ÜST REKLAM

logo

reklam

EKONOMİMİZ CİDDİ ZORLUKLAR İÇERİSİNDE

TÜRKONFED 22. Girişim ve İş Dünyası Zirvesine katılan TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik güçlü bir ekonominin olmazsa olmazının güçlü bir demokrasi olduğuna dikkat çekti.

TÜRKONFED 22. Girişim ve İş Dünyası Zirvesine DASİFED ev sahipliğinde Hatay’da gerçekleştirildi. Zirve TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan, TÜSİAD Başkanı Erol Bİlecik ve DASİFED Başkanı Faruk Ekinci’nin açılış konuşmalarıyla başladı.

Hatay Kimsenin Kimseye Karışmadığı Bir Yerdir

Zirvede genel ekonomik değerlendirmelerde bulunan TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik katılımcılara öncelikle Zirveye ev sahipli yapan Hatay’ı anlattı. Hatay denildiğinde akıllara hemen barış ve huzurun geldiğini ve bu kentin nice kültüre, inanca ve medeniyete beşiklik etmiş, özel bir şehir olduğunu aktararak “Hatay, birçok farklı kültürün birbirine karıştığı, ama kimsenin kimseye karışmadığı bir yerdir. Bu şehirde künefe kokusu kebaba; baharat kokusu peynire karışır; başka da hiçbir şey, hiçbir şeye karışmaz” dedi.

Hatay’ın İhracat Rakamları Sürekli Yükseliyor

Hatay’ın son 10-15 yıldaki dış politika seyrimizin artı ve eksilerini en yakından hisseden kentlerin başında geldiğine işaret eden TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik “Türkiye, 2000’lerin ilk yarısında reformlarla AB sürecinde hızla ilerledi. O yıllarda, bölgesel cazibe merkezi haline gelmemizle birlikte bölge ülkeleriyle ekonomik ve sosyal ilişkilerimiz de gelişti.   Hatay ekonomisi de bundan payını aldı ve önemli atılımlara imza attı. 2004-2011 yılları arasında ihracat rakamlarının sürekli bir artış içinde olduğunu görüyoruz. Ancak; bu dönemin ardından Türkiye’nin AB süreci tıkanmaya başladı. Arap Baharı dinamiği ise özellikle Suriye bağlamında yanlış yorumlandı. Farklı bir dış politika anlayışı, bölgedeki olumsuzluklardan minimum derecede etkilenmemizi sağlayabilirdi.  Oysa Türkiye, ideolojik yönelimli bir çizgiye girdi ve bir nevi “Orta Doğululaştı”. Bu süreçte Hatay, maalesef sığınmacıların entegrasyon çabaları, ekonomik durgunluk, sınır güvensizliği, Reyhanlı saldırısı gibi büyük terör olaylarıyla gündeme geldi. Elbette, bütün bu gelişmelerle Hatay ekonomisi geriledi. Türkiye,  yoğun sığınmacı dalgasını yönetmeye ve entegrasyona odaklanmaya çalıştı. İki büyük sınır ötesi askeri harekat gerçekleşti. Yaşananlar, AB’nin Türkiye’ye bakışını etkiledi. Türkiye, dış politikada maalesef başarısız bir tablo çizmiş oldu. Sıfır sorun politikası, sıfır komşu politikasına dönüştü. Zaman zaman kamuoyu ile de paylaştığımız üzere, ekonomide de, dış politika da biçtiğini beğenmeyen, ektiğini gözden geçirmelidir. Bölgesel ve hatta küresel güçlerin vekalet savaşı haline gelen Suriye iç savaşı, artık sona ermeye yakın bir aşamada. Bugün, Suriye’deki rejim değişikliğine odaklı ideolojik yaklaşımın geri plana düşmesi ve önceliğin bölgesel işbirliği ile kapsayıcı bir çözüme verilmesi, umut vericidir. Belki Cenevre ya da Astana süreçleri tek başlarına yeterli olmayacaktır. Ancak,  son İstanbul zirvesinde olduğu gibi Rusya ile Batı ülkelerini bir araya getiren bir yaklaşımın başarı şansı vardır” dedi.

Mazeret Yetersizliğin İtirafıdır

Bugün dünyanın, küreselleşmenin iyi yönetilememesinden kaynaklanan bir siyasi kriz ve beraberinde de toplumlarda artan bir kutuplaşma yaşadığına işaret eden Bilecik “Biz, dünyada yaşanan küresel kriz dönemlerinin getirdiği tıkanıklıkları, kendi yaşadığımız tıkanıklıklar için bir mazeret olarak görmüyoruz. Çünkü “Mazeret, yetersizliğin itirafıdır”. “Bir şeyi gerçekten yapmak isteyen bir yol, istemeyen ise mazeret bulur”. Demokrasi, hukuk devleti, kurallara dayalı piyasa ekonomisi ve sosyal kalkınma hedeflerinin başarılabilmesi ve ekonomimizde son dönemde yaşanan sorunların çözümü için Batı ve AB ile ilişkilerimize daha fazla özen göstermemiz gerekiyor. Kısaca Türkiye, yüzünü batıya dönmelidir” dedi.

Zirvede Ülke ve Dünya genelinde yaşanan Ekonomik sorunlara da değinen Bilecik “Ekonomimiz halen ciddi zorluklar içerisinde. Sayın Cumhurbaşkanımızın da bahsettiği nakit sıkışıklığı hemen her sektörde hissediliyor. Ekonomimiz artık dış kaynağa eskisi kadar rahat ve ucuz erişemiyor. Artık krediler hem çok maliyetli, hem de kredilere ulaşmak çok zor. Tahsilatlar zorlaştı, vadeler giderek uzuyor. Art arda gelen konkordatolar, alacaklı şirketleri zor durumda bırakıyor. Şirketler arasında da maalesef güven bunalımı oluştu. Ekonominin düzelmesi sabır, inat ve irade gerektirir. Öte yandan, gerek küresel gelişmeler, gerekse içeride ülkemize özgü koşullar nedeniyle finansman maliyetlerinin bir süre daha yüksek seyretmeye devam etmesi muhtemeldir. Genel olarak dünyada artık ucuz ve bol parayla büyüme dönemi sona erdi. Bugün, dünyada böyle bir rüzgar yok. Ancak biz, rüzgar yoksa küreklere yükleneceğiz” dedi.

 Haber Merkezi

Share
99 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+5 = ?