ÜST REKLAM

logo

reklam

“GECEKONDUCU, TALANCI DEĞİLİZ”

“Yanlışı yanlışla çözmek, büyük bir yanlış

Yanlış Tespit Edilen Kıyı Kenar Çizgisi Mağduru Biyokimya Uzmanı Dr.(PHD) Edibe Rahbay Altunöz dün haber merkezimize açıklamada bulundu. Rahbay Altunöz açıklamasında, Kıyı kumunun Özel İdare kanalıyla satıldığına dikkat çekerek, kıyının çökmesi sonucu denizin evlerine yaklaştığını vurguladı. Biyokimya Uzmanı Dr.(PHD) Rahbay Altunöz, ‘bu yanlış devler eliyle yapıldı’ dedi. Altunöz, açıklamasında toplumsal barışa bu denli ihtiyaç varken, yıkım dilini kullanmanın yanlış olduğunu da sözlerine ekledi.

Hepimiz bu zincirin birer halkalarız…

Biyokimya Uzmanı Dr.(PHD) Edibe Rahbay Altunöz, “ilk gençlik yıllarımda mahalle halkı olarak deniz kumunu taşıyan kamyonların gürültüsü ile uyanırdık. Yıllarca sabahın 5’inden akşama kadar büyük devasa damperli nakliye kamyonları kıyıdan kum taşıdılar.

Kıyı kumu Özel İdare kanalıyla satılmaktaydı. Bu kıyı kumunun taşınmasının iki büyük zararı olduğunu öğrendim; 1-) Sitedeki amcalar kıyı kumu çekilirse deniz evlerimizi basar diye feryad ediyorlardı. 2-)  Çevreci arkadaşlar Bu kıyı talanı kıyıda erozyon ve göçük oluşturacağını ve Caretta yuvalanmasını engelleyeceğini belirtiyordu.

Ayrıca tuzlu deniz kumunun inşaatlara zarar vereceğini de haykırıyorlardı.

Ve ben de  hem site sakini olarak, hem de Çevreci ruhumla Çevre sağlığı sevdalısı çevreci arkadaşlarla bu kıyı kumu nakliyatını devletin durdurması için mücadele verdik….. O haklı mücadele 2 caretta için devletin ticaretini engelliyoruz diye pompalı tüfeklerle kovalandık..

Yıllar içinde Kıyı çöktü deniz tapulu mallarımıza doğru yaklaştı.  Bu belayı, bu balanı, bu kıyı erozyonun oluşumuna sebep olanlar devletin hiyerarşisinde görevlerini temiz koltuklarda yapmaya devam ederken, deniz de yavaş yavaş yaklaşık 50 metre evlere doğru yaklaştı… Bu Devlet ana eliyle yapılan ilk yanlış.

Türkiye’nin her yerinde  yapılan kıyı talanını, hatta çoğu yerde denizi doldurduklarını bu dolgu zemine de devasa yapılar yapıldığını basından hep izlemişsinizdir.

Kıyı kanunu, evler denizden en az 50 metre olmalıdır der..  Ancak o yerin topografik yapısına göre daha az veya hafta fazla mesafede olabileceğini vurgular.. Nitekim  dağlık bölgelerde bu kıyı çizgisi 20 metre bile değildir..

Samandağ’da  devletin  yanlışlarına rağmen kıyıya en yakın tapulu ev denizden 150 m uzaktadır..  Ve bu evler yeni kurulmadı.

İnsanlar bu mekanları 60 küsür yıl önce çeyizlik birikimlerini, ineklerini  satarak devletten satın alarak yerleşmiş. Buralar yaşam mekanlarımız olmuş durumda. Çocuklarımızın doğup büyüdükleri, evleri, işyerleridir. Umutlarımız, hayallerimiz, Anılarımız. Alınterimizdir.

Yani bilabedel devletin toprağını işgal eden gecekonducu, talancı değiliz. Bu mekanların 60 yıldır suyunu, elektriğini, vergisini Devlet Ana’ya ödüyoruz..

Ekosistem için börtü böcek de, Caretta da lazım.. Ve ek olarak da insanların mutluluğu da. Yani hepimiz bu zincirin birer halkalarız…

5 ayrı kıyı kenar çizgisi var.. Her gelen bir çizgi çizmiş özellikle son iki çizgi tamamen hakkaniyetten uzak. Şöyle ki; bir ev kıyı kenar dışında iken bitişik ev içinde bırakmaktadır. Daha komiği bazı evlerin yarısı kıyı kenar içinde diğer yarısı da dışındadır.

Gelin Ekosistemin tüm üyelerine adil bir yaklaşımla yeniden kıyı kenar tespiti yapılsın.. 

Hatta bir şey daha biliyoruz ki; amaç ekosistem ise tapu iptali yapmaya gerek kalmadan imar yasağı getirerek de sorun çözülebilir..

