ÜST REKLAM

logo

reklam

HIRSIZ KİM?


Ümit Sağaltıcı
deneme01@hotmail.com

 

Ah bu kuru yapraklar yok mu? Daha sonbahar gelmeden dökülüverdi sabah sabah yoluma.

Geçersem bir kere geçerim bu yoldan. Sevmem zamanından önce öten horozu da, söylenen sözü de. Dökülen yaprakları da, güneşin altındayım.

Gidip geliyorum. Niye bu kadar aşk sersemliği içindeyiz?

Niye bu kadar sarhoşuz?

Şarabımız hangi üzümden sıkılma ki?

Dar geldi bu küçük ev, şehir, dünya…

Hiç bitmeyen bir yolu seçtim. Rüzgâr esse de esmese de boş ver.

Kimseye kin tutmuyorum, kimseye borcum yok.

Alacaklıyım. Emeğim çok. Ter ırmakları geçiyor yüzümden.

Tozlanmadım, pas tutmadım hiç. Yine de açılmıyor yüreğimin makası bu yoldan gitmeliyim.

Yıkarsa umutsuzluk yıkar insanı böyle bir mahşer gününde. Ne mutlu bize ki hala ağlayacak gücümüz, gözyaşımız var hala, ne mutlu bize.

Herkese yetecek güzellik var içimde dünyayı kurtaracak. Ve İnsanlıktan yana taraf olacaksın!

Ne demişti Bedri Rahmi Eyüpoğlu:

‘’Bir yanım tuz/ Bir yanım şeker/ Tuzdan yanayım

Bir yanım Deniz/ Bir yanım toprak/ Denizden yanayım

Bir yanım sen/ Bir yanım ben/ Senden yanayım’’

Benim bir yanım, Arakan’da ölen çocuklar kadınlar, bir yanım Suriye, Bir yanımda Nuriye Gülmen ve Semih Özakça.

Yaşamın bir yerinde su birikintisi gibi durmak yok, olduğumuz yerde.

Suudilerin 26 Mart 2015’te Yemen’e başlattığı vahşi savaş, sonunda Yemen’de korkunç bir Kolera salgını neden oldu bu savaş.Şimdi ise Myanmar’da savaş ve katliam insanları kalbura çevirdi.

Çocuklar; babasız, anasız, yetim kaldı.

Ya Suriye!

Her kenti, çocuklarıyla, kadınlarıyla gömüldü toprakla birlikte!

Sadece yaşadığımız bu topraklarda değil, dünyanın herhangi bir ülkesinin topraklarında vatandaş olmakta, insan olmakta artık hiç mi hiç kolay değil.

Benim yetiştiğim zamanlarda işler çıkmaza girdiğinde bilenlere danışır, çareler arardık.

Şimdi bilenler azaldı, bilmediği halde ‘’bilirim’’ diyenler televizyonlar da gazete manşetlerinde söyleşip yazıyorlar; ama gerçekten bilen gazeteciler, aydınlar hapiste, bir bölümü bireyselleşmiş ya da korkudan konuşmuyor.

Toplum her kesimi varlıklısı, yoksulu, acı sefili artık falcılara danışıyor.

Eskiden söyledikleri genellikle doğru çıkardı ya da bize öyle gelirdi ama doğruluk oranı giderek azaldı.  Son zamanlarda ‘’Ne söylese tersi çıkıyor’’ diyenler bayağı çoğaldı, ‘’Formdan düştü’’ diyorlar.

Daha da pis olanı ne biliyor musunuz?

‘’Vergilerimiz resmen çalınıyor’’*

‘’KDV’den başlayayım. KDV harcamalardan alınıyor. Giyim mağazasındaki tişörtten, otomobile, konuttan müteahhitliğe kadar, her türlü mal ve hizmet teslimi yapıldığında, teslim bedeli üzerinden bir KDV uygulanıyor.

Bir tişört aldığınızda yahut bir tamirat yaptırdığınızda size verilen kasa fişinde, faturada KDV’si de yazar.

Sorun ise şu !

Devletin son rakamları; sizin ödemeyi yaparken, fiyat içinde verdiğiniz KDV’nin; mal ve hizmeti satın aldığınız kişi, dükkan, esnaf, tüccar, kurum, müteahhit tarafından devlete yatırılmadığını gösteriyor. Ya da çok az yatırıldığını.

Örneğin 2017 Nisan rakamlarına göre 71.2 milyarTL KDV tahakkuk etmiş. Fakat bu tutarın sadece 17.9 TL’si tahsil edilmiş. Maliye tahakkuk eden verginin yalnızca yüzde 25’ini almış. Aradaki fark 53,3 milyar TL.

İşte bu korkunç bir fark. Hele hele piyasaya çıkıp Hazine olarak 27 milyar TL borçlanmışsanız çok daha korkunç.

