ÜST REKLAM

logo

reklam
24 Ağustos 2016

KİMİN ELİ KİMİN ŞEYİNDE-2


Evgin Dağ
deneme15@hotmail.com

Menbic’te YPG IŞİD karşı savaştı.

IŞİD’i ABD kurdu.

YPG ABD’in direktifi ile Haseke’de Suriye ordusu mevzilerine saldırıyor.

Suriye Ordusu, küresel emperyalizminin yarattığı IŞİD dahil bütün çetelere karşı savaşıyor.

Suriye Ordusunu Rusya havadan ve karadan destekliyor.

PYD Moskova’da siyasi büro açıyor.

Moskova PYD’ye IŞİD’e karşı ortak hareket etmeyi teklif ediyor.

PYD yine ABD ile işbirliği yapıyor.

ÖSO Rusya’ya heyet gönderiyor.

Sonra ÖSO ABD ile işbirliği yapıyor.

YPG Maan’da, İkrime’de onlarca çocuğu katleden ÖSO ve Liwa Tevhid gibi paramiliter çeteler ile “devrimci ittifak” kuruyor.

Buraya kadar kimin elinin kimin şeyinde olduğunu kestirmek zor oluyor.

Ancak tarihsel bir gerçeklik var ki yedi bin yıllık bir uygarlık olan Suriye’nin topraklarına yüzlerce yıl boyunca tecavüz eden küresel emperyalizm, tarih boyunca Suriye’ye yapılan bütün ihanetlere rağmen ordulaşmış halkını ve çelikleşen kale olan Suriye’yi yıkamadı.

Şimdi kimin elinin kimin şeyinde belli olmayan bu karışık denklemde paramiliter çetelerin çizgisinin ne olduğunu ve kime hizmet ettiklerini biliyoruz ancak PYD’nin ABD’den yana tercih kılması tarihsel bir talihsizlik ve hatadır.

PYD ve YPG karmaşık koşullardan ve Suriye’nin bu durumundan yararlanarak Suriye’nin kuzeyinden toprak iç etmeye çalışması keza ölümcül bir hatadır.

PYD ve YPG, Amerikan emperyalizminin LPG istasyonu durumuna gelmiş ve bölgesel dinamiklere, en önemlisi de kendi halkının tarihine ihanet etmiştir.

YPG bu karışık denklemden derhal çıkmalı, Türkiye dahil bölgesel dinamiklerle ittifak kurmalıdır!

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
657 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ZEYTİNİN TARİHÇESİ VE FAYDALARI

    08 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Zeytin, çok yönlü bir kültür bitkisi olarak, Anadolu mutfak kültüründe binlerce yıldan bu yana birçok alanda kullanılır. Anadolu’da yaşayan eski medeniyetler, zeytin ve zeytinyağını, dini kutsamalarda, nazardan korunmada, birçok hastalığın tedavisinde kullanırlardı. Tüm dinlerde zeytin, bereket, barış, akıl, uzun ömür ve olgunluk gibi simgesel anlamlar taşır. Zeytin ağacı, ağır büyüyen, fakat oldukça uzun yaşayan bir ağaçtır. Gövdesi çürümeye karşı çok dayanıklıdır. Üstelik de ömrünü tamamladığında köklerinden yeni bir ağaç filizlenmekt...
  • YEMEĞİN AZI KARAR ÇOĞU ZARAR

    01 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Hz. Muhammed’in şu sözünü hiç aklımızdan çıkarmayalım: “ sofradan tam doymadan kalkınız.” Bu sözün değerini sağlıkçılar daha iyi bilir. Yemek yemekten anladığımız, karnımızı doyurmak anlamında midemizi doldurmaktır. Midelerimizi bir çöp kutusu gibi dolduruyoruz. Doygunluğa ulaştığında yani tam doluluk sağlandığında “doydum” diyoruz. Maalesef bunu destekleyen diğer olgu ise lezzet adı altında damak tadı dediğimiz, yediklerimizin tatlı, ekşi, acı,tuzlu olmasının ön plana çıkmasıdır.M.Ö.106 –M.Ö.43 yılları arasında yaşamış ...
  • HUBRİS (KİBİR) SENDROMU HASTALIĞI

    24 Haziran 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler

    Genelde siyasetçilerde görülen bu hastalık “tanrısal ego” olarak da biliniyor. İlk kez, Psikiyatrist David Owen ve Jonathan Davidson tarafından dile getirilen bu sendrom, 2010 yılında tıp dünyasının önemli dergilerinden biri olan Brain’ de yayınlanmış. David Owen ve Jonathan Davidson’a göre  sendrom bir “güç zehirlenmesi”dir.  Diktatörler, “hubris Sendromu”na özel bir eğilim taşırlar.  Demokratik ülkelerde, tekrarlayan seçim zaferleri liderlerin Hubris Sendromu hastalığına yakalanma olasılığını arttırıyor. Bu has...
  • KAPİTALİST UYGARLIĞIN FELAKETLERİ

    17 Haziran 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Eğitimci - Sami ASLAN Karl Marks,19.yy’da kapitalizmin insanlığın başına getireceği felaketlerin farkındaydı. Marks, toplum yaşamının ekoloji merkezli olması gerektiğini düşünmüş, doğanın özgürleşmesini savunmuş ve insanın doğadaki güzellik yasalarını gereğince üretmesi gerektiğini savunmuştur. O günlerden doymak bilmeyen kapitalist üretimin, insan ile doğa arasındaki yabancılaşma ve çatışmayı had safhaya çıkaracağını görmüş, bu durumu tersine çevirmek için öncelikle insanlar arasındaki ilişkilerin doğru bir yöne dönüştürülmesi gerektiğini ...