logo

reklam

KABALAŞAN İNSAN VE YEREL SEÇİMLER-2

‘’Zıvanadan çıkmak’’  deyimini, çok sinirlenmek, öfkelenmek, delirmek ve aklını oynatmak türü ifadelerle açıklanmıştır.

Yani birileri tutup size ‘’Ümit zıvanadan çıktı!’’ dediğinde yapılacak en akıllıca iş, ölü taklidi yapmak veya ‘’ Sana geliyorum abla ‘’türü son sözleri hala vakti varken sarf etmek olacaktır.

Zıvana, Mimari yapılarda bir çeşit geçmeli kilit biçimini ifade etmek için kullanılır. Dahası ta antik çağlarda ahşap veya taş bir direğin/ sütunun oturtulduğu dişi oyuğu ifade eder.

Bütünüyle mermer sütunlardan oluşan bir yapıda veya ahşap direklerin oyuklara yerleştirilmesiyle yapılmış bir çatıda, sütun veya direklerin bir vesileyle yerinden oynaması (zıvanadan çıkması) yapının bütünüyle çökmesine sebep olma ihtimali da denebilir.

Netice de zıvana, yapı için çok önemli bir unsurdur.

Kişinin bir olay karşısında ‘’zıvanadan çıkacak’’ kadar sinirlenmesi, oto kontrolünü yitirmesi, sağlıklı düşünememesi bir yerde yapının yıkıldığı ve artık kaybedilecek bir şeyin kalmadığı anlamına gelir.

Haliyle kişi bu hale gelmesine sebep olan duruma tepki göstermek veya o durumu bütünüyle ortadan kaldırmak için tüm imkânlarını mantıksızca seferber edecektir.

Bu sebeple zıvanadan çıktığını söyleyen bir vatandaşın yakınlarında bulunmak pek akıl karı bir davranış değildir.

Bir örnek:

Samandağ dolmuşları ile Antakya ya veya yakın bir köye gidiyorsunuz, dolmuş tıka basa yolcu dolu, ‘’ Nefes alamıyoruz kaptan konserve kutusuna çevirdin dolmuşu hala neden yolcu alıyorsun’’ diyerek zıvanadan çıkarsınız anlık bile olsa.

Bu örnekleri çoğaltabiliriz gereği yok anlayan anladı zaten.

Ancak zıvanadan çıkan henüz görmedim, ufak tefek sinirlenmelerin dışında.

Af buyurun kendimi bu gördüklerimin dışında tutuyorum.

Kim bilir belki de çok yol bile aldım zıvanadan çıkalı.

Bilen varsa, söz haber yapıp yayınlayacağım Aynada.

Konumuz yerel seçimler, Muhtar aday adayları, Belediye başkanı aday adayları ve meclis üyeleri.

Görüyoruz ki, millete hizmet edecek adaylar milleti bırakmış bir yerlerden direktifler alarak propaganda yapıp güya siyaset yapıyorlar.

Hâlihazırda seçilmişler görev başlarında sonu belli olmayan vaatlerle iktidar olanları gördük.

Eleştirdik, kızdık, bağırdık usulüyle ‘Sonunda vezir mi oldular, rezilimi’ bunu Samandağ ve bölge halkının vicdanına bırakıyorum.

Şimdi yeni aday adaylarına bakıyoruz deyim yerindeyse ‘’Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete’’ türünden ayağı yere basmayan bin bir türlü vaatler entrikalar içindeler…

Önerim şudur, Adaya adaylarının her birinin tam teşekküllü ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden ruh sağlığı raporu şartı getirilsin.

Hedefi, planı, programı olmayan, ötekini berikini çekiştiren, kendi gündemi olmayan aday adaylarını öyle bir Subliminal mesajlar gördüğünüzde iletin ki,

Utansın

Utansın

Tiksinsin.

Biz sömürülüyoruz, eziliyoruz, hor görülüp ayrıştırılıyoruz itirazları yoksa iki kere, ‘inadına yaşamak’ adına sorunların kaynağına inip, bugünü yarına taşıyacak çözüm projeleri yoksa siyasi rakiplerine buradan hareketle itirazını dillendirmiyorsa oy verip seçmeyin!

Karanın üstüne mozaik koyun!

Koyun ki, sevginin, barışın, kardeşliğin ve dayanışma gücü yol alsın, dağları aşsın.

Daha seçimlere onca zaman varken bıktırdılar ‘işkembeden sallamayı’

Ayna gazetesi olarak, doğru olan, sağlıklı olan, herkese yararlı olan, barış için, özgürlükler için, ezilen sömürülenlerin adına kim iyi bir şey yapıyorsa, yüzde yüz zıt ve asla oy vermeyeceğim biri olmasına rağmen, ‘bulunduğu konum ve taşıdığı sıfat’ nedeniyle savunmam gerekiyor.

