ÜST REKLAM

logo

reklam

“İNSANDAN SANATA”


Ümit Sağaltıcı
deneme01@hotmail.com

 İNSANDAN SANATA”

Bir Edebiyatçı: Maksim GORKİ

Edebiyat tarihinde onun kadar tartışılan, yerilen ya da yüceltilen bir başkası yok gibidir. Kimilerince edebiyatta bir dev, kimilerince okunması bile ‘’zul’’ sayılması, yargıya ve yargıcına göre değişen Maksim GORKİ, 1868 yılında Novograd’da marangoz bir babanın ve ev kadını bir ananın çocuğu olarak dünyaya gelmiştir.

Asıl adı Aleksey Maksimoviç Peşkov’dur. Babasının erken yaşta ölümü ile annesi ile birlikte dayısının yanına yerleşen Gorki, 11 yaşında geçim derdine düşer ve ekmeğini kazanmanın yollarını arar.

Okuma yazmayı gemi aşçısından öğrenen Gorki’nin düzenli bir eğitimi yoktur. Çocukluğu ve ilk gençliği yoksullukla geçer.

Daha sonra romanlarını, öykü ve oyunlarını yazacağı yoksul insanların içinde büyür, aynı yoksulluğu yaşar. Bir yandan günlük işlerle ekmeğini kazanmaya çalışırken bir yandan da Kazan Üniversitesi’ne devam eder. Burada Rus halkının düşünsel uyanışını amaç edinen aydınlarla tanışır ve özellikle Korelonko’dan etkilenir.

Korelonko’nun yüreklendirmesiyle ‘’Makar Çudra’’ (1892), ‘’Çelkaş’’ (1895) ve ‘’Koralov’’ (1895) adlı öykülerini yazar. Sol çevrelerle ilişkisini sıklaştıran Gorki Marksizm’le tanışır ve Rusya’daki kaynaşmanın nedenlerini sorgular. İlk gerçekçi yapıtlarını 1900’lü yıllarda vermeye başlar.

‘’Çocukluğum’’ (1913), ‘’Ekmeğimi Kazanırken’’ (1915) ve ‘’Benim Üniversitelerim’’ (1923) üçlemesinde gençliğinin başıboş yaşamını ince ve alaycı bir dille anlatır. Çıraklık, ikona ressamlığı, gemide bulaşıkçılık, bekçilik gibi yaşamını kazandığı işleri öykülerinin konusu olarak seçer.

Petersburg da kurduğu yayınevinde dönemin Çehov, Bunin, Andreyev gibi ilerici yazarların eserlerini yayımlar. Edebiyat dünyasında ‘’Küçük Burjuvalar’’ (1902) ve ‘’Dipte’’ (1902) (Biz de ‘’Ayak Takımı Arasında’’ adıyla sahnelenen oyun) adlı oyunlarıyla kabul görür ve tanınmaya başlar.

Rus Bilimler Akademisi’ne seçilmesine rağmen siyası kimliği ve politik etkinliği nedeniyle üyeliği Çar tarafından durdurulur.

Çehov ve Korelonko Akademiden ayrılarak Çara karşı tepkilerini gösterirler. Marksist çevrelerle ilişkilerini geliştiren Gorki, Çarlığa ve Otokrasiye karşı tavrını sertleştirir ve 1905 ayaklanmasına Petersburgda etkin olarak katılır.

Ayaklanmanın kanla bastırılmasına tanıklık eder. Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisine katılarak Lenin’le tanışan Gorki 1905 yılında tutuklanır. Serbest kalmasıyla yurt dışına çıkar ve adıyla özdeşleşmiş olan ‘’Ana’’yı yazar.

Yurtdışında iken Bogdonoviç ve Lunaçarski ile birlikte devrimci göçmenler için dayanışmayı örgütlerler. Narodniklerin etkisinde kalan Gorki 1909 yılında parti içinde Lenin’le ters düşmesine karşın 1911- 1912 yıllarında Iskarada yazar, Pravdanın edebiyat bölümünü yönetir.

1913 yılında yine Lenin’in ısrarıyla Rusya’ya döner. Yapıtlarında Turyengev’in Slavcılık anlayışına, Tolstoy’un siyasi görüşlerine, Dostoyevski’nin kahramanlarının edilgenliklerine ve zavallılıklarına karşı çıkar. Devrim sonrası SSCB de yayınlanan ilk edebiyat dergisi ‘’Krasnaya Nov’’un sorumluluğunu üstlenir.

Sosyalist gerçekçi akımın kurucularından olan Gorki yapıtlarında kaba, elektik ve vulger anlayışları reddeder. Bireysel olanı toplumsal olanda ararken toplumsal olanın, bireyin ruhsal ve psikolojik dünyasını, düşünce ve davranış sistemini belirlediğinin altını çizer, bireysel olanla toplumsal olanın iç içeliğini çözümler.

Yapıtlarında Çehov’un etkisindedir ve kendisine de bu durumu doğrular. 1898 yılında Çehov’a yazdığı mektubunda.’’Senin Vanya Dayı’n dram sanatının yepyeni, eksiksiz bir kişisi. Halkın boş inançlarına, vurdumduymazlığına ve budalalığa indirdiğin bir çekiç bu. Seni tam olarak Martıda ve Vanya Dayı’da anlamdılar. Senin oyununu izlediğim zaman hayatın bir mabuda kurban edildiğini düşündüm.’’ diyecektir.

