ÜST REKLAM

logo

reklam

KİMYASI BOZULANLARA VE KARAKUTU


Ümit Sağaltıcı
deneme01@hotmail.com

 

Kimya öğretmeni bir deney sırasında öğrencilerine ders vermek amacıyla, ‘’hiç gözlem yapmıyorsunuz, ezbere hareket ediyorsunuz. Yaptıklarınızın farkına varın ve ona göre hareket edin’’ dedikten sonra masanın üzerinde duran kötü kokulu bir sıvının içine parmağını daldırmış ve ağzına götürmüş. Öğrencilerden de aynı şeyi yapmalarını istemiş. Öğrenciler, isteksiz bir şekilde, ama öğretmenlerine karşı gelmemek için söyleneni yapmışlar. Yapar yapmaz da hepsinin yüzlerinde acı dolu bir ifade belirmiş. Bunun üzerine öğretmen öğrencilerini yeniden uyarmış:

‘’Bir daha söylüyorum:  Gözlem yapmıyorsunuz, eğer dikkatli bakmış olsaydınız ağzıma götürdüğüm parmağın sıvıya batırdığım parmak olmadığını fark ederdiniz…’’

Sanatçı, edebiyatçı, yazar gazeteci ve bilim insanı diğerlerinden farklı kılan, onların bakan değil, gören insan olmalarıdır! Yalnız gözleriyle değil, beyinleri ve yürekleriyle de yaratıcılıklarını tetiklemektedirler. Bakanlar bilinç dışı hareket edebilirken, görenlerin bilinci açık, doğrudan yaşamın içindedirler.

Mevlana’ya bakmakla görmenin, âşık olmakla sevmenin arasındaki farkı sormuşlar. Ünlü düşünür şöyle yanıtlamış:

‘’Senin baktığına herkes bakıyor, ama senin görebildiğini herkes görebiliyor mu?

Herkes aşık olabiliyor, ama herkes senin gibi sevebiliyor mu? Aralarındaki biricik fark sensin!

Seni başkalarından çok özel kılan, görebildiğini ve sevebildiğini bilmektir.’’

Her şeyin odak noktasında biz yer alıyoruz:

Bakıyoruz…(1)

Kadınsal bakış açısı diye düşünenleriniz olabilir ama sorun kadın erkek bakış açısının çok ötesinde bir durumdan bahsediyorum.

Kadınsal bakışa da erkeksel bakışa da inanırım. Dünya sadece bizim değil, hayvansal, insansal bakışa da geçip inanların arasındayım. Velhasıl yeryüzünde sayısını bilemeyeceğimiz kadar bakış açısı var. Her doğan insanın, karakterin, kimliğinde yeni bakış açıları var. İnsan, asker gibi tek tip değiş ki zaten.

Yeri gelmişken belirtip, itirazımı edeyim, ben birinden birini tercih etmek istemem. Çünkü insan denen varlık zaten ikisini birden barındırıyor içinde. Taraf olduğum bugünün dünyasında, Samandağ’ımız da ki tanıklıklarımda gördüğüm, baskılanan daha çok dişil bakış açısı olduğu için ona alan açmaya, Ayna’da sesini duymaya, duyurmaya daha çok ihtiyacımız olduğu için ömrüm olduğu sürece de, kulakları sağır edecek denli yüksek sesle konuştuğumdan daha fazlasını yazacağım.

Çıkış noktam iki insanın arasındaki eşitsizlik ve diğer toplumsal eşitsizlikler yoksa kadın veya erkek meselesi değil itirazlarım.

Tutunma ihtiyacı sadece kadına özgü bir durum değil, insana özgü.

Başa dönersek, günümüzde büyükler de yeni bir dil geliştirdiler ki, bunu kızlarım, Zeynep ve Cemre’de yapıyorlar konuşurken, ‘’Nasıl görüyorsun anne’’ diyorlar. Hiç gördüğü yok, bir kere soruyorlar. Bir de ‘’Bunu nasıl okumalı’’ soru olunca, duyunca fıttıracağım geliyor.

