ÜST REKLAM

logo

reklam
20 Mart 2019

Hz. ÖMER DÖNEMİ VE SONRASI


Bir “oldubitti”yle de olsa, “şura” geleneği ile seçilen Hz. Ebu Bekir, kendisinin seçilmesinde en büyük paya sahip olan Hz. Ömer’in kendisinden sonra halife olması için vasiyette bulundu. Artık halife seçiminde şuradan vasi tayin etme dönemine geçilmiş oldu. Hz. Ömer döneminde fetihler ve bu fetihler nedeniyle elde edilen ganimetlerin yüzü suyu hürmeti ve halifenin hiddetinden kaynaklanan korku nedeniyle ciddi bir karışıklık çıkmadı. Bu dönemde İslamiyet’in doğruluk ve adalet ilkeleri aynen uygulandı. Ancak ölümü de normal yoldan olmadı. Vergilerden memnun olmayan birinin gerçekleştirdiği suikast sonucu katledildi.

İkinci halife gibi üçüncü halife Ömer de kendisinden sonraki halifenin seçimi için vasiyet bırakmıştı. Hz. Ömer, bıraktığı vasiyetle halifeyi seçecek, meclisi oluşturacak isimleri tek tek belirlemişti. Öyle bir meclis ki, o mecliste Hz. Osman’dan başka birinin halife seçilmesi zaten imkansızdı. İsimler ona göre tayin edilmişti. Hz. Ömer’in oğlu, Hz. Osman’ın eniştesi, eniştesinin kuzeni, sonradan Hz. Ali’ye karşı savaşacak olan ve kendileri de halife olmak isteyen Talha ve Zübeyir ile Hz. Ali’den oluşuyordu.

Halife Osman’ın evi kırk gün kuşatıldı

Halife Osman dönemi, İslam’da aile saltanatının yaşandığı ve devlet mallarının bir aile tarafından talan edildiği, rüşvetin ve sınıfsal ayrımın ayyuka çıktığı bir dönem oldu. İslama karşı savaşan ve ancak Mekke’nin fethinden sonra İslam’ı kabul etmek zorunda kalan Ümeyye oğulları kabilesinden olan Hz. Osman, halife seçilince Şam Valisi Muaviye hariç diğer bütün valileri görevden aldı. Çünkü Muaviye de kendisi gibi Ümeyye Oğullarından olduğu için ona dokunmadığı gibi Şam etrafındaki bütün vilayetleri ona bağladı. Muaviye artık bir ilin değil, bir eyaletin valiliğini yapıyordu.

Diğer valiliklere ise uzak yakın akrabalarını atadı. Hatta Peygamberin lanetlediği, “kanı helaldir” dediği, İslam’dan döndüğü için “mürted” ilan edilen yakınlarına bile bürokraside üst görevler verdi. Bununla da yetinmeyen halife, “beytülmal” denilen devlet hazinesinden yakınlarına yüklü paralar verdi. Savaşlardan elde edilen ganimetlerin ancak beşte birini hazineye ayıran halife Osman, geri kalanını o ile vali olarak atadığı akrabalarına bağışladı. Devlet arazilerini, hatta Halife Ebu Bekir’in,Hz.Muhammed’in kızı Fatma’ya vermediği Fedek arazisini bile yakınlarına bağışladı.

İslam bilgini Ya’kubi, halife Osman’ın beytülmal (devlet hazinesi) görevlisi Ebu Zer’e, akrabası Hakem .Ebu’l As’a bir miktar para vermesini emrettiğinde, Ebu Zer halifeye tepki göstererek “Ben sizin veya sülalenizin değil, Müslümanların hazinesinin memuruyum” diyerek hazinenin anahtarını halifenin önüne attığını, Halife Osman’ın da “Sen bizim hazine memurumuzsun. Verdiğimizde alırsın, aldığımızda susarsın” dediğini aktarıyor.

Halife Osman’ın katledilişi

İslam devletini Ümeyye oğulları ailece yönettiler ve gelirlerini de ailece paylaştılar. Bu dönemde çok büyük zenginler türedi. Tabii hepsi aynı aileden. Muaviye ise bunların başında geliyordu. Halkta çok büyük bir hoşnutsuzluk vardı. Birçok kez ayaklandılar. Ancak her seferinde Hz. Osman durumu düzelteceğine dair sözler vererek yatıştırdı.

Son ayaklanma ise canına mal oldu. Halife Osman’ın evi kırk gün kuşatıldı. Kuşatma süresinde akrabası olan valilere kendisine yardım etmeleri için çağrıda bulanan Halife Osman’ın yardımına gelen olmadı. Evine su girmesine bile izin verilmedi ve kırk günün sonunda konağı basılarak katledildi.

Halife Osman’ın cenazesi ancak üç gün sonra defnedilebildi. Cenazesi’ne ise eşi Naile ile üç kişi katıldı. Öfkeli kalabalık katledilen halifenin cenazesini Müslümanların gömülü olduğu Baki Mezarlığı’na defnedilmesine bile izin vermedi. Bu durum da gösteriyor ki, koca Medine halkı bile eylemcilerin safındaydı. Zaten 12 binden fazla silahlı insanın bulunduğu Medine’de halifenin evini kuşatan öfkeli kalabalığı dağıtmak için harekete geçmemişti.

Halifeye karşı ayaklanan kalabalığı dağıtmak ve geldikleri bölgeye göndermek de uzun süre mümkün olamadı.

Hz. Ali’nin dönemi

Hz. Osman’dan sonra halifeliğe Hz. Ali seçildi. Önce Hz. Ali’ye biat eden Talha ve Zübeyir, istedikleri Kufe ve Basra valiliklerini alamayınca başkaldırdılar. Yanlarına  Aişe’yi de alarak Hz. Ali’ye karşı kuvvet toplayıp tarihe “Cemel Vakası” olarak geçen bir savaşa giriştiler. Talha ve Zübeyir sözüm ona Hz. Osman’ın kanı davasını güdüyorlardı. Ancak halkı Hz. Osman’a karşı kışkırtan mektuplar yazarak Medine’ye davet edenler de onlardı. Talha, halkı kışkırtmak için mektup yazdığını kendisi de kabul ediyordu.

Kuşatma altında iken akrabası ve velinimeti halife Osman’a yardıma gitmeyen ve “Hz. Osman ölürse halife olurum” diye uman Şam Valisi Muaviye de, Hz. Osman’ın kanlı gömleğini alarak şehir şehir dolaştı ve “Ali Osman’ın katillerini bulup cezalandırmıyor, o nedenle Ali’ye biat etmiyorum” diyerek kendi halifeliğini ilan etti. Hz. Ali ile yaptığı Sıffin Savaşı’nda da yenileceğini anlayınca Kur’an yapraklarını mızraklara geçirerek Ali’nin askerlerinin saldırısından kurtuldu. Hakem olayı gibi bir hile ile de halifeliğini ilan etti.

Ali’nin halifeliğinden hoşnut olmayan biri,Hz.Ali ile karşılaştığında ona alaycı bir şekilde, “Senden önceki halifelerin dönemi sakin geçti. Ama senin döneminde ortalık karıştı” deyince Ali’nin cevabı şöyle oldu” Onlar benim gibi insanlara halifelik yaptılar. Ben ise senin gibilere halifelik yaptığımdandır.”diye cevap verir.

Hazırlayan: Sami Aslan

Share
84 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+5 = ?