BU ÇAR ÇUR ETTİĞİNİZ BİRİKİM BABANIZIN MALI DEĞİLDİR? - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

ankara escort

Şişlide Gece Hayatı

şişli escort

bahistapot.comekbonus.comlinkegit.com

SON DAKİKA

BU ÇAR ÇUR ETTİĞİNİZ BİRİKİM BABANIZIN MALI DEĞİLDİR?

Bu haber 17 Ekim 2016 - 9:48 'de eklendi ve 221 kez görüntülendi.

BU ÇAR ÇUR ETTİĞİNİZ BİRİKİM BABANIZIN MALI DEĞİLDİR?

Biliniz ki; Yerel halkın yönetime katılması bir belediye için vazgeçilmezdir. O kadar ki,  halk yönetimine katılmıyorsa “orada belediye yoktur” denebilir. Yani bir binanın ön cephesine “Belediye” yazmakla orası belediye olmaz! Halkın yönetimine katılmadığı bir kurum belediye adını hak etmez. Mevcut yönetime muhalefet olabilme durumu da halkın o belediyede yönetime aktif katılımının bir ifadesi olarak algılanmalıdır. Daha da ötesi, muhalifler o belediyenin yönetiminde olanlar kadar söz hakkına sahip olabilmelidir. Olamıyorlarsa kimse kimseyi kandırmasın o belediye dediğiniz yer belediye değil, herhangi bir şirkettir. Halk da o şirketin önünde sıraya girmiş müşteridir.

Hal böyle olunca şirket sahiplerinin halkın genelini düşünme sorumluluğu olmaz. Halk, alacağı hizmetin derdinde olsa da şirket sahipleri ne yapıp edip onların sırtından günlük hasılatlarını artırma derdinde olurlar. İlçenin kamu alanlarını talan eden, satan, bir zümrenin çıkarına sunan bir kurum kamu kurumu olamaz. Olsa olsa mütahit bir firma olur, şirket olur. Oda bir tek fakla, şirket sahibi şirketin giderini kendi parasından karşılarken bunlar kendi giderlerini de halkın sırtından karşılamaktadırlar.

SİZ DURUN DEMEDİKTEN SONRA DURMAYACAKLAR, YETİNMEYECEKLER, DOYMAYACAKLAR…

Bu gün belediyeyi keyfince yönetenlerin, partileriyle birlikte halkı koruyup kolladıkları, halka hizmet ettikleri kuyruklu bir yalandır. İçinde bulunduğunuz ilçenin durumu onların eseridir.  Partileri de onların evi, sığınağıdır. Kamu malına göz dikenlerin, özel şirketlere rant kapıları aralayanların, adaletle, kamuyla, hizmetle uzaktan yakından bir ilişkisi olamaz. Her kim ki halkın ortak malı olan kamu mülkünü satıp belirli bir zümreye çıkar sağlarsa, amasız, fakatsız, halkın malını çalmış olur. Halkın malını çalanden çar çur edenden de halkın yararına bir şey çıkmaz. Çünkü; insanoğlu var olduğundan beri bu ilçe de kamu adına her ne birikmişse bu ilçede yaşayan herkesin ortak değeridir, ortak malıdır. Bu birikimde; Sağlamın, sakatın, delinin, akıllının, çirkinin, güzelin, fakirin, yoksulun, yaşlının, gencin, kadının, erkeğin, çocuğun hatta hayvanın… Herkesin ama herkesin eşit payı vardır. Bu birikim kimsenin babasının malı değil! Bu ilçede yaşayan herkesin ortak malıdır. Değilse de olmalıdır! Bu birikimi hiç kimse imtiyazlı bir gurubun lehine kullanamaz. Kullananların yaptığı da hırsızlıktan başka bir şey olmaz. Şu an itibariyle halkın bu döngüdeki yeri, malını zengine kaptırmış ve yolunmuş tavuk olmaktan ibarettir.  Ne partilerin ne de belediye yönetiminin bu halka hizmet amacı yoktur. Bu şahısların ve ait oldukları partinin programında varsa yoksa halkın malını talan etmek vardır. Bunları yapanlarda ulu orta yerde halkın gözüne bakıp sırıtmaktadır, “hizmet yapıyoruz” diye yalan söylemektedir.

