ÜST REKLAM

logo

reklam

“KİŞİLİĞİN MİMARLARI, ANNE VE BABALARDIR”


İlçemizde faaliyet gösteren Pedagog Psikolog Gizem Kamacı, anne ve babaların çocuğa karşı olan tutumlarının çocuğun kişilik, zihinsel ve sosyal gelişimini etkilediğini ifade ederek bir açıklamada bulundu.

Çocuğun ileride nasıl bir kişi olacağını anne ebeveynlerin belirlediğini belirten Kamacı açıklamasında; “Anne ve babanın çocuğa karşı tutumu, çocuğun ileride nasıl bir kişi olacağını belirliyor ve onun kişilik, zihinsel ve sosyal gelişimi üzerinde oldukça etkili oluyor. Çocuğun psikolojik ve sosyal gelişiminde anne-baba tutumlarının etkisi büyüktür. Kişilik gelişimi, her ne kadar insanın yaşamı boyunca süregelse de, kişilik gelişiminin temelinin çocukluk döneminde atıldığı gerçeği geçerliliğini korumaktadır. Anne-babanın ve ailenin diğer bireylerinin çocukla olan etkileşimi, çocuğun aile içindeki yerini belirlemektedir.

Çocuklarımızı yargılamak seçtiğimiz en kolay yoldur. Bizler onları eleştirirken kendimizi olayın dışında tutmamalı eleştiri oklarını kendimize de yönlendirmeliyiz. Eğitimini almakta olduğum Gelişim Odaklı Çocuk ve Ergen Psikolojisi alanında bu tür hatalar oldukça önemle vurgulanmaktadır. ‘Eleştiri ve suçlama dili yerine sevgi dili ile ortak çözüm yoluna başvurmak Aile ve çocuk-ergen ilişkisine olumlu yönde katkı sağlayacaktır. Sadece çocuğa bir şeyler söyleyerek, nasihatler vererek, söz dinleterek kurulan tek yönlü bir iletişim, iletişim değildir ’

Bizler çocuklarımızı yetiştirirken onların bulundukları zaman diliminde ve ilerisinde başarılı, verimli, olumlu davranışlar sergileyen, kendini iyi ifade edebilen ve içsel motivasyonu yüksek birer çocuk olmalarını isteriz. Peki bunun için bizler ne kadar doğru tutumlar sergiliyoruz? Davranış ve tutumlarınız onların bu şekilde sonuç alan çocuklar olmaları için yeterli mi?

Anne babalar ilk sosyal etkileşimde bulunulan kişiler oldukları için, çocuğun dünya algısında, insan algısında ve kişiliğinde en büyük rolü oynarlar. Çocuk, arkadaşlarıyla, öğretmenleriyle, otoritelerle ve toplumla ilişkisinin temellerini anne babasının tutumlarına karşı geliştirdiği davranışlar üzerine kurar. Tutumlarımızın çocuk üzerindeki etkileri kişilik gelişimlerini oldukça etkilemektedir. Anne Baba Tutumlarını ‘ Olumlu Aile Tutumları’ ve ‘Olumsuz Aile Tutumları’ olmak üzere iki ana başlık altında inceleyebiliriz.

Olumsuz Aile Tutumları:

Otoriter Baskıcı Aile Tutumu: Anne – baba katı bir disiplin uygular. Bu aile tutumunda çocuk her kurala uymak zorunda bırakılır. Çocuğun kendine olan güvenini ortadan kaldıran, onun kişiliğini hiçe sayan bir tutumdur. Sonucunda çocuğun kişilik gelişiminde olumsuz etkiler bırakan bir tutumdur. Bu tutum altında büyüyen çocuklar; uslu, nazik, dikkatli olmasına karşın silik çekingen içe kapanık dıştan denetimli aşırı derecede boyun eğen davranışlar sergiler.

Aşırı Hoşgörülü Aile Tutumu: Genelde orta yaşın üzerinde çocuk sahibi olan ailelerde ya da kalabalık yetişkinler grubu içinde tek çocuk olması nedeniyle rastlanmaktadır. Bu ailelerde çocuk inisiyatif kullanabilen tek kişidir. Her türlü ihtiyacı kayıtsız şartsız karşılanmaktadır. Bu tutum altında büyüyen çocuklar; doyumsuz, uyumsuz, paylaşım ve işbirliği yönünden yetersiz davranışlar sergilerler ayrıca yetişkin olduklarında toplumun vermediği hakları kendilerine tanımaya kalkışırlar.