İmar izinleri gözden geçirip yeniden düzenlenebilir. Gerekli yerlere belirli ölçülerde yasaklar getirilir. O zaman başüstüne…

Toplumsal barışa bu denli ihtiyaç varken, yıkım dilini kullanmak yanlıştır. Bu kıyılar hepimizin.. Devlet ana kucaklayıcıdır. Yapılan bir hatayı düzeltecek büyüklüktedir. Yanlışa hep beraber ortak çözüm bulalım” dedi…

 

Yanlış Tespit Edilen Kıyı Kenar Çizgisi Mağduru Biyokimya Uzmanı Dr.(PHD) Edibe Rahbay Altunöz dün haber merkezimize açıklamada bulundu. Rahbay Altunöz açıklamasında, Kıyı kumunun Özel İdare kanalıyla satıldığına dikkat çekerek, kıyının çökmesi sonucu denizin evlerine yaklaştığını vurguladı. Biyokimya Uzmanı Dr.(PHD) Rahbay Altunöz, ‘bu yanlış devler eliyle yapıldı’ dedi. Altunöz, açıklamasında toplumsal barışa bu denli ihtiyaç varken, yıkım dilini kullanmanın yanlış olduğunu da sözlerine ekledi.

Hepimiz bu zincirin birer halkalarız…

Biyokimya Uzmanı Dr.(PHD) Edibe Rahbay Altunöz, “ilk gençlik yıllarımda mahalle halkı olarak deniz kumunu taşıyan kamyonların gürültüsü ile uyanırdık. Yıllarca sabahın 5’inden akşama kadar büyük devasa damperli nakliye kamyonları kıyıdan kum taşıdılar.

Kıyı kumu Özel İdare kanalıyla satılmaktaydı. Bu kıyı kumunun taşınmasının iki büyük zararı olduğunu öğrendim; 1-) Sitedeki amcalar kıyı kumu çekilirse deniz evlerimizi basar diye feryad ediyorlardı. 2-)  Çevreci arkadaşlar Bu kıyı talanı kıyıda erozyon ve göçük oluşturacağını ve Caretta yuvalanmasını engelleyeceğini belirtiyordu.

Ayrıca tuzlu deniz kumunun inşaatlara zarar vereceğini de haykırıyorlardı.

Ve ben de  hem site sakini olarak, hem de Çevreci ruhumla Çevre sağlığı sevdalısı çevreci arkadaşlarla bu kıyı kumu nakliyatını devletin durdurması için mücadele verdik….. O haklı mücadele 2 caretta için devletin ticaretini engelliyoruz diye pompalı tüfeklerle kovalandık..

Yıllar içinde Kıyı çöktü deniz tapulu mallarımıza doğru yaklaştı.  Bu belayı, bu balanı, bu kıyı erozyonun oluşumuna sebep olanlar devletin hiyerarşisinde görevlerini temiz koltuklarda yapmaya devam ederken, deniz de yavaş yavaş yaklaşık 50 metre evlere doğru yaklaştı… Bu Devlet ana eliyle yapılan ilk yanlış.

Türkiye’nin her yerinde  yapılan kıyı talanını, hatta çoğu yerde denizi doldurduklarını bu dolgu zemine de devasa yapılar yapıldığını basından hep izlemişsinizdir.

Kıyı kanunu, evler denizden en az 50 metre olmalıdır der..  Ancak o yerin topografik yapısına göre daha az veya hafta fazla mesafede olabileceğini vurgular.. Nitekim  dağlık bölgelerde bu kıyı çizgisi 20 metre bile değildir..

Samandağ’da  devletin  yanlışlarına rağmen kıyıya en yakın tapulu ev denizden 150 m uzaktadır..  Ve bu evler yeni kurulmadı.

İnsanlar bu mekanları 60 küsür yıl önce çeyizlik birikimlerini, ineklerini  satarak devletten satın alarak yerleşmiş. Buralar yaşam mekanlarımız olmuş durumda. Çocuklarımızın doğup büyüdükleri, evleri, işyerleridir. Umutlarımız, hayallerimiz, Anılarımız. Alınterimizdir.

Yani bilabedel devletin toprağını işgal eden gecekonducu, talancı değiliz. Bu mekanların 60 yıldır suyunu, elektriğini, vergisini Devlet Ana’ya ödüyoruz..

Ekosistem için börtü böcek de, Caretta da lazım.. Ve ek olarak da insanların mutluluğu da. Yani hepimiz bu zincirin birer halkalarız…

5 ayrı kıyı kenar çizgisi var.. Her gelen bir çizgi çizmiş özellikle son iki çizgi tamamen hakkaniyetten uzak. Şöyle ki; bir ev kıyı kenar dışında iken bitişik ev içinde bırakmaktadır. Daha komiği bazı evlerin yarısı kıyı kenar içinde diğer yarısı da dışındadır.

Gelin Ekosistemin tüm üyelerine adil bir yaklaşımla yeniden kıyı kenar tespiti yapılsın.. 

Hatta bir şey daha biliyoruz ki; amaç ekosistem ise tapu iptali yapmaya gerek kalmadan imar yasağı getirerek de sorun çözülebilir..

İmar izinleri gözden geçirip yeniden düzenlenebilir. Gerekli yerlere belirli ölçülerde yasaklar getirilir. O zaman başüstüne…

Toplumsal barışa bu denli ihtiyaç varken, yıkım dilini kullanmak yanlıştır. Bu kıyılar hepimizin.. Devlet ana kucaklayıcıdır. Yapılan bir hatayı düzeltecek büyüklüktedir. Yanlışa hep beraber ortak çözüm bulalım” dedi…

Haber:Ümit Sağaltıcı

Foto:Haber Merkezi

Share
550 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+2 = ?