ÜST REKLAM

logo

reklam

Editörden / Ümit Sağaltıcı ÜSTÜNÜZE BAŞINIZA DÖKMEYİN


Ümit Sağaltıcı
deneme01@hotmail.com

 

 

Soğuk, karlı bir gündür.

Ağıldaki koyunlar birbirlerine sokulmuş, ısınmaya çalışmaktadırlar. Birden ağılın kapısı açılır, eşikte kurt görünür. Koyunlar korkudan donakalırken, kurt konuşur:

-Selamünaleyküm! Koyunlar rahat bir soluk alıp, sevinçle melerler:

-Şükürler olsun, Müslüman’mış!

Yoğurt, çok çeşit türleri olan bir süt ürünüdür. Yoğurdu seven vardır, sevmeyen vardır. Köylerimizde Mahallelerimizde hala inek besleyip sütünden yoğurt yapanlarımız var, çarşıya inip marketlerden hazır, Mandıra- çiftlikte fabrikasyon hazır yoğurt alıp yiyenimiz var.

Anandolu köylümüz, kentlimiz sabahları çorba içmeye hala alışıktır,  damak zevki olarak sürdürenlerimiz çoğunluktadır.

Ben yoğurt yiyen ve ya çorba içen halkımızın, çorbayı / yoğurdu başından aşağı döküp; her bir yanına saçına başına eline yüzüne bulaştırdığını hiç duymadım. Yoğurt yiyenlerimiz de öyle, göğsüne, omzuna beline ayağına da dökmez, midesine gitsin diye ağzına döker.

Hem fikir miyiz? Bakın son kez soruyorum! gülücük ekle

Öyleyse neden üstümüze başımıza bandırıyoruz bu dini, Müslümanlığı?

Neden her şeyde dini öne sürüyoruz?

Niyetim din’i tartışmak onun üstünde laf edip eleştirmek değil, kaldı ki ben inanlardanım, ne kadar iyiyim ne kadar kötüyüm bu katta bilinmez öbür kata da biz gidemeyiz.

Ahlak, kişisel, toplumsal ve sosyal manada, hak hukuk adalet saygı içermiyorsa din ne yapsın?

Yeminle söylüyorum kafam şişti!

Dün türbanı tartışan ülkede, bugün tecavüzcüsüyle evlendirilmek istenen küçük kız çocuklarını tartışıyoruz; beyler bayanlar hep birlikte…

Bu çirkin noktalara da yine din üzerinden geldik. Dindar bir nesil yetiştirmek istiyor, bunu da alenen söylüyorsunuz. O yüzden kadınları kapanmaya, çocukları dini eğitim almaya zorlayan kurumsal yapılar inşa ediyorsunuz.

‘’Eğer bir din insanları mutsuz ediyorsa, sizi nefrete sürüklüyorsa o Allah’ın dini değildir. Çünkü din, insanları mutlu etmek ve birleştirmek için vardır.’’ Diyor İhsan Eliaçık.

Daha bugün ulaştı basın büromuza:

Türkiye’nin en büyük küçük ve orta boy üretim alanı olan Ortadoğu Sanayi ve Ticaret Merkezi’nde (OSTİM) işyerleri büyük bir kriz yaşıyor. 150 binden fazla işçinin istihdam edildiği OSTİM’ de 14 bin firmanın tamamına yakınında üretim durdu. Bu yer Türkiye’nin başkenti Ankarada’dır.

Kaç insan evine çocuğuna ailesine yiyecek ekmek götüremiyor?

Biliyor muyuz;

Elimizde her bir nane (bilgi manasında..) varken var mı akşamdan aç yatanların bir istatistiği varsa yoksa Allah- Kitap…

Ortak değerlerimiz paylaşılsın, çar çur edin din –kitap adına yemin billâh edin!

Oy zamanı geldiğinde de hep size verelim öyle mi?

Ya siz neyi bizimle paylaştınız da şimdi bulamaç oluyorsunuz gelip başımıza; İlçemizde de bölgemizde de durum böyle.

Uğraşılan gündeme bakın:

16 Nisan 2017’da referandum yapılacak ne için?

18 maddelik bir anayasa değişikliği halkoyuna sunulacak.

Okuyanınız elbette olmuştur oya sunulan anayasa taslağını.

Her şeyden önce dini açıdan baktığımızda bile uygunsuzluk var. Çünkü bir yönetim paylaşılmalıdır. Daha fazla insana söz, karar ve yetki verilmelidir. Oysa yapılmak istenen değişiklikte, tek kişiye söz, karar ve yetki veriliyor, giderek tabana yayılacağına, tek kişinin elinde toplanıyor. Bu İslam’ın paylaşım ilkesine de aykırıdır.

