“HAKLI TALEPLERİMİZDE ISRARCIYIZ” - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

ankara escort

Şişlide Gece Hayatı

şişli escort

bahistapot.comekbonus.comlinkegit.com

sanal ofisweb tasarım ankaraistanbul travestileri
SON DAKİKA

“HAKLI TALEPLERİMİZDE ISRARCIYIZ”

Bu haber 29 Haziran 2021 - 10:40 'de eklendi ve 203 kez görüntülendi.

Samandağ Eğitim Sen Şubesi; “Vatandaşlarımızı Yanımızda Görmek İstiyoruz”

Samandağ Eğitim Sen Şubesi Samandağ İçin Eylemlerine Devam Ediyor. Her gün Abdullah Cömert Alanında gerçekleştirdikleri oturma eyleminde İlçemiz sorunların dile getirerek, haklı talepler etrafında birleşmek isteyen vatandaşlara çağrı yaptılar.

Samandağ Şube Başkanı Cüneyt Kayıkçı, oturma eylemlerinin başında olduğu gibi şuan için de haklı taleplerinde ısrarlı olacaklarının altını çizdi.

Konu üzerine yaptığı açıklamada Eğitim-Sen; “Bir toplumu toplum, bir halkı halk yapan yurttaş olma bilincidir. Yurttaş, Türk Dil Kurumu sözlüğünde, Hak Ve Sorumlulukları Olan, Bunların Farkında Ve Talepkar Olan Kişi olarak tanımlanır.

Bir de atasözümüz var, Balık Baştan Kokar. Hem baş hem Başlangıç Anlamında…

Hani 15 gündür temel meselemiz algılayıştır, bu değişmedikçe hiçbir şey değişmez diyoruz ya. Bugün tam da ondan bahsedeceğiz.

Aslında 50 yıldır neden bu haldeyiz, “BİZİM İÇİMİZDE İKEN BİZİM GİBİ OLANLAR YETKİ VERDİĞİMİZDE NE OLUYOR DA BİZDEN UZAKLAŞIYOR, BİZE YABANCILAŞIYOR” sorularına cevap aramadan hiçbir yere varamayız.

Aslında bunun cevabını,  seçim süreçlerini yakından takip eden herkes biliyor ve aslında seçtiklerimiz kime söz verdi ise sözlerini harfiyen yerine getiriyor. Bu konuda onlara haksızlık etmemek lazım.

Seçim süreçlerini bir hatırlayalım. Aylar öncesinden simsarlar türer. Yüz bin dolarlar havada uçuşur. Bu, aday için ilk kelepçedir. Ardından partiler yan ceplerini gösterir. Bu gayri resmi bağıştır, peşin diyettir, yine yüz bin dolarlar havada uçuşur. Propaganda masrafları,  Gönül almalar,  harçlık vermeler bir yana bir de ilgili partiye resmi olarak da para ödenir.  Para tükenir, bu sefer para babalarının -ki her ailede vardır-  kapısı çalınır ve partinin, partililerin eklediğine ek olarak adayın koluna da ayağına da kelepçe üstüne kelepçe eklenir.

Takdir edersiniz ki hiçbir zengin babasının hayrı için bu parayı vermez. Taviz daha seçilmeden verildikçe verilir, seçimlere girilir, biter, koltuğa oturulur.

PARAYI VERENİN DÜDÜĞÜ ÇALMA VAKTİ GELİR. Hazır seçilen de “ BENİM BAŞIM KEL Mİ” dedi miydi iş çığırından çıkar. Halk unutulur ki zaten halka verilmiş bir söz halktan alınmış bir borç da olmadığı için halkın beklentileri karşılıksız kalır, borç da vermediği için alacaklı olmaz.

Haklı olarak şu sorulabilir  “PEKİ SEÇİME KİM, KİMLER GİTTİ” diye. Aslında cevabı basit. Her ailenin, kendisine söz verilen zengini seçime gider. Geriye kalanı, onun sürüklediği,  ikna ettiği,  ailecilik,  mahallecilik,  şuculuk, buculuk yalanları ile kafaları bulandırılan, takım tutar gibi taraf yapılan, kamplaştırılan halktır. Sadece gidip mühür basar.

Yani seçim süreçlerinde halk olduğu halde halk değilmiş gibi davranan bizler, ne yazık ki daha sonra da halk olup hak talep etmeyi aklına getirmez. Çünkü değişik baskı ve vaatlerle ZAMAN ZAMAN YETER ARTIK DESE DE halkı, zengin aile reisleri baskılar da baskılar ve susturur, tepkileri eritir, eritmekle yetinmez, yeri geldi miydi ailesini de susturur, PATLAMAK ÜZERE OLAN HALKINI, takdire şayan bir sihirbazlıkla, tam tersi, rahatsız olunan iktidarın kör birer destekçisi haline getirir.

Yerelimizde bütün seçimler harfiyen böyle olmuştur iddiasında değiliz elbette. Ancak, burjuva hukukunun, demokrasisinin, ahlakının egemen kılındığı, bu hukuk ve ahlaka açıktan yüksek sesle ve ta başlangıçta karşı çıkılmadığı her yerde genel geçer işleyiş bu.

Sonuçta gördüğümüz muamele, bize reva görülen icraatlar, özür beklerken tam tersi altına sokulmaya çalışıldığımız minnet borcu,  tepeden bakma, halkla alay etme, ihaleler ile zengini kollama, hakkımız olan hizmetleri sunmama,  Savsaklama,  Sunulan Sınırlı Hizmeti Lütuf Görme Tutumu, Tavrı,  Tercihi Bize Bu Süreci Ve İşleyişi Hatırlatıyor.

Şayet bu böyle değil ise, muhataplar bunu icraatlarıyla, halka gösterecekleri koşulsuz ve hak edilmiş hürmet ile kanıtlamak zorundadır.

Neticede  “AYNASI İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ” demiş atalarımız, binlerce yıl sınanmış, damıtılmış ve onanmış bir bilgelik ile…

RIZA GÖSTERMEK DE DEĞİŞTİRMEK DE TAKDİR DE HALKIMIZINDIR.

Ve iyi biliyoruz ki, yukarıda tanımladığımız burjuva ahlakını ta başından reddeden, halkına dayanan, denetçisi halk olan, halkına borçlanan hiçbir adaya, seçilmişe hiçbir güç pranga vuramaz. Örnekleri de vardır.

Bizler, bu ülkenin vergi veren vatandaşları olduğumuzu, hep birlikte HALK olduğumuzu ulusal ve yerel iktidar sahiplerine hatırlatmaya, hakkımız olanı istemeye devam edeceğiz.

Bu halklı talepler etrafında birleşmek isteyen herkese ve her kesime kapımızı açık tutacağız.

Parkımızı geri istiyoruz! Kesintisiz, temiz, ücretsiz su istiyoruz!  Parkomat gasptır kaldırılsın! Kamusal istihdam kamusal hizmet! Yaşanılır, huzurlu bir kent!  Katılımcı halkçı belediyecilik! İlkelliğe son!

Taleplerimiz bu kadar net, haklı ve meşrudur. Bunları yok sayan hiçbir tartışmanın, eleyen-azaltan-seçen hiçbir pazarlığın içinde değiliz, olmadık, olmayız. Halkımıza saygılarımızla.” İfadelerine yer verdi.

Haber- Foto: Ümit Dadük Sağaltıcı