ÜST REKLAM

logo

reklam

ÇANAKKALE SAVAŞLARININ BAŞLANGIÇ YILDÖNÜMÜ


Ümit Sağaltıcı
deneme01@hotmail.com

 

 

Çanakkale Deniz Savaşları’nın 102. Yılına ilişkin kutlamalar tarih belleğimizi bir kez daha yeniledi. Çanakkale Savaşı’na ilişkin hamaset (kahramanlık) sözlerini bir kenara bırakıp bugünümüze ışık tutan anlardan bir seçki yapmak istiyorum.

Emperyalist ülkeler Çanakkale’yi denizden geçemeyeceklerini anlayınca karadan geçmeyi denediler. Bunun için Avustralya ve yeni Zelanda askerlerinden oluşan büyük bir ordu kurdular, Gelibolu Yarımadası’na batı yakasından çıkarma yaptılar.

O sırada Mustafa Kemal, ana cephede değil, savaşın hemen gerisindeki yedek birliğin komutanıydı. Anzak askerleri bütün gücüyle karaya çıkıp ilerlerken bizimkiler bu güç dengesizliği karşısında geriye yöneldiler.

Mustafa Kemal, onları cephe gerisinde durdurup sordu:

-‘’Neden kaçıyorsunuz?’’

-‘’Düşmandan’’ cevabını aldı.

– ‘’Düşmandan kaçılmaz’’ dedi.

-‘’Mermimiz bitti’’ karşılığını aldı. Mustafa Kemal onlara ‘’ Mermi bittiyse süngü takın’’ emrini verdi.

Askerlerimiz yere yatıp süngü takınca Anzak askerleri durdular. Çok büyük bir güçle karşı karşıya olduklarını düşündüler.

Mustafa Kemal o anı yıllar sonra şöyle anlatır.

‘’Kazandığımız an o andır.’’

Böylesi mücadelelerde gerçek başarı, büyük bir güç dengesizliğini alt edip zafere ulaşmaktır.

Dünyanın kaderini değiştiren böylesi başarıya imza atan Mustafa Kemal, kısa sürede İstanbul’da ve Anadolu’nun öteki kentlerinde de adını duyurdu.

Tüm İstanbul Gazeteleri onunla röportaj yapmak için cephenin yolunu tuttu. Bu yola çıkanlardan Ruşen Eşref Ünaydın, Mustafa Kemal’in karargâh çadırına girişini şöyle anlatır:

‘’İçeri girdim, ilk dikkatimi çeken bir yükseltinin üzerindeki kitaptı. Balzac’ın bir romanıydı. Fransızcaydı.’’

Mustafa Kemal, okuduğu saptanan kitap sayısı 3 bin 997’dir. Yoğun olmayan bir uğraşla geçirdiği Sofya Askeri Ataşeliği günlerinde çok kitap okuduğu bilinir.

Mustafa Kemal, yaşamı boyunca ne yaptığı, neye ne kadar zaman ayırdığı listelense, onca mücadelenin, savaşların ortasında birinci sırayı büyük olasılıkla kitap okumak olmuştur.

Mustafa Kemal, Çanakkale Savaşı’nda kesin zafere ulaşılmasının ardından etrafındakilerle gelinen noktayı değerlendirirken şöyle der:

‘’Troya’nın da öcünü aldık…’’

Ayrıca , ‘’Çanakkale sadece bizim değil tüm mazlum milletlerin emperyalizme karşı ilk zaferidir.’’ Der Dr. Hikmet Kıvılcımlı.

Bir de dillerden düşürmediğimiz Türkümüz var hepimizin bildiği:

Çanakkale Türküsü, hikâyesi bir mektuptan kaynak almıştır. Mektubun sahibi ise, ‘Çanakkale Şanlı Tarihine Bir Bakış’ adlı kitabın yazarı Emrullah Nutku’nun kardeşi Seyfullah’tır.

Seyfullah 1903 yılında doğmuştur. Savaştan önceki dönemde Çanakkale Sultanisi adı verilen o dönemdeki Lisenin 1. Sınıf öğrencisidir. Seyfullah’hın mektubunun üzerinde 19 Eylül 1914 tarihi görülmektedir. Seyfullah bu mektubu Çanakkale’den annesine yazmıştır.

‘’Sevgili Anneciğim,

İki yıldır yaşadığımız bu hayat artık bitiyor. Sana ve aileme kavuşacağım için çok mutluyum.

Okulumuz artık hastane olacağı için bizi İstanbul’daki okullara göndereceklermiş. Öğretmenlerimizin büyük kısmı da askere gidiyor, üst dönemlerdeki ağabeylerimiz ise gönüllü olarak askere gideceklermiş. Türkçe öğretmenimiz bugün sınıfa geldi ancak çok durmadı, o da bize veda etti.

