ÜST REKLAM

logo

reklam
02 Mart 2017

Evgin Dağ’ın Kaleminden…


admin
bereket@prestijbilgisayar.org

 

STOKHOLM SENDROMLU ARAPLAR

Stokholm sendromunun ne olduğunu çoğunuz biliyorsunuzdur.

Bilmeyenler için bu sendromun tam tanımını belirtmek istiyorum. Stokholm sendromu, bir rehinenin kendisini rehin alan kişiyle olası diyalog sürecinde oluşan, duygusal anlamda sempati ve empati oluşması olarak özetlenebilecek psikolojik durumu anlatan bir terimdir.

Psikiyatr Nils Bejerot tarafından adlandırılan sendrom, ismini 1973 yılında İsveç’in başkenti Stokholm’de yaşanan bir olaydan almaktadır. Banka soyguncusu tarafından altı gün boyunca rehin tutulan bir kadın, soyguncuya duygusal olarak bağlanır. Serbest kaldığında soyguncuyu savunmakla kalmaz, nişanlısını terk ederek kendisini rehin alan banka soyguncusunun hapisten çıkmasını bekler.

Stockholm sendromu birçok rehine olayında yaşanmıştır.

Yani en yalın bir deyim ile bu sendrom insanın celladına aşık olmasıdır.

*    *    *    *

Bu örneği neden verdim?

Çünkü; mensubu olduğum Arap halkının yakalandığı, veremden, kanserden daha tehlikeli bir hastalık var. Bu hastalık, yüzlerce yıldır maruz kaldıkları asimilasyondan kaynaklı kendi kültürlerini, tarihçelerini ve en önemlisi anadillerini, ana ırklarını unutup, başa bir ırkın milliyetçiliğini yapma hastılığı.

Hatay’ın Türkiye’ye ilhak edildiği süreç ile hızlanan bu asimilasyon politikaları, peyderpey dozunu arttırarak özellikle Arap halkını hedef alan ”Ne Mutlu Türküm Diyene” ve ”Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun” gibi sloganları sistematik bir şekilde kabul ettirme saldırganlığına dönüştü.

Doz arttıkça asimile olan Arap halkımız kültürünü unutmaya, kültürünü unuttukça anadilini unutmaya başladı ve bunları kendisine unutturan sisteme, yani katili olan celladına aşık olmaya başladı.

Yüzlerce yıldır asimilasyon politikalarına rehin olan Arap halkım, kendisini rehin tutan, düzeniçileştiren, kültürünü ve tarihini soyan, soyguncu sisteme aşık yaşıyor.

Daha kötüsü unuttukça; Arapça düşündüğü ve konuştuğu halde, Arap olduğu halde kendini Türk zannederek Türk ırkı dışında kendi halkı dahil diğer bütün etnik unsurlara saldırmaya, Arap olduğu halde diğer etnik unsurlara Türklüğü dayatmaya, hatta bu sendromun etkisi ile ”ya sev ya terk et” diyecek noktaya gelmeye başladı.

*    *    *    *

Çok tehlikeli olan bu sendrom, özellikle yaklaşan referandum sürecinde yeniden daha şiddetli hali ile hortladı. Stokholm sendromlu Araplar, yakalandıkları hastalığın bilinçlerini köreltmesinden dolayı kendilerini Türk zannederek özellikle Kürt halkına tehlikeli, ayrıştırıcı söylemlerle tekrar saldırmaya başladılar.

Kürt siyasi hareketinin pragmatist politikaları yüzünden Kürt halkına saldırmak, bu hastalığın en büyük belirtisidir. Tehlikeli bir süreç.

*    *    *    *

Arap olduğu halde “Ne Mutlu Türküm Diyene” ve “varlığım Türk varlığına armağan olsun” deyip Ermeni, Laz, Çerkez, Kürt halklarına ve kendi halkı olan Arap halkına faşizm akan bu iki sloganı dayatan Arap halkım; özünüze dönün!

