HALEP - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

şişli escort

SON DAKİKA
AfrodizyakBahis Siteleri

BEN DELİ MİYİM?

Gündem, Yerel

HALEP

Bu haber 21 Aralık 2016 - 15:57 'de eklendi ve 218 kez görüntülendi.

hasan-yava_-297x300

SOHBET KÖŞESİ: HASAN YAVAŞ

HALEP

Suriye’de rejim değiştirme planı Halep üzerinden kurgulanmıştı, oyunun bitirildiği yer de Halep oldu. Bu yüzden Halep operasyonu için ‘savaşların anası’ denildi.

Sözde Halep, Batı- Körfez ittifakı için devrimin başkenti olacaktı. Libya’da Bin gazi’ye biçilen rol Suriye de Halep’e verilmişti. Ne var ki Halepliler ‘bindirilmiş devrimcileri’ kucaklamadı. Çünkü Halepliler, 1977- 1982 arasında tıpkı bugün IŞİD’in yaptığı gibi mezhepçi saldırılar düzenleyen, insanları kaçırıp el ve bacaklarını kesen selefi cihatçıların yaptıklarını unutmuş değildi!

Evet, savaş öldürür, yok eder ve kirletir. O yüzden savaşa karşı olmak esastır. Samimiyet, savaşı körüklemek değil durdurmak için çaba harcamayı gerektirir. Bir de durduğunuz yeri değiştirerek bakmayı deneyin. Bir tarafın ‘devrimci savaş’ dediği mücadele, diğer taraf için ‘vatan Savunması’dır. Batı- Körfez ittifakı için ‘düşen’ Halep, Suriye için ‘kurtarılan’ Halep’tir.

‘’Epey zaman önce Suriye’deki kirliliğe atfen ‘’önce gerçekler katledildi’’ diye yazmıştım. Her BM Güvenlik Konseyi toplantısı, her Suriye’nin Dostları Grubu randevusu, her Cenevre buluşması öncesinde yalana sarmalanmış korkunç oyunlarla karşılaştık. Filmin sonuna yaklaşırken gürültü ayyuka çıkıyor. Şaşırtıcı mı?  Hayır.

Halep’te oyun bitti, maske düştü. Birleşmiş milletleri harekete geçirtme gayretleri, sokakları alevlendirmek, manşetleri kızıla boyamalar ondan.’’

İnsani kaygılar maalesef birçok taraf için maske. Hele bizim saraylı için maskaralığın daniskası.

Batılı müttefiklerin El Kaide severliğinin sorgulayan var mi?

Onlarca yıldır cihadı grupları bir dış politika enstrümanı olarak kullanan Körfez şeyhlerinin hezeyanlarını bir kenara bırakalım. Peki ya El Kaide ve müttefiklerinin Halep’te kaybetmesiyle telaşlanan Batılılara ne demeli?

Gerçekten dertleri siviller mi? Öyleyse neden Yemen’de Suudilerin yaptığı katliamlara sessizler? Ve daha nice katliamlara…

Bir adım sonrasına Türkiye açısından ise, Ankara’nın sıradaki derdi Halep’ten çıkartılan savaşçıları Fırat Kalkanı’na asker yapmak. Muhtemelen olacak olan şu: İdlib’e transfer edilenler sınırdan Hatay’a geçirilip Kilis üzerinden Azez – El Bab hattına kaydırılacak. Bu plana bütün savaşçıların katılması zor. Çünkü birçoğu Esad’ı devirmek için yola çıkmıştı. IŞİD ya da Kürtlerle Savaşmak için değil. Savaşçıların bir kısmı için de artık bu savaş bitti. Ki silahlarını Suriye ordusuna teslim eden yüzlerce savaşçıdan bahsediliyor. İdeolojik motivasyonu güçlü olan çihatçilar da kendi gündemlerini takip etmeye devam edecektir. Asıl problem budur.

Ve asıl bizi doğrudan ilgilendiren

Şimdilik adres Fırat Kalkanı.

Ya sonrası?

Gözü dönmüş AKP ve saray iktidarı, kendine bağımlı bir güç olarak bekletebilir.

Bir de bu savaş Halep’te durmayacak. Yani Beşar Esad, Halep’e karşılık İdlib, Azez ya da El Bab’ı Erdoğan’a vermiş değil. Sıra oralara da geldiğinde on binlerce militan nereye tahliye edilecek.  Bir hatırlama yapalım.15 Temmuz organizasyonu (millet darbe diyor) sonrasında İstanbul- Yenikapı’da milyonlarca insanı toplasa da kendini ülkesinde halen güvende hissetmiyor.Darbe girişimi sonrası olağanüstü hal yasasıyla yaptığı önlemler  nedeniyle NATO’daki mütefiklerinden aradığı desteği  bulamayan Erdoğan, Rusya’ya ‘özür dileyen’ lider olarak gitti.Rusya şu sıralar Erdoğan için daha güvenli olabilir diye bir estante de yapmış olalım.

Durun bakalım, en tehlikelisi  bundan sonrası!!

Yandaş medya basın manşetlerine bakın!

Akşam; ‘’Türkiye Halep’e Nefes oldu’’

Star; ‘’Son Nefeste ateşkes’’

Yeni Şafak;’’ İran,  Rusya, Esed Kurşuna diziyorlar. Diri Diri Yakıyorlar’’, ‘’Felaket’’, Dünyaya Veda Mesajları’

Hüsnü Mahalli ne yazıyor ne konuşuyordu da onu apar topar gözaltına aldılar dersiniz?

Bir kez Hüsnü Mahalli, Ortadoğu konusunda uzman görüşlere sahip bir kişiydi. Yazdıkları, çizdikleri ve konuştukları bu yüzden de oldukça isabetliydi.

El Nusra, El Kaide, ÖSO, IŞİD ve daha isimlerini sayamadığımız pek çok İslami terör örgütü bölgeyi kasıp kavurmaya başlamış, katliamlar, işkenceler görülmemiş canice yöntemlerle işlenir olmuştu. İşte; AKP iktidarı eliyle Türkiye böyle bir bataklığın içine itilmiş durumdaydı.

Hüsnü Mahalli bölge ülkelerinin durumunu, AKP ve saray iktidarının yanlış politikalarını dile getiren uyarıcı bir gazetecilik görevi yapan bir kişi olduğu için birilerinin de jurnalliğiyle gözaltına alınıp ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanmış oldu.

İyi bir hafta dileğiyle.