ÜST REKLAM

logo

reklam

CHP, SURİYE ZİRVESİ VE SON SAAT

Mehmet Yuva

CHP Genel Merkezi, Türkiye’de 16 Eylül’de yapılan üçlü Suriye zirvesinin ertesi günü yani 17 Eylül’de İstanbul Hilton Maslak Otelde bir Suriye Konferansı düzenlemeyi planlamıştı. Zirveden hemen sonra yapılsaydı elbette daha anlamlı olacaktı. Ancak konferans 28 Eylül’e ertelendi. Bu konferansa ülke içinden ve dışından konuklar davet edilecek. CHP Genel Başkan yardımcıları sıfatıyla Veli Ağbaba ve Ünal Çeviköz imzalı davetiye mektubu Şam’dan katılacak olanlara ulaşmış. Suriye BAAS partisi adına katılım için Dr. İsam D., Dr. Bessam A. ve Dr. Halife M. görevlendirilmiş. 

Suriye hükümetinin geleneksel dış politikalarının en önemli unsurlarından ilkelerinden birisi başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmeme prensibidir. Ancak bir başka Şam politikası ‘bil-misil’ yani mütekabiliyet kıssadan hisse bana yaptığını sana yaparım prensibine istinat eder. Konferans hakkında görüşlerine başvurduğumuz resmi kaynaklar, Türkiye’de bir muhalefet partinin Suriye Konferansı düzenlemesi, bu konferansa Suriye BAAS Partisinden temsilcileri davet etmesini “iki bağımsız siyasi partinin kararı” olarak görmektedir. Türkiye hükümetinin bir ihtimal “CHP üzerinden Suriye’ye bir açılımı” olarak yorumlamaktadır. Ancak Suriye hükümetinin, Türkiye’deki muhalefet-hükümet kavgasında taraf olması veya taraf yapılmasının söz konusu olmayacağını beyan etmektedir.

İsam Bey birçok anayasa komisyonlarında görev almış seçkin ve başarılı bir hukukçu. Siyaset bilimci Bessam Bey ve gazeteci-siyasetçi Halife beyi 20 senedir tanırım. Üçü de BAAS partili. Ancak, BAAS yönetiminin yanlış ve keyfi uygulamaları olduğunda tereddütsüz bu politikaları eleştirdiler. Ekranlardan partiyi istismar ve suiistimal eden yetkililere “ya parti ilkelerine ve ruhuna uygun davranın, partinin omurgasını oluşturan işçi, üretici, çiftçi, öğrenci, memur, esnaf ve en alttakilerin sesi ve vicdanı olun ya da istifa edin. O makamlar şahsi menfaatleriniz ve aile efradınıza hizmet etsin diye size emanet edilmedi” diyecek kadar da cesur yürekler. 2011 öncesi ve sonrasında Suriye-Türkiye dostluğunu önemsediler ve katkı sağladılar. 

2011 öncesinde Türkiye-Suriye arasında bina ettiğimiz dostluk köprüsünün inşasına destek verdiler. 2011 sonrasında AK Parti hükümetlerin Suriye’yi tahrip eden mahalli ve yabancı binlerce silahlı caniye verdiği açık desteği de en ağır bir dille eleştirdiler. Ancak kör Erdoğan nefreti üzerine siyaset yapmadılar. 15 Temmuz 2016 terör saldırısını, sokaklarda sevinç gösterisi yapan sivil ve asker, birçok partili, yetkili ve basın mensubunun aksine, ekranlardan eleştirmiş ve saldırının perde arkasını Suriye ve Arap âlemi ile paylaşmışlardır.

Bu yorumları Suriye sathında şok dalgası yaratmıştı. Bir müddet sonra haklı oldukları görülmüş ve Türkiye üzerine görüşleri Esad ve devlet erkânı tarafından daha muteber kabul edilmiştir. Her üç isim de Vatan Partisi ile yakın istişare ve görüşme içindedir. Dr. Bessam Aydınlık gazetesinde köşe yazarlığı yapmıştır. Dr. Halife, Enformasyon Bakanı yardımcılığı görevinde bulunmuş. Şam’da makamında Vatan Partisi heyetini ağırlamış, Ulusal Kanal ve Aydınlık gazetesine birçok mülakat vermiştir. Suriye Konferansına bu üç ismin görevlendirmiş olması isabetli olmuş. CHP’nin, muhalefet kanadından kimlerin davet edildiğini ve katılmaya onay verdiğini bilmiyoruz.

Bir Üçlü Suriye Zirvesini daha geride bıraktık. Erdoğan, Putin ve Ruhani görüşmesinde, “Suriye’nin toprak bütünlüğü, siyasi birliği, egemenliği ve BM’nin Suriye kararlarına saygı” vurgusu bir kez daha yapıldı. Şam zirvenin başarılı olması ve hayırlı neticelere vesile olması için gerekli adımları attı. Türkiye’nin sevabına önce İdlib’te tek taraflı ateşkes ilan etti. Ardından 14 Eylül 2019 öncesinde işlenen suçlar için Genel Af ilan etti.