Ya sizin bunu soranın da, cevap verecek olanında okuması yok. Hele ilçemizin mini mini havuz medyası okumaz- görmez gazetecileri şimdi böyle konuşuyorlar selam sözüne SLM, gidiyoruma, gitçem, hep özürlüler hep.

Mart 2015 yılında, sadece kurtların indiği Fransa’nın Alp yamaçlarına, 149 yolcu ve mürettebatıyla ölüme götüren pilot Andreas Lubitz’ın beyninde ki KARAKUTU gibi bugünlerde memleketin havası.

Bende ilçemin karakutularına bir selam vereyim dedim naçizane…

Dikkat!

Sola dön!

Selam ver!

Ümit Sağaltıcı

Kaynak:

Avram Ventura

 

 

Share
687 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İMAM CAFER’İ SADIK’TAN BİRKAÇ HADİS

    20 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan 1- Erkek, hanımına karşı üç şeye riayet etmelidir: Hanımının muhabbet ve ilgisini kazanmak için onunla uyum sağlamak; ona karşı güzel ahlaklı olmak; onun gözünde güzel görünmek ve refahını sağlamakla kalbini elde etmek. Kadın da kocasına karşı şu üç şeye riayet etmesi gerekir: Kocasının tüm hallerde güvenini sağlayacak şekilde kendisini kötülüklerden korumak; muhtemel hatalarının affedilmesi için sürekli kocasının hakkını gözetmesi; tatlı dil ve çekici tavırlarıyla kocasına olan sevgisini bildirmesi. 2- Basi...
  • YOLSUZLUKLARIN KİLOMETRE TAŞLARI

    15 Ocak 2020 Genel, Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Asaf Hişmi BEL – BİR AŞ.’ye bulaşmayan kişilerin sayısı azdır. BU şirketle yapılan iş ve işlemlerin fiyat belirlemesi iki türlü. Hesabı kitabı yok. Şirket lehine sonuçlar çıkartılmaya çalışılmıştır. Toplumsal çıkar, ikinci plana atılmıştır.  Şirket kar etsin diye Asliye Hukuk Hâkimliğine sunulan Bilirkişi Raporu sahtedir. Mahkemeyi olumsuz yönden etkilemeye çalışılmıştır. Raporda kullanılan veriler sahtedir. Kıymet takdir komisyonu da sahte bedel takdiri yapmıştır. İşin aslına geçelim. BEL – BİR AŞ.’ye kat karşılığı olmak üze...
  • DOĞAL YAŞAMDAN KOPUNCA

    13 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Yaşanacak bir tek ömrümüz var. Onu da uzun ve mutlu yaşamak için sağlıklı olmak gerekiyor. Oysa günümüz insanı çok erken, hatta küçücük yaşlarda kanser, kalp, şeker, tansiyon, obezite sorunlarıyla sarmalanıyor. Paketlerle ilaç, antidepresanlar, antibiyotikler yanımızdan ayırmadığımız aksesuarlarımız oldu. İnsan ömrü uzadı, evet uzadı ama, ne pahasına. Sağlıksız, hastalıklı, bir gün bile kullanmadığımızda ölümümüze neden olabilecek ilaçlara mahkum bir yaşam. Neden bu hale geldik: Doğadan uzaklaştıkça, bizi...
  • RANTIN ŞEYTANİ YÖNÜ ( 2 )

    13 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Asaf Hişmi 2 – 03.05 1991 tarih ve 11 sayılı Samandağ Belediyesi, Belediye Meclis Kararında rantın şeytani yönü, sırıtır derecede görünüyordu. BEL – BİR A.Ş.’ne Projesiz, ihalesiz  (resmi belgelerde belirtildiğine göre: 1991 yılı Birim fiyat tariflerine göre İhale Bedeli: 20.000.000 TL) iş vermek için bu şirkete kamu kurumu olarak tanıttılar. Belediye encümen ve belediye meclis kararlarında böyle tanıtılmıştı. Kamu kurumu olmayan, Kamu kurumu niteliğini taşımayan ve maliye bakanlığından uygun görüş almayan bu şirketin ödenmiş serma...