“COVİD-19 İÇİN TEK SİLAHIMIZ, BAĞIŞIKLIK SİSTEMİMİZ” - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

maltepe escortkurtköy escort

Şişlide Gece Hayatı

şişli escort

bahistapot.comekbonus.comlinkegit.com

SON DAKİKA

“COVİD-19 İÇİN TEK SİLAHIMIZ, BAĞIŞIKLIK SİSTEMİMİZ”

Bu haber 04 Aralık 2020 - 9:27 'de eklendi ve 924 kez görüntülendi.

Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Kamacı, ‘Covid-19 Yaşlı-Genç Aramaz, Zayıf Bağışıklık Sistemine Sahip Bünye Arar’

İlçemizde faaliyet gösteren Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Gökhan Kamacı, geçtiğimiz yıl Çin’in Wuhan kentinde başlayan ve dünyada hala büyük ölçüde etkisini gösteren Covid-19 virüsüne karşı kendimizi nasıl koruyacağımızı açıkladı. Bu virüse karşı tek silahımızın güçlü bir bağışıklık sistemi olduğunu belirten Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Kamacı, ‘Covid-19 Yaşlı-Genç Aramaz, Zayıf Bağışıklık Sistemine Sahip Bünye Arar’ dedi. Konu üzerine gazetemize konuşan Uzman Kamacı İlçemiz vatandaşlarına seslenerek bağışıklık sisteminizi nasıl güçlendirebileceğimizi açıkladı.
Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Kamacı açıklamasında; “2019 sonlarında dünyada etkisini gösteren, 2020’nin ilk aylarında ülkemizde de etki göstermeye başlayan covid-19 virüsü 2020 yılının son aylarında havalarında soğumasıyla etkisini arttırarak hayatımızda var olmaya devam ediyor. Her geçen gün tehlikeli etkisini arttıran covid-19 virüsüne spesifik herhangi bir ilaç bulunmamaktadır. Bu virüse karşı tek silahımız güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmamızdır.
Hastalıklara karşı savunma sistemiyle donatılan insan vücudu, kendi kendini iyileştirme gücüne sahiptir. Hastalığa yol açabilecek maddeler tarafından uyarılan vücutta bağışıklık sistemi devreye girer ve yabancı bir mikroorganizmayla karşılaştığında belirli hücreler bu maddelerden kurtulmak için mücadele etmeye başlar. Bağışıklık sistemi vücudu virüslere, mikroplara ve bakterilere karşı savunan hücre, protein ve organ ağından oluşur. Vücuda girmeye çalışan tüm maddeleri tanıma, ayrıştırma ve zararlı gördüklerini yok etme üzerine çalışan bağışıklık sistemi birbirine benzeyen maddeleri bile ayırabilme özelliğine sahiptir. Bakteri, parazit, virüs gibi hastalığa neden olan her türlü organizma ve maddeye karşı savaşmak bağışıklık sisteminin görevidir. Vücuda zarar veren maddelerle mücadele etmek ve etkisiz hale getirmek için çalışan immün sistemi mikropların oluşturduğu zararlı kimyasal madde olan toksinlere karşı antikor üretir. Vücut tarafından üretilen ve doğal savunma mekanizması olan antikorlar zararlı maddelerle savaşarak vücudu koruma altına alır.
İşte elimizde böyle güçlü bir silah varken bunu çok iyi bir şekilde kullanmamız ve bu silahımızı hep güçlü, gelecek herhangi bir tehlikeye karşı hazır halde tutmamız gerekiyor.

