ÜST REKLAM

logo

reklam

KARIN TOKLUĞU KADAR SEVGİ

 

Ali Doğru

Belki herkes her şeyin bittiğine inanıyor. Bu düzenin değişmeyeceğine ve hep kötülerin kazanacağı bir geleceğe doğru ilerleyeceğimize inanıyor.

Belki siz haklı olabilirsiniz ama şunu da unutmayalım ki “Bir ağaçtan binlerce çöp kibrit olur, fakat bir çöp kibrit, koca bir ormanı yaka bilir” Önemli olan fırtınada ateşi yakmaktır. Dünya geneline ve geçmiş tarihimize baktığımız zaman insanları kabilelere ayıran tek şey kıskançlık ve maddiyata olan bağlılık ve kölelikten kaynaklanmıştır.

Soruyorum size insanoğlunun varoluşu sadece maddiyat mı? Yani insan maddi bir dünyada sadece fani işlerini yapmak için mi görevlendirildi. Ruhun, İlahi aşkın ve Tanrı’nın varlığı hiç önemli değil mi insanlar açısından. Dünyada ki zengin kaynaklar insanların birbirlerini öldürmeleri için mi yaratıldı yoksa. Allah binlerce yarattığı canlı arasından insana aklı verip bu zenginliklerden karın tokluğuna yararlansın diye mi? Hiç kendinize sordunuz mu? Ben neden doğdum? Dünyaya geliş amacım ne diye. Neden yaşıyorum diye.Belki de çoğumuz aynı soruyu soruyor?

Ama hiç birimiz elimizdekinin kıymetini bilmiyoruz. Sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz. Kimse karın tokluğu ile yaşamaya yetinmiyor. İlk doğduğumuz zaman annemizin bize vereceği süt için ağlarız. Biraz daha büyüdüğümüzde acıkınca yemek için ağlarız. Serpilip yürümeye başladığımız zaman da, oyuncaklar için ağlarız. Hepimiz çocukluğumuzu yaşadık. Düştük dizimiz kanadı ders almadık. Okul çağında hep bize verilen kitaplardan ders almaya çalıştık. Kitaplar ne yazıyorsa onu ezberleyip iyi bir puan almaya çalıştık. Çünkü küçüklükten bize öğretilen buydu.

Hayatın ve tabiatın dersini hiç önemsemedik. Var oluşumuzun sebebini hiç merak etmedik. Atalarımızın bize öğrettiği şeylerin peşine koştuk. Büyüklerimizin yaşadıkları sıkıntıları bile unuttuk. Neden sıkıntı yaşadılar? Kim tarafından bu hale getirildiler? Neyin peşindeydiler onlar bile bilmiyordu. Sadece bu yola ayak uydurmaya çalıştılar. Bazıları tabiatı ve hayatı anlamaya çalıştı elbette ama ya başaramadılar ya da etraftan garip bakışlara maruz kaldılar. Çünkü dünyayı saran bu kara bulutu aşmak zor. Bu karanlıkta ışık olmak için yanmayı göze alanlar oldu.

Hatta yandılar da diri diri. Ama biz o ateşten hiç ders almadık. İbrahimler yandıkça biz sadece seyretmeyle yetindik. Diyeceğim o ki; Biz seyrettikçe karanlıkta yanan ateşi, karanlık içinde yanıp kül olmaya mahkûmuz.

Önemli olan o ateşte yana bilmek ve karanlığı aydınlatmaktır. Elbette ki karanlıklar biter ve karanlıklar bitince aydınlık gelir. Önemli olan bu engebeli yolda, yıkılmadan yolun sonuna varmaktır.

Daha güzel bir dünya için. Karın tokluğuna sevgi ile kalın.

 

 

Share
471 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+4 = ?