ÇİFTÇİNİN EN BÜYÜK KAYBI METEOROLOJİDEN DEĞİL, PAZARSIZLIKTAN - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

ankara escort

Şişlide Gece Hayatı

şişli escort

bahistapot.comekbonus.comlinkegit.com

SON DAKİKA

ÇİFTÇİNİN EN BÜYÜK KAYBI METEOROLOJİDEN DEĞİL, PAZARSIZLIKTAN

Bu haber 18 Ocak 2021 - 11:57 'de eklendi ve 533 kez görüntülendi.


İlimiz genelinde Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün sağanak yağışlar için vatandaşları uyarması üzerine ilçemizde çiftçilerimizin nasıl önlemler aldığı merak konumuz oldu. Sıcacık yatağında uyurken vatandaşlarımız, çiftçilerimiz mahsülünü korumak için gecesini gündüzüne katmış. Yeni yıl (Resel Seni ) arifesinde merak ettiklerimizi ilçemizde 27 yıldır çiftçilik yapan Güney Saknalı’ya sorduk. İtina ile sorularımızı seralarında yanıtlayan Saknalı, babadan devraldığı görevi layıkıyla yapanlardan. Bilgi yüklü paylaşımlarını dinlediğimiz Saknalı, çiftçiliğin zor ve keyif veren zamanlarını okurlarımızla paylaştı.
* Çiftçiliğe yolculuk nasıl başladı?
Merhaba hoş geldiniz. Bu benim Baba mesleğim. Daha önce hızar atölyesinde çalışıyordum. Ortaokulu bitirdikten sonra, hızardaki işler duruldu. İnsanlar plastik kasa ve karton kasa gibi şeylere yöneldi. Biz de baba mesleği olduğundan bu işi devam ettirme kararı aldık. Yaklaşık 26 yıldır babamla beraber devam ediyoruz. Bu işe yönelme nedenim babam.

* Bu alanda çalışırken üretim noktasında, verimde zirveyi yaşadık dediğiniz bir yıl var mı?
Tabii bazen oluyor. Yeni toprak olur, iklim koşulları müsaittir vs. 26 yıl içerisinde mutlaka olmuştur. Ancak bazen, örneğin; biber olarak standart çeşit ektiğimiz için şuan bulunduğumuz dönemde birçok zirai ilacın yasaklanması nedeniyle zararlar çoğaldı. Bunun yerlerini dolduracak başka alternatif ürünlerin olmayışı da bizi çok zor durumda bırakıyor. Bundan dolayı verim kayıpları da oluyor tabi ancak biz bunlara rağmen, bu ilaçların yasaklanmalarına karşı değiliz. Sadece bunların yerini doldurabilecek biyolojik ve insan sağlığını tehdit etmeyecek ürünlerin üreticiye alternatif olarak sunulması gerekir.

* Peki ekonomik açıdan toprağa verdiğinizin karşılığını alıyor musunuz?
Tarımda tabii ki bildiğiniz gibi, (yaşamış biri olarak söylüyorum) daha önce ürünler daha iyi para ediyordu. Çiftçiye maliyeti de çok düşüktü. Şuan da bulunduğumuz koşulları değerlendireceksek bir kıyaslama yapacaksak eskiden kazanç vardı şu an ise öyle bir şey yok.
Ürünü pazarlayacağımız doğru düzgün yer yok. Şu anda üreticinin ödemiş olduğu vergi sattığı ürünün %20’sini komisyon olarak ödüyor.
Bu ne demek? Hangi sektör Türkiye’de kazancının ya da aldığı paranın %20’sini geri olarak ödüyor? Öyle bir şey yok. Bir liraya sattığımız ürün %14-%15 komisyon. Bunun yol kirası var %20’ye tekabül ediyor. İşçilik hariç iken. Eskisi gibi kazanç yok. Maalesef durumlar böyle. Herkes çıkmazda, inşallah durumlar düzelir. İthalatın olması için Rusya’nın koymuş olduğu kota sorunu yüzünden çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz.
* Meteorolojinin uyarıları üzerine aldığınız önlemler neler?
Meteoroloji uyarı yaptığı zaman, gerçi biz tecrübelerimizden faydalanarak da gerekli olan tahminleri yapabiliyoruz. Birkaç gün öncesinden uyarı veriyor. Biz vermiş oldukları uyarıları o gün ki koşullara bakarak ancak biz neyin nasıl olacağını kararlaştırabiliyoruz. Seraların havalandırılmalarını indirdikten sonra sabitliyoruz. Gece rüzgarın yönü değişebiliyor. Doğudan esen rüzgar sizi yanıltabilir. Bir bakarsınız gece yön değiştirmiş. Seraların havasını o yönden kapatıp batı tarafını açık bırakırsak rüzgarın yönü değiştiği anda havalandırma kapalı olduğu için naylonu uçurabilir çünkü rüzgarın girişi var ama çıkışı yok. Bu yüzden biz böyle durumlarda uyarı yapıldığı zaman seranın 4 tarafını iyice kapatıp sabitliyoruz.

