ÜST REKLAM

logo

reklam
27 Şubat 2019

HATAY’I MADONNA KURTARIR MI?

Prof. Dr. Mehmet Yuva


Deveye sormuşlar ‘boynun neden eğri’ o da ‘nerem doğru ki’ demiş ya… İşte o haldeyiz. Binmişiz bir alamete gidiyoruz kıyamete. Hatta şimdiden artık kıyametin muhkem olduğuna inananların sayısında ciddi bir artış var. 2019’u felaketler, depremler ve nükleer savaşların senesi olarak bekleyenler var. İlahi adaleti kuracak, zulmü, açlığı, sefaleti, kaygıyı ve acıyı sona erdirecek Mehdinin de bu yıl içinde zuhur edeceği inancı kuvvet kazanıyor. Memleket temiz, dürüst, çalmamış, çırpmamış olana o kadar aç ki henüz hayat, meslek, siyaset yolunun başında olan, temiz yüzlü adaylara umut bağlamış. ‘En temizi ve günahsızı şu beşikteki bebek, onu aday gösterelim’ diyecek duruma gelmiş. Yıllarca aynı veya akraba adaylar ya benimsin makam ya toprağın ama seni kimseye yar etmem zihniyetiyle bir o partiden bir o partiye savrulup durmuş. Saf değiştirmek olağan hale gelmiş. İlke, tüzük, program, disiplin, proje, hesap verme, özeleştiri ve hedef, hak getire olmuş. Haklarını yemeyelim “ha eksikliklerimiz, yanlışlıklarımız olmuştur” cümlesini telaffuz ederek konuşmaya başlıyorlar.

FARKLARI YOK

Kıssadan hisse “solcu, devrimci, halkçı, cumhuriyetçi, adaletçi, kalkınmacı, milliyetçi, çağdaş, tarihine müdrik, dindar, muhafazakar, liberal” Samandağ özetle bir zamanlar muhalif tavrıyla “Küçük Moskova” olarak bilinen Samandağ, “yüzünü Washington’a, kıblesini dolara, ekonomisini ranta döndüğünü, ülkeyi faiz lobisine, yandaşa, mezhepçiliğe, anti-demokratik uygulamalara, hukuksuzluğa, rüşvete, iftira, fesat ve fitneye, savaşa, adam kayırmacılığa, yandaşa peşkeş çektiğini” iddia ettiği Ak Parti’den çok farklı değil. Yani yaptığı tüm eleştiriler ve verdiği tüm örnekler kendisi için de söylenebilir. Üzüm birbirine baka baka mı kararmış. Çürüme her şey ve herkese mi bulaşmış. Hasta sistem herkese mi bulaşmış sebep ne ise “al birini vur birine” misaliyiz.

MEMLEKETİ KURUTUYORUZ

Memleket üryan, çarpık, dengesiz, keşmekeş, üretmiyor. Yeşil ovaya girmiş çekirge sürüsü misali kurutuyoruz. Yeşil olan her şeyin üstüne beton döküyoruz. Aklınıza gelebilecek tüm sebze ve meyvelerin diyarında kısa bir zaman sonra ekecek toprak parçası kalmayacak. Hem memleketi hem kendisini tüketen bir toplum olmuşuz. Denizi var, Türkiye’nin en uzun kum sahili var, dağları, ovaları, tepeleri, dört mevsimi, nehirleri, göletleri, Alevisi, Sünnisi, mesihisi, musevisi, Ermenisi ve en az 15 uygarlığın tarihi var.

Her mekânı cinnet geçiren cennet misalidir ülkemin. Hatay’da bu cinnetten nasibine düşeni fazlasıyla almış. Türkiye’nin aynasıdır, omurgasıdır. Hatay anlatılır ama Hatay’ı yaşarsanız daha güzel ve anlamlı anlatabilirsiniz. Tanıyor musun ‘evet’, peki tecrübe ettin mi ‘hayır’, o halde tanımıyorsun. İşte bu marka coğrafyamda memleketimde seçim yoklaması yapma fırsatım oldu. Adaylık başvurum da oldu. “Parti yok Samandağ var, söz konusu Samandağ ise gerisi teferruattır, belediye idaresinde olan ecdadımız hayır işlediyse yeter olsun şer işledilerse yeter olsun” sloganıyla yola koyulduk. Devam mı tamam mı kararını istişareler sonucunda vereceğiz.

Müthiş bir tecrübe ediniyorum. Kıssadan hisse bu sayede başımın düştüğü yer olan ve Türkçemizin kazara Simon’u Saman yaptığı toprağına suyuna havasına aşık olduğum, Amur, Kenan, Finike, Mısır, Hitit, Asur (ElSuri) farisi, Büyük İskender, Selevkiya, Roma, Bizans, Arap, Batı Haçlı, Memluk, Selçuk, Osmanlı, Suriye, Fransız uygarlığı ile yoğrulmuş Türkiye Cumhuriyeti’nin nadide çiçeği Samandağ’ı makam siyasetinde tanıma hem de ilçe idaresini talep eden adayları ve siyasi çevrelerini gözlemleme fırsatım oluyor.