Bir yönetim düşünün?

En küçüğünden (küçükten kastım yerel idareler, köyler kasabalar, ilçeler)

Gerçek anlamda bir yönetim aklı kurar, korur, yaşatır, birleştirir, yeniden inşa eder, büyütür. ‘’Kabile aklı’’ veya ‘’kişi kültü’’ ise tek tipleştirir, dağıtır, kaçırır, küçültür.

‘’Veren el alan elden üstündür’’ deyişinde geçtiği gibi alan değil sürekli veren olmak… İsterken Allah’a, verirken insanlara yönelen bir kişilik ki bunu bile anlayamamış bir zihniyet sokaklarımızda caddelerimizde mahallelerimizde köylerimizde hüküm sürmekte.

Çünkü paylaşmıyoruz…

Yükü üstlenen, omuzlayan, paylaşan, bölüşen özgür, bağımsız, onurlu kişiliklerdir.

Daha çık söylememi ister misiniz?

Dışı Müslüman içi kapitalist bir ehl-i namazlık…

Share
707 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TARAFSIZ BASINA FRANSIZ KALMAK

    29 Temmuz 2019 Dünya, Eğitim, Ekonomi, Emlak, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Otomotiv, Röportajlar, Sağlık, Siyaset, Spor, Teknoloji, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

    Halkımıza, İlçemiz kısa bir süre önce Evvel Temmuz etkinliklerine ev sahipliği yaptı. Gazetemiz, halkın haber alma hakkını mümkün mertebe engellemeyerek, (gazetemizin yayınının engellenmesine rağmen) çoğu etkinliği yeri geldi canlı çekim ile uluslararası alana taşıdı, yeri geldi matbuat üzerinden okurlarla buluşturdu. Takdir edersiniz ki ilçede Evvel Temmuz Festivalini destekleyenler olduğu gibi kimi vatandaşımız, kültürden uzak, kimileri de özünden saptırılmış olarak değerlendirdi. Biz Samandağ AYNA’sı olarak her türlü görüşü eşit...
  • ŞEKER BEYNİ DE BİTİRİYOR

    29 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Şeker ve trans yağlarla yüklü Amerikan diyetinin sadece fiziki sağlığı değil beynimizi de olumsuz etkilediği belirlendi. Oregon State Üniversitesi uzmanları tarafından fareler üzerinde gerçekleştirilen araştırma, şeker ve yağdan zengin diyetin bağırsak bakterilerini etkileyerek bilişsel esneklikte (cognitive flexibility) önemli kayıplara yol açtığını gösteriyor. Bilişsel esneklik, beynin iki farklı düşünceden diğerine geçme ve aynı anda iki farklı konuyu düşünme kabiliyeti olarak biliniyor. İnsanlarda bilişsel esneklik bozukluğu, ...
  • GELİN İNSANCIL DAVRANIP, EVRENSEL DÜŞÜNELİM

    29 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Uzun zamandır Samandağ’ın da olup bitenleri sessizce seyrediyorum. Seçimden önce "Samandağ sevdası" havası esiyordu ! Şimdi menfaat havası esiyor! Şimdi durumu bir değerlendirelim. Samandağ’ın da neler oldu ne oluyor ?Birileri seçimden önce eski yönetime karşı cephe aldı, dernekler kurdu, komiteler, toplantılar düzenledi ve halkı toplayıp, kimisi vefadan kimisi de Samandağ sevdasından bahsetti. Seçime kadar sürdü bu düzenlemeler. Projelerde sunuldu. Şimdi seçim gitti, Sevda ve vefa bitti. Çatışmalar, sataşmalar ve hakaretler ba...
  • MİHRİCAN EVVEL TEMMUZ YALANI

    24 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Asaf Hişmi Mihrican Bayramı Farsların her zaman kutladıkları dini bayramlarıdır. Fars güneş yılının yedinci ayı olan Mihir ayının 16. Gününe rastlar. Yedi gün devam eder Mihir ayının 21’de son bulur. Mihrican Bayramı gece ile gündüzün eşit olduğu (Sonbahar ekinosu, Miladi takvimin 21 Eylül’lüne denk gelir. Temmuz ise Miladi takvimin yedinci ayıdır. Evvel temmuz denilen tarih, Fransız devriminin kuruluş tarihidir. Yani 14 Temmuz 1789 tarihinde Faransız devriminin başlangıç tarihidir. Fransızlar bu günü Ulusal bayram olarak kutlarlar. Bu...