Faşizm ideolojik değil nörolojik bir hastalıktır. Kendi varlığınızı, ırkınızı, kültürünüzü unutarak mensup olmadığınız halde başka bir ırkın üstünlüğünü savunup diğer etnik unsurlara o ırkı veya kendi ırkınızı bile kimseye dayatmayın.

Kısacası önce insan olun, insanı insan olarak sevin!

 

 

 

Share
625 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DÜNYA YAŞAMI BÜYÜK TEHLİKEDE

    09 Aralık 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Yeni yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre küresel ısınma nedeniyle gezegenimizin(Dünya’mızın) “geri dönülemez” noktaya yaklaştığını gösteriyor.  Bilim insanları iklim krizinin vardığı boyutlar konusunda dünyanın birden çok taşma noktasını çoktan aştığı konusunda uyarı yaptı. Uyarıda iklim değişikliğinin dünyadaki yaşama varoluşsal bir tehdit oluşturmaya başladığı açıklandı. The Guardian’da yer alan habere göre, küresel ısınmanın buzulların erimesi ve ormanların yok olması gibi bazı etkileri durdur...
  • İNSAN VE TOPLUM

    02 Aralık 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    KAPİTALİST SİSTEMİ SAVUNANLAR OLAYLARA BURJUVA MANTIĞI İLE BAKARLAR. BURJUVA MANTIĞI, KİŞİYİ TOPLUM ÜZERİNE ÇIKARDIĞI İÇİN MEYDANA GELEN TÜM OLUMLU VEYA OLUMSUZLUKLAR ÜRETİM SİSTEMİNE DEĞİL, KİŞİLERİN YETERLİLİĞİNE VEYA YETERSİZLİĞİNE, İYİ NİYETİNE VEYA KÖTÜ NİYETİNE BAĞLANIR. İNSANIN TOPLUM YARATIĞI OLDUĞU GÖRÜLMEZ. OYSA İNSANA DAMGASINI VURAN TOPLUM, TOPLUMA DA DAMGASINI VURAN TOPLUMUN TEMELİ OLAN ÜRETİM SİSTEMİNİN YARATTIĞI EKONOMİK SİSTEMLERDİR. PUTİN RUSYA’DA DEĞİLDE AFRİKANIN BALTA GİRMEMİŞ ORMANLARINDA BİR KABİLEDE YAŞIYOR OLSAYDI,...
  • SİGARA İÇMEK YA DA İÇMEMEK

    13 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Eğitimci Sami ASLAN, hazırladı… Uzun yıllar sigara içtiği için akciğer kanseri riski zaten çok yüksek olan birinin “sigarayı bırakması” fazla bir şey ifade etmez. Sigarayı bıraktıktan ne 1-2 sene, ne de çok daha uzun seneler geçse bile kanseri riski asla “sıfırlanmaz”. Bu durumdaki hastaların bir kısmı KOAH’la ilgili öksürük, balgam, nefes darlığı şikâyetleri üzerine sigarayı bırakmış olabilirler. Sigaraya bağlı KOAH gelişen hastalarda akciğer kanseri riski, sigara içip de belirgin KOAH belirtileri olmayanlara nispeten çok daha yüksekti...
  • SİYASET DEĞİL ÜRETİM YAPIN!

    08 Kasım 2019 Ekonomi, Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Merhaba saygı değer okurlar. Arayı çok açtık, Bahar bitti kış geldi. Mevsimler geçte olsa değişti. Ama bu aralar, Mevsimlerden çok insanlar çabuk değişiyor. Cenazeye gittiğimiz zaman, üç günlük dünya, iyilik yapana, iyilikle anılana ne mutlu deriz. Veya şu üç günlük dünyada, bir karış topraktan başka ne alacağız ki deriz. İnsan ameli ile anılır deriz. Herkes İyilik Ve Ahiretten Dem Tutar! Ama hiç kimse bunu uygulamaz. Hiç birimiz! Herkes kendi menfaati doğrultusunda hareket eder. Kardeş, kardeşini, Baba Evladını, Evlat Baba Annesini ...