ÜST REKLAM

logo

reklam

KAN KOKUSU YA DA BENDE Kİ RENK KÖRLÜĞÜ.

Bu Toprağın Sesi

Ümit Dadük Sağaltıcı

“İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşırlar’’ deyimi bir yerde deneyimsel bir tespittir.

Bu tespitten söz etmişken Kutup ayılarını es geçersek çok, ama çok ayıp etmiş oluruz. Yeryüzünün en iyi koku alan, türünün en keskin canlıları arasında yer alırlar. Yeryüzünde onlar kadar burnu keskin başka bir hayvan yoktur.

İnsanlardan bir milyon kat daha iyi koku alma yetisine sahip hayvan köpeklerdir. Özel eğitilmiş polis köpeklerinin binlerce hatta yüz binlerce insan arasında uyuşturucu kokusunu alabilmesinin sebebi de budur.

Bir de deniz canlılarından Köpekbalıkları var. Kan kokusunu üç kilometre uzaktan alabilirken, çok küçük sesleri duyabilir geldiği yönü tayin ederken, derin sularda yaşadıkları için, görme duyularını pek kullanmaya ihtiyaç duymazlar.

Otuz kırk yıl ömürleri olan köpek balıkları bizlere eşlik edercesine dört yüz milyon yıldan beri dünya üzerinde yaşamaktadırlar.

Kan kokusu, yırtıcı hayvanlar için yemek anlamına geliyor.

Samandağ’da gerek doğası, gerek bu topraklarda yaşayan insanları, renkten renge büründü.

En son kırmızıda takılıp kaldı. Bir türlü orijinal rengine dönemiyor.

Doğası yemyeşil iken betona, kirli bir beyaza ve sonunda kıpkırmızı renge döndü.

İnsanları ise, SAMANDAĞIN doğasından, bağından bostanından daha beter kan kırmızıya dönmüş ki, bütün köpekbalıklarını da tahrik edecek bir kızıllıkta kanının rengi.

Hal böyleyken, iş köpekbalıklarından önce KAN KOKUSU bu defa karada yaşayan kan emiciler, pardon, Köpekbalığı, alanları yavaş yavaş sahaya çıkmaktadırlar.

Çünkü halktan alacak bir şey kalmayınca sıra kanını almaya geldi çok kıymetli okuyucular!

Yakında, Deniz Köpekbalıkları ile Anakara Köpekbalıklarının ‘KAN’ paylaşım savaşları meydanlarda başlarsa hiç şaşırmayın.

Şimdi hem karada, hem denizde köpekbalıklarına kızmakla mesele hallolmuyor. Siz, deniz ve kara yaşamanız da, bağımsızlığınız için hiçbir şey yapmazken Köpekbalıklarının insafina terk ettiniz.

Siz, hiç farkında olmadan davet ettiniz köpekbalıklarını.

Sizin bu zayıflığınız, sessiz duruşunuz, isyansızlığınız, anakaradan, okyanus ötesine kadar bütün köpekbalıklarını uyardı. Okyanus ötesi diyorum çünkü orda da, bizim gurbetçi Samandağlı kardeşlerimizi, babalarımızı, eniştelerimizi, ağabeylerimizi köpekbalıklarının midesine yem ettik, iş sahaları Belediyemiz açmadığı için, Tarım Bakanlığı bakır topraklarımızı nadasa bıraktığı için.

Hadi bir ayrıntı daha size.

Çin ve uzak doğuda köpek balığı çorbası çok makbulmuş. İçimdeki öfke katlanırken, bir başka duygu hasıl oldu bende. Orman ürünleri affetsin beni!

Sopa, kazık, odun gibi kelimeler, sabahtan beri dilimden düşmüyor.

Bu kentin çocuklarının işsiz güçsüz sokaklarda uyuşturucu belasını görmezden gelip, on senedir sürüm sürüm sürünen Gözeneliyi, Mızraklılıyı, Karaçaylıyı görmeden nasıl size utanmadan yazayım?

Dedik ki ‘’biz üretelim, biz işleyelim, biz satalım!’’

Bak yandaş cebini dolduruyor, kamu malları-toprakları peşkeş çekiliyor, deniz bağımsızlığımız yok ediliyor, bakmayın istihdam bürosu diye kurup süslediklerine, amele pazarı kurup, kendilerine bağımlı güçler yaratıyor bunlar.

Özelleştirmeyle her şeyi satıyorlar.

Umursamadınız!

Duymadınız!

Anlamak istemediniz!

İsterseniz daha net bir ifadeyle yazıyı bitireyim.

Kan kokusu almış köpek balıkları, öteden beri insanlığı sömürmek için fırsat kollayan işbirlikçi sömürücülerdir.

Bu filmi 40 yıldır Belediye yönetimine gelen siyasi iktidarlardan izledik.

Gele gele köpek balıklarına yem olduk.

Bir kez daha bu fırsatı vermeyin.

Midelerine indiğinizde sonunuz ne olur biliyor musunuz?

Benden bu kadar!

Gerisini siz düşünün!

 

 

Share
334 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+9 = ?