logo

reklam

“GADİR HUM COŞKUSUNU YAŞATMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

  1. Uluslar Arası Hz.Ali-Ğadir Hum Bayramı Ve Kardeşlik Konferansı Gerçekleşti

Hz.Muhammet’in (S.A.V )Hicretinin 10. Yılında veda haccı dönüşünde Hz. Ali’ye ilahi emir gereği veli,vasi ve Halife olarak ilan edildiği gün Ğadir Hum Bayramı Hatay’da unutulmaz etkinliklerin yaşanmasına vesile oldu. Her sene büyük bir coşkuyla düzenlenen 20. Uluslar Arası Hz. Ali-Ğadir Hum Bayramı Ve Kardeşlik Konferansı bu sene de gelenek, görenek, örf, adet ve dinimiz yaşatmak adına büyük bir coşkuyla gerçekleşti. 

Ehl-i Beyt Kültür ve Dayanışma Vakfı (EHDAV) tarafından Antakya Kapalı Spor Salonu’nda 20. Uluslararası Hz. Ali, Gadir-i Hum Bayramı ve Kardeşlik Konferansı saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.  Konferansa, Samandağ Belediye Başkanı Yardımcısı Mehmet Yıldız ,Defne Belediye Başkanı İbrahim Yaman, CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, CHP Hatay Milletvekili İsmet Tokdemir, CHP Hatay Milletvekili Serkan Topal, CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin, CHP Konya Milletvekili Abdüllatif Şener, HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Oruç, bazı siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Konferansta konuşmasını yapan Ehl-i Beyt Kültür ve Dayanışma Vakfı (EHDAV) Başkanı Ali Yeral; “Sn. Devlet Bakanım, Sn. Irak Cumhuriyeti eski Hükümet Sözcüsü, Sn. M.Vekillerim, Sn. Defne Bld. Bşk.ım, Sn. Ukrayna E. Beyt Cemiyeti Bşk.ım, Sn. ON4 TV Yön. Kur. Bşk.ım, Sn. E. Beyt Mektebi Âlimi Cevat Hocam, E. Beyt İlahi Sanatçısı Sn. KAÇAN, Sn. siyasi parti temsilcileri, Sn. STK Bşk.larım, Sn. protokol üyeleri, Sn. Alevi – Bektaşi – Şii – Sünni – Gayri Müslim dini temsilcilerim, Sn. Mah. Muhtarlarım, Sn. HRT, ON4 TV, İHA olmak üzere, yerel – ulusal – u. arası medya temsilcileri; İstanbul, Ankara, İzmir, Kayseri, Iğdır, Kars, Diyarbakır, Antep, Osmaniye, Adana, Mersin gibi Ülkemizin çoğu ili ile Irak, Ukrayna, Suriye, Almanya, Hollanda, Belçika gibi ülkelerden teşrif etmiş çok kıymetli misafirler, 20. U. Arası “Hz. Ali – Gadir Hum Bayramı & Kardeşlik” Konferansımıza, meşhur adıyla “Toplumsal Kucaklaşma”mıza hoş geldiniz, şeref verdiniz efendim.

Sn. Protokol, kıymetli misafirler, bugün başta E. Beyt âşıkları olmak üzere, tüm Müslümanların, hatta insanlığın en büyük ve kutsal bayramı olan Gadir Hum Bayramıdır! Bugün, 1429 yıl önce Yüce Allah’ın Maide Suresi 67. ayetiyle Veda Haccından dönen Resulullah (S.A.A) Efendimizin, Mekke ile Medine arasındaki Gadir-i Hum mevkiinde, ilahi emirle Hz. Ali Efendimize İmamet, Vasiyet ve Hilafetini ilan ettiği gündür! Bugün Maide Suresi 3. ayetince; Rabbimizin dinimizi kemale erdirdiği, üzerimizdeki nimetini tamamladığı ve din olarak da bize İslamı seçtiği gündür! Bugün Peygamberimizin ilahi vahiyle 130 bin Müslümanın önünde; “Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır. Allah’ım Ali’nin dostuna dost, düşmanına düşman ol!” diye haykırarak, Hz. Ali’yi 1. İmam, 1. Halife ve 1. Vasi olarak atadığı gündür! Bugün başta Ebu Bekir ve Ömer olmak üzere, tüm ashabın Ali b. Ebu Talib’e; Emirulmuminin ve tüm Müslüman erkek ve kadınların velisi, imamı ve önderi olarak biat ve itaat arz ettikleri gündür! Bugün Mearic Suresinin 1-2-3. ayetlerince, İmam Ali’ye olan kininden dolayı, Gadir biatını inkâr eden Haris b. Numan El-Fihri’nin, başına gökten inen ilahi bir gazapla cezalandırıldığı gündür! İşte bu kadar yüce ve kutsal bir gün olan Gadir Hum Bayramı, hepinize kutlu ve mutlu olsun! Bereketle rahmetini hala soluduğumuz Kurban Bayramı da hepinize mübarek olsun!.

