ÜST REKLAM

logo

reklam

ÇOCUKLAR İÇİN ADALET İSTİYORUZ!

Öyle bir ağlasam ki çocuklar, Size hiç gözyaşı kalmasa…


EĞİTİM SEN Hatay Şube Yürütme Kurulu Adına Şube Kadın Sekreteri Pelin Akbaş Yeşil, Ülkemizde Son 10 yılda çocuk istismarı, çocuklara yönelik şiddet, taciz ve tecavüzün giderek arttığını ifade ederek bir basın açıklamasında bulundu.

Yeşil açıklamasında; “Ülkemizde Son 10 yılda çocuk istismarı, çocuklara yönelik şiddet, taciz, tecavüz giderek artmıştır ve her yeni günde çocuklarımızın yurtlarda, okullarda, sokakta, çocuk cezaevlerinde istismara uğradığı haberleri medyaya düşmektedir. Maalesef yüreğimize saplanan bir bıçak acısı hissettiren Küçük çekmecede 5 yaşındaki yavrumuza yapılan iğrenç, insanlık dışı saldırı haberi ile sarsıldık. Artık insan olmaktan utanıyoruz, İnsan müsveddeleri tarafından Leylamız, Eylül’ümüz, Rabia Naz’larımız, Berkin’imiz, Uğur’umuz ve diğer çocuklarımız katlediliyor.

Yıllardır iktidar desteği ile dini eğitim veren, çeşitli dini vakıf ve cemaatlere ait okul, kurslar, yurtlar ve evlerde çocuklara yönelik olarak yaşanan cinsel istismar vakalarının belirgin bir şekilde artmış olması, çocuklara yönelik cinsel istismar ve saldırıların siyasi iktidarın çabalarıyla cezasız bırakılması, çocuklarımızın ve öğrencilerimizin nasıl büyük ve organize bir tehdit ile karşı karşıya olduğunu net bir şekilde göstermektedir. Katledilen çocuğu için adalet isteyen babaya Rabia Naz’ın babasına mahkeme tarafından akıl sağlığının yerinde olup olmadığının belirlenmesi kararı verilmesi bir adaletsizlik örneğidir. 9 yaşındaki kız çocuğuyla evlenilebilir diyen diyanet var oldukça çocuklarımıza yönelik cinsel saldırıların önüne geçilemez. Bu ülkede sorulan soru üzerine kendisini din uleması sanan ahlaksız bir kişinin,  bir babanın öz kızına şehvet duymasının haram olmadığını söylemedi mi?

Asansörde halvet fetvası veren bir zat il il gezerken 9 yaşındaki çocukla evlenebilir derken bu çocuklarımızın hedef gösterildiğini söyleyenler susturuldu. “Tecavüz eden tecavüze uğrayanla evlenirse ceza düşer” yargı kararlarının çocuklara yönelik bir tehdit olduğunu 11-12 yaşındaki çocukların ailelerinin namusunu kurtarmak için evlenmek zorunda oldukları bir anlayış olduğunu hepimiz biliyoruz. Eğitim öğretim sistemini değiştiriyoruz deyip 4+4+4 eğitim sistemi getirilirken bu sistem çocuk gelinlerin sayısını arttırmıştır. Gerici -cinsiyetçi bir eğitim sistemine hayır diyen bizlere yönelik her türlü baskı, soruşturma ve cezalar uygulanmıştır.

Siyasiler, Bir yurtta Çocuk tacizi yaşanırken çocuğunda rızası vardı diyebilir mi? Bir bakan yine bir yurtta ortaya çıkan çocuk tacizi ile ilgili bir kere yaşanmışsa bir şey olmaz diyebilir mi? Bu dolaylı bir azmettiricilik değil midir? İktidar ve yandaş basın; Şakran cezaevinde çocuklara işkence ve tecavüz edildiğinde Ensar yurtlarında çocuklar taciz edildiğinde, tecavüze uğradığında Aladağlarda dinci yurtta çocuklar yanarak öldüğünde Suriyeli çocukların satılarak evlendirildiğinde, sorumlular hakkında hiçbir cezai yaptırım uygulanmamıştır. Cezasızlık daha fazla tacizin, tecavüzün, katledilmenin önünü açmaktadır. Mardin’de bir çocuğumuz aylarca 48 kişi tarafından tecavüze uğradığında, tecavüzcüler değil bunu ortaya çıkaran öğretmen soruşturma geçirdi. Bir TV. Programında telefonda çocuklar ölmesin diyen Ayşe öğretmen cezaevine gönderilirken, Soma’da 301 madencinin ölümünden sorumlu Patron serbest bırakıldı. Madencilerin avukatlığını yapan ÇHD’li avukatlar tutuklandı. Bunlar yaşanırken yasaların çocuklarımızı koruduğunu nasıl iddia edebiliriz? Adaletten çok adaletsizliğe tanık oluyoruz. Eğitimde 4+4+4 uygulamasına geçilmesiyle eğitimde bu düzenleme ile hız kazanan dönüşüm sonucunda yaklaşık 2 milyon çocuk örgün eğitim dışında kalmıştır. Üstelik çocuk yaşta evliliklerin basit bir “sonuç” olmadığı, bir zihniyetin yansıması ve bilinçli bir şekilde izlenen bir politikanın ürünü olduğu bugün bir kez daha açıkça görülmektedir.

Müftülere nikâh kıyma yetkisi veren ve nüfus hizmetlerinde değişiklikler getiren yasa, çocuklarımızı her türlü istismara açık hale getirmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gerici-dinci cemaat, tarikat ve vakıflarla imzalanan protokoller, çocuklarımızı Ensar zihniyetine teslim etmektedir Hayatın her alanının dinselleştirildiği, kadınların medeni kanunla korunan haklarının gasp edilmeye, yerine şerri hukukun getirilmeye çalışıldığı düzenlemelerin yanı sıra bu anlayışın uzantısı olan müfredata maruz kalan çocuklarımızın psikolojisinde çok ciddi tahribatlar oluşmaktadır.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne taraf olan Türkiye, sözleşmenin çocuğun yüksek yararı, yaşama ve gelişme hakkı, katılım hakkı, ayrım gözetmeme, güvenli bir ortamda büyüme hakkı şeklinde temel ilkeler üzerinden belirlenen yükümlüklerinin büyük bölümünü yerine getirmediği gibi, çocuklara karşı işlenen suçlara karşı kalıcı çözümler üretmekten uzak durmaktadır. Oysa Çocuk Hakları Sözleşmesi devletlere, çocuk haklarına saygı duymaya davet etmekte, bu hakların korunması ve ihlal edilmemesi için çeşitli yükümlülükler yüklemektedir. Çocuk Hakları Sözleşmesi çocukların istismardan korunmasında öncelikli görevi devletlere vermesine rağmen, özellikle eğitim kurumlarında (okul, yurt, kurs, ev vb.) yaşanan çocuk istismarı vakalarının birinci dereceden sorumlularının siyasi iktidar ve MEB olduğu açıktır.

Çocuklarımıza yönelik her türlü adaletsizlik, cinsel saldırı karşısında mücadelemiz kararlılıkla sürdürecektir.

“Öyle bir ağlasam,

Öyle bir ağlasam ki çocuklar

Size hiç gözyaşı kalmasa.

Öyle bir aç kalsam

Öyle bir aç kalsam ki çocuklar

Size hiç açlık kalmasa.

Öyle bir ölsem

Öyle bir öylem ki çocuklar

Size hiç ölüm kalmasa” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi

Share
17 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+4 = ?