ÜST REKLAM

logo

reklam
30 Ağustos 2016

HAKTAN YANA OLMAYAN HALKTAN YANA OLAMAZ!


Evgin Dağ
deneme15@hotmail.com

 

Nerdesiniz?

Arabistan’da mı?

Almanya’da mı?

Veya savaşın en çirkin sürdüğü yerlerden biri olan Suriye’de mi?

Belki bir maden ocağında göçük altında kalma riskine rağmen çocuğunuza ekmek götürmenin derdindesiniz.

Belki başka bir gezegenin cehennemi olan bu dünyanın en uç noktasında bir yerde ideolojinizin, vicdanınızın emrettiği gibi mücadele için kavgadasınız.

Basın emekçisi, gazeteci misiniz?

Veya, çürüyen düzenin fuhuş yapmak zorunda bıraktığı ama tatlı su solcularının “seks işçiliği yapıyor”  diyerek bu durumunuzu normalleşterdiği birisisiniz.

Çukurova’da pamuk ırgatlığı yapıyor olabilirsiniz…

Veya Karadeniz’de çay topluyorsunuz.

Sıvacı ustasısınız belki.

Veya şöyle sorayım:

Alevi misiniz?

Sünni mi?

Arap?

Kürt?

Bu ülkenin ve dünyanın yüzlerce etnik ve dini farklılıklarına mensup da olabilirsiniz.

Nerede olduğunuz, ne iş yaptığınız, hangi etnisiteye veya dine mensup olduğunuz ne beni nede hiçkimseyi enterese etmez.

Hiçkimsenin sizin bu hassasiyetinizi kaşımaya hakkı yok.

Ancak şu gerçeği unutmayın; çalıştığınız iş ne olursa olsun, hangi ideolojiye sahip olursanız olun, hangi din ve ırka mensup olursanız olun, haktan yana, yani doğrudan, objektif olmaktan yana olun.

Haktan yana olmayan halktan yana olamaz çünkü.

Haktan yana olmanın bana göre altın kuralı bir insanın ekmek yediği yere ihanet etmemesidir.

Birilerinin üzerinden rant sağlamaya çalışmak, birilerinin el pençe divan durarak dilenmek sizi halkçı yapmaz, kurumcu, oportünist, halkını kandıran, halkının sırtından geçinen bir bezirgan yapar!

HAKTAN YANA OLMAYAN HALKTAN YANA OLAMAZ!

 

 

 

 

 

 

 

Share
719 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ZEYTİNİN TARİHÇESİ VE FAYDALARI

    08 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Zeytin, çok yönlü bir kültür bitkisi olarak, Anadolu mutfak kültüründe binlerce yıldan bu yana birçok alanda kullanılır. Anadolu’da yaşayan eski medeniyetler, zeytin ve zeytinyağını, dini kutsamalarda, nazardan korunmada, birçok hastalığın tedavisinde kullanırlardı. Tüm dinlerde zeytin, bereket, barış, akıl, uzun ömür ve olgunluk gibi simgesel anlamlar taşır. Zeytin ağacı, ağır büyüyen, fakat oldukça uzun yaşayan bir ağaçtır. Gövdesi çürümeye karşı çok dayanıklıdır. Üstelik de ömrünü tamamladığında köklerinden yeni bir ağaç filizlenmekt...
  • YEMEĞİN AZI KARAR ÇOĞU ZARAR

    01 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Hz. Muhammed’in şu sözünü hiç aklımızdan çıkarmayalım: “ sofradan tam doymadan kalkınız.” Bu sözün değerini sağlıkçılar daha iyi bilir. Yemek yemekten anladığımız, karnımızı doyurmak anlamında midemizi doldurmaktır. Midelerimizi bir çöp kutusu gibi dolduruyoruz. Doygunluğa ulaştığında yani tam doluluk sağlandığında “doydum” diyoruz. Maalesef bunu destekleyen diğer olgu ise lezzet adı altında damak tadı dediğimiz, yediklerimizin tatlı, ekşi, acı,tuzlu olmasının ön plana çıkmasıdır.M.Ö.106 –M.Ö.43 yılları arasında yaşamış ...
  • HUBRİS (KİBİR) SENDROMU HASTALIĞI

    24 Haziran 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler

    Genelde siyasetçilerde görülen bu hastalık “tanrısal ego” olarak da biliniyor. İlk kez, Psikiyatrist David Owen ve Jonathan Davidson tarafından dile getirilen bu sendrom, 2010 yılında tıp dünyasının önemli dergilerinden biri olan Brain’ de yayınlanmış. David Owen ve Jonathan Davidson’a göre  sendrom bir “güç zehirlenmesi”dir.  Diktatörler, “hubris Sendromu”na özel bir eğilim taşırlar.  Demokratik ülkelerde, tekrarlayan seçim zaferleri liderlerin Hubris Sendromu hastalığına yakalanma olasılığını arttırıyor. Bu has...
  • KAPİTALİST UYGARLIĞIN FELAKETLERİ

    17 Haziran 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Eğitimci - Sami ASLAN Karl Marks,19.yy’da kapitalizmin insanlığın başına getireceği felaketlerin farkındaydı. Marks, toplum yaşamının ekoloji merkezli olması gerektiğini düşünmüş, doğanın özgürleşmesini savunmuş ve insanın doğadaki güzellik yasalarını gereğince üretmesi gerektiğini savunmuştur. O günlerden doymak bilmeyen kapitalist üretimin, insan ile doğa arasındaki yabancılaşma ve çatışmayı had safhaya çıkaracağını görmüş, bu durumu tersine çevirmek için öncelikle insanlar arasındaki ilişkilerin doğru bir yöne dönüştürülmesi gerektiğini ...