Dengesiz ve Kararsız Aile Tutumu: Eşlerin çocuk yetiştirmeye farklı bakmaları ve bunu çocuğa yansıtmaları temel sebeptir. Çocuğun yaptığı bir davranış bazen çok sert bir tepki alabilirken, bazen de çok olumlu karşılanabilmekte. Bu tutum altında büyüyen çocuklar; çocuk hangi koşulda nasıl davranacağını bilemez. İç çatışmaları yüksek olan, huzursuz, değer yoksunu, dengesiz ve tutarsız bir kişilik geliştirirler.

İlgisiz ve Kayıtsız Aile Tutumu: Anne-babanın çocuğu yalnız bırakması, görmezlikten gelerek dışlaması durumudur. Bu aile tutumunda İletişim kopukluğu vardır. Bu gruba giren anne-baba hoşgörü ile olan yaklaşımı ve boş vermeyi birbirine karıştırıyor olabilir. Bu tutum altında büyüyen çocuklar; ebeveyn ilgisizliğiyle, öğretmenine, arkadaşlarına ve çevresindeki eşyalara zarar veren saldırgan bir davranış sergilemektedir.

Koruyucu Aile Tutumu: Anne-babanın aşırı koruması, çocuğa gerektiğinden fazla kontrol ve özen göstermesidir. Genellikle anne-çocuk ilişkisinde ortaya çıkan bu durumun ardında, annenin duygusal yalnızlığı yatmaktadır. Çocuğun tüm ihtiyaçları büyükleri tarafından karşılanmaya çalışılır. Bu tutum altında büyüyen çocuklar; aşırı bağımlı çekingen ürkek ve güvensiz bir kişilik geliştirmesine neden olur. Sorumluluk duygusu gelişmez. Karar almakta zorlanan kaygılı bir birey haline gelir.

Olumlu Aile Tutumları:

Güven Verici ve Destekleyici Aile Tutumu: Çocuğun benliğini onaylayan ve kendi benliğini tanımlama özgürlüğü veren davranışlar içerir. Evde kabul edilen ve edilmeyen davranışların sınırları bellidir. Bu sınırlar içinde çocuk özgürdür.           Söz hakkı vardır. Duygu ve görüşlerine saygı duyulur. Bu tutum altında büyüyen çocuklar; sosyalleşmiş iş birliğine yatkın, arkadaş canlısı, sosyal açıdan dengeli, özgüvenleri yüksek, üretken, bağımsız ve kurallara saygı duyan güvenli bir kişilik geliştirirler.

Aile tutumlarının özelliklerinden ve etkilerinden bahseden KAMACI son olarak şöyle ekledi;

Anne Baba tutumları gelişmekte olan çocuklara örnek bir model oluşturur. Bu nedenle çocuğun kişiliğini etkilerler. Çocuk özdeşim modellerinden edindiği benzer davranışları sergilemeye başlar. Çocuklarımızın içinde bulundukları dönemin gelişim özelliklerini bilmek onları daha iyi tanımamıza ve iletişimimizin kolaylaşmasına katkıda bulunacaktır. Çocuklarımızın gerçekçi ve başarabilecekleri amaçlar edinmelerine rehberlik edelim, fırsatlar yaratalım.

Çocuklarımıza ne yapacaklarını söylemek yerine, onlara mümkün olduğunca seçenekler vermeye ve seçimlerine rehberlik etmeye çalışalım. Çocuklarımızın kendi başlarına yapmak için çabaladıkları işlerde ufak tefek hatalarına karşı hoşgörülü olalım. Çocuklar, bu dönemde yaptıkları iyi işlerin sonunda beğenilmek ve takdir edilmek isterler. Çocuklarımıza cesaret kırıcı değil, destekleyici yaklaşımlarda bulunalım. Kendi kararlarını vermelerine ve sorumluluk almalarına fırsatlar tanıyalım. Çocuklarımızın duygusal gelişimlerine, duygularını dile getirmelerine fırsatlar tanıyarak yardımcı olalım. Çocuğumuzun fiziksel özelliklerinin, kişisel gelişimlerini olumsuz etkilememesine dikkat edelim. Düzenli ve sağlıklı beslenmelerine özen gösterelim. İçine kapanık, kendine güvensiz, sessiz ve alıngan çocuklarımızın bu yönlerini değiştirmelerine fırsat verecek etkinlikleri yapmaları için onları destekleyelim; ancak onlar adına karar vererek girişimlerde bulunmayalım” ifadelerine yer verdi.

Haber- Foto: Aslı Sağaltıcı

Share
54 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+7 = ?