ÜST REKLAM

logo

reklam

DOĞAL YAŞAMDAN KOPUNCA


Sami Aslan
deneme@deneme.hotmail.com

Hazırlayan: Sami Aslan

Yaşanacak bir tek ömrümüz var. Onu da uzun ve mutlu yaşamak için sağlıklı olmak gerekiyor.

Oysa günümüz insanı çok erken, hatta küçücük yaşlarda kanser, kalp, şeker, tansiyon, obezite sorunlarıyla sarmalanıyor. Paketlerle ilaç, antidepresanlar, antibiyotikler yanımızdan ayırmadığımız aksesuarlarımız oldu. İnsan ömrü uzadı, evet uzadı ama, ne pahasına. Sağlıksız, hastalıklı, bir gün bile kullanmadığımızda ölümümüze neden olabilecek ilaçlara mahkum bir yaşam.

Neden bu hale geldik:

Doğadan uzaklaştıkça, bizi sağlıklı yapan unsurlardan da uzaklaştık. Sadece doğal ortamlarda, bulunan, bedenimizin ihtiyacı olan probiyotik bakterileri, yani savunma sistemimizin koruyucularını “steril ortam” kentlerde öldürdük. Annenin doğum kanalında ve anne sütünde de bulunan bu probiyotikleri süreç içerisinde, aldığımız antibiyotiklerle ve yanlış beslenme ile yok ettik. Bağışıklık sistemimiz her geçen gün, her türlü hastalığa açık hale geldi. Bütün hastalıklarımızın sebebi, kaynağı budur: Bağışıklık Sisteminin Çökmesi.

İnsanlık; tarihi boyunca doğal ortamdan aldığı bu çok değerli savaşçılarla yaşadığı sürece sağlıklı, güçlü bir ömür sürdü. Beslenmesini MAYAlanmış ürünlerle sürdürenler daha da uzun süre, sağlıkla hayatta kaldılar. Besindeki enzimlerin açığa çıkartılarak, probiyotik ve diğer yararlı bakterilerin etkisiyle mayalanma sürecinden geçmiş yani FERMENTE edilmiş ürünler; sağlık bir sindirim sisteminin oluşmasını, probiyotik bakterilerin bağırsaklarda koloni kurup yerleşmesini ve çoğalmasını ve bağışıklık sistemimizin gelişmesini sağlarlar.

İşte bu iki olgu: Probiyotik bakteriler ve fermente ürünler yaşam kaynağımızdır, sağlık kaynağımızdır!

Özellikle çocuklarımızı sağlıklı yaşamaya yönlendirmek hepimizin görevidir.

Kaynak: Probiyotik Mutfak                                      

Share
149 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • YOLSUZLUKLARIN KİLOMETRE TAŞLARI

    15 Ocak 2020 Genel, Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Asaf Hişmi BEL – BİR AŞ.’ye bulaşmayan kişilerin sayısı azdır. BU şirketle yapılan iş ve işlemlerin fiyat belirlemesi iki türlü. Hesabı kitabı yok. Şirket lehine sonuçlar çıkartılmaya çalışılmıştır. Toplumsal çıkar, ikinci plana atılmıştır.  Şirket kar etsin diye Asliye Hukuk Hâkimliğine sunulan Bilirkişi Raporu sahtedir. Mahkemeyi olumsuz yönden etkilemeye çalışılmıştır. Raporda kullanılan veriler sahtedir. Kıymet takdir komisyonu da sahte bedel takdiri yapmıştır. İşin aslına geçelim. BEL – BİR AŞ.’ye kat karşılığı olmak üze...
  • DOĞAL YAŞAMDAN KOPUNCA

    13 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Yaşanacak bir tek ömrümüz var. Onu da uzun ve mutlu yaşamak için sağlıklı olmak gerekiyor. Oysa günümüz insanı çok erken, hatta küçücük yaşlarda kanser, kalp, şeker, tansiyon, obezite sorunlarıyla sarmalanıyor. Paketlerle ilaç, antidepresanlar, antibiyotikler yanımızdan ayırmadığımız aksesuarlarımız oldu. İnsan ömrü uzadı, evet uzadı ama, ne pahasına. Sağlıksız, hastalıklı, bir gün bile kullanmadığımızda ölümümüze neden olabilecek ilaçlara mahkum bir yaşam. Neden bu hale geldik: Doğadan uzaklaştıkça, bizi...
  • RANTIN ŞEYTANİ YÖNÜ ( 2 )

    13 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Asaf Hişmi 2 – 03.05 1991 tarih ve 11 sayılı Samandağ Belediyesi, Belediye Meclis Kararında rantın şeytani yönü, sırıtır derecede görünüyordu. BEL – BİR A.Ş.’ne Projesiz, ihalesiz  (resmi belgelerde belirtildiğine göre: 1991 yılı Birim fiyat tariflerine göre İhale Bedeli: 20.000.000 TL) iş vermek için bu şirkete kamu kurumu olarak tanıttılar. Belediye encümen ve belediye meclis kararlarında böyle tanıtılmıştı. Kamu kurumu olmayan, Kamu kurumu niteliğini taşımayan ve maliye bakanlığından uygun görüş almayan bu şirketin ödenmiş serma...
  • İKİ GÜNÜ EŞİTLEMEK BİLE ARTIK HAYAL OLDU

    10 Ocak 2020 Köşe Yazıları, Yerel

    Gönül ister ki hep olumlu şeyler yazalım. Kimsenin moralini bozmayalım ama bu günümüz yarınımız hakkında ciddi endişeler taşıyor ve hiçbir düzelme emaresi görmüyorsak, elbette ki gerçekleri dile getirmek, rayından çıkmış olan treni yeniden rayına sokmak için tavsiyelerimizi ifade etmek boynumuzun borcudur. Birilerinin yaptığı gibi yanlışları görmezden gelip yanlış yapanların şakşakçılığını yapıp hızla yaklaştığımız kötü sonun oluşturacağı deprem ve tusunamileri gizlemeye çalışabiliriz ama bunun kime ne faydası olacak ? Son mesajın t...