DİZ(İ) BOYU ŞİDDET! - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

Ahmet Kaya

SON DAKİKA

DİZ(İ) BOYU ŞİDDET!

Bu haber 30 Aralık 2019 - 10:03 'de eklendi ve 297 kez görüntülendi.

RTÜK verilerine göre izleyicilerin en fazla şikayet ettiği konu olan televizyon dizilerindeki şiddet görüntüleri her hafta onlarca sahnede ekranlara yansıyor. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Doç. Dr. Nurullah Emir Ekinci’nin BEYSO Öğrencisi Lora Çobanoğlu ile hazırladıkları teze göre de TV ekranlarında yer alan 12 dizi üzerinde örneklenen sahnelerin karnesi çok kötü.

Hercai, Sen anlat Karadeniz, Bir Zamanlar Çukurova ve diğer dizilerin isim ve sahne analizinin sunulduğu tez, ülke genelinde olduğu gibi ilimizde de vatandaşlar birçok sahnede işkence ve eziyete uğrayan, tecavüz edilmeye çalışılan, sandalyelere bağlanılan ve kafasına silah dayanan kadınların bulunduğu görüntüleri izliyor.

Sahnelerde kadınlar güçsüz, sürekli ağlayan ve yalvaran kişiler olarak gösteriliyor. Üç dizide üç farklı sahnede kadınlar sinir krizi geçirirken, birçok sahnede kadın karakterler işverenlerinden ve erkek karakterlerden ağlayarak özür diletiliyor.

Neredeyse tüm dizilerde, şiddet, silah, ölüm, kadını aşağılayan ifadeler ve bağırış, çağırışlar bulunuyor.    

Topluma Hizmet Uygulamaları dersi kapsamında toplumda farkındalık oluşturmayı hedefleyen teze katılan 12 kız ve erkek öğrenci 12 ayrı dizide yer alan şiddet sahnelerini tek tek konu edinerek her biri seslerini farklı gazetelerde duyurmaya çalıştı.

Peki çözüm nedir? Sorumuza bakalım Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Doç. Dr. Nurullah Emir Ekinci, ne cevap vermiş?

“Öncelikle Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) yazılan senaryoları önceden incelemeli ve onay verdikten sonra yayımlanmasını sağlamalı. Yönetmenlerin ve yapımcıların Reyting uğruna Türk kültürüne ve aile yapısına uygun olmayan sahnelere yer vermek yerine, kadını yücelten ve kadının hem kültürümüzde hem de inandığımız değerler doğrultusunda kutsal bir varlık olduğunu belirten sahnelere yer vermeleri gerekmektedir. Bu hususta tabii ki en büyük çözüm kaynağı biz seyircileriz. Aile yapımıza ve değerlerimize uygun görmediğimiz dizileri izlememiz bizim de bir nevi bu sürece istemsizce yaptığımız en büyük katkıdır. Son olarak bazı kurum ve kuruluşların, sivil toplum örgütlerinin bu problemi sadece televizyonlara bağlamayıp aslında bunun altında yatan sosyolojik nedenleri araştırması bu problemlerin çözümünde büyük önem arz etmektedir.”

Haber – Foto: Ümit Dadük Sağaltıcı