ÜST REKLAM

logo

reklam
11 Eylül 2019

ERDOĞAN ‘IN SIRLARI

Mehmet Yuva

Sözcü gazetesinde yazan Soner Yalçın, 6 Eylülde ‘Erdoğan’ın sırları’ başlığıyla bir yazı neşretti. Soner Bey, polisiye roman okumayı severmiş. Tarihteki cinayetler ve suikastler hep ilgisini çekermiş. Tarihte bu kadar cinayet ve suikast vakası varken ne hikmetse aklına yeni fitne ve tahriklere mahal oluşturacak Resulallah Muhammed’in 1389 sene önce maruz kaldığı bir suikast teşebbüsü gelmiş. Ekim 630 senesinde Medine şehrinin 700km Kuzeyinde Şam coğrafyasında yer alan bugünkü Ürdün sınırına yakın Tebük bölgesi Bizans tarafından tacize uğramaktadır.

Resulallah Muhammed önceleri Bizans imparatoru Hereklios (Herkül) iyi ilişkiler kurmak ister. Hereklios Kartaca (Tunus) Valisi Bizans Generali Hereklious’un oğludur. Babasıyla aynı ismi taşır. Batı Arabi coğrafyasını (Kuzey Afrika) Doğu Roma İmparatorluğuna katan ardından Mısır’dan hareketle Şam coğrafyasını (Filistin, Lübnan, Suriye, Ürdün, Bilad-i Anadolu) kontrol eden Hereklios Kızıldeniz boyunca Hicaz’a kadar uzanan Arabistan yarımadasına yönelir. Ancak Doğuda İran Sasanileri Kuzey’de Bizans varlığı arasında preslenen Muhammed’in bu ablukayı kırması hayatı önemdeydi.

Şam kapılarını açacak ve Hicaz’ı Akdeniz’e bağlayacak bu hamle Ekim 630’da vuku buldu. Ordunun başında 700km yol alan ve Bizans askerinin Tebük bölgesinden Şama doğru geri çekmesini sağlayan Muhammed’in bu başarısı ve Müslüman olmayan yerli ve akraba Arabi topluluklara kurduğu samimi ilişkiler İstanbul Bizans, İran Sasani ve her ikisiyle işbirliği yapan Arabistan Yahudilerini tedirgin etmiştir. Muhammed’in ordusuna ve idaresine sokulan veya Muhammed’in Tek ve Adil Allah ile eşit ve hür Arabi Millet projesinden kaygı duyanlar ile Muhammed’in varlığını varlıklarına tehdit kabul eden Bizans, Sasani ve Yahudi ticaret ve din erbabı onu ortadan kaldırmak için fırsat kolladılar, iş ve güç birliği yaptılar. Tebük dönüşünde kalkışmayı uygulamaya koydular.

Ordudan ayrılıp yoluna dağ güzergahından devam etmeyi seçen Muhammed’in refakatinde iki çok güvendiği dostları vardı; istihbarat başkanı Huzeyfe el-Yaman ve Ammar Bin Yaser. Suikast girişimi Muhammed ve dostlarının uyanık olması sayesinde boşa çıkartıldı. Yüzü maskeli Suikastçılar Müslüman ordunun içine karışarak izlerini kaybettirmeye çalışırlar. Huzeyfe ve Ammar suikaste katılanları hayvanlarından ortaya çıkarabileceklerini ve olayın arkasında olanları bulabileceklerini söyler. Muhammed kabul etmez. Olaya karışanları ve arkasındaki güçleri bildiğini ve kim olduklarını Huzeyfe ve Ammar’a söyler. Ancak bunun fitne için sebep olacağı bu sebeple bir sır olarak kalmasını tavsiye eder.

