ÜST REKLAM

logo

reklam

BİZE SÖZÜ ÖZÜ ANLAŞILIR YÖNETİCİLER LAZIM!

 

Bugünde konuşmasam olmaz. Çalışan Gazeteciler gününün heyecanını yaşamam gerekirken tutuklu ve hatta öldürülen gazeteciler her anımda benimle. Saygı, sevgi ve rahmetle anıyorum hepsini bir bir. Hrant Dink’i,  Uğur Mumcu’yu ve daha sayamadıklarımı. Ne istemişlerdi onlar, hatırlayanınız var mı? Peki, bizi ayrıştıran kim? Gerçek Gazeteci, Basın Ahlak Yasasına Uyan Gazeteci, Dönemin Gazetesi vs, vs… diye diye! Peki, değerli gazeteci dostlarım biz bu ayrımın neresindeyiz?  

‘’İran’da neler oluyor’’ Amerika da Juri kararını bekleyen ‘’Halk Bankası müdürü’’  davası ne olacak? ‘’Rusya ile S400 füze anlaşması’’ nereye evrilecek?

Gerçekten ülkemizi biraz daha karanlığa itecek ve yıkım gücü belli olmayan bir depremin habercisi sorular. Komşumuz İran, kaynamaya başladı.

Mollaların sonu mu başımı bilinmiyor. Şii köktendinci 1979’dan bu yana yayıldıkça yayıldı.

Bizde ise: Ülke ekonomisi, yeni zenginler yaratırken, açlar ordusu, küme küme her yerde doluyken, siyasi iktidarın her şey tozpembe gibiymiş gibi, birbirinden çelişkili demeçler verilirken Ülkemizin ve ilçemizin selameti açısından tatmin edici bir cevap beklediğini biliyorum okuyucularımızın.

Komşu ülkelerde olanlar elbette ki bizi yakından ilgilendirir. Olup biten sadece, görünenler ve İran sokakları üzerinden yorumlanıyor. İran halkı kaderlerini başkalarının ‘’dış güçlerin’’ eline terk etmedikleri sürece, bu yaşanılan bu kaosu en zararla kapatacaktır.

Ülkemizde de dünyada da sorumluluk duygusu zayıfladığı zamanlar en çok şuursuz hareketlerin oluşmasına sebep olur ki, o kaos ortamında hiç kimse kendini bulamaz hale gelir.

En tehlikesi düşmanın bizim ortaya çıkardığımız zayıflığımızı keşfedip bizleri içten vurması, ülkenin kaderinde söz sahibi olmasıdır.

Buralardan dönüp Samandağ’a, ilçemize gelip otursak ve 10 yılın bir değerlendirmesini yapsak, zenginlerin çoğaldığı açların arttığını görürüz. Çok büyük bir işsiz eğitimli- eğitimsiz gençliği karşımızda görürüz.

Genç insanların yaşam güvencesi olmaması başlı başına bir kaos değil mi ki zaten.?

Oysa büyük bir sermaye grubu ilçemizde şimdilerde kanını emdiği yoksulların canını alacak neredeyse!

Arabasından evine, kıyafetinden tükettiği her şeyin en lüks, en pahalısını tüketen muktedirlerimiz. İşbirlikleri bittiğinde sisteme karşı, çıkarları buluştuğunda çıkar menfaat kardeşliği…

Adaletsizlik, hukuksuzluk, diğer istemlerden ne daha az önemli ne daha fazla ama hepsini listelemek imkânsız.

Gazetecilik deseniz ülke tarihinin en karanlık dönemini yaşarken ve bunu her gün hissederken; ilçemizde olsun, ülkemiz genelinde olsun çoktan pek çok gazeteciler, sistemin hukuksuzluk ve adaletsizliğinin yanında yer almak yarışındalar. Ve biz ibretle izliyoruz!

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun okul önlerinde uyuşturucu satıcıları için ‘’Beni ne kadar kınarlarsa kınasınlar, ne kadar eleştirirlerse eleştirsinler, o uyuşturucu satıcısının ayağını kırmak polisin görevidir’’ ifadesinin hiçbir sorunun çözülmesini sağalamayacağı gibi, asıl tehlike buna bel bağlayan mantık ve toplumsal kabullerdir, bu ülkedeki asıl sorun.

‘’Bazen arkasına dönüp bakması gerekir insanın, nerden geldiğini unutmaması için…’’Şems-i Tebriz

Ümit Sağaltıcı

 

Share
399 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+10 = ?