MEHDİ BEKLEYENLER

Yaşadığımız dönemin sancılarını, savaşlarını, kırılmalarını, dönüşümlerini, kabuk değiştirmesini, güç dengelerinin allak bullak olmasını kıssadan hisse yaşlı olanın (eski ve halen sürmekte olan sistemin) artık komada olduğunu, öleceği ve yeni bir sistemin doğuşuna şahitlik ettiğimizi ilmi izahatlarla anlatarak kitleleri heyecanlandırıyorsunuz. Ama inandıramıyorsunuz. Bu sebeple kahve falcıları, tarotçular, üfürükçüler, sihirbazlar, hokusçu ve pokusçular, Allah adına müjde verenler, kurtarıcı Mehdiyi bekleyenlerden, umut tacirlerinden medet umanların sayısında çok ciddi bir artış var. Çözümü, huzuru, saadeti akıl ve ilim dışında aramaktadır. Ekonomik ve siyasi çürümesi o boyuttaki insanların akıldan ziyan olması işten bile değil. Hani zorda kaldığında insan eti yiyen insan olur ya işte toplumsal çürüme o noktada.

En trajik komik olan 10 Şubat’ta Hatay’da Numan Kurtulmuş beyefendi ve çoğunluğu yandaş gazetelerden oluşan, akıllı konuşma yapan bir iki akıllı dışında künefe muhabbeti yapan, yerli ve milli Hataylı tarih uzmanı, turizm uzmanı, kültür uzmanı, pazarlama uzmanı, medya uzmanı ve daha bir çok alanda uzmanın olmadığı, künefeciye künefe satmaya dışardan gelmiş gazeteciler grubundan konuşmacının katıldığı uluslararası bir Hatay Kültür, Turizm ve Medya Kurultayı yapıldı. Sayın Numan Kurtulmuş ve Hatay tarihi cahili ülkemizin en zengin ve güya en çok satan gazetelerinde görev yapan meslektaşlarım, “Hatay’ı neden pazarlayamıyoruz? Hatay’a neden milyonlarca turist getiremiyoruz” diye sorup hayıflanacağınıza önce şu soruların cevabını verebilmelisiniz? Zira nedenleri bu cevaplarda saklıdır:

Kendi tarihine hürmet etmeyen, kendi toprağına sevdalı olmayan, kendi eserlerini yıkan, 15 uygarlığın varlığına saygı duymayan, sıktığında tarih fışkıran coğrafyasına gecekondular inşa edenler… Turist, gecekonduların rezil tablosunu seyrederek mi dünyanın ilk kilisesine yol alacak? Yıllarca aynı mekanda yer alan genelevi seyrederek mi tarihi mekanlara yol alacak? Amik Gölünü kuruttuğunuz, içine dandik havalimanı inşa ettiğiniz, milyonlarca kuşu yok ettiğiniz, milyonlarca yıl içinde olgunlaşan Amik Ovasını mahvettiğiniz için mi, milyonlarca kuşun güzergahı yerine uçak yolu açtığınız için mi sizi takdir edecek? Antakya’yı çevreleyen dağların eteklerine inşa edilmiş Dünyanın en kadim surlarını mı korudunuz? Nehirlerini, göllerini ve Asi Nehrini mi yaşattınız, temiz mi tuttunuz İskenderun Sarfiyat Kanalı’nı, Venedik Kanal Turları misali mi yaptınız? Daha sayabileceğimiz yüzlerce kahredici vakıayı engellediğiniz için mi ziyaretinize gelecek?

Künefe, oruk, tepsi kebabını yediniz, taze meyve sularını içtiniz, bedava konakladınız, birkaç günün keyfini çıkardınız, selametle gazetelerinize döndünüz. Ama Allah aşkına milletin aklıyla küstahça alay etmeyiniz. “Hatay’a Madonna’yı getirelim böylece Hatay’ı dünyaya tanıtmış oluruz” önerisini yapan uçuk gazeteci gardaşım, Hollywood artistlerinin tümüne Hatay künefesi de Samandağ biberi de yedirsen Hatay’ı pazarlayamazsın. Hele ki Madonna teklifine bayılan diğer salak melek yüzlü şeytan olarak bilinen, Suriye’ye dayatılan uluslararası terör savaşına destek veren “Biz Angelina Jolie”yi getirdik” demez mi… Aman ya Rabbi bunları kim gazeteci, araştırmacı, turizmci yapmış akıl erdiremiyoruz. Hatay’ın pazarlanmasına ihtiyacı yoktur. Elinizi üstünden çekin başka ihsan istemez.

Share
97 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+7 = ?