ÜST REKLAM

logo

reklam

KARALAMA VE GERÇEKLER


Edip Hadim
denemeeeee@hotmail.com

Av. Edib Hadimoğulları

Bazı şahsiyetler, basında yer alan yazılarına cevap verdiğimizde, kendilerini ciddiye aldığımızı zannediyorlar. Halbuki cevap vermemizin amacı, fikir diye pazarladıkları zırvalıkların bilime ve gerçeklere aykırı olduğunu kamuoyu ile paylaşmaktır. İyi niyetli olup, araştırma eksikliği nedeniyle yanlış fikir sahiplerini de uyarmayı ve Türkiye gemisinde yer almalarını sağlamayı da bir görev olarak kabul ediyoruz.

Kendisini bir Amerikan Projesi (!) olarak lanse eden zat-ı muhteremin, yanlış diye tespit ettiğimiz görüşlerini de, bu amaçla eleştirmiştik. Yazımızın sonunda da, kendilerini emperyalizme karşı Türkiye cephesine davet etmiştik.

Yazımız, çileden çıkartmış anlaşılan. Halbu ki, vatan savunmasında vatandaşlarımızın hiçbirisini (işbirlikçi ve vatan hainleri dışında) kaybetme lüksümüz olmadığını bilerek, yazımızı yazmıştık.

Zat-ı muhteremi değerlendirmede yanılmışız. Meğerse kendi kendine görev biçmiş. Yalan-yanlış demeden, kendilerine göre “fikir” saydıkları görüşler ile, malesef, boyundan büyük amaçları varmış: Vatan Partisi ve lideri Sayın Perinçek’in görüşlerini yok edecekmiş! Bizi de, “büyük resim” diye belirlediği, ne olduğu bilinmeyen kursa yazılmaya davet ediyor.

El hak, herkes bir diğerini bir yerlere davet edebilir. Herkesin de kendine biçtiği bir görevi de olabilir. Meselemiz bu değil. Ancak, yaşamları emperyalizme karşı mücadeleyle, Türkiye’nin bağımsızlığı için geçmiş vatandaşlarımıza da saygısızlık yapılmasına da izin veremeyiz.

Zat-ı Muhteremi çileden çıkartan tesbit ettiğimiz yanlışları neydi? Yeniden bir hatırlayalım:

1- Sayın Doğu Perinçek’in, Türkiye’mizi büyük bir bela ve yükten kurtaran “Ermeni soykırım yalanı” nı tarihin çöplüğüne gömen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Kararı’nın,”soykırım yoktur” demediği şeklindeki muazzam(!) iddiası. Kararın İngilizcesi varmış ta, paylaşması durumunda “Amerikancı” yaftası almamak için paylaşmıyormuş.

a) AİH Mahkemesinin kararında,1915 olaylarının Yahudi soykırımı ile aynı sınıflama içinde görülemeyeceğini vurguluyor. Çünkü1915 olaylarında soykırım işlendiğine dair mahkeme kararı yok. O nedenle Ermeni soykırımı yok. İtirazın var mı ey zat-ı muhterem. Belki yabancı bir hukukçu istersiniz, inanmak için. Fransız Hukukçusu Daniel Kuri,”Perinçek -İsviçre Kararı Üzerine bir yorum” başlıklı incelemesinde”1915 olaylarının “soykırım” olduğu konusunda oydaşma oluştuğu yolundaki usavurmaların Büyük Daire kararıyla çürütüldüğüne değiniyor.

b) Kaldı ki, Ermeni Taşnak Sütyun Partisinin lideri ve Ermenistanın ilk başbakanı Kaçaznuni de,”ermeni soykırımı” olmadığını yazıyor. Kaçaznuni’nin kitabını isteyene verebiliriz. (Taşnak Sutyun Partisinin Bükreşte toplanan 1923 tarihli kongresine sunduğu rapor)

c) Solculuktan bahseden zat-ı muhterem’e birde konuyla ilgili SSCB devlet arşivlerine ve sosyalist yazarların konuyla ilgili kitaplarına bakmasını öneririz. Anılan kitapları bulamıyorsa, kendisine bu konuda yardımcı olabiliriz.

Biliyoruz ki, bunca evrak, döküman, kitap ve mahkeme kararı, meseleye Türkiye ve gerçekler açısından bakarsanız önem arzeder. Ama soldan bahsedip, sosyalist aydınların yazdıklarını es geçenler için yok hükmünde olduklarını biliyoruz.

