ÜST REKLAM

logo

reklam
19 Ağustos 2016

CEZAEVLERİNDE BULUNANALARA MÜJDE!


Av. Ali Beyaz
deneme17@hotmail.com

Durumun önemi dolayısıyla gelecek haftayı beklemeyedim, işbu yazımda henüz dün yürürlüğe giren/değişen koşullu salıverilme hükümlerinden çok bunların cezalara nasıl yansıyacağını irdeledim.

– Kimler yararlanabilir?

– Bu düzenlemeden 2 grup yaralanabiliyor. İlki cezaevinde cezasını çekmekte olan mahkumlardan; cezasının yarısını “iyi halle” tamamlamış olanlar. (Eskiden bu oran 3’te 2’ydi.) İkincisi ise, cezasının bitimine 2 yıl veya daha az kalmış olanlar (Eskiden bu süre 1 yıldı.) Tabi cezaya konu suçların 1 Temmuz 2016 tarihinden önce işlenmiş olması gerekiyor.

– Her suç için geçerli mi?

– Tabiki değil. Teknik ve detaylı olmakla birlikte bazı suçlar kapsam dışında kalıyor.

– Ne yapmak gerekiyor?

– Kendisi veya avukatı vasıtasıyla durumu bulunduğu ceza infaz kurumu müdürlüğüne yazılı olarak bildirmesi gerekiyor. Kurumun hazırlayacağı “iyi hal”e ilişkin rapor doğrultusunda mahkeme kuvvetle muhtemel denetimli serbestlik dolayısıyla tahliye kararı veriyor.

– Kalıcı mı?

– Kalıcı değil. Kabaca izah edecek olursak, hükümlü cezaevinde geçirmesi gereken süreyi denetimli serbest olarak geçirecek. Bu süre içerisinde yeniden hapis cezasını gerektiren kasten işlenebilir bir suçtan dolayı hüküm giymesi halinde başı ağrıyacak. Ayrıca denetimli serbestlik şartlarını da cezası bitene kadar yerine getirmesi lazım. Misal park temizliği yükümlülüğü var denetimli serbestlik süresi boyunca, bunu yerine getirmemesi halinde de sıkıntılar yaşayacak.

Tabi bütün bunlar kaba taslak hazırlanmış bilgiler. 18 yaşından küçüklerin 18 yaşına kadar kaldıkları sürenin 2 ile çarpılıp hesaba katılmasından; birden fazla suçtan dolayı hükümlü olanların ne durumda olacaklarına ilişkin bayağı fazla detay mevcut. Zaten infaz rejimi başlı başına halktan kopuk ve varyasyonlu şekilde dizayn edilmiş durumda ne yazık ki.

Herkesin sevdiklerine kavuşması dileklerimle…

 

 

 

Share
685 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ZEYTİNİN TARİHÇESİ VE FAYDALARI

    08 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Zeytin, çok yönlü bir kültür bitkisi olarak, Anadolu mutfak kültüründe binlerce yıldan bu yana birçok alanda kullanılır. Anadolu’da yaşayan eski medeniyetler, zeytin ve zeytinyağını, dini kutsamalarda, nazardan korunmada, birçok hastalığın tedavisinde kullanırlardı. Tüm dinlerde zeytin, bereket, barış, akıl, uzun ömür ve olgunluk gibi simgesel anlamlar taşır. Zeytin ağacı, ağır büyüyen, fakat oldukça uzun yaşayan bir ağaçtır. Gövdesi çürümeye karşı çok dayanıklıdır. Üstelik de ömrünü tamamladığında köklerinden yeni bir ağaç filizlenmekt...
  • YEMEĞİN AZI KARAR ÇOĞU ZARAR

    01 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Hz. Muhammed’in şu sözünü hiç aklımızdan çıkarmayalım: “ sofradan tam doymadan kalkınız.” Bu sözün değerini sağlıkçılar daha iyi bilir. Yemek yemekten anladığımız, karnımızı doyurmak anlamında midemizi doldurmaktır. Midelerimizi bir çöp kutusu gibi dolduruyoruz. Doygunluğa ulaştığında yani tam doluluk sağlandığında “doydum” diyoruz. Maalesef bunu destekleyen diğer olgu ise lezzet adı altında damak tadı dediğimiz, yediklerimizin tatlı, ekşi, acı,tuzlu olmasının ön plana çıkmasıdır.M.Ö.106 –M.Ö.43 yılları arasında yaşamış ...
  • HUBRİS (KİBİR) SENDROMU HASTALIĞI

    24 Haziran 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler

    Genelde siyasetçilerde görülen bu hastalık “tanrısal ego” olarak da biliniyor. İlk kez, Psikiyatrist David Owen ve Jonathan Davidson tarafından dile getirilen bu sendrom, 2010 yılında tıp dünyasının önemli dergilerinden biri olan Brain’ de yayınlanmış. David Owen ve Jonathan Davidson’a göre  sendrom bir “güç zehirlenmesi”dir.  Diktatörler, “hubris Sendromu”na özel bir eğilim taşırlar.  Demokratik ülkelerde, tekrarlayan seçim zaferleri liderlerin Hubris Sendromu hastalığına yakalanma olasılığını arttırıyor. Bu has...
  • KAPİTALİST UYGARLIĞIN FELAKETLERİ

    17 Haziran 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Eğitimci - Sami ASLAN Karl Marks,19.yy’da kapitalizmin insanlığın başına getireceği felaketlerin farkındaydı. Marks, toplum yaşamının ekoloji merkezli olması gerektiğini düşünmüş, doğanın özgürleşmesini savunmuş ve insanın doğadaki güzellik yasalarını gereğince üretmesi gerektiğini savunmuştur. O günlerden doymak bilmeyen kapitalist üretimin, insan ile doğa arasındaki yabancılaşma ve çatışmayı had safhaya çıkaracağını görmüş, bu durumu tersine çevirmek için öncelikle insanlar arasındaki ilişkilerin doğru bir yöne dönüştürülmesi gerektiğini ...