logo

reklam

ERKEN SEÇİM İÇİN NE DEDİ?

 

Salim Diyap belirli aralıklarla gazetemiz ve muhtelif yerlerde siyasi içerikli makaleleri yayınlanan Samandağlı bir abimizdir. Geçen yerel seçimde TKP’den aday olan Sayın Diyap’la bu röportajımızda gündemde olan erken seçim durumunu değerlendirdik. Bizleri kırmayıp bu röportaj için bizlere zaman ayırmasından dolayı Sayın Salim Diyap’a teşekkür ediyoruz.

Biz Sayın Diyap’a sorduk kendisi yanıtladı. Yayınlaması bizden okuması da sizden olsun…

Sayın Diyap, biliyorsunuz ki iktidar müttefikleriyle birlikte erken seçim kararı almış bulunuyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Erken seçim kararının ardında bulunan nedenleri nasıl sıralayabiliriz?

Sevgili Ümit, erken seçim kararının ardında bir değil birçok neden bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi AKP’nin dış politikada özellikle Ortadoğu’da izlediği politikalar neticesinde hem yurt içinde hem yurt dışında ciddi anlamda bir itibar kaybına uğramış bulunuyor. Artık olumlu ya da olumsuz yönde eskisi gibi uzun süreli istikrarlı bir dış politik çizgi tutturamaz durumdalar. Gelgitler yaşıyorlar, bu gelgitler bir çıkışsızlığa işaret ettiği gibi yurt içinde ve yurt dışında politik itibar kaybına neden olmaktadır. Bu itibarı yeniden kazanmanın yolu halk nazarında güven tazelemekten geçer. Ya da bu gelgitler yaşanırken dikkatleri başka alanlara çekmek gerekir. Bu insanlara, belirli bir süreliğine olsa da uluslararası ilişkilerde yaşanan tutarsızlığı unutturmak, dikkatleri başka alanlara çekmek gerekir. Seçime bu hususta iyi araç gibi görülüyor. Bu birinci neden.

İkinci neden; Türkiye için ciddi bir ekonomik krizin kapıda beklemektedir.  Bu kriz patlak verecek olursa AKP’nin o kriz koşullarında seçim kazanması bu gün kazanma ihtimalinden kat be kat daha zordur.

Üçüncü ve en önemli nedenlerden birisi de; erken seçimde hiç beklemedikleri bir şekilde müttefikleri MHP’yi bölen ve belirleyici bir seçenek olarak karşılarına çıkan İYİ Parti’nin önünü kesme çabası düşünülebilir. Ancak işin bu kısmı sadece AKP için değil. CHP içinde önemlidir. Çünkü İYİ Parti’nin seçime girmemesinden yararlanacak partilerden birisi de hiç kuşkusuz CHP’dir.

Öz itibariyle Başkanlık sisteminin saç ayaklarından biri bu toplumda seçimlere girebilen iki parti oluşturmaktır. Durumu uzun süreli tasavvur ettiğimizde erken seçim kararının buna da katkı sağlayacağı açıktır. Şöylesine, oyların AKP ve CHP’ye yöllendirilmesi onlar açısında sistemin oturması için gerekli görünüyor. Çünkü iki partili bir sistem istiyorlar. İYİ Partiyi, HDP’yi, MHP’yi diğer küçük partileri bir şekilde bu iki partinin içinde eritmek istiyorlar.

Sayın Diyap muhalefet bu seçim kararına “baskın seçim”  diyor. Sizce de bu seçim bir baskın seçim mi?

Ümit hanım, buna karar vermek için muhalefetin tavrına bakmak lazım. Tamam muhalefet bu seçim “baskın seçim” diyor. Ama, arkasındanda “hodri meyden ben seçime hazırım” da diyor. Yani bu baskın seçime yönelik bir itirazları yok gibi görünüyor. Eğer seçim kararı alındıktan sonra ” hodri meydan ben hazırım” diyeceklerse “baskın seçim” , “gasp edilmiş hak hukuk” demeyecekler. Eğer bunları diyeceklese o vakit; ben seçimlere hazırım demenin ötesinde bir şeyler yapmaları gerekiyor. Muhalefet bunu aklından bile geçirmiyor.

Ney yapılabilir ki?

