logo

reklam

ÇOCUKTAN GELİN OLMAZ,OLAMAZ…


Av. Şükran Dağ Cabir
deneme07@hotmail.com

 

ÇOCUKTAN GELİN OLMAZ,OLAMAZ…

Bilindiği üzere yaşadığımız coğrafyada,ilimizde,  küçük yaşta evlilikler azımsanmayacak oranda çokçadır.Düğün sezonlarının(!) açıldığı şu günlerde  aileler resmi nikah kıyamayacak yaştaki kız çocuklarına resmi makamlara başvurmak suretiyle evlenmeye izin almakta, bunun için de yaşı elvermeyen  kız çocukların yaşlarının büyütülmesi yolu tercih edilmektedir.

Samandağ Kadın Emeği Derneği adına

Av.Şükran Dağ Cabir

 

TÜİK’in çocuk gelinlerle ilgili açıkladığı son rapora göre ülkemizde 181 bin çocuk gelin bulunuyor. Araştırmaya göre, 18 yaşından küçük kızları evlendirmek için açılan davalarda ise önceki yıllara göre yüzde 91.2’lik bir artış oldu. Konuyla ilgili olarak Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) tarafından hazırlanan rapora göre  Avrupa ülkeleri olarak değerlendirilen ülkeler arasında erken evlilik oranı konusunda Türkiye, Gürcistan’ın ardından ikinci sırada yer alıyor. Türkiye özelinde ise her üç kadından biri çocuk gelin.

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun raporuna göre erken yaşta evlilikler ekonomik yetersizlik, yanlış ve eksik bilgilerden kaynaklanan geleneksel ve dini inançlar, eğitimsizlik, aile içi şiddet, toplum baskısı, mülkiyet unsuru gibi sebeplerle ortaya çıkıyor.

Erken yaşta yapılan evlilikler kadınların toplumdaki eşitsiz konumunu pekiştiriyor ve hayat tercihlerini azaltıyor. Kadınları eğitimsizlik, yoksulluk, cahillik ve bağımlılık kısır döngüsüne hapseden bu evlilikler onların geleceğe dair hayallerini de ellerinden alıyor.

Ailenin içinde bulunduğu geçim sıkıntısı ve nüfuz fazlalılığı ekonomik durumu iyi olan ailelere kız vermede rekabet yaşanmasına yol açmakta ,baba evinde çektiği maddi sıkıntılardan ve çocuk yaşta katlanmak zorunda bırakıldığı iş yükünden kurtulacağını hayal eden küçük kadınlar evliliği bir çıkış yolu olduğu konusunda yanılsama yaşayarak yeni ve ağır bir yükün altına girmektedirler….

Gelenekler, görenekler ve dini inançların yanlış algılanması erken yaşta evlenmeyi hızlandırıyor…. Geleneksel aile, kız çocuğunu, aileye belirli bir zaman için emanet edilmiş  ve asıl yuvasının evlendiği eşinin yuvası olduğunu düşünerek “emaneti” bir an önce elden çıkarmak ve sorumluluktan kurtulmak istiyor….

Kocaya itaat ve yeni yuvaya uyum konusunda küçük kadınların daha kolay ehlileştirileceğine inanan erkek anaları, küçük çocukları gelin olarak tercih ediyor…. Erkeğin himayesinin küçük kadınları cinsel taciz ve şiddetten  koruyacağı  ve aynı zamanda bu  küçük kadınların  karşı cinsle evlilik dışı ilişkiye girmelerine ve hamile kalmalarına engel olacağı inancı çocuk gelin sayısındaki patlamalara neden olan başka bir faktör….

Çocuklara yapılan “evde kalırsın”, “bahtın kapanır”, “yaşın geçerse seni kimse almaz”, “bir an önce evlen ve çocuk yap” .  “kız beşikte çeyiz sandıkta” “on beşindeki kız ya erdedir ya yerde” “demir tavında, dilber çağında” “erken evlenen döl alır, erken kalkan yol alır.” “erken evlenen yanılmamış.” ve benzeri söylem erken yaşta  evliliklerin hem önünü açıyor   hem de toplumun bu konundaki yaygın kanaatini gözler önüne seriyor…

Erken yaşta evlendirilen kadınların eğitim hakkının sekteye uğraması, üretim süreci dışına itilmesi sonucu yoksulluk ve bağımlılık cenderesinde un ufak olması eril beyinleri umrunda değil…

Cinsel arzularını tatmin eden “erk”ek,  henüz hamilelik ve doğum stresini kaldıracak kadar olgunlaşmayan küçük kadınların bedenini ve ruhunu  talan ediyor…

İstatistiki veriler bu şekilde yapılan evliliklerin ciddi bir bölümünün boşanma ve kadının intiharı ile sonuçlandığını gösteriyor….