Değerli Ehl-i Beyt âşıkları, malumunuz bugün Yüce Mevlamın inayeti, ana – babamızın hayır duaları ve siz değerli – duyarlı dava kardeşlerimin de desteğiyle, Gadir coşkusunun 20.sini yaşamaktayız. Evet, 20 yıl dile kolay, bu kutsal meşaleyi ilk olarak Antakya’dan yaktığımız tarihte doğanlar, şimdi askerlik yapıyor veya evlenenler çocuk sahibi oluyor. Ama biz bu kutsal ve çileli yolculuğa çıkarken, birileri gibi bir yerlerden paraşütle indirilip hazıra konmadık. Hele başkalarının projesini kaşla göz arasında çalıp sahiplenmeye kalkmadık. Biz, ölüm dâhil her şeyi göze alarak, bu kutsal Gadir davası için sadece elimizi değil, başımızı da taşın altına koyduk. Yeter ki, E. Beytin 14 asırdır süren büyük mazlumiyeti azıcık da olsa dinsin dedik. Yeter ki, Hz. Ali’ye tabi olmaktan başka hiçbir günahı olmayan biz Alevilerin, asırlardırdır; “bunlar mum söndü yapar, 4 Sünni hak mezhep dışı, kestikleri yenmez, batıl – sapık inanç” gibi çirkef iftiralarla akıtılan gözyaşı ile kanları dinsin istedik. Çünkü biliyoruz ki, kutsal E. Beyt davası sıradan bir dava değil ve hiçbir büyük başarı da bedelsiz değildir. Öyle ki, bu dava başta mutahhar 12 E. Beyt İmamının 11’i olmak üzere, tarih boyunca milyonlarca kişinin canına mal olmuştur. Kimi zehirle, kimi kılıçla şehit edilmiş, kimi diri diri toprağa gömülmüş, kimi darağacında asılmış, kiminin derisi yüzülmüş, kimisi de ateşle yakılmıştır. Çünkü bu büyük ve mukaddes aşkın sahibi İmam Ali Efendimiz bizzat; “Bir dağ bile beni sevse, büyük musibetlere uğrar” buyurmuştur.

Kıymetli canlar, Alevilikten bahsetmenin bile suç ve tehlikeli olduğu 2000 tarihinde, zulüm ve katliamlardan dolayı tarih boyunca gizli – saklı bir şekilde kutlanan Gadir’i, 360 Sünni kitaptan ispatlayıp, tüm farklı din, dil, mezhep ve siyasi görüştekilere, Antakya gibi bir şehrin merkezinde konferansla kamuya açmanın, nasıl bir şey olduğunu, inanın tarih yazacaktır. Biz bu kutsal ve çileli yürüyüşte, maddi – manevi çok büyük bedeller ödedik, hala da ödüyoruz. Zira bu uğurda dâhili ve harici hainlerin; hayâsızca bize atmadıkları iftira, kurmadıkları kumpas, etmedikleri tehdit, başımıza örmedikleri çorap ve hakkımızda yürütmedikleri sistemli kampanya kalmadı. Ama bizim Yüce Mevla’ya ettiğimiz yemin ve bu mazlum ve necip Halka verdiğimiz söz gereği, hiç kimsenin kınama, itibarsızlaştırma, susturma ve tehdidine aldırış bile etmedik, etmeyeceğiz de! Oysa bazı dalkavuklar gibi bizim de menfaat, makam ve kısa yoldan köşeyi dönme gibi bir derdimiz olsaydı, inanın konumumuz çok daha farklı olurdu. Ama o çok cazip ve parlak tekliflerin tamamını elimizin tersiyle yittiğimiz için, bizim hiç kimseye evyallahımız yoktur! Biz sadece Rabbulalemin önünde eğildiğimiz için de hiç kimsenin önünde eğilmez, bükülmeyiz! Tek başımıza da kalsak Sırat-ı Müstakim olan Haydar-ı Kerrar’ın yolunda yürümekten çekinmeyiz! Birilerine dokunsa da acı gerçekleri söylemekten ve gerektiğinde “kral çıplak!” demekten korkmayız. Zira mukaddes Muhammedi – Alevi – Hüseyni ekolundan bizim miras aldığımız asalet ve edindiğimiz düstur budur!..