Covid-19 yaşlılara zarar veriyor, gençlere zarar vermiyor düşüncesi çok yanlış bir düşüncedir özelikle bu noktada genç kesimi uyarmak isterim aynı şekilde ‘’ ben yaşlıyım bu virüs bana çok zarar verecek ‘’ deyip karamsarlığa düşüp psikolojik olarak pes etmekte çok yanlış bir düşünce, bağışıklık sistemini etkileyen birçok faktör vardır, yaş bunlardan sadece biridir.
65 yaş üstü olup, yeterli, dengeli, düzenli ve sağlıklı beslenen, düzenli olarak egzersiz yapan, düzenli ve yeterli uyuyan, stresten elinden geldiği kadar uzak duran, alkol ve sigaradan uzak duran, düzenli olarak doktor kontrolüne gidip gerekli durumlarda vitamin ve mineral desteği alan, düzenli ve yeteri kadar sıvı tüketen bir bireyden yaşından kaynaklı bağışıklık sistemi zayıf demek yanlış olur, bunun tam tersi genç yaşta olup hayatını bu saydıklarımdan uzak bir şekilde devam ettiren bir birey “ben gencim bana bir şey olmaz’’ derse çok yanılır buna özelikle dikkat edelim.
“Covid-19 Yaşlı-Genç Aramaz, Zayıf Bağışıklık Sistemine Sahip Bünye Arar”
Peki bağışıklık sisteminizi nasıl güçlendirebiliriz?
Bol su içmek: Vücuttaki tüm besinleri ve atıkları kan ve lenf sıvıları yoluyla taşıyan bir çözücü olan su; immün sistemi için vazgeçilmezdir. Besinlerin hücrelere işlenmesinde, vücudun gereksiz gördüğü atıkların atılmasında, bakteri ve virüslere karşı savaşılmasında yardımcı olur. Yeterli su tüketimi kanın tüm hücrelere yeterli seviyede oksijen taşımasını sağlarken tüm sistemlerin en iyi şekilde çalışmasında lokomotif görevi görür. Ortalama günlük 3 LT su tüketmeye özen gösterelim, su tüketimini hesaplarken saf su olarak 3 LT tüketmeye dikkat edin.
Kötü alışkanlıklardan uzak durmalıyız: Güçlü bir bağışıklık sisteminin önündeki engellerden biri de alkol ve sigara tüketim oranıdır. Sigara içenler ve yoğun alkol tüketenlerde hastalıklara karşı savunmasız kalma ve bağışıklık sisteminde zayıflama görülebilmektedir.
Düzenli ve yeterli uyumalıyız: Güçlü bir bağışıklık sisteminin etkenlerinden biri de uykudur. Düzensiz ve az uyuyan kişilerde vücut direnci düştüğü için hastalıklara daha kolay yakalanma riski doğabilir. Günlük mutlaka 8 saat uyumalıyız ve mümkün olduğunca uyuyacağımız oda karanlık olmasına özen gösterin.
Düzenli egzersiz: Egzersiz yapmanın bağışıklık sistemi üzerindeki etkisi egzersizin süresi, yoğunluğu, bireyin fiziksel uygunluğu gibi pek çok değişkene bağlıdır. Bununla birlikte, yapılan araştırmalar hafif ve orta şiddetli egzersizlerin bağışıklık sistemi fonksiyonlarını arttırdığını göstermektedir. Düzenli egzersiz aynı zamanda stresi vücudumuzdan uzaklaştırma özelliği taşıyor. Bağışıklık sistemini baskılayan olumsuz etkenlerden biri olan stres unsurunun vücutta yarattığı baskı düzenli egzersiz ile azaltılabilir.
Düzenli, yeterli, dengeli ve doğru beslenmeliyiz:
Günde 5 porsiyon sebze ve meyve tüketin.
Sebze ve meyveler sahip oldukları antioksidanlar (A, C, E vitaminleri, folik asit gibi vitaminler, selenyum gibi mineraller, oligosakkaritler ve bazı fenolik bileşikler) sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirirler ve hastalıklara karşı vücut direncini artırırlar. Özellikle maydanoz, kuşburnu, yeşilbiber, greyfurt, portakal, kivi, çilek, enginar içlerinde yüksek miktarda C vitamini, zeytinyağı, ceviz, badem, fındık ve türevleri E vitamini ve havuç, ıspanak, domates, brokoli, pırasa, bal kabağı gibi sebzeler ise bir A vitamini türevi olan “beta karoten” içerir. Bu nedenle bu sebze ve meyveleri mutfağınızdan eksik etmeyin.
Mutfağınızda sarımsağı eksik etmeyin.
Sarımsak sadece yemeklerimizin vazgeçilmez bir lezzeti olarak değil; insan sağlığı için de yüzyıllardır önemli bir deva olarak kullanılır. Sarımsak içerdiği “allicin” sayesinde güçlü bir antioksidan etkiye sahiptir. Bu sayede bağışıklık sistemini destekler ve birçok hastalığın oluşumunu önler. Mide probleminiz varsa daha dikkatli kulanın.
Güne başlarken ve günü bitirirken elma sirkeli suyunuzu mutlaka için. (500ml su içine 2 yemek kaşığı elma sirkesi)
Mikroplara, bakterilere karşı iyi bir koruyucudur, elma sirkesinin belki de en bilinen faydalarından biri, ‘ana’ ve asetik asit içeriği sayesinde mikropları yok edici etki göstermesidir. Dolayısıyla Hipokrat’ın 2 bin yıl önce yara iyileşmesine yardımcı olmak için sirke kullanması şaşırtıcı değil!!

