ÜST REKLAM

logo

reklam

GAZETECİ HASAN TAHSİN VE BİZ…


Ümit Sağaltıcı
deneme01@hotmail.com

umit-sagaltici

GAZETECİ HASAN TAHSİN VE BİZ…

Ey okur, benim için bugünün diğerinden bir farkı yok. Ben bugün de, dün de yarında halktan yana, haktan yana dik durmaya çalışacağım. Ama bugün aslında en şen karşılamam geeken 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü mü çok buruk karşılıyorum. Neden mi ?

Çünkü;

Selanik’te 1888’de doğan Hasan Tahsin’in asıl ismi Osman Nevres’tir. 1904 yılında(*1) Teşkilat-ı Mahsusa’ya  girdi ve Romanya Başkenti Bükreş’te Türkler’e karşı kışkırtıcı çalışmalar yapan iki İngiliz gazeteciye suikast düzenlediği için 10 yıl hapse mahkum edildi.1916’da hapisten kaçarak İstanbul’a döndü. Verem hastalığına yakalandı ve tedavi olmak için İsviçre’ye gitmek zorunda kaldı.

Yalnız tanınmamak için pasaportuna babasının adı olan Hasan Tahsin’i yazdırdı.

Daha sonra da hep bu ismi kullandı. Hasan Tahsin 1918 senesinde İzmir’e yerleşerek gazeteciliğe başladı. Hukuk-ı Beşer Gazetesinde çıkan başyazılarında İttihat ve Terakki Fırkası’nı şiddetle eleştirdi.

Hasan Tahsin, Yunan işgalci güçlerine karşı tek başına dikilen bir gazetecidir ve eylemini oracıkta yaşamı ile ödemiştir.

Ancak yaptığı iş, öylesine büyüktür ki, kendisi bir direnişin, bir başeğmezliğin simgesi olarak kalmamış, direnişin de fitilini ateşlemiştir. O günden bu yana sayısız insan gelip geçmiş ve hepsi de neredeyse unutulmuş olmasına karşın Hasan Tahsin değil unutulmak gönüllerimizde taht kurmuştur.

15 Mayıs 1919’da Yunan Ordularının İzmir’i işgali başladığı sıralarda silahını çekip ateşleyerek en öndeki Yunan bayraktarını başından vuran gazetecidir.

İzmir’in işgali sırasında düşmana ilk kurşunu atmıştır ve orada ölmüştür.(31 yaşında)

1973 yılında anısına İzmir Konak Meydan’ında ilk kurşun Anıtı dikildi ve Hasan Tahsin ölümsüzleşti.

İşte; ülkesi için, insanlık onuru için baş eğmezliği seçen bütün insanlar böyledir. Aksi bir duruşu ilke edinenlerin ise; ne ülke severliği ne de onuru söz konusudur.

Teslimiyetçiler günlerini gün etseler, en yüce makamlara da getirilmiş olsalar sonuç değişmez.

Tarih onların boynuna lanet halkasını geçirmiştir bir kez.

Bir başka gazeteci benzer bir davranışı Irak’ta yaptı.

Amerika Başkanı George W. Bush, görevi halefine teslim etmeden önce son kez Irak’a gittiğinde döneminin en ses getiren tepkisiyle karşı karşıya kalacağını bilmiyordu…

Basın toplantısı sırasında Bush’a ‘’Bu sana veda hediyesi olsun, KÖPEK’’ diye bağırıp ayakkabılarını fırlatan Iraklı gazeteci Muntazar El Zeydi, dünya manşetlerinde ki yerini koruyor.

Dünyanın en çok konuşulan ayakkabılarının akıbeti ise belirsiz. Bazı kaynaklar delil olarak el konduğunu, bazıları ise Bush’un adamlarından birinin ‘’hatıra’’ olarak aldığını öne sürüyor.

Eylemci gazeteci Zeydi’nin ise akıbeti belli oldu. Gözaltına alınma sırasında bir kolu ve kaburgası kırılan gazeteci, sorgusunun tamamlanması için Irak ordusunun gözetimine teslim edildi.

Zeydı’nin eylemi, ABD Başkanı Bush’u koruyan Gizli servis ajanlarıyla ilgili de tartışma başlattı. Iraklı gazetecinin ilk ayakkabıyı attıktan iki saniye sonra ikincisini fırlattığı, Bush’un korumalarının ise olaya 6 saniye sonra müdahale ettiği belirlendi.

