logo

reklam

DİLANCAN’IMI KAYBETTİK

Acımız büyük. Anneler gömmesin yavrularını. Olmaz, yasaklayın. Size bir yangın yerinden yazıyorum.

Burada ateş bilmem kaç derece. Kaç kişi ölmüş kaçı hâla hayatta söyleyemem. Birkaç karış toprağa kaç kişi sığdırabilirsiniz bir düşünün. Öylesine toprağın altındayız  onlarca kişi, gömüldük, üzerimize toprak attılar, ama bu toprağın bir hayli zoru var bizle;  gökyüzü de görünüyor buradan anlamlı anlamsız…nefes almaya çalışıyoruz ama sanki nefes alsak ihanet olacakmış gibi iliklerimize kadar sıkıyoruz dişlerimizi… Hepimizin elinde bir kaç sıyrık var, birileri bizi kendimize getirmeye çalışırken izler bırakmış tenlerimize… Bir o kadar iz de, yüreğimizde var… Dilan’ımız gitti, kızımız, öğretmenimiz, kuzumuz, karagözlümüz, meleğimiz… Üstelik daha on dokuzunda. Bakmayın uzun yazdığıma bitince geçti sanmayın onunla ilgili kelimelerin miladı. Yazdıklarımdan çok söyleyemediklerim var…

Bağıramadıklarım… 3 gündür ne su ne hava, sanki ölüm sarmış ciğerlerimizi, hastalandık ve ölmeyi bekliyoruz… Kaç kere ah desek işe yarar bilmiyoruz… Aslında biliyoruz bu ahlar kalıcı…

Dilancan onun adı, Mutlaka bir yerlerden tanırsınız. Mutlaka bir canınıza,  çiçeğinize, kedinize, köpeğinize, kuşunuza,  yüreği değmiştir. Kaç bin canlının hayatını kurtardı bilmem..

Veteriner ol dedim bir gün ona. Ben hayvanları iş için sevemem dedi. Onlar benim dostlarım.

İş başka dostluk başka. Ben Müzik öğretmeni olmak istiyorum dedi… Bir o kadar da seviyordu insanları ve yaşamı.. Ah dostlar, o pamuk gibi elleri sihirli gibiydi…Notalara dokundukça  hangi coğrafyanın hangi semtin hangi penceresine güneş doğuyordu bilmem…Ama doğuyordu yeniden yaşamak…Dilan’ım 3 ayrı yerde 3 zorlu üniversite yetenek sınavını kazandı ama hedefi Marmara’ydı..Gittik evet, o sınav kapısına elleri titreyerek bir girişi var…Zerre korkmadım kazanamayacağından..Ve kazandı… Bu ömrünü adadığı yolda yaklaşık bir yıldır hedeflerine koşuyordu,  bir öğretmenin onda bilinçli olarak yarattığı tramva sebebiyle ailesine sormadan doktora gitmiş bir tanem..Üzmemek için ailesini üstelik söylememiş.Sonra doktor o yaşına aldırmadan anne babasına sormadan ona antidepresan yazmış reçeteye Azrail gibi.Öğrenince deli olmuş ailesi ve söz vermiş  Dilan’ım içmeyeceğine….Sonra öyle bir akıllı ki korkularını anlatmış öğretmenine, o güzel yüreğiyle ben başaracağım Viyola çalmayı dedikçe daha çok gitmiş üstüne öğretmeni !..O kocaman yüreğiyle baş etmeye kalkmış kalbimin orta yeri…Zor gelmiş…Reçeteyle doktor verdi ilacı, bir bildiği var deyip  yeniden içmeye başlamış antidepresanı.. Saçlarına tüy düşse üzülen  anne, kuzusunu her şeyden sakınırken,  Baba karagözlerine kurban olur gibi büyüttü onu göz bebeklerinde, 2 ayrı diplomalı  okumuş iki insan, Dilan’ımızın direncini kırıp ölüme sürüklemişler onu…üstelik biri eğitimci ! Vazgeçmemiş aslında  Can’ım tam tersine tutunmak için sarılmış , iyi hissetmek, devam etmek istemiş, Çırpınmamış bile kurban olduğum boynuna vurduğu prangadan…

Kendinde değilmiş çünkü… Ota, böceğe, insana akıl veren cennet kokulu prensesim, zihninin oyunuyla oynadı küçük oyunu, uyanamadı, …düşünebilip bir kere aynaya baksa yapamazdı, kıyamazdı o dalgalı siyah saçlarına , o dünyayı seven karagözlerine..bir köpek havlasaydı o an dışarıda kapısını açıp koşardı kıyamazdı aç kalmasına, kurtulurdu eminim, uyanırdı…

Kaç köpeğe kırgınım kaç kuşa kaç canlıya bilemezsiniz,

Kaç intihar aklar bizi kaç cenaze paklar, kaç kitap sığar kaç sabah kaldırabilir bilmiyorum…

Yeni gördüm yazılanları, haberleri, takdir edersiniz ki 3 gündür yoktuk… Sormuş herkes kim bu dünya güzeli, neden ölür ve nasıl! Acımı paylaşmak istedim sizle,  acımızı… Size ne kadar samimi gelir bilmem ama bir can borcumuz olsaydı kendiminkini seve seve verirdim.. O kadar ki yetim bıraktı çok şeyi… Daha uzun bir yolu ve çalınmamış şarkıları vardı… 3 gündür 7den 70 e tanımadığımız yüzlerce kişi geldi taziyeye… Türkiye’nin dört  bir yerinden..Ne kadar insana yüreği değmiş Diloşumun…

70 yaşında adam hüngür hüngür ağlıyor , Dilan diyor yapmaz o benim arkadaşım diyor 8  yaşında çocuk gelip ona Kur’an okuyor o öğretmenim diyor..Tanrım ne acı, ne dayanılmaz…

Siz anlayın acımızı, ciğerimiz yanıyor… Herkese teşekkürler..Binlerce mesaj yazmış tanıyanlar,bağ kuranlar,  yazamıyorum affedin.

DİLAN’IMA son görevimiz var,

Dünya bir aşk kaybetti… Yerühi kalba, yerühi ısma, yerühi hısna… Sabır dileyin dostlar enkazımız büyük… Ve çocuklar!! onlarda olsun gözümüz kulağımız.. Kendinizi yerimize asla koymayın kıyamam…Çocuklar ölmesin.. Evlat içimizi yaktın, !Kızım nur içinde uyu…O herkes için kocaman bir kızdı aklı ve yaptıklarıyla ama bizim küçük bebeğimizdi.

Allah Rahmet Eylesin.

Sinem Kayıkçı Karaali

Share
306 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+10 = ?