* Peki, bu önlemler istediğiniz sonucu veriyor mu?
Biz serayı kurarken gerekli olan bütün malzemeleri kullanıyoruz. Seranın sağlam yapılması için her türlü malzemeyi kullanıyoruz. Bundan geri kalmıyoruz. Samandağ’ın rüzgarı çok şiddetli esiyor. Bunun için seranın malzemesini sağlam kullanmaya çalışıyoruz. Örtüsünü de 2-3 yılda bir değiştiriyoruz. En ufak bir rüzgarda bile aşınabiliyor. Samandağ’ın rüzgarına karşı, elimizden gelen serayı sağlam kurmak ve naylonun kalitesini iyi seçmek.
* Peki, son günlerde yaşadığımız mevsimsel değişiklik tarımı nasıl etkiledi?
Verimi düşürüyor. Bu sene neredeyse kış olmadı. Ürünün kaliteli bir şekilde yetiştirilebilmesi için ve istediğiniz sonucu elde edebilmeniz için bitkinin nem’ belirli bir sıcaklığa ihtiyacı var. Gece ile gündüz arasındaki ısı farkı da yararlı olabilmekte. Bu sene bu iklimi göremeyişimiz ürün başka yıllara nazaran düşük olmasına sebep oldu. Zararlarla mücadele ettiğimiz birçok ürünün yasaklanması bizi de zor durumda bıraktı buna alternatif bulunmuyor. Şuan gal sineğiyle bile uğraşamıyoruz. Samandağ biberinde aşırı derecede ürün kaybına neden oluyor. Bununda ruhsatlı bir ilacı yok piyasada. Biyolojik yöntemleri kullanmaya çalışıyoruz. Bu ne derece faydalı olabilir? %10-%20 kadar. Belirli tuzaklar kullanılıyor ama bu bir yere kadar. Bunun yanında kimyasal ilaçlarında kullanılması gerekli ki tam netice alınabilsin. Ama maalesef o ilaçları yasakladıktan sonra alternatif ilaçlar sunulmuyor bize. Bu bizde ürün kaybına neden oluyor.
* Hatay için uygulanmasını beklediğiniz tarım politikası için ne dersiniz?
Bir çok konuya değinmek isterim bu durumla ilgili. Bazen yapılan desteklemeler yanlış yerlere gidiyor işin ehli olan bu işi başarabilecek olan kişilere destek verilmesi gerekiyor. Mesela adam arazi sahibi ama seracılık ile ilgili bir şey bilmiyor. İşle alakalı hiçbir bilgisi olmadığı için maalesef hem devleti hem bizi hem kendini zarara uğratıyor. Bu işi bilen kişilerin yapması lazım. Desteklemeler bu şekilde yapılmalı. Gerek yerel yönetim, gerekse Tarım Bakanlığımız üreticiye destek olmalı. Doğru şekilde yapması gerekir ki üretici de daha iyi kazanç sağlanabilsin ve verim olsun. Mesela birçok arkadaşımız bu işe yeni başlamış, büyük işletmeleri olmayıp aile seracılığı yapıyor. Bu destekleniyor ama dönüm başına cüzi bir miktar veriliyor. Bu yeterli değil. Bu işle ilgili bilgisi olmayan arkadaşlarımız en azından bilen kişiler tarafından bilinçlendirilmeli. Gerek ilçe Tarım müdürlüğü gerekse konuyla ilgilenen herhangi biri. Uzman olanlar bu arkadaşlarımıza teknik bilgiler vermeli diye düşünüyorum. Hatay’da ki ürünün daha kaliteli ürünün elde edilmesi için bu şarttır diye düşünüyorum.
* Genç yaşta toprakla uğraşan bir insan olarak, büyüklerimiz arasında zorluk çektiniz mi?
Şimdi büyüklerin arasında çok zorluk çektim. Önce tabii ki, babamla. Onunla çok tartıştık çünkü ben yenilikçi bir insanım. O ise eskiden kalan yöntemler ile çalışmak istiyor. Mesela seraların, kamış seralardan yüksek seralara geçişi için çok uğraştım. Çünkü toprağımız yoktu. Bize kiralayan arkadaş ile görüştük. Seraları yaptık. Babam ile çok sorun yaşadık bu durumla ilgili. Tartışma da dediğim şu mana da “yok yapmayalım, bizi aşar” gibisindendi. Üretimle ilgili ben istatiksel davranırım. Mesela “Şubat ayında şu ürünü ekersek daha iyi kazanç elde ederiz” düşüncesiyle hareket ediyorum. Kendisi sürekli aynı ürünü ekmek istiyor. Bu da ürün kaybına neden oluyordu. Bu yolda istediğiniz kazancı elde edemezsiniz. Sera örtüsü olsun birçok konuda sorun yaşıyoruz ama anlatmak mümkün değil. 26 yıldır babamla beraberim. Benden çok daha öncesinde bu işe başladığı için deneyimi var ve kendince bu şekilde kabul ediyor, olması gerekenleri. Ben araştırırım, tarım fuarlarına giderim, tarımla ilgili yenilikleri yapmaya çalışırım. Yenilikçi ve araştırmacı bir insanım. Dolayısıyla bunu kabul etmezdi. İnadımla da yaptık ve buradayız.
* Son olarak ilçe halkına seslenmek isteseniz ne dersiniz?