ABD basınında uzmanlar, eylemci gazeteciye korumalarından önce çevredeki gazetecilerin engel olmaya çalıştığını belirtti. ‘’Gizli Servis Gecikti’’ eleştirilerine yakın koruma Ed Donovan itiraz etti.

5 milyon Iraklının yaşamına neden olan ABD’nin Irak’ı işgalinin mimari Bush, işbirlikçisi Irak Başbakanı El Maliki ile basının karşısına çıkmış, Irak’a nasıl demokrasi getirdiğinin anlatıyordu ki, bu onursuzluğa daha fazla dayanamayan Gazeteci MUNTAZAR EL ZEYDİ ayakkabılarını çıkarıp arka arkaya Bush’un suratına fırlattı.

Sözü geçen gazetecinin ayakkabısından başka bir silahı olsaydı hiç kuşkunuz olmasın Bush’ta İzmir’i işgal eden Yunanlıların bayraktarının yazgısını paylaşacak ve ettiğini bulacaktı.

Ama kurtuldu.

Ne var ki, Bush ölümden döndü ama insanlığın gözünde asla aşağılık bir yaratık olmaktan kurtulamayacak.

Muntazar El Zeydi’ye gelince; o da tıpkı Hasan Tahsin gibi bu eyleminden dolayı sonsuza kadar gönüllerde yaşayacak. O gerçekten Irak halkının direniş ruhunu bir kez daha ateşledi.

Alanlar ABD ve Bush karşıtı gösterilerle çınladı. Bu durum da bir kez daha gösterdi ki, Irak halkının direniş ateşi asla sönmeyecek ABD emperyalizmi sonuncu yenilgiye uğratılana kadar sürecek ve kazananlar sonuçta onurlarını ve ülkelerini savunan ve savunacak olan Irak halkı olacak.

Bugün hapiste olan 142 gazeteci var. Karşı karşıya kaldığımız baskılar basın emekçilerine değildir. Bu baskılar, düşünmeyen, konuşmayan ve hakkını savunamayan antidemokratik bir toplum yaratmak isteyenlerin politikalarıdır.

Halkın öğrenme hakkını ve ancak doğru bilgilenmiş yurtsever vatandaşlarla kurulup yaşatılabilecek bir demokrasiyi yok ederken, yayın yasaklarının olmadığı yerlerde yazan, söyleyen, gösteren gazetecilere de cezalar yağdırıyor.

Bugün tepedeki ağabeylerinin izinden giden ilçemiz Yerel Yöneticileri yine ‘aman basın susmasın’ diyecek; ama her şeyi konuşabilen, yazabilen basının boğazına da çöreklenmeyi ihmal etmeyecek.  İlçemizde yayın yapan basın mensuplarının durumunu da konuşmaya hacet görmüyorum. Değerli okurlar. Zira bunları ben ne kadar anlatsam da gerçek okur; hangi gazetelerin hangi amaca hizmet ettiğinin farkında.

Bize de bu yolda takdiri okura bırakmak kalıyor.  

Bizim kimseden, iç kimseden bir beklentimiz yok. Hizmetimizin karşılığını almak dışında. Ama illa söylemeden geçemeyeceğim ey okur; Bu memlekette neyin nasıl olduğunu sorgulamıyorsan, hakkın yok dert yanmaya ! Basını susturmaya kalkıyorsa birileri, oturdukları yerde gazeteler konuşulurken adımızı söylemek bile közlüyorsa yüreklerini bil ki bir yaraya dokunmuşuz. Bu yüzdendir soluğumuzun kesilme sevdaları. Senden tek isteğimiz soluğumuzun kesilmesine izin vermemen.  

Varsın yasaklar onların işi olsun, yazmak da bizim işimiz olacak diyoruz.

Bugüne has Gazeteci Hasan Tahsin, nezdinde halktan ve haktan yana tavır alan, ‘Haksızlığa susan dilsiz şeytandır’ şiarını söylemenin ötesine giderek yaşam felsefesi haline getiren değerli gazeteci arkadaşlarım, abilerim, ablalarım hürmetle en içten duygularımla gününüzü kutluyorum.

