KAPİTALİZMİN YALANLARI VE “UÇURUM İNSANLARI” - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

şişli escort

SON DAKİKA
AfrodizyakBahis Siteleri

BEN DELİ MİYİM?

Gündem, Yerel

KAPİTALİZMİN YALANLARI VE “UÇURUM İNSANLARI”

Bu haber 26 Şubat 2021 - 10:22 'de eklendi ve 570 kez görüntülendi.

Hazırlayan: Sami ASLAN

Kapitalist sistemin tümüyle kriz alarmları çaldığı bir dönemde ortaya çıkan ve muktedirler için son derece kullanışlı olan Covid-19 pandemisi uluslararası medya aracılığıyla büyütüldükçe büyütülmüş, sanki insanlığın sonunu getirecek bir felâketmiş gibi dünya gündemine sokulmuştu. Sermaye medyasının sürekli gözümüze soktuğu şey, bu virüsün zengin-yoksul ayırt etmeden hepimizi tehdit etmesi ve bu “düşman”a karşı hep birlikte savaşmamız gerektiğiydi!

İnsanlığın tıpta ve teknolojide yarattığı muazzam ilerlemeye karşın, egemenlerin bize sundukları tek şey “evde kalın” ve “ellerinizi sık sık yıkayın” demek olmuştu. Tuzu kuru burjuva kesimlerin söylemleri bir kenara, dünyada elini yıkayacak su ve sabundan yoksun, başını sokacak bir evi bile olmayan insanların sayısı son yayınlanan raporlara göre 150 milyonu aştı!

Krizin faturasının salgın bahanesiyle işçi sınıfına kesilmesiyle birlikte tüm dünyada milyonlarca işçi işinden atıldı. Gelirlerini kaybeden, borçlarını, kiralarını ödeyemez hale gelen milyonlarca işçi, aileleriyle birlikte açlığın ve sefaletin kucağına itildi; on binlercesi evinden atılarak sokaklara terk edildi. Jack London’ın yüz yıl önce kaleme aldığı “Uçurum İnsanları” kitabındakileri hatırlatırcasına, bugün dünyanın birçok büyük kentinde, ışıltılı caddelerin ardında binlerce insan hiçbir sosyal güvencesi olmadan sokaklarda yaşıyor.

“Uçurum İnsanları” kitabında Jack London, 20. yüzyıl Londra’sında yaşayan emekçilerin dayanılmaz yaşam koşullarına yer vermişti. Bir lokma ekmek ve “sihirli su” dedikleri çay için tüm gün çalışan işçilerin aldıkları ücret çoğu zaman kiralık odalarda kalmaya bile yetmiyordu. Yazarın ifadesiyle: “Kiralık ev yoktur, kiralık odalar daha doğrusu izbeler vardır. Bütün gün çalışan insanların kazançlarının en büyük bölümü haftalığı üç şilin olan bu odalara verilmektedir.” İngiliz burjuvazisi tarafından kanının son damlasına kadar sömürülen işçiler, yorgun bedenlerini bir bankın üzerinde dinlendirmek istediği zaman çok geçmeden karşılarında sermayenin polisini bulurdu.

Aradan geçen bunca zamanda evsizliğin, yoksulluğun azalmak bir yana katlanarak arttığını, zenginliğin ise gittikçe daha az sayıda insanın elinde toplandığını görüyoruz. Örneğin bugün Amerika’da en zengin 3 kişinin toplam zenginliği son birkaç ayda 584 milyar dolar artarak, ülkenin yarısının sahip olduğu toplam varlığı geçti. Onlar servetine servet katarken işten çıkarılan, sefalete itilen işçilerin sayısı ise 40 milyonu aştı.

İnsanlığı ileri götürecek tüm potansiyellerini tüketen “KAPİTALİST DÜZEN” artık sadece yalanlarla ayakta kalabiliyor. Teknoloji ve bilimin sınırları alabildiğine gelişmişken bir milyara yakın insanı açlığa mahkûm eden, satılmayan yüz binlerce konut çürüyedururken milyonları evsizliğe mahkûm eden bu çürümüş sistem her geçen gün daha çok sayıda insan tarafından sorgulanıyor, eleştiriliyor. Diğer yandan, pandemi bahanesiyle işten atılan, sağlığı hiçe sayılan milyonlarca işçi-emekçinin yüreğinde derin bir öfke büyüyor.

Kaynak: İmage 001.JPG

Sami Aslan
Sami Arslandeneme@deneme.hotmail.com