Hemen sonrasında BM’ye mektup göndererek PKKYPG’nin kontrolünde olan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) örgütünü “bölücü terör örgütü” olarak vasıflandırdı. Suriye’yi işgal eden, yağmalayan ve bölmek isteyen ABD ve İsrail’in taşeron örgütü olarak mahkûm etti. Silahlarına bırakarak devlete teslim olmaları çağrısında bulundu. Aralarında başta Türkiye dünyanın birçok ülkesinden bu örgütün saflarına katılan teröristlerin işgal ettikleri Suriye topraklardan efendileriyle birlikte ülkeyi terk etmesini talep etti. Fırat boyunca Suriye Ordusu ile bölücü terör örgütü arasında çatışmalar çıktı.

Suriye devletinin BM’ye gönderdiği mektup BM sana diyorum Ankara sen anla mesajıdır. Bölücü terör örgütü ortak düşmanımız ise onu besleyen ve koruyanla değil Şam ile birlikte hareket et mesajıdır. Zirveye katılan tüm liderlere sizin öncülüğünüz veya başka ajandalarınız olabilir ancak Şam’ın bir tek hedefi var o da tüm Suriye üzerinde egemen devlet olmasıdır ve toprakları üzerinde hiçbir ameliyata izin vermeyeceğidir? Samimiyet testi ve ortaya koyacağınız tavır bundan başka bir ajandaya hizmet etmemelidir, bu hedef sizin için de en hayırlısıdır beyanı vardır.

Meşru Şam yönetimi yerine Washington ile müzakereler yapmanın, ortak devriyelerin mantığı nedir? Mesele ABD’nin samimiyetini test etmek ise Washington’un bu konudaki siciline bakmanın yeterli olacağı ifadesi vardır. Kerhen de olsa mecburiyetlerin tercihlere galebe geleceğini söyleriz. Solaklara, liboşlara, cahillere, kindarlara, haset ve fitne erbabı olanlara anlatamadık. Yaşam bunları her seferinde rezil kepaze etti hüsrana uğrattı ama ukala abidesi ve hinliklerinde ısrarcı oldular. Bilenin bilmeyene karşı savı olmaz. Tarih bizi bir kez daha haklı çıkardı.  

Suudi hanedanlığın en önemli petrol rafineleri yanıyor. Rafinelerde yanan ateş tüm Körfez Petro-dolar hanedanlıklarını yakabilir. Eski CIA Şefi ve ABD Dış İşleri Bakanı hava Pompası (Pompeo) Suudi Hanedanlığın para musluğunu yakan 20 üzerinde SİHA’nın Yemen’den gelmediğini İran’dan gönderildiğini iddia ediyor. Neyin nereden geldiğini anında ispat eden uydu görüntüleri var. İddiasına destek veren bir görüntü koyamadı. İran’a karşı bir savaş hazırlığı var. Tam bu esnada nerede zuhur edeceği kestirilemeyen İran devrim Muhafızları Kudüs Ordusu Komutanı Kasım Süleymani’nin gizlice Kuveyt’i ziyaret ettiği iddia edildi.

Bu ziyareti esnasında olası bir savaşta harekete geçecek hücrelerle görüştüğü haberleri tedavülde. Körfez ülkelerinde ciddi bir Şii nüfus ve siyasi- ekonomik nüfuzu var. Olası bir savaş İran’dan ziyade Körfez ülkelerini yakacak. Nerede başlayacağını biliyoruz ancak nerede duracağını Allah’tan başka bilemez. Körfez ülkelerinde hâkim hanedanlıklarda korku tavan yapmış. Sünni-Şii Millet, ABD, İsrail, Suudi ve Birleşik Arap Emirliklerinin (bunların kimler oldukları üzerine kaleme aldığım ‘zincirini koparmış boğalar’ yazımı lütfen tekrar okuyunuz) Körfezi cehennem ateşine mahkûm ettiklerini haykırıyor.

Trump, İran ile savaş isteyen Bolton’u görevden attı. İran krizini Suudi ineğini sağmak için istismar etti. Ancak yolun sonunda son karara zorlanıyor. Trump, ya Netanyahu’nun dan bu son seçim fırsatıyla kurtulacak, çok kutuplu yeni dünya düzenine razı olacak ya da Alem Son Saatini yaşayacak. Garipseyebilirsiniz ama bu Son Saatin gelmesini engelleyecek ilahi ve dünyevi çözüm Ankara-Şam birlikteliğidir. Yani Son Saat’in kaderi önce Allah’a ardından Erdoğan-Esad dostluğuna bağlı. Biliyorum Esad ve Erdoğan karşıtları için çok zor ve belki de mide bulandırıcı bir seçim önündeler. Ancak Son Saat âlemin üstünde oturduğu bombanın pimini tetiklemeden bu dostluğun bir an evvel olması için çaba gösterin. Sarhoşluktan sonra gelen ayıklık ile son pişmanlık fayda sağlamıyor. 

Share
492 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+10 = ?