Değerli Gadir sevdalıları, biz tüm engelleme ve tehditlere rağmen, Gadir’i kamuya açmayı ve şirin Antakya’dan dünyaya yaymayı dini ve tarihi bir vecibe bildik. Çünkü İslamın ilk ve en büyük kırılma noktası olan Gadir biatı şayet unutulmasa veya inkâr edilmeseydi, Peygamberin ümmetini sapıklıktan koruyacak vasiyetinin yazılması engellenmeyecekti! Şayet Gadir unutulup inkâr edilmeseydi, Rasulullahın mübarek naşı ortada bırakılıp, Sakiyfe’de İslam tarihinin ilk katakulli siyasi dolapları dönmeyecekti! Şayet Gadir unutulup inkâr edilmeseydi, Kerbela faciası yaşanmayacak ve melun Yezit, mutahhar Peygamber soyunu kurutmaya çalışmayacaktı! Şayet Gadir unutulup inkâr edilmeseydi, Hz. Ali’nin minberine çıkan Emeviler, Cuma hutbelerinde Hz. Ali’ye 83 yıl boyunca lanet okumayacaktı. Şayet Gadir unutulup inkâr edilmeseydi, Allah’la Peygamberin emaneti 12 E. Beyt İmamının 11’i bu makûs ümmet eliyle, din adına şehit edilmeyecekti! Şayet Gadir unutulup inkâr edilmeseydi, Müslümanlar Alevi – Sünni, Caferi – Zeydi – Hanefi – Şafii – Maliki – Hanbelî gibi 73 fırka değil, tek ümmet olarak Peygamber E. Beytinin kurtuluş gemisine binmiş Muhammedi müminler olacaktı! Şayet Gadir unutulup inkâr edilmeseydi, K. Kerim Emevilerce oklarla parçalanmayacak, Kâbe de mancınıkla yıkılmayacaktı!

Şayet Gadir unutulup inkâr edilmeseydi Maraş, Çorum, Sivas, Gazi vb. Alevi katliamların hiçbiri olmayacaktı! Şayet Gadir unutulup inkâr edilmeseydi Irak, Afganistan, Suriye, Yemen, Bahreyn, Filistin, Lübnan, Sudan, Libya vb. ülkelerde on milyonlarca insan öldürülmeyecekti! Şayet Gadir unutulup inkâr edilmeseydi, Müslümanlar Emperyalistlerin cetvelle çizdiği devletçiklerle birbirine ezeli düşman ve Siyonistlere ebedi köle değil, dünyanın gidişatına karar verenler olacaktı! Şayet Gadir unutulup inkâr edilmeseydi, Batı uzayı parsellerken, sözde Müslümanlar cennetteki 72 huri için, birbirlerini tekbir eşliğinde kesmeyecekti! Şayet Gadir unutulup inkâr edilmeseydi, Müslümanlar mal, can ve namuslarını din kardeşlerinden korumak için, gâvur dedikleri ülkelere sığınmak zorunda kalmayacaktı. Zaten unutulmasın diye de, Yüce Allah kudret kalemiyle her kişinin sağ avucuna Gadir tarihi olan 18’i yazmıştır. İşte biz, bunun gibi sayacağımız yüzlerce gerekçe için, ölümü de göze alarak “Gadir Hum” dedik ve onu kamuya açtık. Şimdi, Gadir’in inkârı ve Hz. Ali’den yüz çevirmekle nelerden mahrum olduğunuzu anladınız mı ey Müslümanlar?