Sen, sana ait bir hakkın elinden alındığını düşünüyorsan o hakkı geri kazanmak için ne yapılması gerekiyorsa onu yapacaksın. Bunu bir tek yolu yok ki seçimlerlerden çekilmekten tutun, “ben hazırım” demenin ötesinde muhalefeti, gasp edilen hakların üzerinden biçimlendirmeye kadar yapılabilecek çok sey var. Ama “ben hazırım” dedin mi her şey biter! Seçimler hangi koşullarda yapılacak olursa olsun sana kalan seçimlere girmek ve seçim sonrasında “aman şöyle oldu da, böyle oldu da deyip sızlanmamaktır” yani “hodri meydan” demek; her şey normal seyrinde gidiyor ve ben bu koşullarda seçime hazırım demektir.

Sayın Diyap, CHP, MHP, SP, hemen hemen tüm muhalif partiler bu iktidarın yönetemediğinden şikâyetçi siz bu hususta ne düşünüyosunuz?

Ben şunu düşünüyorum. Evet, Muhalif partiler; işler raydan çıktı, bu iktidar bu ülkeyi yönetemiyor diyor. Ama bu duruma muhalif partiler değil,  AKP kimin adına yönetiyorsa onlar karar verecektir.. Onların da dediği bellidir; Bir kenarda durun ve sıranızı bekleyin. İhtiyaç duyarsak çağırırız.

Kim bunlar?

Bunların kim olduğunu bilmeyenler bu ülkede siyaset yapmasın Ümit Hanım… Hani diyorlar ya “bu ülkeyi tek adam yönetiyor” diye.  Halt ediyorlar! Tarihte tek adam yönetimi diye bir şey olmamıştır. Olamaz! İnsanlık tarihi boyunca öyle bir şey yoktur. Her yöneten bir sınıf adına, bir zümere adına yönetir. Lakin “tek adam rejimi” demek muhalefetin işine geliyor. Neden geliyor biliyor musunuz? Çünkü onlar da o zümreler adına yönetime talipler de ondan. Muhalefet yapacaklarsa onların adını anmadan yapmak zorundalar. “Tek adam” demekle açıkça beyan ettikleri şey; ey sermaye sınıfı! Tayyip Erdoğan’ı bir kenara bırakın bize dönün. Biz bu işi ondan iyi yaparız. Peki, onlar ne diyor? Diye soracak olursanız. Ne dediğini bu seçim sonrası hepimiz göreceğiz. Az kaldı.

Soruyu size soruyorum Sayın Diyap. Mevcut iktidar sizce yönetebiliyor mu?

Evet AKP bal gibi yönetiyor. Baskıyla yönetiyor, hukuksuzluklarla yönetiyor, savaşla, şidetle yönetiyor, OHAL’le yönetiyor…  Ama yönetiyor.  Yönetemiyor diyebilmek için onun tarafından yönetilmeyi istemeyen halk lazım. Sokakta halk var mı? Grev var mı? Kitlesel eylemler var mı? Direniş var mı? Yok mu? Deme ki yönetiyor.

Bu ülkeyi herkes için yönetemiyor derseniz anlarım. Ama onu iktidara getirip iktidarda tutanlar için yönetiyor. Üstelik bal gibi yönetiyor.  Çünkü onu iktidara getirenlerin amacı yukarda saydıklarımın olmamasını sağlamaktır. Yani direnişin olmaması, grevlerin olmaması, sokaklarda insanların hak amaraması vb. Bunlar yoksa AKP iktidarda bulunma amacının hakkını yerine getirip yönetiyor demektir. Daha ne yönetsin? Seçimi kazanmış bir muhalefet kazandığı seçime sahip çıkmak için sokağa çıkmıyor. Hangi iktidar, onu iktidara getirmiş bir sınıf için bu kadar iyi yönetebilir ki?

Ama işin içinde bir samimiyet yok. Bu gün söylediklerini yarın tersinden söylüyor, bu gün yanında tutuklarını yarın yanından uzaklaştırıyor. Birçok yalan söylendiği ortada. Buna ne diyeceksiniz?