Sizden bir tek ricam, gelin bu ‘basının yanındayız’ diyen ama basını oturduğu ortamda bu bana muhalif, buna para yedirdim ve benzeri söylemlerle basını al aşağı çekmeye çalışan zatlara tarih dersi verin ve gazetelerinizden azledin. Bunu yapın ki sizin 4. kuvvet olduğunuz mıh gibi kafalarına çakısın…

Varlığımızın temelini oluşturan gazetemizin en büyük destekçisi değerli okurlarımız verdiğini en önemli başta manevi sonrada ekonomik destek için şükranlarımı sunuyorum.

Saygıyla, sevgiyle kalın…

(1*) TEŞKİLAT-I MAHSUSA: İttihat ve Terakki cemiyeti bünyesinde Enver Paşa’ya bağlı olarak kurulan gizli teşkilattır.8Ekim 1918’de ittihat ve Terakki hükümetinin iktidardan ayrılması ile birlikte Teşkilat-ı Mahsusa da resmen tasfiye edilmiştir.

Ümit Sağaltıcı

 

Share
1455 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • SİGARA İÇMEK YA DA İÇMEMEK

    13 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Eğitimci Sami ASLAN, hazırladı… Uzun yıllar sigara içtiği için akciğer kanseri riski zaten çok yüksek olan birinin “sigarayı bırakması” fazla bir şey ifade etmez. Sigarayı bıraktıktan ne 1-2 sene, ne de çok daha uzun seneler geçse bile kanseri riski asla “sıfırlanmaz”. Bu durumdaki hastaların bir kısmı KOAH’la ilgili öksürük, balgam, nefes darlığı şikâyetleri üzerine sigarayı bırakmış olabilirler. Sigaraya bağlı KOAH gelişen hastalarda akciğer kanseri riski, sigara içip de belirgin KOAH belirtileri olmayanlara nispeten çok daha yüksekti...
  • SİYASET DEĞİL ÜRETİM YAPIN!

    08 Kasım 2019 Ekonomi, Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Merhaba saygı değer okurlar. Arayı çok açtık, Bahar bitti kış geldi. Mevsimler geçte olsa değişti. Ama bu aralar, Mevsimlerden çok insanlar çabuk değişiyor. Cenazeye gittiğimiz zaman, üç günlük dünya, iyilik yapana, iyilikle anılana ne mutlu deriz. Veya şu üç günlük dünyada, bir karış topraktan başka ne alacağız ki deriz. İnsan ameli ile anılır deriz. Herkes İyilik Ve Ahiretten Dem Tutar! Ama hiç kimse bunu uygulamaz. Hiç birimiz! Herkes kendi menfaati doğrultusunda hareket eder. Kardeş, kardeşini, Baba Evladını, Evlat Baba Annesini ...
  • YAŞAMIN TEMELİ TOHUM VE TARIM

    08 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Türkiye’de bir çok konuda olduğu gibi açlık konusunda da net, güvenilir veriler yok. Ancak yaşanan ekonomik sorunlar, halkın alım gücünün zayıflaması ile tahminen nüfusun yüzde 20’si yoksul kabul ediliyor. Yoksul nüfus oranı kırsal bölgelerde daha yoğun. Yaşamın temeli gıda,gıdanın temeli ise tohum ve tarımdır. Tarımdaki sorunları çözmeden gıda sorununu çözmek mümkün değil. Türkiye, sahip olduğu tarım potansiyeli, biyoçeşitliliği ile, dünyada en son açlık ve yoksulluk sorunu yaşayacak ülke konumundadır. Yanlış tarım politikaları ile,...
  • “AİLE İÇİNDE YEMEK SEÇEN, ÇOCUK İÇİN OLUMSUZ MODELDİR”

    08 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Sağlık, Üst Haberler, Yerel

    Çocuk Ergen ve Aile Danışmanı Oyun ve Aile Terapisti Pedagog Onur CAN ÖNCÜL, çocuklarda yemek yeme sorununa değindi. ‘Beslenme bir canlının gelişimi için gerekli olan doğal ihtiyaçlardan bir tanesidir’ diyen ÖNCÜL, yemek yemeyle ilgili problemlerin genellikle ilk çocukluk döneminde başladığı hatırlatmasında bulundu. “Beslenme ortamı” sağlıksız olduğu zaman çocuğun bu durumdan olumsuz bir şekilde etkileceğine işaret eden Çocuk Ergen ve Aile Danışmanı Oyun ve Aile Terapisti Pedagog Onur CAN ÖNCÜL, konuşmasının devamında, “bu doğal ihtiyaç...