İlk inanlardan olan ve her daim en ağır işkencelere maruz kalan devrimci halkçı mazlumun askeri ve adalet aşığı Ammar 657’de Suriye’nin Rakka kentinde vefat etti. Türbesini Davutoğlu’nun “öfkeli Sünnileri” 2014 senesinde dinamitlerle havaya uçurdular. Huzeyfa Muhammed’in sırdaşı olarak bilindi. Kıyamete kadar olacak tüm sırların Resulallah tarafından kendisine aktarıldığını iddia etmiştir. Soner Yalçın, Muhammed’in bildiği ve sır olarak Huzeyfe ve Ammar ile paylaştığı  Tebük suikastini Endülüs alimi Ibn Hazım ve birçok Sünni kaynaklara binaen Abu Bekir, Ömer, Osman, Talha ve Abu Vakkas tarafından tertiplendiğini söylüyor. Huzeyfe ve Ammar bu sırrı ifşa ettiler mi? Hayır.

Peki olaydan 350 sene sonra yaşamış olan Arabi Endülüs İspanyasında yasamış olan filozof ibn Hazım bu sırrı kimden öğrendi? Varsayalım ki, Muhammed’in vefatına, Gadir Hum mevkiinde ilan ettiği Ali’nin vasi, halife ve emir elmümin vesayetine Abu Bekir, Ömer ve şürekasının riayet etmemiş olması, devrimci, halkçı ve sol ekolün temsilcisi başta Muhammed, Ali ve yoldaşlarının sağcı, saltanat sevdalısı ve paracı grup tarafından hedef alındılar. Varsayalım ki Muhammed kim olduklarını biliyordu. Ancak karar verdi ve onları affetti. Bizans, Sasani ve Yahudi tehditleriyle mücadele etmek zorunda kalan Muhammed iç cepheyi pekiştirmek ve fitneye mahal vermemek yönünde karar verdi ve onları affetti. Belki de düşmanı daha iyi tanımak, arkalarındaki gücü ortaya çıkarmak için bir güvenlik planı devreye sokmuştur.

1389 sene sonra Soner Beyin bu cinayet teşebbüsün arkasında Abu Bekir, Ömer, Osman, Talha ve Sa’d bin abu Vakkas olduğu iddia edilirmiş demesinin hayrı nedir? Muhammed’in ölümünden karısı abu Bekir’in kızı Ayşe ve Ömer’in kızı Hafsa sorumlu olabilir imasını yapması ne kazandırır? Halife ve sahabe olarak kabul edilen ve Sünni İslam itikadında olanlar arasında derin bir ihtiram edinmiş olan isimler üzerinden polemik yaratmak kime ne fayda sağlar? Bu suikast ve cinayetlerin üstakıl mahfilleri Bizans, Sasani ve Muhammed ordusuna sızmış kriptocuların olma ihtimali yüksek değil mi? Soner Bey, Ali’nin, “kalimatu hak yurad fiyha batıl” yani söylenen doğru olabilir ama bununla amaçlanan şer  olabilir sözünü duymadınız mı? Yani Soner Bey bir suikast teşebbüsü hakkında iyi niyetle yazmış olabilirsiniz ve bir benzerlik görmüş ve kurmuş olabilirsiniz. Ancak bu yaptığınızla yarardan ziyade zarar ektiğinize müdrik olmalısınız.

Zira herkesten daha iyi bilmeniz gerekir ki siyonizm ve emperyalizm coğrafyamızda tarihte vuku bulmuş ihtilafları, cinayetleri ve düşmanlıkları sürekli kaşır, temcit pilavı gibi servis eder. Din bezirgânları ve siyaset tüccarları da faaliyetlere katkı yapar hizmet eder. Zira her iki taraf bölünmüş, kavgalı ve düşman gruplar, dinler, mezhepler, siyasi topluluklar arasındaki ihtilaflardan beslenmeyi sever.

Ayrıca bu olayı Erdoğan ve ona karşı organize olan parti içindeki yoldaş görünümlü arkadaşlarına bağlamak nedir? Gül, Davutoğlu ve Babacanın Erdoğan’a karşı bayrak açmasını iddia edilen Abu Bekir, Ömer ve Osman’ın Muhammed’e karşı suikaste kadar giden komplo ve kumpası ile kıyaslamak nasıl bir mantıktır? Bunun yerine modern tarihte yola aynı parti çatısı altında yola koyulmuş ama bir sebepten mütevellit ayrışan eski yoldaşların kavgaları, suikastleri, kumpasları, ihanetleri ile dolu onlarca örnek verebilir ve kıyaslama yapabilirdiniz.

Share
95 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+5 = ?