Giderken bize vakti geldiğinde vatana yapılan hizmetin okulda verilen hizmetten daha kutsal olduğunu söyledi.

Kısa zaman önce sokaklardan askerler geçmeye başladı.

‘’Çanakkale içinde Aynalı Çarşı,

Anne ben gidiyom düşmana karşı’’

türküsünü söyleyerek yürüyorlar. Kimileri at sırtında kimileri develerle yol alıyorlar. Top arabaları ve mekkareler de onlara eşlik ediyor. Savaş çıkacağını söylediler. İngiliz ve Fransız gemilerinin boğazda dolaştığını duyduk. Gemiler buraları vuracakmış, ancak yakında İstanbul’a gideceğimiz için ben bunları göremeyeceğim. Oysa görmek isterdim. Sonunda size kavuşacağımı biliyorum.

Babamın ve siz anneciğimin ellerinden öperim, kardeşlerime selam ederim.’’

Bu türkü bugüne kadar devrimciler tarafından hep söylenegelmiştir. Çünkü emperyalizme karşı verilen en büyük savaştır Çanakkale Savaşı. Aynı zamanda da yokluk içinde de olsa kararlılığın zalimleri nasıl durdurduğunun ve yendiğinin de destanıdır kuşkusuz. Bu savaş aynı zamanda da ortaya öyle bir komutan çıkardı ki, işte o komutan ülkenin yazgısını değiştirip Kurtuluş Savaşı’nı örgütledi, bir ülkenin topyekun emperyalizme karşı nasıl savaşıp başarı kazandığını gösterdi ve bütün mazlum dünya halklarına örnek oldu. İş bu nokta da kalmadı elbette, devamı geldi. Osmanlı İmparatorluğu yıkıldı yerine Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Bir başka deyişle Anadolu insanının yüzlerce yıllık uykusu son buldu, uyanışla birlikte yurttaş olma bilinci ülke genelinde kök saldı.

18 Mart Çanakkale Savaşı deyip geçmemek lazım. Bu savaş aynı zamanda da Bolşevik Devrimi’ne karşı emperyalistlerin kuşatma ve devrimi yok etme hayallerine de geçit vermedi.

18 Mart günü hepiniz tanıksınız ki birçok çevreler, Çanakkale Zaferi’nin birçok çevrelerce anması yapıldı. Bu anmalarda gördük ki, bilinmesinin istenmediği pek çok kare ya tümden silindi ya da silikleştirildi.

Bu kareler hiç kuşku yok ki, Mustafa Kemal’le ilgili bölümler oldu. Çünkü iktidarda öyle bir zihniyet var ki, bu zihniyet sözünü ettiğimiz karelerin hiçbirinde Mustafa Kemal’in görülmesini istemiyor. Hoş Mustafa Kemal’in olmadığı bir Çanakkale Zaferi nasıl olacaksa bunu da anlamak zor ya geldiğimiz nokta budur işte.

Çanakkale Zaferi ile ilgili söyleyeceğimiz pek çok şeyi saklı tutarak diyoruz ki, orada can veren atalarımızı anmak savaşta canlarını ortaya koyarak direnen Mustafa Kemal ve arkadaşlarını nesnel bir bakış açısıyla bugünlere taşımak bir görevdir diye düşünüyoruz.

Oysa bugün ülkenin içinde bulunduğu somut duruma baktığımız zaman iktidarın en tepesinde oturanlardan tutun da iktidar çevresinde kümelenmiş olanlara kadar bambaşka bir resim çizerek sözde Çanakkale Zaferi’ni sahipleniyor görünseler de, işin içyüzü hiç de öyle değildir. Bunlar gerçeklerden uzak, Çanakkale Zaferi’ne dinsel bir içerikle baktıkları için bu zaferin neden ve niçinlerini, bu savaşta dâhiyane bir kahramanlık göstererek sonucun alınmasını sağlayan özellikle de Mustafa Kemal’i yokmuş gibi görürler ve göstermeye çalışırlar.

Çünkü Çanakkale Zaferi gericilerin ve halk düşmanlarının emeği ile kazanılmış bir zafer değildir.

‘Yurtta Barış, Dünyada Barış’ sözü bunlar için kırmızıçizgi olmuş, kim yurtta barış, dünyada barış diyorsa onlar bu iktidar tarafından düşman sayılmıştır. Çünkü bu muhteremler, Osmanlı düşü gördükleri için ancak barış içerde ve dışarıda yok edilirse amaçlarına ulaşacaklarını düşünmüşlerdir. Üstelik bu sözün Mustafa Kemal’e ait olduğu da düşünülürse bunların kırmızı görmüş boğa gibi davranmalarının da anlaşılmayacak bir yanı yoktur.

Bir söz daha var Mustafa Kemal’e ait olan.

‘’SAVAŞ ZORUNLU KALINMADIKÇA BİR CİNAYETTİR.’’

