“BÜTÜN MUHALİFLERİNİZİ DÜŞMAN, TERÖRİST İLAN EDEREK NEREYE GİDEBİLİRSİNİZ?” - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

ankara escort

Şişlide Gece Hayatı

şişli escort

bahistapot.comekbonus.comlinkegit.com

sanal ofisweb tasarım ankaraistanbul travestileri
SON DAKİKA

“BÜTÜN MUHALİFLERİNİZİ DÜŞMAN, TERÖRİST İLAN EDEREK NEREYE GİDEBİLİRSİNİZ?”

Bu haber 20 Eylül 2016 - 23:19 'de eklendi ve 190 kez görüntülendi.

Emek Partisi (EMEP) Hatay İl Örgütü dün basın büromuza yolladığı yazılı açıklamada ‘Öğretmenime dokunma!’ dedi. İlçede ve ülke genelinde her duruma anında tepkisini ortaya koyan EMEP, ‘Özgürlük Eşitlik ve Demokrasi Mücadelesi Kazanacak!’ dedi.

EMEP’ten yapılan açıklamada, “15 Temmuz darbe girişiminin püskürtülmesinin ardından AKP hükümeti adeta karşı darbe için kolları sıvamış durumda. Darbe başarılı olsaydı ne yaşanacaksa beteri yaşanmaktadır.

Darbe sonrası OHAL ilan edildi. OHAL’in ilanıyla birlikte ülkede bir cadı avı başladı. FETÖ’cülerle mücadele adı altında ülkenin tüm muhalif kesimleri susturulmaya teslim alınmaya çalışılıyor. Bir biriyle zıt görüşte olanlar eş zamanlı görevden alınıyor. Ortak tek nokta ise AKP’ye muhalif olmaları..

logo-top

AKP hükümeti ülkede tüm kamu kurumlarında kitlesel bir kıyımı sürdürüyor. Başta KESK’e bağlı Eğitim-Sen üyesi 11 bin 285 eğitimcinin açığa alınması, barış bildirisinin imzacısı olan akademisyenlerin üniversitelerden uzaklaştırılması, açığa alınması, bölge belediyelerinde kayyım girişimleri, bu tasfiyenin boyutunu ortaya koyuyor. Diğer kurumlarda da bu kıyımların devam edeceğinin verileri var.

OHAL ve KHK’ler kamu emekçilerine, işçilere, emekçilere, aydınlara ve basına karşı uygulanmakta, mağduriyetlerin giderek genişleyeceğinin işaretlerini vermektedir.

Hukuk düzeni, parlamenter işleyiş ortadan kalkmış; karar alıcı Cumhurbaşkanı, uygulayıcı Bakanlar Kurulu ve valiler olmuştur. Bu gidişat tek adam tek parti diktatörlüğünün yollarını döşemektedir.

Kısacası AKP hükümeti tüm kurumlarda giriştiği kıyımlarla, tasfiyelerle devletin kurumlarında bir kadrolaşmayı hızlandırmaya devleti yeniden dizayn etmeye devam ediyor.

AKP hükümeti ülkemizin bütün emekçilerine, ezilenlerine, aydınlarına, yazarlarına, gazetecilerine, tüm muhalif kesimlere yönelik baskı ve saldırılarını sürdürmeye devam ediyor. “OHAL’i kendimiz için uygulayacağız, devlet içindeki FETÖ’cüleri temizleyeceğiz” diyen Başbakan’a, Cumhurbaşkanına soruyoruz: “Bütün muhaliflerinizi düşman, terörist ilan ederek nereye gidebilirsiniz?”

Binlerce insan işinden, ailesinden, özgürlüklerinden yoksun kalırken, valilere “yarışa girmeyin adil davranın” denebilmektedir. İnsanlar yargı kararı olmaksızın şüpheli konuma sokularak masumiyetini ispata zorlanmakta, “temize çıkmaları” komisyonlara havale edilmektedir.

Bir öğretmen okulda mevcut müfredat dışında ne anlatır ki. Bir gecede Hükümet hidayete mi erdi de on binlerce kamu emekçisinin terör örgütleriyle ilişkisi olduğuna karar verdi?

