ÇİFTÇİ; “KÜLTÜREL DEĞERLERİMİZ, KENDİ ELİMİZLE YOK EDİLMEKTEDİR” - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

şişli escort

Ahmet Kaya

SON DAKİKA
AfrodizyakBahis Siteleri

ÇİFTÇİ; “KÜLTÜREL DEĞERLERİMİZ, KENDİ ELİMİZLE YOK EDİLMEKTEDİR”

Bu haber 29 Haziran 2018 - 9:05 'de eklendi ve 106 kez görüntülendi.

Alevi Değerleri Derneği Başkanı Ecz. Zülfikar Çiftçi, İlçemiz ve toplumumuz için hayati derecede önem taşıyan iki önemli konu üzerinde durdu. İlçemizin kanayan yarası olan yeni neslin Arapça diline olan ilgisizliğini ve Arap- Alevi kültürünün derinliğini ve evrenselliğini vurgulamak için özel bir çaba sarf edip bayramlarımıza zorlama anlamlar yüklemenin gereği olmadığını ifade ederek Evvel Temmuz Bayramı’nın oluşumu ve nasıl kutlanmaya başlandığını gazetemiz haber merkezine yaptığı bir açıklamada aktardı. 

Öncelikli olarak, genç annelerin Türk dilinin kültürel hegamonyasına teslim olmuş durumda olduğunu belirten Çiftçi; “Son dönemde özellikle aydınlarımızın toplumsal geçmişimizin daha çok kültürel boyutuna sahip çıkma refleksi geliştirdiğini görmek mutluluk vericidir. Bu sahiplenmeler yetersiz de olsa toplumsal bilinç oluşturma yolunda olumlu adımlardır. Bunlar yapılırken aydınlarımız da dâhil özellikle genç nüfusun Arapça’ya ilgisizliği üzücüdür. Genç anneler ne yazık ki Türk dilinin kültürel hegamonyasına teslim olmuş durumdadır, çocuklarımız da bu minval üzere yetiştirilmekte, yerel kültürel değerlerimiz kendi elimizle yok edilmektedir.  Bu durumun aşılamaması binlerce yıllık kültürümüzün özgünlüğünü kaybedip Türk kültüründen bozma garip bir melez kültür oluşumuna yol açmaktadır. Bizce baskı dönemlerinin empoze ettiği ‘‘öteki’’ sıkıntısından ve bunun doğurmuş olduğu  (azınlık psikolojisinin yarattığı)   benlik komplekslerinden arınmanın zamanı çoktan gelmiş ve geçmektedir. Eğitimli insanlarımızın ‘aydın’ sorumluluğuyla bu konuda topluma önderlik etmesi beklenir. Bu konuda değişim şarttır ve elden gelen yapılmalıdır.” Dedi.

Alevi Değerleri Derneği Başkanı Ecz. Zülfikar Çiftçi, Evvel temmuz Bayramı ile ilgili düşüncelerini ise şöyle; “Son yıllarda, organizasyonu yüklenen sevgili dostlarımızın takdire şayan çabalarıyla bir festival markası halini alan ve bölgeye bereketli bir sosyo-kültürel iklim katan Evvel Temmuz’un İsa Peygamber döneminde yaşadığımız coğrafyada filizlenip kök saldığını belirtmekte yarar vardır.

Arap- Alevi kültürünün derinliğini ve evrenselliğini vurgulamak için özel bir çaba sarf edip bayramlarımıza zorlama anlamlar yüklemenin gereği yoktur.  Alevi toplumunda kutlanan yüzlerce bayramın istisnasız hiç birinin kökeninde çok Tanrılı din-kültür yoktur, olamaz.

Peygamberlerimizin tümüne Adem’e, Nuh’a, İbrahim’e, İsmail’e, Musa’ya,  Süleyman’a,  İsa’ya ait izler vardır, semavi dinlerin tümünden miraslar vardır, bunların varlığında toplumumuzun sırasıyla peygamberlerin öğretilerini benimsemesi etkili olmuştur. Ayrıca kitabımız Kur’an-ı Kerim bu sayılan peygamberlerin tümünün mirasını bize taşımakta,  onlara yer vermektedir.

