ÜST REKLAM

logo

reklam

İKTİDARINIZ YERİN BİN DİBİNE BATSIN!


Ümit Sağaltıcı
deneme01@hotmail.com

umit-sagaltici

İKTİDARINIZ YERİN BİN DİBİNE BATSIN!

Özü sözün şudur değerli okuyucularım, yerel güçler olsun genel güçler olsun hepsi küresel emperyalizmin sömürüsünü kazasız belasız sürdürmesi için ucunda kanlar damlayan süngüsüdür.

Bir bakın!

Önce Suriye’ye,

Sonra Türkiye’ye!

Her iki tarafta da etnik ve mezhep çatışmalarının tehlikesine değinen demeçler vermeleri insanın kanını beynine sıçratmaktadır.

Ancak; suyolunu bulacak, önüne gelen engelleri aşa aşa çoğalıp ırmak olmayı başaracak zorlu mücadelenin sonunda.

O nedenle sessiz kalmamak gerekiyor. Bu konuda ne demiştir Nazım Hikmet; ‘’Biz adama gölgemizi bile çiğnetmeyiz…’’

Ekonominin oku ilçemizin kalbine saplanmış, bizim yöneticiler hala tevatür konuşma yapıp duruyor.

Kardeşim sen; iktisat mı bitirdin ne bitirdiysen bitirdin, ancak ekonomiden zerre kadar anlamadığını da harbiden bütün Samandağ öğrendi. Öğrendi ne menem şey olduğunuzu. Var git işine ki milletin başına daha fazla bela olup, her şeyin çivisini çıkarmayın; kötüden daha kötüye…

Ey okur!

Bizler bu gerçekler ışığında kılı kırk yararak düşünmeliyiz. Hem yazgımızı değiştirelim, hem de tarihin akışını ileri çevirecek olan çarkın başına geçmeliyiz ki böylesi bunalım dönemlerinde karanlıkla değil aydınlık bir gelecekle buluşabilelim.

Bu yazıya girecek daha sayısız konu var ama siz okurların sabrını da sınamamak gerekir. Bununla birlikte bazı konulara dokunarak geçmekte de yarar var.

Suriye’de saray ve AKP iktidarının İslami terör örgütlerini açıktan açığa desteklemeleri yüzünden bir milyona yakın insan yaşamını yitirdi, kentler harabeye döndü, hemen dibimizde yaşanan insanlık dramı kanlarımızı donduruyor ve Suriye’de olduğu kadar Türkiye’ye de faturası öyle ağır oldu ki, bunları görmek bile istemiyorsunuz, en son İstanbul’da 44 can toprağa düştü.

Hayatımızı karartan bu gidişe; şiddet ve savaş tuzaklarını kuran kirli ellere; toplumu karpuz gibi ortadan ikiye ayıran (Samandağ da 4 bölünen), birbirine düşman eden politikalara; bir katliamın ardından ‘’25 bin şehit versek de ses çıkarmayın’’ diyen ahlaksızlara, sorumluları bulup cezalandıracağız demek yerine ‘’intikam alacağız’’ diyen ve günahsız bir çocuktan acımasız bir terörist yaratmayı beceren  bir devlet anlayışına ‘’dur’’ desinler diye duamı edelim ???

Öyle asgari müştereklerde falan değil ESASTAN, bir araya  gelmeliyiz hem de hemen!!

Oturup hepimiz ‘’ her gün onlarca insanın savaşta, trafikte, iş kazasında öldürüldüğü adına kader denerek; katilinin kurbanıyla cinayetin izlerini sildiği bir ülkede; yanlış başladığından sonu belli her hikâyenin; masum kahramanı çocuklardandın yavrum.’’ Diye birer mektup mu yazalım her birimiz?

Ben kendimden bilirim. Anneyi özleyince her şeyi özlemiş oluyor zaten insan.

Elbette ki derdim mektup yazmak değil, hatırlatmak tekrar tekrar yaşadıklarımızı, ne yapmamız gerektiğine dair bir ip ucu bir çare bulurum derdindeyim ben; bitsin diye bu acı, gözyaşı …

Kızım Cemre’nin henüz okula ilk başladığı günlerinde, beraber gitmiştik okula Cemre, ‘’ sence senle  birbirimize benzemiyor muyuz anne? Dedim ki; ‘’Benzemesek burada yan yana olmazdık, değil mi ama…’’  Sosyal bir canlı olarak varız ve sayısız ortak yönlerimiz var.  Şimdi sayarsam gazetede ortak değerlerimizi, başka haberlere yer kalmaz.

Peki hadi söyleyin?

Neredeyiz?

Neredeyim?

Neredesiniz?

Bir kan deryasına dönüştürdüğünüz ülke bizim ülkemiz! Bir rakamdan ibaret görüp sayısını dakika dakika arttırdığınız ölüler bizim ölülerimiz…

2 yıl içinde ülke topraklarımız içinde kaç kez yüreğimizde patladı bombalar.

Söz gelmişken, Ana koynundaki kuzuyu yiyerek gençleşeceğini düşünen zengin takımının maşaları. Savaşsız ve sömürüsüz bir dünya kurulacaktır! Çünkü bütün insanların kalbi SOLDA atıyor!

Şimdi dinleyin!