Devletçe hazırlanan kitaplar ortada, eğitim için belirlenen müfredat ortada. Öğretmenler bunun dışında ne yapmışlardır, ne anlatmışlardır. Farklı görüşlerinden ve düşüncelerinden, barış ve demokrasi istediklerinden dolayı göreve son verile bilinir mi? Peki nerde ifade özgürlüğü, nerede demokrasi?

Ders kitaplarını hazırlayanlar Hükümetin dün kol kola birlikte oldukları değil mi?

FETO’çular soruları çaldı diye bugün tepki gösteren Hükümet buradaki rolünü yok saydığı gibi çözüm olarak sınavları ortadan kaldırıyor sınav çalma zahmetine de girmeden istedikleri kişileri görevlendirmiş oluyor.

On binlerce öğretmenin görevden alındığı bir ülkede kim rahat nefes alabilir? Böyle bir ülkede hangimiz rahatça yaşayabiliriz? Bu ülkenin demokratik olduğunu hukuk devleti olduğunu kim iddia edebilir?

OHAL; Hükümeti eleştiren, muhalefet eden, hak arayan, sesini çıkarmaktan çekinmeyen herkesin bir torbaya doldurularak kitlesel olarak cezalandırılmasının, açlık ve işsizlikle terbiye edilmesinin; okulların, üniversitelerin, medyanın, siyasal iktidarın güdümüne sokulmasının aracı olmuştur. Toplumsal alanda çalışan, sermaye için değil, toplum için bilim yapan akademisyenler, barışı, laikliği, parasız eğitimi savunan eğitim emekçileri adeta tırpanla ot biçilir gibi tasfiye edilmektedirler.

“Bu suça ortak olmayacağız”, başlıklı metni imzalayan akademisyenlerden şimdilik 44’ünün üniversiteden uzaklaştırılması, dilbilimci Necmiye Alpay ve edebiyatçı-yazar Aslı Erdoğan’ın Özgür Gündem soruşturmasından tutuklanması, cezaevindeki tutuklu gazetecilerin sayısının 100’ü aşması, 15 Temmuz’dan sonra başlatılan cadı avının giderek daha geniş bir kapsama ulaştığını göstermektedir.

15 Temmuz darbe girişimi bugün artık tersine çevrilerek, artık demokrasinin kırıntısına tahammül edemeyen bir dikta rejimi yaratılmak isteniyor. Ne var ki, bu boşuna bir çabadır! Bu darbe, kaos ve despotik rejim ne kadar sürdürülebilir? Tarihteki örneklerinin ömrü ortadadır.

Yeni bir devlet inşası adına toplumun bütün değerlerinin, birikimlerinin yok edilmesi kabul edilemez. Böyle bir devlet ve kamu yönetimi yapısının despotik, çoğulcu olmayan, demokrasi ile bağdaşmayan, ötesinde kutuplaştırıcı ve gerginlikleri besleyen bir yapı olacağı açıktır

Partimiz; emekçilerin ve halkın kazanılmış haklarının gasp edilmesine sessiz kalmayacak, bunun için mücadele edecektir. Bu ülkenin işçi sınıfı, emekçileri ve aydınları şimdiye kadar çok büyük badireler atlattılar. AKP’nin yarattığı bu kâbusu da alt edecek, cadı avına son verecek bir güce sahiptirler.

Birlikte mücadeleye devam ettiğimiz sürece emeğimize, aklımıza, haklarımıza yönelik saldırıları geriletebiliriz. Başta sendikaları ve tüm emek örgütlerini, ilerici-demokrat güçleri, aydınları, yazarları eğitim ve bilim emekçilerine; veliler ve öğrencileri öğretmenlerine sahip çıkmaya, hak ihlallerini, açığa almaları, hukuksuz meslekten ihraçları durdurmak için mücadele etmeye çağırıyoruz!

Birleşe Birleşe Kazanacağız! Eğitim ve Bilim Emekçilerine Dokunma! KHK Kaldırılsın! Özgürlük Eşitlik ve Demokrasi Mücadelesi Kazanacak!”dendi.