Arkadaşlarından ve sosyal çevresinden kopuş, özgüven eksikliği, toplumsal faaliyetlere katılımdan uzaklaşma  küçük kadınları derin bunalımın dehlizlerinde intihara doğru sürüklüyor…..Göç Vakfı’nın 2012’nin son 3 ayında 15 ili kapsayan araştırmasına göre, intihara teşebbüs eden 25  çocuk gelinden 18’i yaşamını yitirdi…

Kadın Emeği Kollektifi olarak “çocuktan gelin olmaz” diyor, hükümeti kadın ve çocuk alanında çalışan kurumlarla işbirliği yapmaya, acil yasal düzenlemeler için harekete geçmeye davet ediyoruz.

 

Share
1704 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ‘BENDE BİLMİYORUM’

    13 Aralık 2018 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Sohbet Köşesi: Hasan Yavaş Genç adam öyle deyince, cesaret edip devamını soramadım, neyi ‘bilmiyor sun’ diye ülkemizin gerçeği, toplumsal hayatımızın, ekonomiden, sosyal olaylara kadar hiçbir şeyin bir sonraki durumunu kimse kestirip bilemiyor. Rize de susamlı simitler artık susamsız ama fiyatı artmış, eğer Rize gibi bir ilde Ekonomi diye bir şey yoksa bütün Türkiye de para yok demektir, bu da telafisi mümkün olmayacak bir yıkım yaşanıyor demektir. Hamza Şanlı, haklı olarak ‘bilmiyorum’ diyerek Türkiye’yi özetledi. Prensip, ilke...
  • SEÇİMLERE HANGİ GÖZLE BAKIYORUZ?

    13 Aralık 2018 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    ???????????????????????????????????? Şahsen ben, 2019 Seçimlerinin, Samandağ İlçe, Köy ve Mahallelerini, ya yirmi sene ileri taşıyacak veya Yirmi Sene geri atarak, gelişmesinin önüne geçilecek diye düşünüyorum. Neden mi sorusunun cevabını, gelin hep beraber bulalım. Samandağ İlçemizin sınırları içerisinde yaşıyor isek, Yaz ve Kış aylarına ait, İlçemizin sorunları ile zaten haşir ve neşir'iz. Samandağ İlçesi Nüfus açısından, büyüdükçe büyüdü. Velakin, Şehrin Çehresi olduğu gibi kaldı. Sizlerce bilinen, Yaz Aylarının sorunları ve bu ...
  • LOKMAN HEKİM VE SAĞLIĞIMIZ

    11 Aralık 2018 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Eğitimci - Sami ASLAN ???????????????????????????????????? Modern tedavi yöntemlerinin olmadığı eski çağlarda, halka sağlık konularında yol yöntem gösteren, akıl veren, tedavi eden deneyim sahibi bilge kimseler, hekim olarak bilinmekteydi. Halkın bağrından çıkmış ve halkın gönlünde nesiller boyu yaşamış bu yücelmiş kişilerin en bilineni Lokman hekim’dir. Lokman veya Lokman Hekim Kur'an'da ve halk efsanelerinde bahsi geçen, hikmet sahibi olduğuna inanılan kişi. Lokman Hekim'in İslam'a göre peygamber olduğuna dair iddialar bulunmakla be...
  • MİNE G. KIRIKKANA’TA SALDIRI İDEOLOJİKTİR

    11 Aralık 2018 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Sohbet Köşesi  Hasan Yavaş Çünkü Kırıkkanat, yurttaşlık hakları ve vatandaşlık görevi gereği durması gereken yerdedir. Üstelik yazar ve gazetecidir. Yazdığı ve söylediklerini tekrarlayacak yüreklilik ve samimiyettedir. İnsanlık tarihine bakıldığında sınıf savaşlarının din savaşları adı altında sürdürüldüğüne tanık oluruz. Egemenler kendi çıkarları için sorgulamadan savaşacak kimseleri savaş alanına sürmeleri en kolay din kandırmacası üzerinden gerçekleştirdiklerinden bu yolu seçmişlerdir. Mine Kırıkkanat bunu deşifre etmiştir. ...