2- Yine emperyalizm meselesi….Neden mi? Emperyalizm çağında turnusol kağıda da ondan.Pusuladır,emperyalizme karşı tavrınız.Ya solcusunuz,yada sağcı.Ya millicisiniz,yada işbirlikçi….Bilmek istiyorsanız,emperyalizme karşı tutumunuzdur önemli olan.Ama zat-ı muhterem,emperyalizm ile aynı safa düştüğünü gizlemek için,koskoca ABD emperyalizminin, İmamoğlu ile aynı safa düştüğünü yazabiliyor. Ama haşa summe haşa, İmamoğlu ABD’nin safına düşmüyor!

Hani öğrenmek istiyorsanız, zor da değil. Cia’cı Henri Barkey’lerden tutun, ABD dışişleri sözcüsü Morgan Ortagus’a, PKK terör örgütü sözde sözcülerine kadar ne dediklerine bir bakın isterseniz, tabi görmek istiyorsanız. Hepsi tek ağızdan İmamoğlu diyorlar. Niçin? Ve niçin İmamoğlu bunlara cevap vermiyor? Neden PKK’dan terör örgütü olarak bahsetmiyor? Neden “Ey Amerika,burası benim vatanım. Biz kendi sorunlarımızı kendimiz çözeriz, sen karışamazsın” demiyor?

Herkes antiemperyalist olabilir, tabi emperyalizmi bilir ve ona karşı tavır alırsa. Yoksa emperyalistlerin piyonu olur. Bütün vatandaşlarımızın, parti farkı gözetmeksizin antiemperyalist olması bizleri sevindirir. Zat-ı muhterem dahil. Ama beli olmaz, belki ABD, zat-ı muhteremin safına düşebilir!

3- Bak işte bu olmadı. Çamur atmak Zat-ı muhteremler gibi çamurcuların işidir, bizim değil. Omurgası Antiemperyalist olmayanın, Suriye meselesinde meşru Suriye lideri Sayın Beşşar Esad ve hükümetinin yanında olması mümkün değil, bilesiniz.Zat-ı muhterem ve İmamoğlu’nun safına düşen ABD ve piyonları hep “Esad katildir,diktatördür” deyip duruyorlar.Bizler ise 2011 mart olaylarından bu yana Sayın Esad ve Suriye’yi destekledik.Sadece lafla değil ,fakat,eylemsel olarak ta destekledik ve halen de destekliyoruz.

Zat-ı muhterem için bu önemli değidir tabii, çünkü 40 ta bir. Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ün, Abramowitz tarafından Başbakan ve Dışişleri Bakanı olarak hazırlandıklarını, 1996 da kim yazdı ve söyledi? İncirlik üssü başta, bütün yabancı üslerin kapatılması için yürüyüşler ve protesto eylemlerini kim yaptı ve hala yapıyor? Rusya uçağının düşürülmesiyle bozulan ikili ilişkileri kim düzeltti? Rusya, Çin, İran, Suriye vb ülkeler neden Vatan Partisini davet ediyorlar? Malum ya, Zat-ı muhteremin dediği gibi %1 bile oya sahip değil. Zat-ı muhterem ve fikirdaşları “ne oluyoruz” diye düşünürken, Cumhurbaşkanı bile ortalarda gözükmüyorken, televizyonlarda 15 temmuz darbe girişiminin bir ABD-Fetö ayaklanması olduğunu kim söyledi?Türkiye’de kontrgerillayı kim deşifre etti? Saymaya gerek yok. Bizim her günümüz, Türkiye’mize borcumuzu nasıl öderiz, diye düşünerek geçer, zat-ı muhterem belki bilmiyordur.

Unutmuştum, yinelemek gerekiyor. %02 oy, Zat-ı Muhterem’in hoşuna gitmiyor. Mutlaka en fazla oy alan parti lazım. Türkiye’de en fazla oyu AKP alıyor, gitsinler üye olsunlar.

4- Sayın Doğu Perinçek’in bebek katili Apo ile görüşmesini, röportaj yapmasını temcid pilavı gibi tekrarlayıp duruyor Hazret. Konu ile ilgili doğruları yazdık, belki aydınlanır diye. O zamanlarda Sayın Perinçek’in siyasi yasaklı olan bir gazeteci olduğunu yazarken, o röportajın yapılmaması gerektiğini söylemedik. Önemli olanın röportajın içeriği olduğunu yazdık, söyledik.