Kıymetli Hak – Muhammed – Ali âşıkları, biliyorsunuz son haftalarda ülkemizin ekonomisi ciddi sıkıntılar yaşamakta ve TL büyük değer kaybetmektedir. Bu da doğal olarak hepimizi üzüp etkilemektedir. Yetkililer bunu saçı gibi uçuk Trump’a bağladığından kendilerince bazı önlemler aldılar. Zamanında birileri ABD filosuna karşı namaza dururken ve onlar adına cihat ilan ederken, biz her zaman ve her yerde ona büyük şeytan demiş ve Emperyalist işgalciliğini lanetlemiş kesimiz. Diyeceğimiz o ki; bu iş 3,5 TL’ye alınan dolarların 7 TL’ye bozdurulmasıyla veya eski birkaç iPhone kırmakla olacak bir iş değildir. Bu konuda gerçekten ciddi bir şey yapmak istiyorsanız, gelin ABD – İsrail malları ile tohumları yerine yerli ve milli olanlarını özendirip kullanalım. Bölgenin gayrı meşru çocuğu olan Siyonist İsrail’i korumaktan başka hiçbir işe yaramayan, başta İncirlik ve Kürecik olmak üzere, Amerika’nın Ülkemizdeki 15 askeri casusluk üssünü kapatın, sizi hem ayakta alkışlayalım, hem de alnınızdan öpelim!..

Sn. Misafirler, malumunuz komşu ve kardeş ülke Suriye’ye dayatılan çok uluslu kirli vekâlet savaşı, sonuna yaklaşılsa da 7 yıldır sürüyor. Bu etapta “cihat” adı altında on binlerce kadının ırzına geçildi, 600 binden fazla masum insan hunharca öldürüldü, milyonlarcası da mülteci oldu. Birilerinin; “Halk desteği hiç yok, 2-3 haftada ya yıkılır ya da kaçar” dediği Esat ise, 7 yıldır aslanlar gibi hala ordusu ve ülkesinden kaçmayan Halkıyla beraber, vatanını 80 düvele karşı savunuyor ve Allah’ın izniyle nihai zafere de çok yakındır. Yani arşın buradaysa, Halep de orada ve yanlış hesap da Şam’dan dönmüştür. Diyeceğimiz o ki; devlet yönetiminde duygusallıkla inat asla olmaz, olmamalı da. Yanlıştan dönmek de ayıp değil, büyüklük ve fazilettir. Biz Ülkemizin de bölünmemesi için, Suriye’nin bölünmesine şiddetle karşıyız.

BOP ile Büyük Siyonist İsrail’in kurulmaması için, hepimiz çok dikkatli ve basiretli davranmak zorundayız. 2 sınır arasında kalıp bölünmüş Alevi, Sünni, Hıristiyan akrabalarımızdan daha da fazlasının ölmemesi için, geçmişe sünger çekip komşularımızla yepyeni ve tertemiz bir sayfa açmak zorundayız. Bunun da tek yolu, Sn. Erdoğan’la Sn. Esat’ın, hiç zaman kaybetmeden bir araya gelip el sıkışması ve kalıcı dostluğa imza atmasıyla mümkündür. Biz 2 komşu ve kardeş ülkenin toprak bütünlüğü, Ortadoğu’nun barışı ve İslam dünyasının Alevi – Sünni kardeşliği için, acizane dini bir kanaat önderi ve STK Bşk. olarak, inisiyatif almaya ve barış elçisi olarak, Sn. Esat’la Sn. Erdoğan’ın kucaklaşması için üzerimize düşeni yapmaya hazır olduğumuzu, buradan hem ilgililere, hem sizlere, hem de dünyaya ilan etmiş olalım! En kısa zamanda da Şam’daki Emevi Camisinde değil de Hz. Fatıma’nın kızı, Kerbela kahramanı Hz. Zeyneb-i Kübra (A.S)’ın mübarek makamını, Sn. Erdoğan’la Sn. Esat’ı el ele ziyaret ederken görmek istiyoruz! Bu şimdi zor gibi görünse de, aslında çok basittir ve kalıcı barış da bir adım ötemizdedir. Bu da hem 2 kardeş ülkenin, hem Halklarının, hem bölgenin, hem de tüm İslam dünyasının büyük çıkarınadır. Atatürk’ün; “Yurtta sulh, cihanda sulh” tarihi sözü de bunu gerektirir. Gadir coşkusunu kısmetse yarın Arsuz’da, 9 Eylül’de Viyana’da, 16’sında da Alm. / Mannheim’de canlarla yaşamaya devam edeceğiz. Hepinize en samimi selam ve hürmetlerimi sunuyorum. İmam Ali ve Gadir’in aşkıyla kalın! ” ifadelerine yer verdi.

Haber – Foto: Hasan Dadük

 

 

 

 

 

 

Share
112 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+6 = ?