7 Kasım 2018 günü ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da bir gazeteci meslektaşımı azarlar bir tonda konuşması ve TV muhabiri gazeteciye, ‘’Enemy of the people’’ (âdete vatan haini- Halk düşmanı) ilan etmesi gibi bu tonda kalibresini gösterecek kadar Samandağ halkına meydan okuyan efelenen sayısız siyasetçi alan dışında konuştuklarını biliyorum.

İlçemizde olsun bütünüyle Hatay bölgesinde hatta ülkemizin her yerinde kötülük bu kadar hakım olmuşsa eğer, ‘’canı ruhlu insanların çoğalması değil, kötülüğün sıradanlaştığı içindir …’’

‘’ Kötülüğün sıradanlığı’’ Kavramı ünlü Alman Felsefeci Hannah Arendt’a ait.

Nazi Almanya’sında soykırım esnasında insanların Nazi rejimi ile sessiz ya da rızaya dayalı işbirliğini, görmeme, görmezlikten gelme ya da sadece işini yapma halinin nasıl olup da kitlesel boyutlar kazanabildiğini anlatır Arendt kitabında.

Ve var olmak için metafizik bir kaynağa ihtiyaç duymayan kötülüğün sıradan niteliğini, ‘’normal’’ insanlardan oluşan kitlelerin iyiyle kötü arasında bir ayırım yapamamasına ve yargı yoksunluğuna bağlar.’’

Bizde ise malum, ‘’ göz görmeyince gönül katlanıyor’’ demekten alamıyorum kendimi.

İlle de şehirler yanmalı

Alnının ortasına çivi çakılmalı anlaması için…

Bir vergi uzmanı ile görüşün.30 gün boyunca emek ile, ter ile, çile ile, ve de hak ettiğinizin altında bir ücret alıp onu da neredeyse yarısına yakının geri geri vergi ödüyorsunuz yine de sessiz film izliyorsunuz.

Sadece Samandağ mı değil, Tüketici Hakları Derneği’nin wep sayfasına girin görün memleketin geceleri kaç bin insanın aç yattığını.

Bir haber paylaşayım sizinle CHP Trabzon İl Başkanı Güzide Uzun, bir açıklama yapmış, açıklamasında,

‘’Muhtarlarımızın sorunlarını çok iyi biliyoruz. Gerek köy gerekse mahalle kanunu mutlaka günün koşullarına uygun hale getirilmelidir. Demokrasinin gerçek temsilcileri olan Muhtarlarımız özgür demokrasinin temsilcileri olduğunu unutmamalıdır. Muhtar neden Belediye meclisinde temsil edilmesin? Neden Muhtar artık Köy Kanunu’nda daha da yetkili kılınmasın?

Muhtarlarımız demokrasinin beşiği olarak  görüyorsak – Ki öyle görüyoruz tüm muhtarlarımız gerekli yetkilerle donatacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın….’’

Elbette ki yasalar güncellenmeli, yetkiler verilmeli, belediye de temsili yet hakları verilmeli ama iş bunlarla yetmiyor ki,

Adaylar gücünü kendi bilgi, yetenek ve liyakatinden almalıdır değil mi?

İş öyle mi hayır değil, herkes ya genel başkanından ya da idare kurulu üyelerinden ya da milletvekili desteğinden almaya çalışıyor. Bu da objektif kriterleri engelliyor doğru mu?

Hal bu ki yerel seçimlerin genel seçimlere göre apayrı bir özelliği var.

Halkın tanıdığı, bildiği, güvendiği ve sevdiği çalışkan saygılı liyakatli bir adayın seçilmesini istemesi en doğal hakkı iken, bu hak ona tanınmıyor.

Hala eski dönemlerde olduğu gibi ‘’ODUN KOYSAK KAZANIR’’ zihniyeti Samandağ’da devam ediyor.

Sanki seçilecek odun, seçecek seçmen de soba!

Bugün ülkemizin dört bir yanında alevler yükseliyor, insanlar acı içinde kıvranıyorsa bu odun meselesinden kaynaklı değerli okurlar.

Yazının başına dönersek, ilk çağlardan bu yana, Mitolojik ve antik çağ, daha sonra yazılı çağ gibi insanlığın ilk uygarlıkları boyunca tarihi değiştirenler hep ZIVANADAN çıkanların olduğunu biliyoruz da 21. Yüzyıl -2018- ilk çeyreğinde siz zıvanadan ne zaman çıkacaksınız bu da benim merak konum.

Yerele seçim yazıları sürecek.

Subliminal: Subliminal mesaj veya bilinçaltı mesaj,

Başka bir objenin içine gömülü olan bir işaret ya da mesajdır ve normal insan algısı limitlerinin altında kalmak, o an fark edilmemek üzere tasarlanmıştır.

Reklamcılıkta kullanılan bir yöntem olan Subliminal mesaj başka bir objenin içine gömülü olan bir işaret ya da mesajdır.

Marka ve ürünlerin pazarlanmasından toplumun ilgi, ihtiyaç ve algısını değiştirmeye kadar birçok konuda kullanılmaktadır.

Ümit Dadük Sağaltıcı

Share
64 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+6 = ?