“HOCAM BİZİ AYRI AYRI KARANTİNAYA ALAMIYORLAR MI?” - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

Ahmet Kaya

SON DAKİKA

“HOCAM BİZİ AYRI AYRI KARANTİNAYA ALAMIYORLAR MI?”

Bu haber 09 Nisan 2020 - 10:34 'de eklendi ve 1.057 kez görüntülendi.

Karantina İlçemizde Beraberinde Boşanmaları Mı Getirecek, Güçlü Birliktelikleri Mi Sahneleyecek? Soruların Cevabı Psikolog, Aile Ve İlişki Terapisti Mehmet Can’dan…

Psikolog, Aile ve İlişki Terapisti Mehmet CAN, iki haftalık karantina günleri sonrasında çiftlerden en çok duyduğu aslına ilçemizin gerçekliğini yansıtan ifadeleri kamuoyuyla paylaştı, çiftlere telkinlerde bulundu. CAN, çiftlere ‘Durgun denizde herkes harika kaptanlık yapabilir. Önemli olan fırtınalı denizde sorumluluk alabilmektir. Fırtınadan sağlam çıkabilmenizin tek koşulu birbirinize destek olmanızdır’ diyerek seslendi.

‘Karantina Günlerinde AŞK!’ değerlendirmesini gazetemiz ile paylaşan CAN, tatlı sert yorumlarını şöyle sıraladı; “Ben bu kadınla yıllardır nasıl evli kalabilmişim?

Adam gün boyu dibimde, yüzünü görmeye tahammül edemiyorum artık.

Nefes alırken çıkardığı ses dahi sinirimi bozuyor.

Ortak hiçbir yönümüz yokmuş..

Hocam bizi ayrı ayrı karantinaya alamıyorlar mı?

İki haftalık karantina günlerinde birçok danışanımdan duyduğum, bilhassa çevremde şahit olduğum sitemlerden bazıları. Herkes patlamaya hazır bir yanardağ gibi gergin. Salgından kaynaklı korku, gelecek kaygısı, ekonomik problemler, sosyal izolasyon gibi birçok haklı sebepleri de var tabi, kabul ediyorum. Lakin toplumun her kesimini tehdit eden, varlığını sorgulatan bu karantina günleri elbet bitecek. Ya sonrası..?

Aile yapımızı nasıl etkileyebileceğini hiç düşündünüz mü?

Yine ‘’Bize bir şey olmaz.’’ çığırtkanlığına girmeden salgından yeni kurtulan Çin’in Xİ’an kentinin karantinadan sonra artan boşanma taleplerine beraber göz atalım. Boşanma davalarının yeniden görülmeye başlandığı 1 Mart tarihinden itibaren hiç görülmemiş yoğunlukla talepler gelmeye başladı. Bunu takip eden 4. günde boşanma randevuları yıllık üst limitini doldurmuştu bile. Global Times’ın konu edindiği haberde, boşanma talebinde görülen yüksek artış, ‘’yaklaşık iki ay boyunca karantina altında yaşayan çiftler arasında oluşan şiddetli geçimsizlik ve tahammülsüzlük olarak gösterildi.

Çin’de yaşanan durumun bir benzeri bizde de yaşanır mı? -Bize bir şey olmaz! demek isterdim lakin olacak. Virüsün fizyolojik etkilerinden ziyade psikolojik tahribatı ağır olacak. Bu felaket tellallığını neden mi yapıyorum? Şöyle açıklayabilirim. Karantinanın ilk günleri, iş aile ve sosyal sorumluluğa bağlı olarak birbirine vakit ayıramayan çiftler için bir fırsattır. Erken uyanma derdi olmadan tembellik yapmak, konuşup dertleşebilmek, film izlemek, beraber yemek yapıp yiyebilmek.. gibi birçok aktivite ilişkiye ilaç gibi gelir. Ama malumunuz doz artıkça ilaç zehir etkisi göstermeye başlar. En sevdiğiniz kişi ile birlikte en sevdiğiniz aktiviteleri yapıyor dahi olsanız dar alanda uzun süre vakit geçirdiğinizde onun artık daha çok kusurlarına odaklanmaya başlarsınız. Tahammül eşiğiniz düşer. Attığı her adım, kurduğu her cümle, aldığı nefes bile sizin için sorun olmaya başlar. Vahim olanı bunlardan kaçışınız da olmaz. Normal bir süreçte sorunla baş edebilme yöntemleriniz esaret altında işlevselliğini yitirir. Sakinleşmek için alanınız yok, kahve içip dertleşebileceğiniz dostunuz yok, stresinizi atabileceğiniz hiçbir aktiviteniz yok, nefes almak için dışarı bile çıkamıyorsunuz.

Özetle kişinin kendini en güvende hissettiği bireysel alanı bile ihlal edilmiş. Dolayısıyla bu durum bireyin kendini esaret altında hissetmesine sebep olur. Malumunuz esaret mutsuzluğu tetikler. Böyle bir hissiyat içinde birey paniğe kapılır ve kaçmak ister. Kaçamadığında ise en yakınındakileri sorumlu tutarak bedel ödetmeye çalışır.

Her çift benzer durumları yaşayacak mı?

Bu soruya şöyle bir metaforla cevap verebilirim. Dışarda toplumun her kesimini tehdit eden fırtına her kesime eşit oranda esmektedir. Kökü güçlü ağaçlar yara alsa da ayakta kalacak, kökü zayıf olanlar yüksek bir ihtimalle devrilecektir. Daha açık bir ifadeyle açıklayacak olursak. Virüs daha çok yıllardır hastalıklardan muzdarip, bağışıklık sistemi çökmüş bireyler için risk oluşturuyorsa, karantina günleri de duygusal bağışıklığı düşük çiftler için risk oluşturacaktır. İletişim problemi olan, birbirini sevmediği halde ilişkisini sürdüren, birbirine tahammülü olmayan risk gurubundaki çiftlerin soluğu mahkeme salonlarında almaları kaçınılmaz olacaktır.

Peki, siz nasıl olsa devrileceğiz deyip pes mi edeceksiniz?

Yapmayın!

Krizi fırsata çevirebilirsiniz. Bu fırtınalı havada evinizde otururken evin hasarlı yerlerini tamir ettiğiniz gibi ilişkinizin hasarlı bölgelerini de onarabilirsiniz. Yeni bir dil öğrenir gibi ilişki kurmayı en baştan öğrenebilirsiniz. Şöyle bir etrafınıza bakın birbirinizden başka kimseniz yok. Evlilik akdinde geçen hastalıkta sağlıkta, iyi günde kötü günde her koşulda birbirinize destek olacaksınız şartnamesinin hakkını verin. Durgun denizde herkes harika kaptanlık yapabilir. Önemli olan fırtınalı denizde sorumluluk alabilmektir. Fırtınadan sağlam çıkabilmenizin tek koşulu birbirinize destek olmanızdır. Size en çok ihtiyacı olduğu bir dönemde partnerinizi yalnız bırakmayın. Evinizde huzurla kalın” dedi.

Haber – Foto: Ümit Dadük Sağaltıcı

afdah.info

voir films