O vakit hepimiz adına sormak mecburidir; 53.3 milyar TL KDV, kimin hangi şirketlerin kişilerin cebinde kaldı?

Bütçe gelirlerindeki tahakkuk/tahsilât oranındaki korkunçluk, KDV ile sınırlı değil.

Küçük bir liste: Faizler, paylar ve cezalar, 187,6 milyar TL’lik bir tahakkuka karşı 12,7 milyar tahsilat (Yüzde 6.8’si) Para cezaları: 147,7 milyar TL’lik tahakkuka karşı 12. 7 bir tahsilat (yüzde 1.6’si)

Yargı para cezaları (para cezalarının içinde) 41.4 milyar TL’lik tahakkuka karşılık 133.2 milyon TL tahsilat. 103.7 milyon TL’si tahsil edilmiş.

Bu denli büyük tahsilât açığına yol açanlar, küçük esnaf da olabilir, batık şirketler de, belediyeler de KİT’ler de.

Özetle, KDV yükümlüsü olan her tüzel kişi bu tablonun sorumlusu.

Ama asıl sorumlu, bu tahsilâtı yapamadığını bilen koca devlet.

Tabloyu vahim kılan asli bir unsur daha var: Maliye’nin tahsil etmediği/edemediği vergiler açık yarattığı için borçlanma ihtiyacı artıyor. Hazine’nin daha az borçlanacağı bilimsel bir gerçektir.

O halde soralım. Vergilerimizi kim çalıyor?’’

Ümit Sağaltıcı

*Çiğdem Toker

 

Share
617 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TARAFSIZ BASINA FRANSIZ KALMAK

    29 Temmuz 2019 Dünya, Eğitim, Ekonomi, Emlak, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Otomotiv, Röportajlar, Sağlık, Siyaset, Spor, Teknoloji, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

    Halkımıza, İlçemiz kısa bir süre önce Evvel Temmuz etkinliklerine ev sahipliği yaptı. Gazetemiz, halkın haber alma hakkını mümkün mertebe engellemeyerek, (gazetemizin yayınının engellenmesine rağmen) çoğu etkinliği yeri geldi canlı çekim ile uluslararası alana taşıdı, yeri geldi matbuat üzerinden okurlarla buluşturdu. Takdir edersiniz ki ilçede Evvel Temmuz Festivalini destekleyenler olduğu gibi kimi vatandaşımız, kültürden uzak, kimileri de özünden saptırılmış olarak değerlendirdi. Biz Samandağ AYNA’sı olarak her türlü görüşü eşit...
  • ŞEKER BEYNİ DE BİTİRİYOR

    29 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Şeker ve trans yağlarla yüklü Amerikan diyetinin sadece fiziki sağlığı değil beynimizi de olumsuz etkilediği belirlendi. Oregon State Üniversitesi uzmanları tarafından fareler üzerinde gerçekleştirilen araştırma, şeker ve yağdan zengin diyetin bağırsak bakterilerini etkileyerek bilişsel esneklikte (cognitive flexibility) önemli kayıplara yol açtığını gösteriyor. Bilişsel esneklik, beynin iki farklı düşünceden diğerine geçme ve aynı anda iki farklı konuyu düşünme kabiliyeti olarak biliniyor. İnsanlarda bilişsel esneklik bozukluğu, ...
  • GELİN İNSANCIL DAVRANIP, EVRENSEL DÜŞÜNELİM

    29 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Uzun zamandır Samandağ’ın da olup bitenleri sessizce seyrediyorum. Seçimden önce "Samandağ sevdası" havası esiyordu ! Şimdi menfaat havası esiyor! Şimdi durumu bir değerlendirelim. Samandağ’ın da neler oldu ne oluyor ?Birileri seçimden önce eski yönetime karşı cephe aldı, dernekler kurdu, komiteler, toplantılar düzenledi ve halkı toplayıp, kimisi vefadan kimisi de Samandağ sevdasından bahsetti. Seçime kadar sürdü bu düzenlemeler. Projelerde sunuldu. Şimdi seçim gitti, Sevda ve vefa bitti. Çatışmalar, sataşmalar ve hakaretler ba...
  • MİHRİCAN EVVEL TEMMUZ YALANI

    24 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Asaf Hişmi Mihrican Bayramı Farsların her zaman kutladıkları dini bayramlarıdır. Fars güneş yılının yedinci ayı olan Mihir ayının 16. Gününe rastlar. Yedi gün devam eder Mihir ayının 21’de son bulur. Mihrican Bayramı gece ile gündüzün eşit olduğu (Sonbahar ekinosu, Miladi takvimin 21 Eylül’lüne denk gelir. Temmuz ise Miladi takvimin yedinci ayıdır. Evvel temmuz denilen tarih, Fransız devriminin kuruluş tarihidir. Yani 14 Temmuz 1789 tarihinde Faransız devriminin başlangıç tarihidir. Fransızlar bu günü Ulusal bayram olarak kutlarlar. Bu...