Sirkenin içinde bulunan asetik asidin ayrıca bakteriyel biyofilmleri yok etmede etkili olduğu gösterilmiştir.
Biyofilmler, bakterilerin yeni yaşam ortamlarına uyum sağlamalarına yardımcı olmak için bir hayatta kalma stratejisi olarak üretilen yapıştırıcı benzeri bir maddedir.
Beslenmenizde probiyotik ve prebiyotiklere daha fazla yer verin.
Yoğurt, kefir gibi besinler önemli probiyotik kaynaklarıdır,
Son yıllarda yapılan birçok araştırma probiyotik etki gösteren besinlerin özellikle bağırsak florasını geliştirerek bağışıklık sistemini güçlendirdiğini göstermektedir. Ayrıca probiyotik besinlerin iltihabi (enflamatuvar) hastalıkların oluşumunu önlediği ve antioksidan etki gösterdiği de yapılan çalışmalarda ortaya konmuştur. Bu nedenle kefir, yoğurt gibi probiyotik içeren besinleri sofralarımızdan eksik etmeyelim. Prebiyotikler, vücudun sindiremediği bazı yiyecek bileşenleridir. Bağırsaktaki bakteri ve diğer faydalı organizmalar için besin görevi görürler. Prebiyotik faydaları, probiyotiklerin yararları ile bağlantılıdır. Prebiyotikler; daha iyi sindirim sağlığı, daha az antibiyotiğe bağlı sağlık sorunları ve diğer faydalar sağlayan sağlıklı bir bağırsağı destekleyebilir. Prebiyotikler, bağırsaklarımızdaki yararlı mikroorganizmaları besler, kış sebzelerinde ( lahana türleri, pancar, kereviz vb.) bol bulunur
Bitki çayı olarak daha çok yeşil çay tüketin.
Günde 2-3 fincan yeşil çay tüketin, Yeşil çay içerdiği “kateşin” sayesinde antioksidan etki göstererek bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca kalbi güçlendirir ve kan şekerini dengeler. Ancak yeşil çayın diüretik (idrar söktürücü) etkisi olduğu için tansiyon ve böbrek hastaları, yeşil çayı doktor ve diyetisyenlerine danışarak tüketmelidirler.
Günde mutlaka bir kez kekik çayı tüketin.
Bronşları açarak astım, bronşit, öksürük, soğuk algınlığı gibi solunum yolu rahatsızlıklarına çok iyi geliyor. İçinde bulunan A ve C vitaminleri sayesinde, düzenli içildiğinde bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
Zencefil tüketin
Taze zencefil B6 vitamini, C vitamini, kalsiyum, demir, magnezyum, potasyum, manganez ve lif açısından oldukça zengindir. Özellikle soğuk algınlığı, grip, nezle gibi hastalıklara karşı koruyucu etki gösterir
Haftada 2 kez balık tüketin
Özellikle soğuk deniz balıkları yüksek miktarda antioksidan etki gösteren Omega 3 içerir. Yapılan birçok çalışma Omega 3 yağ asitlerinin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve özellikle kolon ve prostat kanserlerinin önlenmesinde yararlı olabileceğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle haftada 2 kez mutlaka balık tüketilmelidir.
Şeker tüketimini azaltın hatta bırakın
Son yıllarda yapılan çalışmalar fazla şeker tüketiminin bağırsak florasını bozarak bağışıklık sistemini baskıladığını göstermektedir. Bu nedenle beslenmenizde mümkün olduğu kadar şeker ve şekerli besinleri azaltın.
D vitamin düzeyine baktırın istenilen düzeyde değilse mutlaka takviye alın. Günlük C vitamini tüketimine özen gösterin. Bu süreçte mutlaka beslenme uzmanında destek almayı unutmayın
Herkese sağlıklı yarınlar diliyorum, sağlıcakla kalın…” ifadelerine yer verdi.
Haber- Foto: Aslı Sağaltıcı