Gorki, yaşamıyla yapıtları arasında uyumu ve aynılığı yakalayan ender kişiliklerden biridir.

Yaşamını, işçi sınıfının mücadelesinin her safhasına etkin katılım ve düşünsel üretime adarken, yapıtları da sanat alanında yaşamının aynası olagelmiştir hep. İnsanı, bulunduğu toplumsal konumdan ve kahramanlarının duygu ve düşüncelerinin, davranışlarının, psikolojik ve ruh halinin bulunduğu konumla bağlantısını ve karşılıklı etkileşimini çözümler. Onun kahramanları zavallı ve acınası insanlar hiç değildir. Kişiliklerini mücadelede bulan ve mücadele içinde pişen insanlardır. Yapıtlarının neredeyse tümünün ortak özelliği, insanın, insanlaşmasının toplumsal olmasıyla olanaklı olacağının mesajını vermesidir.

Gorkiyi gerek çağdaşlarından gerekse günümüz sanatçılarından ayıran temel özellik de budur. Sanat tarihinde, yönünü insana ve emeğe çeviren, sanatı özgürleşmenin ve mücadelenin aracı olarak gören, insan onurunu ve emeğin yüceliğini sanatına konu edinen ender sanatçılardan biridir.

‘’Bana bir parça yüreği güzel, samimi insan lazım.’’ Maksim Gorki.

Bu değerli yazar 1921 sonrasında çektiği verem hastalığının tedavisi için İtalya’ya devletçe gönderildi, 1928’e kadar orada kaldı. 1928’de yurduna döndü. 14 Haziran 1936 tarihinde 68 yaşında Moskova’da zatürre den öldü.

Kaynak:

İdris Köylü, Av, Politik Yazar

www.biyografi.net.tr

 

 

 

Share
822 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • SİGARA İÇMEK YA DA İÇMEMEK

    13 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Eğitimci Sami ASLAN, hazırladı… Uzun yıllar sigara içtiği için akciğer kanseri riski zaten çok yüksek olan birinin “sigarayı bırakması” fazla bir şey ifade etmez. Sigarayı bıraktıktan ne 1-2 sene, ne de çok daha uzun seneler geçse bile kanseri riski asla “sıfırlanmaz”. Bu durumdaki hastaların bir kısmı KOAH’la ilgili öksürük, balgam, nefes darlığı şikâyetleri üzerine sigarayı bırakmış olabilirler. Sigaraya bağlı KOAH gelişen hastalarda akciğer kanseri riski, sigara içip de belirgin KOAH belirtileri olmayanlara nispeten çok daha yüksekti...
  • SİYASET DEĞİL ÜRETİM YAPIN!

    08 Kasım 2019 Ekonomi, Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Merhaba saygı değer okurlar. Arayı çok açtık, Bahar bitti kış geldi. Mevsimler geçte olsa değişti. Ama bu aralar, Mevsimlerden çok insanlar çabuk değişiyor. Cenazeye gittiğimiz zaman, üç günlük dünya, iyilik yapana, iyilikle anılana ne mutlu deriz. Veya şu üç günlük dünyada, bir karış topraktan başka ne alacağız ki deriz. İnsan ameli ile anılır deriz. Herkes İyilik Ve Ahiretten Dem Tutar! Ama hiç kimse bunu uygulamaz. Hiç birimiz! Herkes kendi menfaati doğrultusunda hareket eder. Kardeş, kardeşini, Baba Evladını, Evlat Baba Annesini ...
  • YAŞAMIN TEMELİ TOHUM VE TARIM

    08 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Türkiye’de bir çok konuda olduğu gibi açlık konusunda da net, güvenilir veriler yok. Ancak yaşanan ekonomik sorunlar, halkın alım gücünün zayıflaması ile tahminen nüfusun yüzde 20’si yoksul kabul ediliyor. Yoksul nüfus oranı kırsal bölgelerde daha yoğun. Yaşamın temeli gıda,gıdanın temeli ise tohum ve tarımdır. Tarımdaki sorunları çözmeden gıda sorununu çözmek mümkün değil. Türkiye, sahip olduğu tarım potansiyeli, biyoçeşitliliği ile, dünyada en son açlık ve yoksulluk sorunu yaşayacak ülke konumundadır. Yanlış tarım politikaları ile,...
  • “AİLE İÇİNDE YEMEK SEÇEN, ÇOCUK İÇİN OLUMSUZ MODELDİR”

    08 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Sağlık, Üst Haberler, Yerel

    Çocuk Ergen ve Aile Danışmanı Oyun ve Aile Terapisti Pedagog Onur CAN ÖNCÜL, çocuklarda yemek yeme sorununa değindi. ‘Beslenme bir canlının gelişimi için gerekli olan doğal ihtiyaçlardan bir tanesidir’ diyen ÖNCÜL, yemek yemeyle ilgili problemlerin genellikle ilk çocukluk döneminde başladığı hatırlatmasında bulundu. “Beslenme ortamı” sağlıksız olduğu zaman çocuğun bu durumdan olumsuz bir şekilde etkileceğine işaret eden Çocuk Ergen ve Aile Danışmanı Oyun ve Aile Terapisti Pedagog Onur CAN ÖNCÜL, konuşmasının devamında, “bu doğal ihtiyaç...