ÜST REKLAM

logo

reklam

BOZUK DÜZEN


Ümit Sağaltıcı
deneme01@hotmail.com

 

 

Gezme bu yollarda (basın olarak Ümit Sağaltıcı), çamurdur, çukurdur, taşlıdır, tozludur neyine lazım git başka yerlere. Bu konu çok su taşır, aile çocuk demek, anne demek, emek demek, yorgunluk, telaş, hastalık demek, endişe kaygı, gelecek demek, demokrasi demek, eşitlik özgürlük demek. Hak hukuk adalet demek.

Bu yolu, yani bu yazıyı yazma diyeniniz olacaktır. Gündem bu kadar yoğunken saat başı onca olaylar yaşanırken nerden çıktı bu ‘Bozuk Düzen’:

Kızın; bu kızınıza, kardeşinize, ablanıza, arkadaşınıza…

Ama bir dinleyin bakalım ne diyeceğim:

Kabul edin ki, kimimiz öteki dünyayı kazanamama korkusuyla, kimimiz bu dünya nimetlerini kaybetme korkusuyla yaşadığımız bu ilçeyi birbirimize dar etmeye çalışıyoruz. Oysa cesurca doğmaların, çağ dışı kalıplaşmış inançların yaşam biçimlerinin üzerlerine gitsek?

Giderken de bugünün biliminin, geçmişin bilinmeyen denilenlerin, araştırılarak, değiştirilerek günümüze kadar sürekli yenilenerek, geliştirerek oluştuğunu unutmasak.

Birbirimizi yargılamak yerine, farklılıklarımızla bütün olmanın yollarını tartışsak ve bulsak ne güzel olur değil mi?

Önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan zordur demiş ya Einstein…

Keşke bir kez olsun Samandağlı her insanla birlikte; tüm önyargıları parçalamaya gönüllü olsak…

Belki o zaman çocuklarımız, torunlarımız ‘’Ama neden?’’ sorularına muhatap olmazlar…

Biz ise bırakın önyargıları parçalamayı hoyratça harcıyoruz her şeyi…

Zamanımızı harcıyoruz; yerine koyamayacağımızı bildiğimizi halde. Sözlerimizi, kelimelerimizi harcıyoruz; karşımızdakini lime lime edercesine…

Nefesimizi harcıyoruz; neye yaradığını düşünmeden. Sevenlerimizi üzüyor; sevginin ne olduğunu bulmaya çalışırken.

Aşkı tüketiyoruz; aşkın her an bizde olmasını isterken…

Sağlığımızı tehdit eden her şeyi kullanıyoruz; katlettiğimizin kendi bedenimiz olduğunu fark etmeden…

Ve,

Sevgili okuyucular,

Üzüldüğümüzde, kızdığımızda en büyük tepkileri en yakınlarımıza gösteriyoruz; bizi koşulsuz sevdiklerini bildiğimizden…

Şefkat göstermeyi ayıp sanıyoruz; saçımızın okşanmasına, sevgi dolu bir kucaklaşmaya bu kadar hasretken.

Bilginin paylaşılarak çoğalacağını bildiğimiz halde, bizden fazla bilgi sahibi olana tahammül edemiyoruz; bizi küçümseyeceklerini düşündüğümüzden.

Koltuk, mevkii, unvan sahibi olduğumuzda kendimizi güçlü sanıyoruz; bu gücün gelip geçici olduğunu görmeden.

Mutsuz ve tatminsiz geçen bir hayat için kendi dışımızdaki herkesi suçluyoruz; aslında kendi yaptıklarımızla savaştığımızı fark etmeden.

Şimdi.

Yıllar önce yazlık bir site olan bizim Deniz Sitesi olan, günümüzde de sürekli sakinleri olan, yaz kış oturmayı tercih ettikleri Deniz Sitesi beldesinde geçer bu anlatacağım olay…

Her gün sabah yaptığı gibi ziyaretin yanın da derme çatma marketin önünde gazetesini alırken, diğer gazetelerin manşetlerine de göz atar genç kız, biraz uzağında bir arabanın durduğunu fark eder. Arabanın camı açılır ve beklemeye başlar içindeki kişiler.

Genç kız önce kendisine adres soracaklarını düşünür. Çünkü bu kişileri ve otomobili daha önce mahallesinde hiç görmemiştir.

Gazetesini eline aldığında arabadaki yaşlı adam camdan başını uzatarak sorar:

‘’Ne yazıyor aldığın o gazetenin başlığında?’’

Genç kız da yaşlı beyin merak edebileceğini düşünür ve manşeti aynen okur.

‘’Düzen bozulmasın’’

Bu söz üzerine yaşlı adam öfkeyle; ‘’Düzen zaten bozuk. Biz de bu düzeni değiştirmeye geldik.’’ der.

Genç kız daha şaşkınlığını üzerinden atamadan yaşlı adam o manşeti atan gazeteye bir küfür savurarak başını içeri çeker ve hızla hareket edip gözden kaybolurlar.