Bir kere şunu söyiyeyim, bu söylediklerimi AKP’yi desteklemek babında söylemiyorum. Bunu biliyor olmalısınız. Ama işin içinde muhalefetin bir pişkinliği var bu pişkinliğin nerden kaynaklı olduğuna dikkat çekmek için bazı açılımlar yapmak durumunda kalıyorum. Umarın sözlerim yerli yerinde anlaşılır. Çünkü biz sosyalistler olguları olduğu gibi göstermeyi çok severiz. Çünkü moral veya gaz vermek politika yapmak manasına gelmiyor.

Evet, “işin içinde samimiyet yok demiştiniz” oradan devam edelim.

Siz onların yalanlarını çok önemserseniz, o vakit onlardan bir beklentiniz var demektir, onların bu ülke halkı için iyi şeyler yapabileceklerine inanmışsanız demektir.

Eğer onlara bakış açınız buysa, tabi ki söyledikleri her yalan, yaptıkları her hile sizi hayal kırıklığına uğratır.

Ama burada unuttuğunuz bir şey var. Onlar size samimi görünmek zorunda değil ki. Çünkü onlardan istenilen şey sizleri memnun etmek değil.  Onlar üstlendikleri görevi yapmakla yükümlüler ve bu hususta çok tutarlılar. Baksanıza temsil ettikleri sınıf veya zümrelerin çıkarı için nerdeyse yapamadıkları şey yok. Yalanda söylerler, tahrifte ederler, bu gün dediklerini yarın unuturlar da. Bu onlar için tutarsızlık değil tutarlılıktır. Onlar için tutarlı olmak varmak istedikleri hedefe odaklanmaktır. İşte o hedefe varmak için her şeyi yapıyorlar. Bunlar o sınıfın adına değil de sizlerin adına hareket ediyor olsalardı, siz bunlara tutarsız der miydiniz? Herhalde demezdiniz.

O vakit bu durumlarını, kimileri temsil ettiklerine bakarak ve o temsil ettikleri sınıf için, neleri göze aldıklarını da görerek karar varin. Bunlar o sınıf için bu kadar tutarlı davranırlarken o sınıf bunları değiştirir mi değiştirmez mi? Sorusuna da bu bilgiler ışığında cevap verin. Ya da tutarlı olup olmadıklarına…

Yani onlar için tutarsızlık önemli değil mi diyorsunuz?

Evet, onlar için sonuca gitmek önemli ve tutarlılık budur. Tabi bu gerçek aynı sınıfı temsil eden, diğer muhalif partiler (CHP, İYİ Parti, SP vb.) için de çok farklı değil. Lakin bu gerçeği görmek için siyasi partiler tarihine göz atmak gereklidir. Ya da onların iktidarını beklemek…

Görüyoruz muhalif partilerin alternatifi olmak gibi bir niyetleri yok. Olmadığı için de muhalefet niyetine; iktidarın çelişkilerini ve tutarsızlıklarını sayıp döküyor.

Ama bak!

Burda şunu demiştin, şimdi bunun tersini yapıyorsun!

Ama şu tarihte, bunu yapacağız demiştin, şimdi farklı şey yapıyorsun.

Ama bak!

Dün buna hakaret ediyordun, şimdi sahip çıkmıyorsun.

Ama bak!

Eskiden bununla beraberdin şimdi yollarını ayırdın…. İktidarın söylem ve çelişkilerini yakalayarak ona karşı muhalefet yaptıklarını sanıyorlar. Niye çünkü mevcut iktidara alternatif olabilecek hiç bir şeyleri yok.

Muhalefet yapılacaksa alternatif olunur. İktidarı elinde tutan sınıfa karşı alternatif siyasi sosyal, ekonomik projelerle mücadele edilir. Oysa onlar bu gerçeği herkesten saklamak için yırtınıyorlar.

Yani hiç mi sitem etmemek lazım Sayın Diyap?

Ümit Hanım, bilinen bir gerçekliktir. Savaş siyasetin silahla yapılan biçmidir. Siyaset de savaşın sözle, alternatif projelerle yapılan şeklidir. Bu mücadelede karşısında mücadele ettiğin insana veya guruba sitem edilmez. Ancak karşısında mücadele ettiği insandan medet umanlar onun çelişkilerini sayıp dökerek onu yola getireceklerini sananlar. Veya onunla böylesi bir yöntemle mücadele ederler.

