Evgin Dağ’ın Kaleminden… « Samandağ Ayna Haber

Kardeşim 1 tane 5 tane eklesen neyse sitenin anasını sikmeyin bu kadar aç gözlü olmayın 5 tane koy 4 tane koy kaldıran namerttir.

Şişlide Gece Hayatı

SON DAKİKA

Evgin Dağ’ın Kaleminden…

Bu haber 02 Mart 2017 - 11:47 'de eklendi ve 285 kez görüntülendi.

 

STOKHOLM SENDROMLU ARAPLAR

Stokholm sendromunun ne olduğunu çoğunuz biliyorsunuzdur.

Bilmeyenler için bu sendromun tam tanımını belirtmek istiyorum. Stokholm sendromu, bir rehinenin kendisini rehin alan kişiyle olası diyalog sürecinde oluşan, duygusal anlamda sempati ve empati oluşması olarak özetlenebilecek psikolojik durumu anlatan bir terimdir.

Psikiyatr Nils Bejerot tarafından adlandırılan sendrom, ismini 1973 yılında İsveç’in başkenti Stokholm’de yaşanan bir olaydan almaktadır. Banka soyguncusu tarafından altı gün boyunca rehin tutulan bir kadın, soyguncuya duygusal olarak bağlanır. Serbest kaldığında soyguncuyu savunmakla kalmaz, nişanlısını terk ederek kendisini rehin alan banka soyguncusunun hapisten çıkmasını bekler.

Stockholm sendromu birçok rehine olayında yaşanmıştır.

Yani en yalın bir deyim ile bu sendrom insanın celladına aşık olmasıdır.

*    *    *    *

Bu örneği neden verdim?

Çünkü; mensubu olduğum Arap halkının yakalandığı, veremden, kanserden daha tehlikeli bir hastalık var. Bu hastalık, yüzlerce yıldır maruz kaldıkları asimilasyondan kaynaklı kendi kültürlerini, tarihçelerini ve en önemlisi anadillerini, ana ırklarını unutup, başa bir ırkın milliyetçiliğini yapma hastılığı.

Hatay’ın Türkiye’ye ilhak edildiği süreç ile hızlanan bu asimilasyon politikaları, peyderpey dozunu arttırarak özellikle Arap halkını hedef alan ”Ne Mutlu Türküm Diyene” ve ”Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun” gibi sloganları sistematik bir şekilde kabul ettirme saldırganlığına dönüştü.

Doz arttıkça asimile olan Arap halkımız kültürünü unutmaya, kültürünü unuttukça anadilini unutmaya başladı ve bunları kendisine unutturan sisteme, yani katili olan celladına aşık olmaya başladı.

Yüzlerce yıldır asimilasyon politikalarına rehin olan Arap halkım, kendisini rehin tutan, düzeniçileştiren, kültürünü ve tarihini soyan, soyguncu sisteme aşık yaşıyor.

Daha kötüsü unuttukça; Arapça düşündüğü ve konuştuğu halde, Arap olduğu halde kendini Türk zannederek Türk ırkı dışında kendi halkı dahil diğer bütün etnik unsurlara saldırmaya, Arap olduğu halde diğer etnik unsurlara Türklüğü dayatmaya, hatta bu sendromun etkisi ile ”ya sev ya terk et” diyecek noktaya gelmeye başladı.

*    *    *    *

Çok tehlikeli olan bu sendrom, özellikle yaklaşan referandum sürecinde yeniden daha şiddetli hali ile hortladı. Stokholm sendromlu Araplar, yakalandıkları hastalığın bilinçlerini köreltmesinden dolayı kendilerini Türk zannederek özellikle Kürt halkına tehlikeli, ayrıştırıcı söylemlerle tekrar saldırmaya başladılar.

Kürt siyasi hareketinin pragmatist politikaları yüzünden Kürt halkına saldırmak, bu hastalığın en büyük belirtisidir. Tehlikeli bir süreç.

*    *    *    *

Arap olduğu halde “Ne Mutlu Türküm Diyene” ve “varlığım Türk varlığına armağan olsun” deyip Ermeni, Laz, Çerkez, Kürt halklarına ve kendi halkı olan Arap halkına faşizm akan bu iki sloganı dayatan Arap halkım; özünüze dönün!

Faşizm ideolojik değil nörolojik bir hastalıktır. Kendi varlığınızı, ırkınızı, kültürünüzü unutarak mensup olmadığınız halde başka bir ırkın üstünlüğünü savunup diğer etnik unsurlara o ırkı veya kendi ırkınızı bile kimseye dayatmayın.

Kısacası önce insan olun, insanı insan olarak sevin!