Zat-ı muhterem bu konuda da sınıfta kaldı. Çünkü o zamandan bu yana açılım süreci ve habur mahkemeleri dahil bir sürü gelişme oldu, birçok kimse bebek katili ile görüştü, çoğunun da Türkiye’yi bölmek için yapıldığını biliyor ve görüyoruz. Ama Zat-ı Muhteremden bu görüşmeler ile ilgili herhangi bir tık yok. Yoksa bölünmeye evet, birleşmeye hayır mı demek istiyorsunuz? Dürüstlüğe davet etmek zorunda bırakmasalar da, dürüst olsalar bari.

5- Zat-ı muhterem gibi, birçok kişi Vatan Partisi ve Sayın Perinçek’e saldırdılar. Yok edeceğiz dediler. Hatta Samandağ’da bazıları “Karaçay köprüsünü geçemezsiniz” dediler. Ama o örgütlerin hepsi yıkıldı gittiler. O örgütlerde, partilerde yer alanların hepsi şimdi ABD’nin kucağında sahte solculuk yapıyorlar. Vatansız “solcu” oldular. Vatana, bayrağa düşman oldular. Sayın Perinçek ve Vatan Partisi ise dimdik ayakta. Hatırlatmak istedim sadece.

Bakınız ey Zat-ı muhterem, yazımızın sonuna gelmişiz, ama size hakaret etmek aklımıza bile gelmedi. O sadece sizin işiniz, anlaşıldı mı?

Share
180 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DÖVME ÇILGINLIĞI

    16 Ekim 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Son yıllarda bir ‘dövme çılgınlığı’ yaşanıyor. Özellikle de kadınların  antik çağlardan beri bilinen bu kendini süslenme sanatı, adeta salgın bir hastalık gibi tüm dünyada hızla yayılıyor. Samandağ’ın bayanları da dövme çılgınlığının önde gidenleri. Gencinden yaşlısına, kadınından erkeğine giderek daha çok insan dövme yaptırıyor. Üstelik sadece kol, bacak, omuz, sırt gibi görünen yerleri de değil, vücutların ‘güneş görmeyen’ bölgeleri de nasibini alıyor dövmeden. İyi güzel de, kiminin modaya uymak, kiminin gerçekten süslenmek ve...
  • BİR DELİNİN AKILLI TAVIRLARI

    16 Ekim 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Mağaracık köyünde dünyaya bir erkek çocuk geldi. Adı Fadıl kondu… Fadıl büyüdü. Askere gitti, askerliğini yapıp memleketine döndü. Memleketine döndüğünde, bir kız beğendi.. Nişan yaptı. Kısa bir nişanlılık döneminden sora evlendi. Fadıl; zaman içinde ruh sağlığı bozuldu.. Doktora gitti geldi, şifa bulamadı. Hastalığı ağırlaştı. Delilik kıyılarında dolaşmaya başladı. Cebinde bulunan demir parayı, deniz kıyısında ki kumsala gömmeye başladı. Yeşerip boy atsın. Para ağacı olsun. Dal budak salsın.,. Meyve yerine para versin. Fadıl da böylec...
  • AYŞE BİNT EBU BEKR!

    14 Ekim 2019 Eğitim, Köşe Yazıları, Yerel

    Çok rol model bir isim vardır: Üstün meziyetler vs, ne derler? -Müminlerin annesi! Bir sürü hadis vs. Fakat... Nedense seçme hadislerdir bunlar! İşlerine geleni anlatırlar... Ben mesela anlatılmayan tarihi gerçekleri hatırlatayım: Neden mesela Hz. Fatıma’nın elinden alınan Fedek Hurmalığına karşın kendisine Bahreyn ve Basrada topraklar verildiğini? Neden mesela Halife Osman döneminde Kufelilere mektup yazdığını, onları yüreklendirdiğini ve sonrasında inkar ettiğini? Neden mesela olaylar sırasında – Umreye gidiyorum- d...
  • NEREDE ARIYORSANIZ, SİZ DE ORDA OLUN!

    14 Ekim 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Bu toprağın sesi Yağan yağmur sonrası masmavi gökyüzündeyim. Komşu Nenenin kapının önündeki koltuğunda yaptığı kısacık şekerlemesindeyim. Küçüklerin yukarılara tırmanmayı başarmış uçurtmanın rüzgârla oynaşmasında; bulutların birbiri ile kaynaşmasındaki yumuşaklıktayım. Anadolu’nun en uzak dağların tepelerindeki buzullarda; derin vadilerin en dibine hapsolmuş bitkilerin nemli yapraklarındayım. Tırpanla orakla biçilmiş çimenlerin, otların havaya karışan taze kokusundayım. Utangaç utangaç yağan karın kristallerinde; yağmur suyu...