Misal verelim; Ey Tayyip erdoğan hani ön seçim yoktu diyordun. Şimdi niye ön seçime gidiyorsun? Demek, muhalif olmak anlamında bir değer taşımaz..

Mücadele ettiğin gurubun sınıfın her ne ise bu mücadelede ne yapabileceğini önceden kestirip tedbirini alacaksın. Demiştik ya siyaset; sınıf, söz veya proje savaşıdır. Savaşta her türlü hilenin de meşru olduğunu bilmiyorsan mücadeleyi bırakıp bir kenarda oturacaksın.

Bakın size bir örnek daha vereceğim. Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Oğlum askerden geldi fazla parka getirdi, senin askere gitmeyen çocuklarına göndereceğim… Şimdi bu adam muhalefet mi yapıyor? Alternatif mi oluşturuyor, ne yapıyor? Kimin daha çok asker çocuğu var konusunu sürekli gündeme taşıyarak Kılıçdaroğlu bunu mu demek istiyor; sizin çocuklar askere gitmiyor, bizim çocuklar askere gidiyor o halde biz sizlerden daha çok vatansever, daha çok asker severiz!

Eğer asker olmak vatanseverliğin ölçüsü ise o askeri yönlendiren emir komuta zincirinin ilk halkasında olan en çok vatansever olandır!.

Onun ismini söylemeye gerek var mı?

Bu gün büyük komutan o değil mi?

Kılıçtaroğlu’nun bu mantığına göre, onun asker çocuğunu askerde idare eden, savaşa yollayan, komuta eden her kimse en vatansever de o olmalıdır.

Vatanı sevmekte ölçü asker olmaksa onlar senden daha asker, daha rütbeli ve daha vatansever. Çünkü o askeri yönlendiren emir kumuta zincirinin ilk halkasında onlar var.

Anlayacağın, o işte senin açından övünülecek çok şey yok. Övünülecek bir şey varsa da o övünç ağırlıklı olarak o askeri gücü eline alıp istediği gibi kullanana düşer. Kılıçdaroğlu bu hususta söyledikleriye eleştirmediğini övdüğünü bir bilse!

Demem şu ki bu söylemlerle muhalefet edilmez. Edilirse de gelinen nokta bu günkü nokta olur. Memleket AKP karşısında alternatifsiz kalır.

Ama bir diktatörlükten söz ediliyor, hiç kimse kendini ifade edemiyor.

O vakit seçimler de “hodri meydan” niye? Bilmiyor musun? Diktatörler kaybedecekleri seçime girmezler. Haydi, buyur alternatifini oluştur. Hem seçimlere koşa koşa gideceksin, hem “diktatörlik var” diye bağıracaksın. Bilmiyor musun bunların ikisi yan yana yürümez. “Diktatör var” demek cevaplanması gereken bu soruyu önümüze koymaz mı? Ortalıkta demokrasinin (D) sini bırakmamaya yeminli birini, demokratik olmaya davet ederek veya demokrasi çerçevesinde kalıp bertaraf etmek ne kadar mümkün? “Diktatör var” diyenler samimiyse bu soruya cevap versinler ve alternatifi nedir. Onu söylesinler!

Sayın Diyap sizce bu seçimin sonu ne olur?

Bilmem!

Bunu, bir soruya mukabil “İYİ Parti seçime girer mi girmez mi bilmem” diyen YSK başkanına sormak lazım. Adam YSK başkanı İYİ Parti seçime girer mi girmez mi bilmiyor. İşte böyle bir seçim sathı maline giriyoruz. Bu seçimin sonucunu merak eden var mı?

Doğrusunu isterseniz ben bu seçimin sonunu merak etmiyorum bile. Ama bildiğim bir şey var. CHP ve cephesi kaybederse Kamal Kılıçdaroğlu gider, Tayyip Erdoğan’ın cephesi kaybederse Tayyip gider. Her türlü koşulda birisinden kurtulacak gibiyiz. Seçim sonucuyla ilgili tek bildiğim budur.

Yani Tayyip in gitmesi sizce önemli değil mi?

Bakın Ümit Hanım! Her gitmek gitmek değildir.

Gider, icraatı kalır.

