ÜST REKLAM

logo

reklam
22 Nisan 2017

KALBUR ALTI DEMOKRASİ


admin
bereket@prestijbilgisayar.org

 

2010 Tarihinde yayına giren ‘’ GERİ KALMİŞLİĞİN ANATOMİSİ’’ Adlı kitabımın sayfa 228 -237’de yer verdiğim yazımın geniş bir özetini Aşağıya aldım. O günden bu güne olumlu biçimde gelişme olmamış, ülke karanlık bir dehlizin içinde mesafe alıyor.  Ülkemin yurt severleri gibi beni de üzdüğünü ifade etmeliyim. Çağdaş medeniyetlerin seviyesini hedef aldığımız ve buna göre kurumlarımızı organize ettiğimiz noktasından, Orta Doğu ülkeleri listesine dâhil edilmiş durumdayız. Sosyal, siyasal ve ekonomik sistemimizi onlara benzemek için yasal ve anayasal sistemlerimizi dönüştürüyoruz.

‘’ Toplumun bakış açısı, ülkede kurulu düzenin bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. Sistemin içinde yer alan kurum ve kuruluşlar, sistemin lehine ve bireyin aleyhine çarklarını döndürdüğü, bu nedenle ülkenin yazarları, çizerler gazetecileri, sendikacıları ve en önemlisi bu ülkenin her şeyini teslim edeceğimiz gençlerimizi minicik dünyamızda boğmaya çalışmışızdır. Kimilerini işkencenin her türlüsünden geçirdik kimilerini astık. Bu çağ dışılıkla övünen zamanın lideri: ‘’Asmayalım da besleyelim mi?’’ Diyordu. Çocuk yaştaki Erdal Eren’inin yaşı büyütülerek asıldığını bu ülke insanları her zaman ibretle anımsayacaktır. Bir başka dönemin lideri:’’ …Vuran da kahraman vurulan da ’’ diyecekti. Bir başkası: ‘’ tespih çekenle tetik çeken bir olmaz. Bu ülkede mukaddesatçıların cinayet işliyor dedirtemezsiniz…’’ diyecekti. Bir diğeri ‘’ Kanlı mı olsun kansız mı? ‘’ Yorumunu yapacaktı. Ülkede bu söylemler yaygınlaşırken; Kahramanmaraş. Çorum ve Sivas olayları meydana geldi. Yüzlerce insanımızın canına kıyıldı. Sivas’ın Mamak’ında ülkenin seçkin aydınları herkesin gözleri önünde cayır, cayır yakıldılar. Çürümüşlüğün bir başka örneği; ‘’ Benim memurum işini bilir. Ya da ‘’ Anayasa bir kez delinirse bir şey olmaz’’ felsefesinin toplumu hangi karanlık noktalara sürükleyeceğini o günlerde bile açık ve net biçimde ortada idi.

Ülkenin içine düştüğü olağanüstü dönemler sert geçtiği için halen sıkıntılarını çekiyor olmamız olağan görülür hale geldi

Kaçak olarak açıldığı söylenen kuran kursu binasının çökmesiyle, burada okuyan 18 kız çocuğun hayatlarını kayıp etmiş olmalarının ihmal sonucu olduğu halde, kızların ana ve babalarının olayı kader olarak görmeleri düşündürücüdür. Karadeniz’in Kara Don Kömür İşletmelerine bağlı kömür Ocağında 450m. Yeraltında grizu patlaması sonucu ölen işçilerimizin kaderlerinde böyle ölümlerin var olduğunu ifade eden yetkililer varken, kaza oranlarını azaltmak mümkün olabilir mi? Kömür ocaklarında en son teknolojik olanakları kullanarak kömür kazalarını önlemek için gerekli tedbirleri alacağı yerde’’ işçi ölümlerinin güzel’’ olduğunu söyleyebilen bir yetkilinin var olması şaşırtıcı değil mi?

Yolsuzluğun ve yoksulluğun İşçiyi memuru, köylüyü esnafı, çiftçiyi dar gelirliyi ezdiği günümüzde, gelişmek ve çağdaşlaşmak söylemleri gerçekçi bulmak olanaklı mı?

Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Turan Dursun ve Musa Anter gibi ülkenin birçok aydını öldürüldü. Bunları kim ya da kimler öldürdü? Katil veya katillerin kimler olduğunu ve bunların perde arkasındaki karanlık ilişkilerini şimdiye kadar ortaya çıkartılmamış olması, başka bir üzüntü kaynağıdır. Diğer faili meçhullerle birlikte aydınlarımızın katil ya da katillerinin yakalanmış, adalete teslim edilmiş olsalardı, belki öldürülen yazarlarımızın birçoğu yaşıyor olacaktı. Öldürülen yazarların ve çizerlerin yakınları, okurları ve öğrencileri katil ya da katillerin yakalansın ve adalet önünde hesap versinler istiyor ve umuyorlardı. Aydınların hunharca öldürülmeleri, ülkenin demokrasisine kaşı özenle yürütülen komploların birer halkaları olarak görüyor, karanlığa doğru yuvarlanmanın amaç ve hedeflerine hizmet anlamında algılıyorum.’’ Şimdiye kadar yapılan yasal değişiklikler ve uygulanan ‘’Anayasa Referandumu ‘’ Ülkemizi bekleyen sıkıntıları açık ve net biçimde ortaya koymuştur. Çağ gerisinde kalmış ülkelerin demokrasilerinde bile görünmeye aksaklıklar, yasal ve anayasal ihlaller meydana gelmiştir. Yasaların amir hükümlerine karşın İptal edilmesi gereken mühürsüz zarfların ve mühürsüz oy pusulalarının YSK tarafında geçerli kılınmış ve seçimleri şaibeli hale getirmiştir. Seçimin güvenliğini sağlayacak olan YSK, seçimi tartmalı hale getirmiştir. 2.500.000 Mühürsüz zarf ve mühürsüz oy pusulasını geçerli kılmıştır. Oysa yasanın açık hükmüne göre:’’ Mühürsüz zarf ve oy pusulaları geçersizdir’’ diyor. YSK maç devam ederken kural değiştirmiş ve iktidar lehine seçimin sonuçlanmasını sağlamıştır. Ülkemiz içerde ve dışarda itibar kaybına uğramış durumdadır. Seçimlerin sosyal, siyasal ve ekonomik sonuçları olacaktır. Sonuçlardan endişe ediyorum.