KAYBOLAN SADECE BU TOPLUMUN KAMUSAL ALANLARI DEĞİL, AYNI ZAMANDA AHLAKİ DEĞERLERİDİR.

Bir toplumda halkın malını haraç mezat satmanın utanılacak bir şey olması için, o toplumda o işi yapana dünyayı dar edecek ve hırsızlıktan utanacak birilerinin de olması gerekir. Haırsızın el üstünde tutulduğu ve hırsızlıktan utanacak kimselerin olmadığı bir yerde, hırsıza, “hırsızsın” demenin manası yok!  Yani öyle bir noktaya gelmiş bulunuyoruz ki toplum olarak utanmamız gereken şey bu ilçede birilerin hırısız olması değil. Bu yapılan hırsızlıkları utanılacak bir şey olarak gören insanların az olduğu noktadır. Toplumda hırsızlıkları övünç kaynağı olarak algılayan bir toplumsal algının oluşmuş olmasıdır. Bu algının topluma hakim olması toplum için bir felaket olmakla birlikte aynı zamanda kamu malını çalanlar için bulunmaz fırsatları da yaratmaktadır. Toplum bunlara “durun artık” demediği sürece  onlar asla durmayacaktır, asla doymayacaktır, asla yetinmeyecektir…

Toplum içinde azınlıkta kalmış bir gurup insan, bunlar hakında ne  yazarsanız yazsın, ne söylerse söylesin, boşuna… Ya mağdurun hakkını koruyup kollama mücadelesi bir toplumsal değer haline dönüşür, (ki bu da örgütlü bir toplum olmaktan geçer)  ya da bu toplum onların örgütlü iğrençliklerini  değer olarak kabullenip onlara benzeyerek tüm değer yargılarını yitirir. Toplum olarak hepiniz onların gölgesinde kaybolup gidersiniz.  En kısa sürede bu toplum, yolsuzluğu, eşitsizliği, adaletsizliği toplumsal bir ayıp olarak görüp yapanların karşısına dikilmezse yaşanacak olan ahlaksal bir tükeniş olacaktır.

İlçenin kamu alanlarını tüketenlere karşı Yerel basında ayda yılda bir çıkan, eleştirilere de onları pohpohlayan haberlere de pek takılmayın.  Yerel basın da onlarla ilgili çıkan eleştiriler bile olumsuzluğun bir boyutuna işaret etmektedir. O boyutu görmeye çalışın. Belediyede halk düşmanlığı ayda yılda bir yapılan bir şey değil,  her gün işlenen sistemli bir suç olarak karşımızda durmaktadır. O belediyede mevcut olan düzen, yalancıların düzenidir. Mağduru ezmenin, varlıklıyı kollamanın kural olduğu bir mekanda yılda bir yapılan kamu malı satışı haberlerine tepki vermek bile onların yaptığı usülsüzlüklere fayda sağlar. O haberler, her gün yaşanan ve onlar için kural olan “zengine rant sağlayan” uygulamaları ayda yılda bir yaşanan bir şeymiş gibi gösteriri ki bu da yanlışı yapanın, yanlışı ara sıra yaptığını göstermekten başka bir işe yaramaz. Belediyede halka düşmanlıktan başka bir şey üretmeyen politika rutindir ve her gün farklı bir alanda yapılmaktadır. Dolayısıyla ortda bir hata yoktur, sistemli bir işleyişi vardır. Bu sistemli işleyişte ayda yılda bir yapılacak eleştirilerle ıslah edilemez. Yapılması gereken alternatif bir örgütlenmeyle belediyedeki işleri günübirlik takip etmek ve kamu düşmanlarıyla yaka yakaya mücadele etmektir.

BU İLÇE, BU HALKIN MALI OLMAKTAN ÇIKMIŞTIR.