Aslında bu iş çok zahmetli ve şu anda pandemiden dolayı çok zorluk yaşıyoruz. Buna benzer birçok alanın kapalı olması nedeniyle çok ciddi sorunlar yaşıyoruz. Ürünü istediğimiz fiyata satamıyoruz. Geldi maliyetlerinin fazla olması nedeniyle belki zarar sağlamayız ama kazançta sağlamıyoruz. Emeğimiz boşuna gidebiliyor. Bu şekilde devam ederse durumlar ciddi sonuçlar doğurabilir.
Rusya’da kotadan dolayı ürün almıyor diye duyuyoruz sosyal medyadan. Bu zor günleri beraberce aşarız. İsterim ki bizi ayakta tutan tek pazarımız olan Rusya ile durumlar düzelir. Ve bu kota sorunu çözülür. Çünkü bizi ilgilendiren tek konu Rusya’daki pazar. O olmazsa kesinlikle ayakta kalamayız. İnşallah herkes emeğinin karşılığını alır. Tek niyetimiz çocuklarımıza helal bir lokma yedirebilmek. Onun dışında başka bir beklentimiz yok. Zaten bu süreçte herkes zorda. İnşallah beraberce bu zor süreçten kurtulup bir an önce eski günlerimize döneriz.

Üreticilerimizin biraz daha sabırlı olmasını istiyorum. Ama her şeyin başı sağlıktır. 2 yıldır çiftçi olarak çok zor dönemlerden geçiyoruz ama direnmemiz lazım. Ben 26 yıl içerisinde çok ciddi sorunlarda yaşadım. Biz kazancımızı diğer arkadaşlarımızın zararı ile alıyoruz. Hiçbirimiz bunu istemiyoruz. Zarar görmeden de kazanmak istiyoruz. Başkasının canı yandığı zaman bizimde canımız yanıyor. Yazık çünkü biz emekten anlıyoruz. Bizim kaderimiz, bizim kazancımız başkasının, kardeşimizin, dostumuzun zararı üzerine olmasın. Başkasının zarar edipte bizim kazanmamızın bir anlamı yok.
Biz sadece önümüzü görelim istiyoruz. Nasıl bir ürünün fiyatı belliyse bizimde ürettiğimiz ürünün atıyorum şu tarihte şu fiyat üzerinden satılmasını istiyoruz. Yani hak ettiği değer üzerinden satılsın ki bizde önümüzü görelim. Burada para harcıyorsun, sera örtüsü, gübre, ilaç, işçilik maliyeti vs. ürünü satmaya geldiğinde 2 gün para ediyor, o ettiği dönemde de zaten ürün yok. Sosyal medya da her kafadan ayrı ses çıkıyor. Bilenler konuşsa sıkıntı yok ama bilmeyenlerde konuşuyor.
Örneğin; “kışın domates tüketmeyin.” Neden? Bizim burada tarım ve ilçe müdürlüğü tarafından düzenli olarak numuneler alınıyor ve tahlile alınıyor. Herhangi bir testisit (?) kalıntısı varsa direk ceza işleniyor bize. Bunun bilincinde olmaları gerekiyor. Domatesin çiçeğini döllemek için bambu arısı kullanıyoruz. Bu kadar dikkat etmemize rağmen birileri çıkıp “kışın domates tüketmeyin.” Diyor. Kesinlikle biz kendimizi başkasından ayrı tutmuyoruz. Nasıl ki biz bundan gönül rahatlığıyla tüketiyorsak, onlarda tüketebilir. Bütün üreticiler, ürünler takip altında. Eskisi gibi değil hiçbir şey. Zaten birçok ilaç yasaklanmış durumda. Bunu kullanan üretici, yetkililer tarafından cezai işlem yapılabiliyor. Eğer üretici iki üç defa aynı aynı hatayı sürekli yaparsa üreticilikten men ediliyor. O yüzden gönül rahatlığıyla kışın da tüketebilir. Sadece aldıkları yerleri sorgulamaları lazım. Bazı üreticiler bu işi amatörce yaptığı için dikkat (!) her zaman gereklidir. Onun dışında her konuda rahat olabilirler. Sosyal medyada çıkan gereksiz ve yalan haberlerle ilgili ciddi sorunlar yaşıyoruz. Bilen konuşsun ama bilmeyen sussun. Futbolcu bile tarım hakkında konuşabiliyor, emeğe saygı duyun yeter.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim; başta ilimiz genelindeki tüm vatandaşlarımızın Resel Senesini kutlar tüm dünya halklarına sağlıklı günler dilerim.
* Çiftçilerimizin emeğinin karşılığını bulduğu bir yıl temennisi ile bu özel günün hazırlığı içinde bize zaman ayırdığınız için biz size teşekkür ederiz.
Haber : İdilAyçeSahillioğulları
Foto: Ümit Dadük Sağaltıcı