Gider, hükmü kalır.

Gider, bıraktığı yerden başkası devam eder…

Her şey, sizin kimi kiminle ve ne için götürüyorsunuz ona bakar.

Bilmem anlatabiliyor muyum?

Bu ülkede Kenan Evren gitti. Hükmü, Anayasası, Yök’ü ondan kalan seçim barajı olduğu gibi duruyor.

Tamam, Sayın Diyap AKP’ye karşı olduğunuz belli, CHP’ye çok yüklendiğinizi düşünmüyor musunuz?  Hiç mi umudunuz yok?

Bakın Sayın Sağıltıcı, bundan bir sene önce bu parti; kendi değimiyle “kazandım” dediği bir seçime sahip çıkmaktan acizdir. Bunu hepimiz gördük yaşadık. Seçilmiş olduğu seçime sahip çıkamayan bu parti, o seçime kimler için, ne için sahip çıkmaktan vazgeçtiyse ona destek veren kitleyi de onlar için sahiplenmekten vazgeçer.

Bir partinin söylemine değil. Ne yaptığına bakmak lazım.

Seçimleri onlardan çaldırdıkları günün yıl dönümünde sokağa çıkıp” OHAL kaldırılsın” diyenler. Buna mukabil aynı gün “seçim bizden çalındığında iyi ki sokağa çıkmadık” diyor.

Be adam!

Sen mademki OHAL’in kaldırılmasından yana samimisin. Sen o seçimlere sahip çıkmış olsaydın OHAL olacak mıydı?

“İyi ki sokağa çıkıp o hak ettiğimizi almadık” ne demek?

AKP iktdara geldikten sonra yaşananlar bir anlam taşımıyor, ne haliniz varsa görün demek!

Bu adamlar seçimi aldıktan sonra makamlarında çay içip senin iktidar olmanı beklemediler.

Birçok şey yaptılar.

Bu yapılanları meydanlarda gurup toplantılarında elşetiriken, insan geçmişte ne yaptım?

Bu olanlarda benim payım nedir? Diye döner aynada kendine bakar.

“Biz seçimi kazandık ama insanların bu seçime sahiplenmesini de önledik sokağa çıkmayın” dedik demek; seçim sonrası yaşananlar umurumda değil demektir.

Sermaye sınıfı her istediğinde AKP’nin arkasında tek sıraya gir.

Yenikapı da eteklerine yapış.

Tezkerelere, dokunulmazlıkların kaldırılmasına “evet” de.

Bunun neticesinde tutuklanan milletvekiline, Belediye başkanına da sahip çıkma.

Yaşanan her olumsuz sürece sonsuz destek ver.

Ardından çıkıp ” ne istediniz de yok dedik” diye desteğini kendi ağzınla itiraf et.

Sonra da OHAL’e karşıyım diye “eylem”‘ yap!

Ekmeledin Bey’i aday yap, “beğenseniz de beğenmeseniz de ona oy vereceksiniz” diye emirler yağdır.  Bu erken seçimde de Ekmeleddin Bey çıkıp alelacele; ben Tayyip Erdoğan’a oy vereceğim desin.

Düşünsenize ya!

Bu Ekmeleddin denen şahıs sizin oylarınızla Cumhurbaşkanı seçilecekti. Seçilmiş olsaydı ne olacaktı?

Tayyip Erdoğan değişmiş mi olacaktı?

Yani tüm bu yaptıklarından sonra sorarlar adama; kardeş, sen Proje misin?

Yani muhalefet bu üslubuyla seçenek olup seçimi almaz mı diyorsunuz?

Bunun neye bağlı olduğunu sizlere yukarda izah etmeye çalıştım. Bütün mesele bu ülkede yöneten sınıfın seçenek değiştirip değiştirmeyeceğine bağlı. Çünkü bu iktidardan zarar gören emekçilerin belirleyici bir örgütlülüğü yok.

Bakın bazı şahıslar kendince hesaplar yapıyor

Hepsi şu; CHP, İYİ Parti, SP’nin üzerine HDP’yi de eklerseniz işte size %55…

Bu bizim bakkalın hesabı.

Bu ittifak’ta HDP’nin götüreceği getireceğinden fazladır.