Kuşkunuz olmasın ki, bu sözü Mustafa Kemal öylesine söylemiş birisi değildir. Mustafa Kemal ki, üç kıtada onlarca cephede savaşmış bir komutandır, savaşın korkunçluğunu bilecek kadar birikim ve vicdan sahibidir.

Emperyalizme ülkemizde ve bölgede geçit veren her kim ya da kimler olursa olsun halk düşmanıdırlar, insanlık düşmanıdırlar.

Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Çanakkale Savaşı’nda ( 1915- 1916) emeği geçen- can veren gazi kalan- tüm atalarımızı saygıyla anıyoruz.

Başta İngilizler olmak üzere tüm emperyalist odakların Anadolu Halklarını birbirine sokan siyasetlerini lanetliyoruz.

Ama söylemeden geçemeyeceğim bir şey var.

Cumartesi günü Çanakkale köprüsünün temeli atıldı. Takvimden özenle seçilen 18 Mart tarihi ile halkoylaması- referanduma 29 gün kala siyaseten bir taşla çok kuş vurduklarını sanıyorlar. Şehitleri Anma Günü’nün yıldönümünde, ‘’geçilmez’’ denilen Çanakkale, Başbakan’ın şakacı tabiriyle geçilmeye başlanacak. Bu ifade ölen yüzlerce şehide saygısızlıktır. Ayıptır ayıp!!!

Ümit Sağaltıcı

KAYNAK: Mustafa Balbay – TSİP Parti arşivi

Share
576 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TARAFSIZ BASINA FRANSIZ KALMAK

    29 Temmuz 2019 Dünya, Eğitim, Ekonomi, Emlak, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Otomotiv, Röportajlar, Sağlık, Siyaset, Spor, Teknoloji, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

    Halkımıza, İlçemiz kısa bir süre önce Evvel Temmuz etkinliklerine ev sahipliği yaptı. Gazetemiz, halkın haber alma hakkını mümkün mertebe engellemeyerek, (gazetemizin yayınının engellenmesine rağmen) çoğu etkinliği yeri geldi canlı çekim ile uluslararası alana taşıdı, yeri geldi matbuat üzerinden okurlarla buluşturdu. Takdir edersiniz ki ilçede Evvel Temmuz Festivalini destekleyenler olduğu gibi kimi vatandaşımız, kültürden uzak, kimileri de özünden saptırılmış olarak değerlendirdi. Biz Samandağ AYNA’sı olarak her türlü görüşü eşit...
  • ŞEKER BEYNİ DE BİTİRİYOR

    29 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Şeker ve trans yağlarla yüklü Amerikan diyetinin sadece fiziki sağlığı değil beynimizi de olumsuz etkilediği belirlendi. Oregon State Üniversitesi uzmanları tarafından fareler üzerinde gerçekleştirilen araştırma, şeker ve yağdan zengin diyetin bağırsak bakterilerini etkileyerek bilişsel esneklikte (cognitive flexibility) önemli kayıplara yol açtığını gösteriyor. Bilişsel esneklik, beynin iki farklı düşünceden diğerine geçme ve aynı anda iki farklı konuyu düşünme kabiliyeti olarak biliniyor. İnsanlarda bilişsel esneklik bozukluğu, ...
  • GELİN İNSANCIL DAVRANIP, EVRENSEL DÜŞÜNELİM

    29 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Uzun zamandır Samandağ’ın da olup bitenleri sessizce seyrediyorum. Seçimden önce "Samandağ sevdası" havası esiyordu ! Şimdi menfaat havası esiyor! Şimdi durumu bir değerlendirelim. Samandağ’ın da neler oldu ne oluyor ?Birileri seçimden önce eski yönetime karşı cephe aldı, dernekler kurdu, komiteler, toplantılar düzenledi ve halkı toplayıp, kimisi vefadan kimisi de Samandağ sevdasından bahsetti. Seçime kadar sürdü bu düzenlemeler. Projelerde sunuldu. Şimdi seçim gitti, Sevda ve vefa bitti. Çatışmalar, sataşmalar ve hakaretler ba...
  • MİHRİCAN EVVEL TEMMUZ YALANI

    24 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Asaf Hişmi Mihrican Bayramı Farsların her zaman kutladıkları dini bayramlarıdır. Fars güneş yılının yedinci ayı olan Mihir ayının 16. Gününe rastlar. Yedi gün devam eder Mihir ayının 21’de son bulur. Mihrican Bayramı gece ile gündüzün eşit olduğu (Sonbahar ekinosu, Miladi takvimin 21 Eylül’lüne denk gelir. Temmuz ise Miladi takvimin yedinci ayıdır. Evvel temmuz denilen tarih, Fransız devriminin kuruluş tarihidir. Yani 14 Temmuz 1789 tarihinde Faransız devriminin başlangıç tarihidir. Fransızlar bu günü Ulusal bayram olarak kutlarlar. Bu...