ÜST REKLAM

logo

reklam

HALEP


admin
bereket@prestijbilgisayar.org

hasan-yava_-297x300

SOHBET KÖŞESİ: HASAN YAVAŞ

HALEP

Suriye’de rejim değiştirme planı Halep üzerinden kurgulanmıştı, oyunun bitirildiği yer de Halep oldu. Bu yüzden Halep operasyonu için ‘savaşların anası’ denildi.

Sözde Halep, Batı- Körfez ittifakı için devrimin başkenti olacaktı. Libya’da Bin gazi’ye biçilen rol Suriye de Halep’e verilmişti. Ne var ki Halepliler ‘bindirilmiş devrimcileri’ kucaklamadı. Çünkü Halepliler, 1977- 1982 arasında tıpkı bugün IŞİD’in yaptığı gibi mezhepçi saldırılar düzenleyen, insanları kaçırıp el ve bacaklarını kesen selefi cihatçıların yaptıklarını unutmuş değildi!

Evet, savaş öldürür, yok eder ve kirletir. O yüzden savaşa karşı olmak esastır. Samimiyet, savaşı körüklemek değil durdurmak için çaba harcamayı gerektirir. Bir de durduğunuz yeri değiştirerek bakmayı deneyin. Bir tarafın ‘devrimci savaş’ dediği mücadele, diğer taraf için ‘vatan Savunması’dır. Batı- Körfez ittifakı için ‘düşen’ Halep, Suriye için ‘kurtarılan’ Halep’tir.

‘’Epey zaman önce Suriye’deki kirliliğe atfen ‘’önce gerçekler katledildi’’ diye yazmıştım. Her BM Güvenlik Konseyi toplantısı, her Suriye’nin Dostları Grubu randevusu, her Cenevre buluşması öncesinde yalana sarmalanmış korkunç oyunlarla karşılaştık. Filmin sonuna yaklaşırken gürültü ayyuka çıkıyor. Şaşırtıcı mı?  Hayır.

Halep’te oyun bitti, maske düştü. Birleşmiş milletleri harekete geçirtme gayretleri, sokakları alevlendirmek, manşetleri kızıla boyamalar ondan.’’

İnsani kaygılar maalesef birçok taraf için maske. Hele bizim saraylı için maskaralığın daniskası.

Batılı müttefiklerin El Kaide severliğinin sorgulayan var mi?

Onlarca yıldır cihadı grupları bir dış politika enstrümanı olarak kullanan Körfez şeyhlerinin hezeyanlarını bir kenara bırakalım. Peki ya El Kaide ve müttefiklerinin Halep’te kaybetmesiyle telaşlanan Batılılara ne demeli?

Gerçekten dertleri siviller mi? Öyleyse neden Yemen’de Suudilerin yaptığı katliamlara sessizler? Ve daha nice katliamlara…

Bir adım sonrasına Türkiye açısından ise, Ankara’nın sıradaki derdi Halep’ten çıkartılan savaşçıları Fırat Kalkanı’na asker yapmak. Muhtemelen olacak olan şu: İdlib’e transfer edilenler sınırdan Hatay’a geçirilip Kilis üzerinden Azez – El Bab hattına kaydırılacak. Bu plana bütün savaşçıların katılması zor. Çünkü birçoğu Esad’ı devirmek için yola çıkmıştı. IŞİD ya da Kürtlerle Savaşmak için değil. Savaşçıların bir kısmı için de artık bu savaş bitti. Ki silahlarını Suriye ordusuna teslim eden yüzlerce savaşçıdan bahsediliyor. İdeolojik motivasyonu güçlü olan çihatçilar da kendi gündemlerini takip etmeye devam edecektir. Asıl problem budur.

Ve asıl bizi doğrudan ilgilendiren

Şimdilik adres Fırat Kalkanı.

Ya sonrası?

Gözü dönmüş AKP ve saray iktidarı, kendine bağımlı bir güç olarak bekletebilir.

Bir de bu savaş Halep’te durmayacak. Yani Beşar Esad, Halep’e karşılık İdlib, Azez ya da El Bab’ı Erdoğan’a vermiş değil. Sıra oralara da geldiğinde on binlerce militan nereye tahliye edilecek.  Bir hatırlama yapalım.15 Temmuz organizasyonu (millet darbe diyor) sonrasında İstanbul- Yenikapı’da milyonlarca insanı toplasa da kendini ülkesinde halen güvende hissetmiyor.Darbe girişimi sonrası olağanüstü hal yasasıyla yaptığı önlemler  nedeniyle NATO’daki mütefiklerinden aradığı desteği  bulamayan Erdoğan, Rusya’ya ‘özür dileyen’ lider olarak gitti.Rusya şu sıralar Erdoğan için daha güvenli olabilir diye bir estante de yapmış olalım.

Durun bakalım, en tehlikelisi  bundan sonrası!!

Yandaş medya basın manşetlerine bakın!