Bu hesabı yapanlar 40 yıldır yaptığı Kürt düşmanlığının semeresini hesaba katmıyor.

Katmalıdır.

Çünkü bu ülkede ekseri çoğunluk için bölünme korkusu, Tayyip Erdoğan korkusundan büyüktür. Bu toplum yıllardır, şimdi HDP’ye ihtiyaç duyan bu partiler tarafından da böyle işlenmiştir. Ne yazık ki bu halk bölünmüştür. Bir ülkenin bölünmesi için ortadan bir sınırın geçmesi gerekmiyor. Böyle bir bölünme burjuvazi için bölünmedir. Halklar için bölünmek; halklar arası düşmanlıktır, nefrettir… Girin internet sayfalarına bu nefretten geçilmiyor. Herkes birbirine kin kusuyor. Bü ülke nasıl bu hala geldi diye hepimiz oturup ciddi ciddi düşünmeliyiz.

Velhasıl HDP’den bu itifaka bir hayır gelmez. HDP bu ittifaka gelse bile getireceği oyların iki katını bu ittifaktan kaçınır. İYİ Parti’nin tabanı ve HDP’yi aynı kulvarda düşünebiliyor musunuz? Keşke olabilse. Belki bu toplumda ekilen nefret tohumları biraz sönümlenir.

Siz şahıs olarak ne yapmayı düşünüyorsunuz? Seçimlerde oyunuzun rengi belli mi?

Ben her vakit yaptığımı yapacağım. Ben bu sisteme karşıyım, bu sisteme karşı siyasetimi yapacağım. Benim safım ezilenlerin, yoksulların safıdır. Onların da örgütsüz olduğunu, seçenek olamadıklarını görüyorum. Bu seçimde de böyle bir seçeneğin oluşması için çaba sarf edeceğim.

Biliyorum yarın insanımız, ehveni Şer söylemlerini bol bol dillendirecek

Ama CHP den başka seçenek yok ki!

Yoksa oluşturmak istemediğin için yoktur.

Seçenek dediğin şey milli piyango biletine isabet etmiyor!

Peki, Sayın Diyap sizce ne yapmak lazım?

Ben derim ki!

Bu ülkede CHP ve benzeri muhalif partilerden kurtulun, onların yerine yoksul halk kesimlerinin lehine siyaset yapan partilere odaklanın o CHP’ye verdiğiniz desteği o partilere verin. Bunları yaptıktan sonra AKP 6 ay iktidarda kalsın gelin kellemi alın.

Bu ülkede sola karşı dalgakıran görevi gören CHP’yi asıl yeri olan AKP’nin yanına itin. İtin ki sola, Sosyalistlere alan açılsın. Emin olun işçiler emekçiler örgütlü güç olabilseler o CHP’nin kendisi sola sırnaşacaktır. Geçen TİP döneminde öyle olmadı mı? Yine öyle olacaktır.

Siz bundan umutlu musunuz?

Bu iş olmayacak, başaramayız diyen varsa bilsin ki!

Para çalınır, oy çalınır, eşya çalınır… Ama Umut çalınmaz…

Oy çalmak; oy çalanların suçudur.

Para; para çalmak, para çalarların suçudur.

Ama umutsuz olursak bu onların suçu olmaz, bizim suçumuz olur!

Bir gün gelecek ve bu düzen değişecek o AKP’nin de CHP’nin de altı boşalacak. Bunu ben değil tarih söylüyor.

Sevgili Ümit kardeşim başka sorunuz yaksa burada bitirelim.

 

Peki Sayın Diyap bitilerim. Bize vakit ayrdığınız için çok teşekkür ederim.

Rica ederim. Asıl ban teşekkür ederim. Eksik olmayın.

Haber-Foto: Ümit Sağaltıcı

Share
581 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+10 = ?

#

ERKEN SEÇİM İÇİN NE DEDİ?” için 1 yorum

  1. Ferhat : diyor ki:

    Çok güzel ve yerinde ama bir şey unutulmuş oda Türkiye halkların%80,,,,,!!!!!!!””””olduğu unutulmuş(niye yazmadım biliyormusunuz hakaret olmasın diye)Yani bu gibi halklardan örgütlülük beklemek biraz şey gibi geliyor bana