Samandağ’ın tarihinde hiç eksik olmamıştır, mahalle kabadayılarının tüm kasaba ya da şehir üzerinde korku saldığına dair hala günümüzde hikâyeler okumuş dinlemişizdir hepimiz.

Ancak bugün ki endişemiz bu kabadayıların kendi ellerimizle başımıza bela etmiş olmamızın acı gerçeğidir.

Bu tüm kadınların erkelerin gençlerin endişelenmesi gereken bir durumdur.

Sakın ola bu duruma münferit deyip geçmeyin. En büyük yangınların küçük küçük birden fazla yangının birleşmesinden çıktığını daima hatırlamak lazım.

Kazanımlarımızı, kimliğimizi, birlik ve bütünlüğümüzü elimizden almak isteyen gerek iç, gerekse dış güçler bu toplumun en kırılgan noktasında zıplıyorlar.

O nokta param parça edilip kırıldığında kendimizi geri dönülmez bir halde bulacağız.

Bu güzel yaşanası memleketin, bu köşesinde ahlaki ve evrensel değerlerle bir arada yaşamaya devam etmek için kırılma noktasına gelmeden silkinmek ve ataletten sıyrılmak zorundayız.

Belki de hepimizin bir kez daha Mustafa Kemal’in Gençliğe Hitabe’yi okuması ve anlaması lazım… Nedersiniz?

Ümit Sağaltıcı

Share
685 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DÜNYA YAŞAMI BÜYÜK TEHLİKEDE

    09 Aralık 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Yeni yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre küresel ısınma nedeniyle gezegenimizin(Dünya’mızın) “geri dönülemez” noktaya yaklaştığını gösteriyor.  Bilim insanları iklim krizinin vardığı boyutlar konusunda dünyanın birden çok taşma noktasını çoktan aştığı konusunda uyarı yaptı. Uyarıda iklim değişikliğinin dünyadaki yaşama varoluşsal bir tehdit oluşturmaya başladığı açıklandı. The Guardian’da yer alan habere göre, küresel ısınmanın buzulların erimesi ve ormanların yok olması gibi bazı etkileri durdur...
  • İNSAN VE TOPLUM

    02 Aralık 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    KAPİTALİST SİSTEMİ SAVUNANLAR OLAYLARA BURJUVA MANTIĞI İLE BAKARLAR. BURJUVA MANTIĞI, KİŞİYİ TOPLUM ÜZERİNE ÇIKARDIĞI İÇİN MEYDANA GELEN TÜM OLUMLU VEYA OLUMSUZLUKLAR ÜRETİM SİSTEMİNE DEĞİL, KİŞİLERİN YETERLİLİĞİNE VEYA YETERSİZLİĞİNE, İYİ NİYETİNE VEYA KÖTÜ NİYETİNE BAĞLANIR. İNSANIN TOPLUM YARATIĞI OLDUĞU GÖRÜLMEZ. OYSA İNSANA DAMGASINI VURAN TOPLUM, TOPLUMA DA DAMGASINI VURAN TOPLUMUN TEMELİ OLAN ÜRETİM SİSTEMİNİN YARATTIĞI EKONOMİK SİSTEMLERDİR. PUTİN RUSYA’DA DEĞİLDE AFRİKANIN BALTA GİRMEMİŞ ORMANLARINDA BİR KABİLEDE YAŞIYOR OLSAYDI,...
  • SİGARA İÇMEK YA DA İÇMEMEK

    13 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Eğitimci Sami ASLAN, hazırladı… Uzun yıllar sigara içtiği için akciğer kanseri riski zaten çok yüksek olan birinin “sigarayı bırakması” fazla bir şey ifade etmez. Sigarayı bıraktıktan ne 1-2 sene, ne de çok daha uzun seneler geçse bile kanseri riski asla “sıfırlanmaz”. Bu durumdaki hastaların bir kısmı KOAH’la ilgili öksürük, balgam, nefes darlığı şikâyetleri üzerine sigarayı bırakmış olabilirler. Sigaraya bağlı KOAH gelişen hastalarda akciğer kanseri riski, sigara içip de belirgin KOAH belirtileri olmayanlara nispeten çok daha yüksekti...
  • SİYASET DEĞİL ÜRETİM YAPIN!

    08 Kasım 2019 Ekonomi, Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Merhaba saygı değer okurlar. Arayı çok açtık, Bahar bitti kış geldi. Mevsimler geçte olsa değişti. Ama bu aralar, Mevsimlerden çok insanlar çabuk değişiyor. Cenazeye gittiğimiz zaman, üç günlük dünya, iyilik yapana, iyilikle anılana ne mutlu deriz. Veya şu üç günlük dünyada, bir karış topraktan başka ne alacağız ki deriz. İnsan ameli ile anılır deriz. Herkes İyilik Ve Ahiretten Dem Tutar! Ama hiç kimse bunu uygulamaz. Hiç birimiz! Herkes kendi menfaati doğrultusunda hareket eder. Kardeş, kardeşini, Baba Evladını, Evlat Baba Annesini ...