Milattan önce dört binli yıllardı. Üretimi artıran insanlık, ihtiyaçtan fazlasını biriktirmeye başlamıştı. Biriktirmeyi ticaret izleyecekti. Biriken ve değiş tokuş edilen ürünün kaydı gerekiyordu. İnsanlık anlam yüklü sesleri işaretledi, yazıyı keşfetti. Yazı, üretimin ve sosyal hayatın deneyimlerini, bilgiyi ve düşünceyi kaydetmeyi, kaydedilen bilgiyi anımsamayı, ülkeler ve kuşaklar arasında paylaşmayı sağladı. İnsanlığın belleği güçlendi. Deneyim, düşünce ve bilgi paylaşımının egemenliği için tehlikeli olacağını sezen zorba lider, ‘’Yazıya düşmanlığım her geçen gün artıyor’’ diyerek, yazının ülkesinde kullanımını yasakladı.

‘’ Sakallı, şalvarlı adam taksiye biner. Koltuğuna yerleşince sürücüye: ‘’Radyoyu kapat efendi! Dinimizde alkış ve teğanni mekruhtur, şeytan işidir. Asr-ı saadette radyo mu vardı?’’ der.

Sürücü kibarca radyoyu kapatır, arabadan iner ve adamın kapısını açarak:

İnin! der.

Sakallı adam sürücüye sorar:

Neden?

Sürücü yanıtlar:

O devirde taksi de yoktu, in aşağı. İstersen yaya yürü, istersen deve bekle!’’

İktidarınız yerin dibine, bin kat dibine batsın!

Ümit Sağaltıcı

Share
592 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DÜNYA YAŞAMI BÜYÜK TEHLİKEDE

    09 Aralık 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Yeni yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre küresel ısınma nedeniyle gezegenimizin(Dünya’mızın) “geri dönülemez” noktaya yaklaştığını gösteriyor.  Bilim insanları iklim krizinin vardığı boyutlar konusunda dünyanın birden çok taşma noktasını çoktan aştığı konusunda uyarı yaptı. Uyarıda iklim değişikliğinin dünyadaki yaşama varoluşsal bir tehdit oluşturmaya başladığı açıklandı. The Guardian’da yer alan habere göre, küresel ısınmanın buzulların erimesi ve ormanların yok olması gibi bazı etkileri durdur...
  • İNSAN VE TOPLUM

    02 Aralık 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    KAPİTALİST SİSTEMİ SAVUNANLAR OLAYLARA BURJUVA MANTIĞI İLE BAKARLAR. BURJUVA MANTIĞI, KİŞİYİ TOPLUM ÜZERİNE ÇIKARDIĞI İÇİN MEYDANA GELEN TÜM OLUMLU VEYA OLUMSUZLUKLAR ÜRETİM SİSTEMİNE DEĞİL, KİŞİLERİN YETERLİLİĞİNE VEYA YETERSİZLİĞİNE, İYİ NİYETİNE VEYA KÖTÜ NİYETİNE BAĞLANIR. İNSANIN TOPLUM YARATIĞI OLDUĞU GÖRÜLMEZ. OYSA İNSANA DAMGASINI VURAN TOPLUM, TOPLUMA DA DAMGASINI VURAN TOPLUMUN TEMELİ OLAN ÜRETİM SİSTEMİNİN YARATTIĞI EKONOMİK SİSTEMLERDİR. PUTİN RUSYA’DA DEĞİLDE AFRİKANIN BALTA GİRMEMİŞ ORMANLARINDA BİR KABİLEDE YAŞIYOR OLSAYDI,...
  • SİGARA İÇMEK YA DA İÇMEMEK

    13 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Eğitimci Sami ASLAN, hazırladı… Uzun yıllar sigara içtiği için akciğer kanseri riski zaten çok yüksek olan birinin “sigarayı bırakması” fazla bir şey ifade etmez. Sigarayı bıraktıktan ne 1-2 sene, ne de çok daha uzun seneler geçse bile kanseri riski asla “sıfırlanmaz”. Bu durumdaki hastaların bir kısmı KOAH’la ilgili öksürük, balgam, nefes darlığı şikâyetleri üzerine sigarayı bırakmış olabilirler. Sigaraya bağlı KOAH gelişen hastalarda akciğer kanseri riski, sigara içip de belirgin KOAH belirtileri olmayanlara nispeten çok daha yüksekti...
  • SİYASET DEĞİL ÜRETİM YAPIN!

    08 Kasım 2019 Ekonomi, Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Merhaba saygı değer okurlar. Arayı çok açtık, Bahar bitti kış geldi. Mevsimler geçte olsa değişti. Ama bu aralar, Mevsimlerden çok insanlar çabuk değişiyor. Cenazeye gittiğimiz zaman, üç günlük dünya, iyilik yapana, iyilikle anılana ne mutlu deriz. Veya şu üç günlük dünyada, bir karış topraktan başka ne alacağız ki deriz. İnsan ameli ile anılır deriz. Herkes İyilik Ve Ahiretten Dem Tutar! Ama hiç kimse bunu uygulamaz. Hiç birimiz! Herkes kendi menfaati doğrultusunda hareket eder. Kardeş, kardeşini, Baba Evladını, Evlat Baba Annesini ...