Çirkin politikacıların oy avcılığı uğruna verdikleri tavizler, zaman, zaman ülkeyi ve toplumu germiş, uçurum kenarına kadar getirmişti. Canilerin işledikleri cinayetlerin kim vur duya getirmeleri, meçhule dönüşmesi, karanlık güçlere cesaret vermiştir. Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı ve Turan Dursun’un öldürülme biçimleri ve Cinayetlerin işlenmesindeki benzerlikler düşündürücüdür. Sıra kim de sorusu gündeme gelmekte idi. Ülkeyi karanlığa sürüklemek için çaba harcayanlar, Cezayir, İRAK, Lübnan ve Afganistan özlemcileridir. Bu ülkelerde sergilenen kardeş kavgalarını, ülkemizde de sergilemek istiyorlardı. Maddi ve manevi destekleri benzer örgütlerden aldıkları konusunda zaman, zaman yazılı ve görsel medyada yer alan haberlerden sezmek mümkündü.

Orta Doğu ülkelerinde olduğu gibi bizimde kalbur altı demokrasiye kavuşmuş olduk. Türkiye uçacak! Enflasyon sıfır olacak! Milli gelir artacak! İç ve dış borçlarımız ödenecek! Asgari ücret iki katına çıkacak! Eğitim ve öğretim parasız olacak! Vb. Mucize hazırdı. Anayasa Değişikliği Referandumunu bekliyordu. Sıkıntı bitecek! Atalarımız ne demiş? ‘’Umut; fakirin ekmeğidir. Ye Mehmet ye!’’ 21.04.2017

Asaf HİŞMİ

 

Share
571 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İMAM CAFER’İ SADIK’TAN BİRKAÇ HADİS

    20 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan 1- Erkek, hanımına karşı üç şeye riayet etmelidir: Hanımının muhabbet ve ilgisini kazanmak için onunla uyum sağlamak; ona karşı güzel ahlaklı olmak; onun gözünde güzel görünmek ve refahını sağlamakla kalbini elde etmek. Kadın da kocasına karşı şu üç şeye riayet etmesi gerekir: Kocasının tüm hallerde güvenini sağlayacak şekilde kendisini kötülüklerden korumak; muhtemel hatalarının affedilmesi için sürekli kocasının hakkını gözetmesi; tatlı dil ve çekici tavırlarıyla kocasına olan sevgisini bildirmesi. 2- Basi...
  • YOLSUZLUKLARIN KİLOMETRE TAŞLARI

    15 Ocak 2020 Genel, Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Asaf Hişmi BEL – BİR AŞ.’ye bulaşmayan kişilerin sayısı azdır. BU şirketle yapılan iş ve işlemlerin fiyat belirlemesi iki türlü. Hesabı kitabı yok. Şirket lehine sonuçlar çıkartılmaya çalışılmıştır. Toplumsal çıkar, ikinci plana atılmıştır.  Şirket kar etsin diye Asliye Hukuk Hâkimliğine sunulan Bilirkişi Raporu sahtedir. Mahkemeyi olumsuz yönden etkilemeye çalışılmıştır. Raporda kullanılan veriler sahtedir. Kıymet takdir komisyonu da sahte bedel takdiri yapmıştır. İşin aslına geçelim. BEL – BİR AŞ.’ye kat karşılığı olmak üze...
  • DOĞAL YAŞAMDAN KOPUNCA

    13 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Yaşanacak bir tek ömrümüz var. Onu da uzun ve mutlu yaşamak için sağlıklı olmak gerekiyor. Oysa günümüz insanı çok erken, hatta küçücük yaşlarda kanser, kalp, şeker, tansiyon, obezite sorunlarıyla sarmalanıyor. Paketlerle ilaç, antidepresanlar, antibiyotikler yanımızdan ayırmadığımız aksesuarlarımız oldu. İnsan ömrü uzadı, evet uzadı ama, ne pahasına. Sağlıksız, hastalıklı, bir gün bile kullanmadığımızda ölümümüze neden olabilecek ilaçlara mahkum bir yaşam. Neden bu hale geldik: Doğadan uzaklaştıkça, bizi...
  • RANTIN ŞEYTANİ YÖNÜ ( 2 )

    13 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Asaf Hişmi 2 – 03.05 1991 tarih ve 11 sayılı Samandağ Belediyesi, Belediye Meclis Kararında rantın şeytani yönü, sırıtır derecede görünüyordu. BEL – BİR A.Ş.’ne Projesiz, ihalesiz  (resmi belgelerde belirtildiğine göre: 1991 yılı Birim fiyat tariflerine göre İhale Bedeli: 20.000.000 TL) iş vermek için bu şirkete kamu kurumu olarak tanıttılar. Belediye encümen ve belediye meclis kararlarında böyle tanıtılmıştı. Kamu kurumu olmayan, Kamu kurumu niteliğini taşımayan ve maliye bakanlığından uygun görüş almayan bu şirketin ödenmiş serma...