ÜST REKLAM

logo

reklam

 “HAYATA DÖNÜŞ, ADI ALTINDA YAPILAN KATLİAMI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!”

Hatay Eğitim Sen Yürütme Kurulu, 19 Aralık Katliamının 18. yıl dönümünde bir basın açıklaması düzenledi. Gerçekleşen basın açıklamasını Hatay Eğitim Sen Yürütme Kurulu Adına Şube Başkanı Deniz Ezer okudu.

Ezer açıklamasında; “Katliamlarla ve insanlık dışı uygulamalarla birlikte anılan ülkemiz hapishaneleri bundan tam 18 yıl önce 19-22 Aralık 2000’de büyük vahşete tanıklık etmiştir.

F tipi cezaevlerini ve tecrit uygulamalarını protesto etmek için açlık grevine başlayan tutuklu ve hükümlülerin bulunduğu 20 hapishanede eş zamanlı olarak yapılan ve üç gün süren katliamda 28 tutuklu ve hükümlü hayatını kaybetmiş, yüzlercesi yaralanmıştır.

Dört duvar arasında tamamen savunmasız olan mahkûmların bulunduğu cezaevlerinde “devletin hakimiyetini sağlama”! adına yapılan operasyona 8 jandarma komando taburu, 37 bölük olmak üzere 8 bin 335 asker, binlerce gardiyan ve binlerce çevik kuvvet katılmış, 20 bini aşkın gaz bombası kullanılmıştır. Dört duvar arasında tamamen savunmasız olan tutuklu ve hükümlülerin üzerine benzine batırılmış battaniye atacak kadar insanlıktan çıkılan vahşete imza atanlar operasyona utanmadan‘hayata dönüş’ adı koymaktan geri durmamıştır.

Öte yandan yaşanan vahşetin üzerinden 18 yıl geçmesine rağmen sorumluların cezalandırılmamış olması sistematik bir devlet politikası olduğunu göstermektedir.

OHAL ile birlikte hapishanelerde başta yaşam hakkı ihlalleri olmak üzere her türlü insanlık dışı ve onur kırıcı muamele artmaya devam etmektedir.

İnsan Hakları Derneği tarafından periyodik olarak yayımlanan raporlar OHAL ile birlikte hapishane şartlarının daha da ağırlaştığını; ölümler,  işkence ve kötü muamele, tecrit ve izolâsyon, sevk ve sürgünler,   ailelerle görüş engelleri, haberleşme haklarının engellenmesi, disiplin soruşturmalar gibi pek çok konuda yaşanan ihlallerin arttığını göstermektedir.

Hatay Eğitim Sen olarak, 19 Aralık Katliamının 18. yıl dönümünde, katliamda yakınlarını kaybeden, yaralanan yurttaşlarımızın acılarını paylaşıyoruz.

Zamanaşımı usulü ile uygulanan cezasızlık politikasına son verilmeli, 19 Aralık Katliamının sorumluları yargılanmalıdır. Cezaevleri koşulları uluslararası insan hakları normlarına uygun hale getirilmeli, her türlü tecrit ve izolasyon politikasına son verilmelidir.

Gerici-faşist güçlerin saldırıları sonucu 19–26 Aralık 1978 tarihleri arasında yaşanan ve Türkiye’yi 12 Eylül darbesine götüren sürecin önemli dönemeçlerinden biri olan Maraş katliamının üzerinden 40 yıl geçti.19 Aralık 1978 gecesi, Maraş’ta Çiçek Sineması’na tahrip gücü çok düşük bir bomba atılmış, daha sonra faşistler tarafından atıldığı ortaya çıkan bu bomba bahane edilerek, günlerdir kentte tırmandırılmakta olan Alevi-Sünni gerginliğini çatışmaya dönüştürülerek, ülke tarihinin en kanlı katliamlarından birisi olan Maraş katliamı gerçekleştirilmiştir.

20 Aralık’ta Alevilerin oturduğu bir kıraathane bombalanmış, 21 Aralık’ta iki TÖB-DER’li öğretmen katledilmiştir. 22 Aralık’ta cenaze töreni sırasında halka saldıran gerici güçler, kalabalığı dağıttıktan sonra kent merkezine yürüyüşe geçmiş, polis engeli ile karşılaşmadan kent merkezinde bulunan Alevilerin işyerlerini tahrip ederek üç kişiyi katletmiştir. 23 Aralık’ta ‘polis-halk çatışması’nı önlemek gerekçesiyle kentteki bütün polisler devre dışı bırakılmış, 24 Aralık’ta çevre köy ve ilçelerden getirilen silahlı faşist grupların takviyesi ile Alevilerin yaşadığı mahalleler önce taranıp bombalanmış, daha sonra kuşatma altına alınmıştır.

Maraş’ta insanlar; kadın, çocuk, genç, yaşlı, hamile, hasta, yaralı ayrımı yapılmaksızın devletin gözü önünde göz göre göre katledilmiştir. Ancak 26 Aralık’ta durdurulan saldırılarda resmi olarak 111 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmıştır. Katliam sonrası binlerce Alevi Maraş’ı terk etmek zorunda kalırken, katliamın sorumluları göstermelik olarak yargılanmış gibi yapılarak katliamın üzeri örtülmüştür. Türkiye’de geçmişte halkları birbirine karşı kışkırtarak, kitlesel katliamlara ve cinayetlere zemin hazırlayanlar, bugün aynı kafayla hareket ederek ayrımcı, tekçi, ırkçı ve gerici politikalarını sürdürmekte, halkların eşitliğine dayanan ve barış içinde bir arada yaşama iradesini engellemeyi hedefleyen saldırıları ve girişimlerini yoğunlaştırmaktadır.  Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta katliam yapan zihniyet ile bugün evleri işaretleme provakasyonları aynı zihniyete hizmet etmektedir.“

Üzerinden 40 yıl geçmiş olsa da, özellikle son yıllarda yaşanan kitlesel katliamlar, sürdürülen ırkçı ve mezhepçi politikalar, toplumda iç çatışma ve gerginlik yaratmayı sürdürmekte, yeni katliamlara adeta davetiye çıkarmaktadır. İnsanlığa karşı işlenen bütün suçlara, yaşanan katliamlara sessiz ve tepkisiz kalınmaması, katliamları yapanlar ve masum insanların yaşam hakkının elinden alınmasına seyirci kalınmaması gerektiği açıktır.

1991 yılan dek süren Maraş Katliamı davasında 804 kişi yargılandı ve çeşitli cezalar verildi. Dosya Yargıtay’ın bozma kararının ardından 1991’de yeni çıkarılan Terörle Mücadele Yasası’na dayanarak kapatıldı. İnsanlığın hedef alındığı katliamları ve ardındaki kirli ilişkileri unutmak değil hatırlamak, hafızalarımızdan sildirmek isteyenlere karşı inatla unutturmamak hepimizin görevidir.” dedi.

Haber: Ali Doğru – Foto: Haber Merkezi

 

 

Share
173 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+8 = ?