Akşam; ‘’Türkiye Halep’e Nefes oldu’’

Star; ‘’Son Nefeste ateşkes’’

Yeni Şafak;’’ İran,  Rusya, Esed Kurşuna diziyorlar. Diri Diri Yakıyorlar’’, ‘’Felaket’’, Dünyaya Veda Mesajları’

Hüsnü Mahalli ne yazıyor ne konuşuyordu da onu apar topar gözaltına aldılar dersiniz?

Bir kez Hüsnü Mahalli, Ortadoğu konusunda uzman görüşlere sahip bir kişiydi. Yazdıkları, çizdikleri ve konuştukları bu yüzden de oldukça isabetliydi.

El Nusra, El Kaide, ÖSO, IŞİD ve daha isimlerini sayamadığımız pek çok İslami terör örgütü bölgeyi kasıp kavurmaya başlamış, katliamlar, işkenceler görülmemiş canice yöntemlerle işlenir olmuştu. İşte; AKP iktidarı eliyle Türkiye böyle bir bataklığın içine itilmiş durumdaydı.

Hüsnü Mahalli bölge ülkelerinin durumunu, AKP ve saray iktidarının yanlış politikalarını dile getiren uyarıcı bir gazetecilik görevi yapan bir kişi olduğu için birilerinin de jurnalliğiyle gözaltına alınıp ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanmış oldu.

İyi bir hafta dileğiyle.

Share
570 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNSAN VE TOPLUM

    02 Aralık 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    KAPİTALİST SİSTEMİ SAVUNANLAR OLAYLARA BURJUVA MANTIĞI İLE BAKARLAR. BURJUVA MANTIĞI, KİŞİYİ TOPLUM ÜZERİNE ÇIKARDIĞI İÇİN MEYDANA GELEN TÜM OLUMLU VEYA OLUMSUZLUKLAR ÜRETİM SİSTEMİNE DEĞİL, KİŞİLERİN YETERLİLİĞİNE VEYA YETERSİZLİĞİNE, İYİ NİYETİNE VEYA KÖTÜ NİYETİNE BAĞLANIR. İNSANIN TOPLUM YARATIĞI OLDUĞU GÖRÜLMEZ. OYSA İNSANA DAMGASINI VURAN TOPLUM, TOPLUMA DA DAMGASINI VURAN TOPLUMUN TEMELİ OLAN ÜRETİM SİSTEMİNİN YARATTIĞI EKONOMİK SİSTEMLERDİR. PUTİN RUSYA’DA DEĞİLDE AFRİKANIN BALTA GİRMEMİŞ ORMANLARINDA BİR KABİLEDE YAŞIYOR OLSAYDI,...
  • SİGARA İÇMEK YA DA İÇMEMEK

    13 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Eğitimci Sami ASLAN, hazırladı… Uzun yıllar sigara içtiği için akciğer kanseri riski zaten çok yüksek olan birinin “sigarayı bırakması” fazla bir şey ifade etmez. Sigarayı bıraktıktan ne 1-2 sene, ne de çok daha uzun seneler geçse bile kanseri riski asla “sıfırlanmaz”. Bu durumdaki hastaların bir kısmı KOAH’la ilgili öksürük, balgam, nefes darlığı şikâyetleri üzerine sigarayı bırakmış olabilirler. Sigaraya bağlı KOAH gelişen hastalarda akciğer kanseri riski, sigara içip de belirgin KOAH belirtileri olmayanlara nispeten çok daha yüksekti...
  • SİYASET DEĞİL ÜRETİM YAPIN!

    08 Kasım 2019 Ekonomi, Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Merhaba saygı değer okurlar. Arayı çok açtık, Bahar bitti kış geldi. Mevsimler geçte olsa değişti. Ama bu aralar, Mevsimlerden çok insanlar çabuk değişiyor. Cenazeye gittiğimiz zaman, üç günlük dünya, iyilik yapana, iyilikle anılana ne mutlu deriz. Veya şu üç günlük dünyada, bir karış topraktan başka ne alacağız ki deriz. İnsan ameli ile anılır deriz. Herkes İyilik Ve Ahiretten Dem Tutar! Ama hiç kimse bunu uygulamaz. Hiç birimiz! Herkes kendi menfaati doğrultusunda hareket eder. Kardeş, kardeşini, Baba Evladını, Evlat Baba Annesini ...
  • YAŞAMIN TEMELİ TOHUM VE TARIM

    08 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Türkiye’de bir çok konuda olduğu gibi açlık konusunda da net, güvenilir veriler yok. Ancak yaşanan ekonomik sorunlar, halkın alım gücünün zayıflaması ile tahminen nüfusun yüzde 20’si yoksul kabul ediliyor. Yoksul nüfus oranı kırsal bölgelerde daha yoğun. Yaşamın temeli gıda,gıdanın temeli ise tohum ve tarımdır. Tarımdaki sorunları çözmeden gıda sorununu çözmek mümkün değil. Türkiye, sahip olduğu tarım potansiyeli, biyoçeşitliliği ile, dünyada en son açlık ve yoksulluk sorunu yaşayacak ülke konumundadır. Yanlış tarım politikaları ile,...