ortak bir şekilde yararlanması gerektiğini kabul etmeniz gerekir.

Yok biz özel mülkiyetten yanayız diyorsanız bu cümlenin mantıksal devamını getirip “ biz kamu yararını önemsemiyoruz kumsallardan eşit ve ortak şekilde yararlanmasını kabul etmiyoruz” demelisiniz.

O vakit biz kıyılardan eşit ve ortak şekilde yararlanmak isteyenler siz özel mülkiyet müptelaları olarak iki ayrı kutupta konumlanmış olduğumuz gerçeği ışığında diyebiliriz ki Anayasal haklarımızı korumak için sizinle mücadele etmeye devam edeceğimizden emin olabilirsiniz.

Sıradan birine anlatır gibi anlatmaya devam edelim.

Diyorsunuz ki “Kıyı kenar çizgisi uygulanınca sermayenin sahilimizi yağmalamasının önü açılacak”

Sahili yağmalamak ne demek?

Sahili özel mülkiyet alanına açmak demek, sahilin devlet tarafından işgali demek ya da sahilin eşit ve ortak şekilde kullanımını engellemek demek.

Peki siz sahilde yazlık dikerken ne yapmış olmaktasınız.

Yazlığınız kamusal mı?

Herkesin eşit ve ortak şekilde kullanımına açık mı?

Mesela herhangi bir vatandaş ayidiyeti önemli değil Arp, Türk, Kürt, Roman, Laz, Pomak, lgbtt li birey çat kapı gelip yazlığınıza yerleşince nasılsa yazlık kamusaldır yerleşebilir mi diyorsunuz yoksa ..?

Demek oluyor ki siz sahilin yağmalanmasına karşı değilsiniz

Siz sahilin sizden başka birileri tarafından yağmalanmasına karşısınız .

Durum giderek netleşiyor.

Hukukçusunuz bilmeniz gerekir.

Hukuka aykırılık ile haksızlık aynı şey değildir.

Haksızlıkta derece farkı vardır adam öldürmek ile hakaret eş değer değildir ama hukuka aykırılık açısından ikisi eşdeğerdir.

Sahile yani kamu yararına açık bir alana bir yazlık dikmekle bir devlet tesisi yapmak arasında haksızlık derecesi açısından tabi ki bir fark vardır ama unutmayın ki ikisi de eşit bir şekilde hukuka aykırıdır.

Çünkü ikisi de kamu yararını gözetmez herkesin kamusal malı olan kıyıları özel mülkiyet konusu haline getirir. Oysa kıyılar satılamaz ve devredilemez.

Ayrıca şu an hayat damarımız olan kıyılarımızda ki özel mülk yazlıklar sermayenin talanı için önleyici bir işleve mi sahip yoksa sermayeyi davet edici teşvik edici bir yapıya mı sahip? Bu soruyu doğru yanıtlayacak kadar sermayenin somut tarihsel hareketinden haberdarsınızdır umarım?

Devam edelim

Şimdi anayasal ve kıyı kanunundan doğan kamusal haklarımız var. Bu haklarımızı elimizin tersiyle itmemizi bekleyen özel mülkiyet müptelalarına da kötü bir haberimiz var. Biz bu hakları elimizin tersiyle itmek bir yana bu haklarımıza sımsıkı sarılacağız.

Nasıl ki sizin sahilde diktiğiniz yazlıklara yetersiz ama yine de bir dayanak olan bu normlarla karşı çıkıyorsak, devlet yada herhangi bir sermaye grubu kıyı işgali yaparak kıyıları yağma ve talana açma gibi bir faaliyet içinde bulunursa da bu normları temel alan hatta mücadele süreci içinde mücadele süreci tarafından yaratılacak olan yeniden ihdas edebileceğimiz kamu yararını gözeten genişleten yeni normlarla karşı duracaz. Duracağız çünkü, hak mücadelesinin kendisi yasal ifadesini temel hak ve özgürlüklerinin genişletilmesinde bulur ve bu haklardan biri de kendini “Doğal ve kültürel mirasımız olan Kıyılar kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz” normunda ifadesini bulur.

Özel mülkiyetin enstrumanı olan Sermaye dağ, taş, bayır, deniz, göl demeden dolaşmak ister. Sermaye kayıtsız şartsız her şeye egemen olmaya çalışırken bizler sermayenin kıyılarımızı işgal etmesini önleyecek olan kamusal haklarımızı sonuna kadar savunmak yerine mevcut kıyı yağmacısı özel mülkçü durumu savunacak değiliz ya ?

Yaşam kaynağı Kıyılarımız rant pazarı değildir.

Sayın Avukatlar, okul günlerinizde dersleri kırıp kahvede Binaki, Okey oynamadıysanız sizler de bilirsiniz ki “Kıyılar alım satıma konu edilemez. Kıyılar doğal nitelikleri gereği herkesindir. Sahipsiz maldır”. Yinelemekte beis görmüyoruz “Kıyılar sahipsiz mal statüsündedir” Kıyılar tapu siciline tescil edilemez. Belki şaşıracaksınız ama kıyılar kamulaştırılamazda.

Bizler tüm dünyanın kıyılarında ne termik santral, ne sanayii tesisi ne maden ocağı, ne otoyol ne yazlık ne villa istemiyoruz.

Tekel Petkim Tüpraş özelleştirmelerine nasıl karşı çıktıysak bırakın kamuyu bütün insanlığın ortak mülkü olan “dolayısıyla kimsenin olmayan” kıyılarımızın da özel mülk haline dönüştürülmesine karşıyız.

Marks ile Trump , Ebu zer ile Sabancı arasında bir seçim yapmakla karşı karşıyayız.

Biz mülksüzlerden yanayız ya siz?

Salim Diyap

 

Share
724 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+9 = ?