Hala ortalıkta “Bu ilçe bizim, bu belediye bizim” diye dolaşan birileri varsa bilsinler ki;  Bu ilçe artık siz üreten, çalışan insanların değildir. Dolayısıyla bu belediye de size hizmet eden bir kurum değildir.  Bu ilçe de yoksul halk kiracıdır.  Kirasını, su parasını, emlak vergisini, hatta hizmet parasını ödediğin müddetçe bu ilçede yaşayabilir. Bu ilçenin asıl sahibini kim olduğunu merak ederseniz caddelerin ismilerine bakmanız yeterlidir.

Üstelik bu ilçe o kadar sizin olmaktan çıkmış ki; bu ilçenin emekçiieri bu ilçenin sahibi olan ve her kaynağına göz dikmiş doymak bilmez şahısların mülkiyet hırsını karşılayacak kadar kaynak üretemez hale gelmiştir. Yani herkes çalışıp üretiyor ama bir gurup bezirganı doyuramıyor.

Su parası, emlak vergisi, temizlik parası vb. şeylerin dışında hizmet isteyen herkesten para istenmesi bu şahısların doymak bilmez iştahlarına mukabil gelişen bir soygundur. Siz bunları durdurmazsanız bunların duracağı, doyacağı yok! Bunlar durmadan da sizin bu ilçeye sahip olacağınız yok!

HALKIN MALININ ÇAR ÇUR EDENDEN KAHRAMAN ÜRETEMEZLER.

Söylencelerle gizlenmeye çalışılan bir talan var.

Talanı yapanın yakını, akrabası, menfaatdaşı vb. bir çok şahıs talanı yapanları kahraman olarak lanse etme çabaları var.

Paravan örgütlerde, sola ait önemli günlerde poz kesip soygunu talanı yalanla ve riyayla, sol bir maske ardına gizleme çabaları var. Bu şahısların sol adına poz kesmelerine olanak tanıyan örgütlenmeler var. Herşeyden önemlisi birilerinin bu halkı soyup soğana çevirenlerden  kahraman yaratma çabası var.

Robin Hood, eşitlik sevdasıyla muktedirden alıp yoksula verdiği için kahramandır.

Don Kişot, olmayacak hayaller peşinde koştuğu için…

Che Guvara, bakanlık gibi bir mevkiiyi bırakıp halkların eşitliği uğruna ölümü göze aldığı için kahramandır.

Halkın malına göz dikmiş zalimlerden kahraman çıktığı nerde görülmüştür? Kahramanlık duvarlara, reklam panolarına resim astırmaktan çok öte bir şeydir…

Halkının yolunu yaparken parke taşı bedelini halkın cebinden alan, çoluk çocuğun geleceğini, istikbalini parsel parsel satan, halkı yönetimden uzaklaştırıp belediyeyi muktedirlerin tekkesi yapan şahısları bu halkın nazarında kimler kahraman yapmaya çalışıyorsa, gelecekte onların kahramanlıklarına değil ayıplarına ortak olmaya hazır olsunlar.

Kısacası “Sosyalistler yalan söylemez yalan söyleyenler sosyalist olduklarını söylerler” deyimi bu insanları tarif etmek için biçilmiş kaftandır. Sol da solculuk da bunlar için alalade bir paravandır. Bunların sola, solcuya zarar veren bu halleri özelikle solcular, sosyalistler tarafından teşhir edilmelidirler.

SON OLARAK !

Ey özelleştirmelere, adaletsizliklere, eşitsizliklere karşı mücadele edenlere sağda solda etmedik küfür bırakmayanlar. Ey celladını alkışlamakla meşgul sefiller! İşin ucu size dokunduğunda   bu sözlerimi tekrarlamayı unutmayın olur mu?

Sığınacak dostlarımız vardı, namuslu insanlardan oluşan kalelerimiz. Bu toplumun vicdanı sayılacak yakınlarımız… Onları da biz kendi ellerimizle yıktık. Şimdi ne çekiyorsak bir dönem onlara sahip çıkamadığımız için çekiyoruz.

Ali Su