İsa’ nın doğumunu kutlamanın İslamiyet’le ilişkisini anlayamayan softaya Kur’an’ daki Meryem suresine bakmasını öneriniz. Keza, önceki peygamberlerin bayramları onların inanırlarını ilgilendirir diyenlere,  kökeni İbrahim ile İsmail’e dayanan,  Hz. Muhammed’in kutladığı ve İslami bayram olarak kabul ve emrettiği Kurban Bayramını niye kutladıklarını sorunuz.

Biz Aleviler kaynağı Kur’an-ı Kerim olmayan hiçbir bayramı kabul etmeyen bir öğretinin mensuplarıyız.  Bu vurguyu özellikle yapmak önemlidir.

Evvel Temmuz bayramı da kökeni İsa dönemine dayansa da, Kur’an’ da Yasin suresi 13 ile 27 ayetler arasında bahsi geçen, bir diğer adıyla Havariyyun  (havariler)  bayramı olarak bilinir. Oluşumu şöyledir:

İsa’ nın insanları ilahi dine davet etmeğe başladığı dönemde Antakya’ nın halkı ve hükümdarı putperesttir.   İsa  (a.s) ,  Havarilerinden Yuhanna (Yunus) ve Pavlus (Yahya)’u Antakya’ya gönderir.  İlk karşılaştıkları kişi Habib-i Neccar olur. Ona yeni dinin esaslarını öğretirler, yatalak çocuğuna şifa verirler. Bunun üzerine Habib-i Neccar onlarla beraber halkı bu yeni dine davet eder. Hükümdar bunların üzerine askerlerini salar. Habib-i Neccar şehid edilir, iki Havari de zindana atılır. Bunun üzerine İsa (a.s)  üçüncü kişi olarak Şem’ un El-Safa’yı Antakya ya gönderir. Şem ’un bilge biridir, hükümdarın yanına vardığında, ilim, astronomi, tarih ve felsefe bilgisiyle onu etkiler,  muteber ve faziletli bir konuk olarak ehemmiyet görür. Sarayda birkaç günlük bir konaklamadan ve sohbetten sonra memleketin ahvalini sorar. Hükümdar, şehre gelen yabancı iki kişinin fitne oluşturduğunu söyler ve duyduğu rahatsızlığı dile getirir. Şem ’un bu kişilerin iddialarında sadık olup olmadıklarının denenmesi gerektiğini ondan sonra durumları hakkında karar verilmesi gerektiğini söyler. Bunun üzerine iki Havari huzura getirilip yeni din iddialarının hakkaniyetini destekleyen kanıtlarının olup olmadığı sorulur. Havariler, Allahın isteğiyle ölüyü diriltebileceklerini, kör,  dilsiz ve yatalağa şifa verebileceklerini söylerler. Hükümdar bu iddialara inanmayınca Şem’ un, havarilere iddialarını kanıtlamaları fırsatının tanınmasını ister.  Aynı gün ölen vezirin oğlunu dirilten Havariler kör, dilsiz ve yatalağa da şifa verince Şem’ un El-Safa Hükümdar’ a bu kişiler hak din üzerine gönderilmemiş olsaydı bunları yapmaya muktedir olamazlardı,   bu apaçık kanıtlardan sonra bize ancak inanmak düşer, der. Bunun üzerine hükümdar putları kırdırtarak yeni dini kabul eder ve tüm insanları da bu yeni dine davet ederek memlekette kutlamalar yapılmasını emreder. İşte bu bayramın temelindeki kutlama geleneği böyle başlamış ve iki bin yılı aşkın süredir şenlikler ve sevinçlerle kutlamalar süregelmiştir.  Önce de belirttiğimiz gibi bu bayramın ayrı bir önemi de başlangıç yerinin Antakya oluşudur” dedi.

Haber – Foto: Ümit Sağaltıcı

 

 

Rize araç kiralamaRize evden eve nakliyat Uşak evden eve nakliyatSiirt evden eve nakliyatSakarya evden eve nakliyatKahramanmaraş evden eve nakliyatNevşehir evden eve nakliyat